T.C. SAKARYA BAM 8. HUKUK DAİRESİ
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
8. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/27
KARAR NO: 2025/1
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/11/2024
NUMARASI: 2024/524 Esas 2024/581 Karar
DAVACI (istinaf eden):......
VEKİLİ :......
DAVALI :......
:......
VEKİLİ :......
DAVANIN KONUSU: 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
KARAR TARİHİ:06/01/2025
KARAR YAZIM TARİHİ:08/01/2025
Yukarıdaki esas ve karar numarası ayrıntılı olarak belirtilen İlk Derece Mahkeme'si kararının incelenmesi için istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya içeriğindeki tüm bilgi ve belgeler okunup, tetkik edilip heyetçe yapılan müzakerede, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı incelenerek aynı Kanun'un 353. maddesi gereğince duruşma yapılmaksızın yapılan inceleme sonunda gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı/alacaklı tarafından Kocaeli İcra Dairesi'nin 2024/38805 numaralı icra takip dosyası ile müvekkiline usule ve yasaya aykırı olarak haciz ihbarnamesi tebliğ edilerek dosyaya borçlu sıfatıyla kaydı yapıldığını ve müvekkili aleyhine icra takibine geçildiğini, şehirler arası şoförlük yapmakta olan müvekkilinin birinci haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği belirtilen tarih itibarıyla çalıştığı şirketteki görevi nedeniyle şehir dışında olduğundan hiç bir şekilde haciz ihbarnamesinden haberi olmadığını ve itiraz edemediğini, huzurdaki davayı ikame etmelerine sebep olan üçüncü haciz ihbarnamesi de müvekkilinin yine ilçe dışında bulunuyor olmasından dolayı usulsüz olarak muhtara teslim edildiğini, müvekkili usulsüz olarak tebliğ edilen haciz ihbarnamelerinden banka/kredi kartlarını kullanamaması neticesinde 16.09.2024 tarihinde haberdar olduğuu ve 20.09.2024 tarihinde Kocaeli 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2024/421 esas sayılı dosyası ile usulsüz tebligatların iptali talebiyle şikayet/dava yoluna başvurduğunu, dava tarihi itibarıyla derdest olan şikayet davasında birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerinin tebliğ işlemlerinin iptali kararı ihtimaline karşılık anılan dosyanın bekletici mesele yapılmasını talep etmekle beraber aynı davada müvekkilin üçüncü haciz ihbarnamesinden 16.09.2024 tarihinde muttali olduğu yönünde karar tesisi ihtimaline karşılık kanundaki sürelerin hak düşürücü süre olması ve müvekkilinin ileride telafisi imkansız zararlar ile karşı karşıya kalmaması adına iş bu davayı açtıklarını, davalı/alacaklı, takip konusu yaptığı alacağın bir takım senetlere dayanmakta olduğunu iddia ettiğini, takibin ve senetlerin asıl borçlusu ... kişi olduğunu, dosyadaki bir diğer borçlu ise senetlerde kefil sıfatıyla yer alan ... olduğunu, ...'ın müvekkilinin yeğeni, ... ise müvekkilinin oğlu olduğunu, müvekkilinin dava dışı takip borçluları bu kişilere ve takip alacaklısı olan davalıya hiç bir borcu bulunmadığını, bu nedenlerle dava dışı takip borçlularına ve davalı/alacaklıya borçlu olmadığının tespiti yapılmasını, davalının haksız ve kötüniyetli olarak icra takibi yapmış olması nedeniyle dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar talep ve dava etmiştir.
DOSYADA TOPLANAN DELİLLER:
Kocaeli İcra Dairesi'nin 2024/38805 esas sayılı dosyası.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARAR ÖZETİ:
Mahkemece; davanın HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle görev yönünden usulden reddine, görevli mahkemenin Kocaeli 6. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, kararın istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde 6100 sayılı HMK 21/1-c maddesi uyarınca mahkeme dosyası ile Kocaeli 6.Asliye Hukuk Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı bulunduğundan görev uyuşmazlığının çözümlenmesi için dosyanın Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi Başkanlığına gönderilmesine dair karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddia ve beyanlarını tekrarla, ilk derece mahkemeleri arasındaki görev uyuşmazlığının çözümlenmesi ve görevli mahkemenin belirlenerek dosyanın görevli mahkemeye gönderilip esastan görülmesine yönelik karar tesisi talebiyle istinafa başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu, yapılacak istinaf incelemesi neticesinde görevli mahkemenin Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna yönelik bir karar verilmesi halinde ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığına ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığına yönelik karar tesis edilerek ilk derece mahkemesinin 25.10.2024 tarihli tensip zaptı ve 30.10.2024 tarihinde tarafımıza tebliğ ettiği muhtıraya atıf yapılarak ortadan kaldırılmasını talep ettiklerini, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SEBEPLER:
Dava İİK’nun 89/III maddesine istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasıdır.
Dava Kocaeli 6.Asliye Hukuk Mahkemesine açılmış ve Kocaeli 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/337 Esas 2024/301 Karar sayılı ve 25.09.2024 tarihli ilamıyla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilerek dosyanın Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar vermiş ve bu kararın istinaf edilmeksizin kesinleşmesi üzerine dosya Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilerek Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/524 Esas sayısına kaydedilmiştir.
Kocaeli 2. Asliye Ticaret mahkemesince görevli mahkemenin Kocaeli 6. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan bahisle karşı görevsizlik kararı verilmiş, karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Hukuk mahkemelerinin hangileri olduğu ve bunların kuruluşu 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4 ve 5 inci maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2 nci maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci bendi Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır. Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 sayılı Kanun'un 5. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5 inci maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan Kanun'un 5. maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bir hukuki işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukuki işlemin veya fiilin olması gerekir.
Dava; İcra ve İflas Kanunu'nun 89/ 3. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; menfi tespit istemine ilişkindir. Somut olayda, ihbarnamenin gönderildiği takip, davalı alacaklı tarafından dava dışı borçluya karşı kambiyo senedine istinaden yapılmış bir takip ise de; yukarıda ayrıntıları ile belirtilen hususlar dahilinde uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olmadığı, davanın İİK'nın 89. maddesine dayalı menfi tespit davası olduğu, uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanmakta olan dava olduğu ve davacı ile davalı arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığı, yukarıda izah olunan ticari davalardan hiç bir kategoriye de girmediği, davanın ticari dava olmadığı da değerlendirilmekle nedeniyle görevli mahkemenin de asliye hukuk mahkemesi olduğu anlaşıldığından, uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmekle Asliye Ticaret mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi yerindedir.(Emsal Yargıtay 11.H.D 2023/5228 E.2023/6468 K)
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca davanın, TTK'nın 4 ve 5. maddeleri kapsamında "ticari dava" olarak nitelendirilemeyeceği ve davaya bakmanın Asliye Hukuk mahkemelerinin görevi kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Asliye Ticaret Mahkemesince bu husus gözetilerek, işin esasına girilmeden yazılı şekilde Asliye Hukuk Mahkemesi'ne karşı görevsizlik kararı verilmesi yerinde olup, davacının aksi yöndeki istinaf sebepleri dairemizce kabule değer görülmemiştir.
Bu itibarla; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre; kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacının yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
3-Dosyanın İstinaf Mahkemesine gönderilmesi amacıyla yapılan harç, posta masrafı ve tebligat giderlerinin istinaf kanun yoluna başvuran taraf üzerinde bırakılmasına,
4-İnceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-HMK'nın 333. maddesi gereğince kalan gider avansının yatıran tarafa geri verilmesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,
Dair, İİK 363/1, HMK 346 ve 352. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince alacağın miktarı itibariyle KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.06/01/2025
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır