(5271 S. K. m. 206, 209, 214, 216, 280)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile istinaf başvurusunda bulunan sanığın istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
5271 sayılı CMK'nun 206, 209, 214, ve 216. maddeleri uyarınca, sanığın sorguya çekilmesinden sonra delillerin ortaya konulması, hükme esas alınacak delil niteliğindeki belgelerin, beyanların duruşmada ortaya konulup, anlatılıp okunması ve tartışılması gerektiği, aynı Kanunun 217/1. maddesinde mahkemece kararın ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırılabileceği ve bu delillerin hakimin vicdani kanaatiyle serbestçe takdir edileceği, yine aynı Kanunun 288/2. maddesinde ise bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanmasının hukuka aykırılık oluşturacağı hususları açıkça belirtilmiş olmakla;
Sanığın, katılanı telefon ile arayarak kendisini Cumhuriyet Savcısı olarak tanıttığı, bankada bulunan parasını çekmesini ve kendi vereceği PTT hesabına yatırmasını istediği, katılanın Z.. Bankasında bulunan 7.000 TL parasını çekerek sanığın bildirmiş olduğu PTT hesabına havale ettiği, böylelikle sanığın katılana karşı dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen somut olayda;
Sanığın savunmalarında, suçta kullanılan PTT hesabının kendisine ait olduğunu, suç tarihinde hesabına gelen parayı çekerek iş yeri arkadaşı S.... A...'a verdiğini, iş yeri arkadaşı S... A...'ın asker kaçağı olduğunu, hesaplarının sıkıntılı olduğunu, dayısından para geleceğini söyleyerek yardım etmesi hususunda kendisini ikna ettiğini, bu nedenle suç tarihinde PTT hesabına katılan tarafından gönderilen parayı çekerek S... A...'a verdiğini, gelen paranın dolandırıcılık yolu ile elde edildiğini bilmediğini belirterek suçlamayı reddettiği,
İlk derece mahkemesince dosyaya celbedilen ilam örneğine göre S.. A..akkında başka bir olaya ilişkin olarak yürütülen soruşturma sonucunda dolandırıcılık suçundan Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan 2016/256 Esas 2018/38 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılamada alınan savunmasında 12/08/2016 tarihinde mağdur C.. Ö.. tarafından sanık M... U.. hesabına gönderilen paranın çekilmesinde, A.. Ş.... isimli şahsın yönlendirmesi ile hareket ettiğini beyan etmiş olduğunun anlaşıldığı,
Yine kovuşturma aşamasında ilk derece mahkemesince yargılama devam ederken 30/10/2018 tarihli suç duyurusu ile S.. A...hakkında somut olayda mağdura karşı dolandırıcılık eylemi yönünden suç duyurusunda bulunulduğu, S.. A...'ın suç duyurusu üzerine soruşturma aşamasında şüpheli sıfatıyla alınan ifadesinin dosyaya celbedilerek hükme esas alındığı anlaşılmakla,
Maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde tespiti bakımından, öncelikle S... A.. hakkında yapılan suç duyurusu sonrasında kollukça şüpheli sıfatıyla alınan ifadesi ile yetinilmeyerek duruşmaya celbi ile olaya ilişkin tanık sıfatıyla beyanlarının tespit edilmesi, yapılan suç duyurusunun akıbeti araştırılarak soruşturma sonucunda takipsizlik kararı verilmesi halinde soruşturma evrakının bir örneğinin denetime olanak sağlayacak şekilde dosya arasına celbedilmesi, iddianame tanzim edilmesi halinde dava dosyalarının birleştirilmesi ile buna göre sanıkların hukuki durumlarının birlikte tayin ve takdiri ile sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
S... Ç...'in suçtan zarar görme ihtimaline binaen davaya katılmasına karar verilmesine karşın, gerekçeli karar başlığında şikayetçi olarak gösterilmesi,
Usul ve yasaya aykırı olup, sanık müdafinin istinaf başvurusu bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan ve ilk derecede Mahkemesindeki dava dosya ile Bölge Adliye Mahkemesindeki dava dosyası arasında birleştirme yapılabilmesi mümkün bulunmadığından, hükmün bu sebeplerle 24/10/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 27. maddesiyle 5271 sayılı CMK'nun 280. maddesinin 1. fıkrasına eklenen f bendi uyarınca BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
5271 sayılı CMK'nun 286/2. maddesi gereğince KESİN olmak üzere 23/01/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)