Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2013-2-55 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 14-49/877-397
Karar Tarihi : 09.12.2014
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Kenan TÜRK (İkinci Başkan), Dr. Murat ÇETİNKAYA,
Reşit GÜRPINAR, Fevzi ÖZKAN, Doç. Dr. Tahir SARAÇ
B. RAPORTÖRLER : Burak SAĞLAM, Beyza AĞVAZ
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : Resen
D. HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILANLAR:
- Adataş Eğitim Hiz. Tic. ve San. A.Ş. (Adataş MTSK)
Orta Mahallesi Karaağaç Caddesi 675. Sokak No:1
Adapazarı/Sakarya
- Ayçam Sürücü Kursları Tic. Ltd. Şti. (Ayçam MTSK)
Karaağaç Caddesi Kılıçaslan İşhanı No:18/4
Adapazarı/Sakarya
- Özel Beşyıldız Motorlu Taşıtlar Sürücü Kursu Ltd. Şti. (Şimşek
MTSK)
Kavaklar Cad. Uzunoğlu İşhanı Kat:1 Adapazarı/Sakarya
- Kabaoğlu MTSK Ltd. Şti (Kabaoğlu MTSK)
Yenidoğan Mah. Bosna Cad. No:50 Adapazarı/Sakarya
- Özel Ada Aktif MTSK (Aktif MTSK)
Semerciler Mah. Çark Caddesi No:107 Adapazarı/Sakarya
- Özel AKD Eğitim Hizmetleri A.Ş. (Nisa MTSK)
Cumhuriyet Mah. Menekşe Sok. No: 38 Adapazarı/Sakarya
- Özel Akyazı Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Ltd. Şti (Akyazı
MTSK)
İnönü Mah. Hacıoğlu Sok. P.T.T. Karşısı Dönmez Apt. No:4
Akyazı/Sakarya
- Özel Başoğlu MTSK (Başoğlu MTSK)
Semerciler Mah. Milli Egemenlik Cad. No:53 Kat:1
Adapazarı/Sakarya
- Özel İmaj MTSK (İmaj MTSK)
Ömercikler Mah. Çarşı İçi No:3/1 Akyazı/Sakarya
14-49/877-397
2 / 33
- Özel İzgün Eğitim Hiz. ve Sür. Kur. Tur. İşl. Tic. Ltd. Şti. (Geyve
MTSK)
Cumhuriyet Meydanı Ulubey Sok. No:1 Kat:1-2-3
Geyve/Sakarya
- Özel Mais Eğitim Hizmetleri ve Tic. Ltd. Şti. (Nokta MTSK)
Cumhuriyet Meydanı Ulubey Sok. No:1 Kat:1-2-3
Geyve/Sakarya
- Özel Pamukova Akhisar MTSK (Pamukova Akhisar MTSK)
Elperek Mah. Ankara Cad. No:1 Kat:3 Pamukova/Sakarya
- Özel Pamukova MTSK (Pamukova MTSK)
Elperek Mah.Türk Ocağı Cad. No:19 Kat:1 Pamukova/Sakarya
- Özel Sakarya Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu (Sakarya MTSK)
Semerciler Mah. Çark Caddesi Sertoğlu Apt. No: 71 Kat 1
Adapazarı/Sakarya
- Özel Sem Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Ltd. Şti. (Sem MTSK)
Çark Caddesi Platin Han No:42 Kat:2 Adapazarı/Sakarya
- Özel Şahin MTSK Turizm ve İnşaat Ltd. Şti. (Şahin MTSK)
Cumhuriyet Mah. Şal Sok. No:42 Kat:3-4 Adapazarı /Sakarya
- Özel Taşkın Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu (Taşkın MTSK)
Semerciler Mah. Ali Necdet Güven Cad. No.77 Kat:2-3
Adapazarı/Sakarya
- Özel Yelkenci Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu (Yelkenci MTSK)
Cumhuriyet Alanı No: 19 Kat: 2-3-4 Hendek/Sakarya
- Sapanca Doğa Özel Eğitim Hiz. Tur. Taş. İnş. Gıda San. Dış
Tic. Ltd. Şti. (İpekyolu MTSK)
Başpınar Mah. 106. Sok. Şeref Kırval Pasajı Kat:2 No:5
Hendek/Sakarya
(1) E. DOSYA KONUSU Sakarya ilinde faaliyet gösteren sürücü kurslarının aralarında
anlaşarak kurs ücretlerini belirlediği iddiası.
(2) F. İDDİALARIN ÖZETİ: Rekabet Kurumu (Kurum) kayıtlarına 15.07.2013 tarih ve 4284
sayılı ile giren başvuruda özetle, Sakarya ilinde faaliyet gösteren motorlu taşıt sürücü
kurslarının aralarında anlaşarak fiyat belirlediği iddia edilmektedir. 2012/2 sayılı Rekabet
İhlallerine İlişkin Başvuru Usulüne Dair Tebliğ’in 5. maddesinde yer alan şekil şartlarını
taşımayan başvurudan hareketle yapılan telefon görüşmelerinde de destekleyici
bilgilerin alınması üzerine ilk inceleme raporu hazırlanmıştır.
(3) G. DOSYA EVRELERİ: Hazırlanan 03.10.2013 tarih ve 2013-2-55/İİ sayılı İlk İnceleme
Raporu, Rekabet Kurulunun (Kurul) 09.10.2013 tarihli toplantısında görüşülmüş ve 13-
57/810-M sayı ile Sakarya ilinde faaliyet gösteren sürücü kursları hakkında resen
önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir.
14-49/877-397
3 / 33
(4) Önaraştırma sonucunda hazırlanan 29.11.2013 tarih ve 2013-2-55/ÖA sayılı
Önaraştırma Raporu 19.12.2013 tarihli Kurul toplantısında görüşülmüş ve 13-71/958-M
sayı ile Sakarya İlinde faaliyet gösteren sürücü kurslarının 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesini ihlal edip etmediğinin tespitine yönelik olarak, Adataş Eğitim Hiz. Tic. ve San.
A.Ş. (Adataş MTSK), Ayçam Sürücü Kursları Tic. Ltd. Şti. (Ayçam MTSK), Özel Şahin
MTSK Turizm ve İnşaat Ltd. Şti. (Şahin MTSK), Özel Ada Aktif Motorlu Taşıt Sürücü
Kursu (Aktif MTSK), Özel Mais Eğitim Hizmetleri ve Tic. Ltd. Şti. (Nokta MTSK), Özel
Sakarya Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu (Sakarya MTSK), Özel Sem Motorlu Taşıt
Sürücüleri Kursu Ltd. Şti. (Sem MTSK), Özel Taşkın Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu
(Taşkın MTSK), Özel AKD Eğitim Hizmetleri A.Ş. (Nisa MTSK), Özel Başoğlu Motorlu
Taşıt Sürücüleri Kursu (Başoğlu MTSK), Beşyıldız Motorlu Taşıtlar Sürücüleri Kursu İşl.
Ltd. Şti. (Şimşek MTSK), Kabaoğlu Motorlu Taşıt Sürücü Kursu Ltd. Şti. (Kabaoğlu
MTSK), Özel Yelkenci Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu (Yelkenci MTSK), Özel Pamukova
Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu (Pamukova MTSK), Özel Akyazı Motorlu Taşıt
Sürücüleri Kursu Ltd. Şti. (Akyazı MTSK), Özel İzgün Eğitim Hiz. Ve Sür. Kur. Tur. İşl.
Ltd. Şti. (Geyve MTSK), Özel İmaj Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu (İmaj MTSK), ve
Sapanca Doğa Özel Eğitim Hiz. Tur. Taş. İnş. Gıda San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. (İpekyolu
MTSK) hakkında 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 41. maddesi
uyarınca soruşturma açılmasına karar verilmiştir. 22.01.2014 tarihli Kurul toplantısında
14-04/62-M sayı ile alınan karar üzerine Özel Pamukova Akhisar Motorlu Taşıt Sürücü
Kursu (Pamukova Akhisar MTSK) da soruşturma kapsamına dahil edilmiştir.
(5) Kurulun soruşturma açılmasına ilişkin kararının ardından, 4054 sayılı Kanun’un 43.
maddesinin ikinci fıkrası uyarınca taraflara soruşturma açıldığına dair bildirimde
bulunulmuş ve soruşturma bildirimi; Adataş MTSK, Ayçam MTSK, Şahin MTSK, Aktif
MTSK, Nokta MTSK, Sakarya MTSK, Sem MTSK, Taşkın MTSK, Nisa MTSK, Başoğlu
MTSK, Şimşek MTSK, Kabaoğlu MTSK, Yelkenci MTSK, Pamukova MTSK, Akyazı
MTSK, Geyve MTSK, İmaj MTSK, İpekyolu MTSK’ya 30.12.2013 tarih ve 14730 sayılı
yazı ile; Pamukova Akhisar MTSK’ya ise 31.01.2014 tarih ve 1302 sayılı yazı ile
yapılmıştır. Bildirimler Ayçam MTSK, Sem MTSK, Aktif MTSK, Pamukova MTSK, Şahin
MTSK tarafından 02.01.2014 tarihinde; Nokta MTSK, Adataş MTSK, Sakarya MTSK,
Taşkın MTSK, Kabaoğlu MTSK, İmaj MTSK, Başoğlu MTSK, Şimşek MTSK, Akyazı
MTSK, Geyve MTSK, Yelkenci MTSK tarafından 03.01.2014 tarihinde; İpekyolu MTSK
tarafından 07.01.2014 tarihinde, Nisa MTSK tarafından 15.01.2014, Pamukova Akhisar
MTSK tarafından ise 06.02.2014 tarihinde tebellüğ edilmiştir.
(6) Hakkında soruşturma açılan teşebbüslerden Pamukova MTSK 13.01.2014 tarih ve 291
sayı ile, Adataş MTSK 14.01.2014 tarih ve 319 sayı ile, Akyazı MTSK 21.01.2014 tarih
ve 455 sayı ile, Taşkın MTSK 21.01.2014 tarih ve 458 sayı ile, Yelkenci MTSK
22.01.2014 tarih ve 474 sayı ile, İmaj MTSK 22.01.2014 tarih ve 476 sayı ile, İpekyolu
MTSK 23.01.2014 tarih ve 491 sayı ile, Şimşek MTSK 27.01.2014 tarih ve 547 sayı ile,
Geyve MTSK 29.01.2014 tarih ve 572 sayı ile, Nokta MTSK 29.01.2014 tarih ve 573
sayı ile, Aktif MTSK 29.01.2014 tarih ve 582 sayı ile, Şahin MTSK 31.01.2014 tarih ve
643 sayı ile, Başoğlu MTSK 03.02.2014 tarih ve 681 sayı ile, Sakarya MTSK
06.02.2014 tarih ve 755 sayı ile, Nisa MTSK 11.02.2014 tarih ve 880 sayı ile, Pamukova
Akhisar MTSK 21.02.2014 tarih ve 1099 sayı ile ilk yazılı savunmasını kanuni süresi
içinde Kurum kayıtlarına intikal ettirmiştir.
(7) Sem MTSK 30.01.2014 tarih ve 620 sayılı yazısı, Ayçam MTSK 31.01.2014 tarih ve 640
sayılı yazısı, Kabaoğlu 03.02.2014 tarih ve 666 sayılı yazısı ve Nisa MTSK ise
06.02.2014 tarih ve 773 sayılı yazısı ile ilk yazılı savunma için tanınan sürenin bir ay
uzatılmasını talep etmiştir. Teşebbüslere, birinci yazılı savunma için süre uzatımının
14-49/877-397
4 / 33
Kanun’da öngörülmediğini, diğer taraftan Kanun’un 44. maddesi çerçevesinde
savunmaya konu olabilecek bilgi ve belgelerin soruşturma heyetince
değerlendirilebileceğini bildiren 07.02.2014 tarihli ve 1519 (Ayçam MTSK), 1521 (Sem
MTSK) ve 1524 (Kabaoğlu MTSK) sayılı cevabi yazılar gönderilmiştir. Anılan
teşebbüslerden Nisa MTSK süre uzatımı talebine rağmen yukarıda da belirtildiği üzere
ilk yazılı savunmasını kanuni süresi içinde Kurum kayıtlarına iletmiş, diğer
teşebbüslerden Kabaoğlu MTSK’nın savunması 20.02.2014 tarih ve 1074 sayılı, Sem
MTSK’nın savunması 28.02.2014 tarih ve 1257 sayılı ve Ayçam MTSK’nın savunması
ise 22.05.2014 tarih ve 2916 sayılı yazılar ile soruşturma süresi içerisinde fakat kanuni
süre geçtikten sonra Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
(8) Soruşturma Heyeti tarafından hazırlanan 19.06.2014 tarih ve 2013-2-055/SR sayılı
Soruşturma Raporu ve ekleri Kanun’un 45. maddesi uyarınca Kurul üyeleri ve taraflara
tebliğ edilmiştir. Soruşturma Raporu, İmaj MTSK, Ayçam MTSK, Geyve MTSK, Akyazı
MTSK, Yelkenci MTSK, Şimşek MTSK, Sakarya MTSK, Aktif MTSK, Adataş MTSK
tarafından 30.06.2014 tarihinde; Nokta MTSK, Pamukova MTSK, Kabaoğlu MTSK,
Başoğlu MTSK, Sem MTSK, Şahin MTSK, İpekyolu MTSK tarafından 01.07.2014
tarihinde; Taşkın MTSK tarafından 04.07.2014 tarihinde ve Nisa MTSK tarafından
22.07.2014 tarihinde tebellüğ edilmiştir.
(9) Nokta MTSK 23.07.2014 tarih ve 4301 sayılı yazısı ile yazılı savunma süresinin
uzatılmasını talep etmiştir. Kurul 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un
(4054 sayılı Kanun) 45. maddesinin 2. fıkrası çerçevesinde 07.08.2014 tarih ve 14-
26/547-M sayılı kararı ile Nokta MTSK’nın yazılı savunma süresinin normal süre
bitiminden itibaren 30 gün uzatılmasına karar vermiştir. Tarafların ikinci yazılı
savunmaları Adataş MTSK tarafından 22.07.2014 tarih ve 4220 sayı, Şahin MTSK
tarafından 24.07.2014 tarih ve 4276 sayı, Başoğlu MTSK tarafından 31.07.2014 tarih ve
4343 sayı, Taşkın MTSK tarafından 04.08.2014 tarih ve 4399 sayı ile kanuni süresi
içinde Kurum kayıtlarına intikal ettirilmiştir. Taraflardan Şimşek MTSK 04.08.2014 tarih
ve 4401 sayı, Aktif MTSK 07.08.2014 tarih ve 4474 sayı ve Sem MTSK 13.08.2014 tarih
ve 4584 sayı ile ikinci yazılı savunmasını gecikmeyle Kurum kayıtlarına ulaştırmıştır.
Öte yandan Sem MTSK’nın ikinci yazılı savunmasını 25.07.2014 tarihinde hazırladığı ve
kanuni süresi içinde postaya verdiği anlaşılmaktadır. Nisa MTSK, Ayçam MTSK,
Pamukova MTSK, Kabaoğlu MTSK, Sakarya MTSK, ek süre tanınmış olan Nokta
MTSK, soruşturma raporu kapsamında hakkında idari para cezası öngörülmeyen
Akyazı MTSK, İmaj MTSK, Yelkenci MTSK, Pamukova Akhisar MTSK, İpekyolu MTSK
ve Geyve MTSK ise 30 günlük kanuni süre içerisinde ikinci yazılı savunmalarını
Kurum’a sunmamıştır.
(10) Söz konusu savunmalara ilişkin hazırlanan Soruşturma Heyeti tarafından hazırlanan Ek
Görüş soruşturma taraflarınca 09.09.2014 ve 30.09.2014 tarihlerinde tebellüğ
edilmiştir1. Soruşturma taraflarınca gönderilen üçüncü yazılı savunmalar ve mali tablolar
19.09.2014 ile 31.10.2014 tarihleri arasında Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Adataş
MTSK, Sem MTSK ve Ayçam MTSK’nın talebi üzerine, 14.11.2014 tarih ve 14-43/791-
M sayılı Kurul kararı ile 09.12.2014 tarihinde sözlü savunma toplantısı yapılması
öngörülmüştür. Sözlü savunma toplantısı davet yazıları, 4054 sayılı Kanun'un 46.
maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilgililere gönderilmiştir. Sözlü savunma toplantısının
ertelenmesi talepleri ise Kurul’un 04.12.2014 tarih ve 14-48/867-M sayılı kararı ile
sunulan mazeretin makul olmaması nedeniyle reddedilmiştir.
(11) 09.12.2014 tarihinde yapılan sözlü savunma toplantısının ardından Kurul, 09.12.2014
tarihli toplantısında, 14-49/877-397 sayı ile nihai kararını vermiştir.
1 Ek Görüş Pamukova MTSK’ya tebliğ edilmemiştir.
14-49/877-397
5 / 33
(12) H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda,
- Sakarya Merkez’de sürücü adaylarına yönelik özel öğretim hizmetleri pazarında
faaliyet göstermekte olan Adataş Eğitim Hiz. Tic. ve San. A.Ş., Ayçam Sürücü
Kursları Tic. Ltd. Şti., Özel Şahin MTSK Turizm ve İnşaat Ltd. Şti., Özel Mais
Eğitim Hizmetleri ve Tic. Ltd. Şti., Özel AKD Eğitim Hizmetleri A.Ş., Özel Sem
Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Ltd. Şti., Beşyıldız Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu
Ltd. Şti., Kabaoğlu Motorlu Taşıt Sürücü Kursu Ltd. Şti., Özel Ada Aktif Motorlu
Taşıt Sürücü Kursu, Özel Sakarya Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu, Özel Taşkın
Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu ve Özel Başoğlu Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu
olmak üzere 12 sürücü kursunun, birlikte fiyat tespiti içeren 30.11.2011 tarihli
Protokol’ü akdetmek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettikleri, söz
konusu Protokolün birlikte fiyat tespiti içermesi nedeniyle “Rekabeti Sınırlayıcı
Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar İle Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması
Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik”te (Yönetmelik) yer alan
tanım çerçevesinde kartel olarak nitelendirilebileceği, söz konusu anlaşmanın
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan koşulları taşımaması nedeniyle
bireysel muafiyet alamayacağı,
- 30.11.2011 tarihli Protokol’e taraf yukarıda sayılan teşebbüslere 4054 sayılı
Kanun’un 16. maddesinin 3. fıkrası ve Yönetmelik uyarınca idari para cezası
uygulanması gerektiği,
- Söz konusu kartelin süresine ilişkin bir tespit yapılamadığından kartelin bir yıldan
kısa süreli olarak değerlendirilebileceği, söz konusu hususun ihlal nedeniyle
uygulanacak idari para cezasının tespitinde dikkate alınmasının uygun olacağı,
- Diğer yandan Özel Şahin MTSK Turizm ve İnşaat Ltd. Şti., Özel Sem Motorlu Taşıt
Sürücüleri Kursu Ltd. Şti. ve Özel Ada Aktif Motorlu Taşıt Sürücü Kursu’nun, 2013
Temmuz döneminde uygulanacak fiyatlara ilişkin bilgi değişimine gitmek yoluyla
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettikleri, söz konusu geleceğe yönelik fiyat
bilgisi değişiminin fiyat tespiti amacı taşıması itibarıyla kartel olarak
nitelendirilebileceği, söz konusu ihlal nedeniyle anılan teşebbüslere 4054 sayılı
Kanun’un 16. maddesinin 3. fıkrası ve Yönetmelik uyarınca ayrıca idari para
cezası uygulanması gerektiği,
- Soruşturma taraflarından çevre ilçelerde mukim Özel Akyazı Motorlu Taşıt
Sürücüleri Kursu Ltd. Şti, Özel İzgün Eğitim Hiz. Kur. Tur. İşl. Ltd. Şti., Sapanca
Doğa Özel Eğitim Hiz. Tur. Taş. Gıda San. ve Dış Tic. Ltd. Şti., Özel İmaj Motorlu
Taşıt Sürücüleri Kursu, Özel Yelkenci Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu, Özel
Pamukova Akhisar Motorlu Taşıt Sürücü Kursu’nun yukarıda yer verilen
anlaşmalara taraf olduklarına ve/veya anılan teşebbüsler tarafından rekabetin
sınırlandığına ilişkin ek bilgi ve belgeler elde edilemediğinden, Özel Pamukova
Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu’nun ise soruşturma konusuyla ilgisinin bulunmadığı
anlaşıldığından, anılan teşebbüsler hakkında herhangi bir idari para cezası
uygulanmasına yer olmadığı,
- Ortak gazete ilanı, ortak yıllık/saatlik ücret ilanı, fiyat broşürleri, vb. gibi, sektörün
denetimi ve gözetiminden sorumlu otoritenin geçmiş dönem uygulamaları ve
sektöre yönelik mevzuattan kaynaklanan rekabet açısından sakıncalı uygulamalar
bakımından ise, söz konusu uygulamalara bir an önce son verilmesi,
uygulamaların devamı halinde rekabet ihlali olarak nitelendirileceği ve idari para
cezasına tabii olacağı konusunda soruşturma taraflarının bilgilendirilmesinin yeterli
olacağı
ifade edilmiştir.
14-49/877-397
6 / 33
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Hakkında Soruşturma Yürütülen Teşebbüsler
(13) Soruşturma Sakarya ilinde faaliyet gösteren sürücü kurslarından Adataş MTSK, Ayçam
MTSK, Şahin MTSK, Aktif MTSK, Nokta MTSK, Sakarya MTSK, Sem MTSK, Taşkın
MTSK, Nisa MTSK, Başoğlu MTSK, Şimşek MTSK, Kabaoğlu MTSK, Yelkenci MTSK,
Pamukova MTSK, Akyazı MTSK, Geyve MTSK, İmaj MTSK, İpekyolu MTSK ve
Pamukova Akhisar MTSK hakkında açılmıştır. Adı geçen 19 teşebbüsten Nisa
MTSK’nın 26.07.2013 tarihli ve 1887753 sayılı Valilik Oluru ve İl Eğitim Denetmenlerinin
inceleme raporuyla kapatılmasının uygun görüldüğü öğrenilmiştir. Pamukova MTSK’nın
13.01.2014 tarih ve 291 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal eden birinci yazılı
savunmasından teşebbüsün soruşturmaya isim benzerliği nedeniyle dahil edildiği,
belgelerde adı geçen teşebbüsün Pamukova Akhisar MTSK olduğu anlaşılmıştır. Bu
nedenle Pamukova MTSK hakkında ilerleyen bölümlerde değerlendirmeye yer
verilmeyecektir.
I.2. İlgili Pazar
I.2.1. Motorlu Taşıt Sürücü Kursları Sektörüne İlişkin Bilgiler
(14) Motorlu taşıtlar sürücü kursları (MTSK), 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu
kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) denetiminde motorlu taşıt sürücüsü
yetiştirmek, yetişmiş olanlara imtihan sonucu sertifika vermek ve trafikle ilgili eğitim ve
öğretime ilişkin hizmetleri sunmakla görevli kuruluşlardır. 2918 sayılı Karayolları Trafik
Kanunu’nun 41/d maddesi uyarınca, ülkemiz sınırları içerisinde motorlu taşıt
kullanabilmek için sürücü adaylarının sürücü kurslarında eğitim alması ve eğitimden
sonra düzenlenen sınavları başarı ile geçmesi gerekmektedir.
(15) Diğer özel öğretim hizmetlerinden farklı olarak sürücü adaylarına yönelik özel öğretim
hizmetlerinin alınması sürücü adayları için yasal bir zorunluluk olduğundan, tüketicilerin
bu hizmeti almama yönünde bir seçenekleri bulunmamaktadır. Dolayısıyla, sektördeki
rekabet koşullarının tüketiciler açısından önemi büyüktür.
(16) Özel eğitim kurumu olarak nitelendirilen MTSK’lar, 2918 sayılı Karayolları Trafik
Kanunu, bu kanuna dayanılarak çıkarılan Karayolları Trafik Yönetmeliği, 5580 sayılı
Özel Öğretim Kurumları Kanunu ve bu kanuna dayanılarak hazırlanan MEB Özel
Öğretim Kurumları Yönetmeliği ile Motorlu Taşıt Sürücü Kursu Yönetmeliği’ne tabi
olarak faaliyet göstermektedirler.
I.2.2. İlgili Ürün Pazarı
(17) Sürücü ehliyeti almak isteyen bir kişi için, söz konusu sürücü kurslarında eğitim alınması
kanunen zorunlu olduğundan, kurslar tarafından verilen bu hizmetin herhangi bir
ikamesi bulunmamaktadır. Bu nedenle ilgili ürün pazarı “sürücü adaylarına yönelik özel
öğretim hizmetleri pazarı” olarak belirlenmiştir.
I.2.3. İlgili Coğrafi Pazar
(18) Dosya kapsamında ilgili coğrafi pazar “Sakarya ili merkezi” olarak belirlenmiştir.
I.3. Yapılan Tespitler ve Değerlendirmeler
I.3.1. Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
(19) Dosya kapsamında önaraştırma evresinde 19.11.2013 tarihinde Adataş MTSK, Aktif
MTSK, Ayçam MTSK, Şahin MTSK, 20.11.2013 tarihinde Nokta MTSK, Sakarya MTSK,
Sem MTSK’da yerinde inceleme yapılmıştır. Soruşturma evresinde ise 11.03.2014
tarihinde Başoğlu MTSK, Kabaoğlu MTSK, Şimşek MTSK, Taşkın MTSK, Sapanca
14-49/877-397
7 / 33
MTSK2 12.03.2014 tarihinde Akyazı MTSK, Geyve MTSK, İmaj MTSK, Pamukova
Akhisar MTSK, 13.03.2014 tarihinde İpekyolu MTSK ve Yelkenci MTSK’da raportörlerce
yerinde inceleme gerçekleştirilmiştir.
(20) Önaraştırma kapsamında yerinde inceleme yapılan teşebbüslerden Sem MTSK ve
Nokta MTSK’da “FİYAT PROTOKOLÜ” başlıklı, el yazısı ile hazırlanmış ve imzalanmış
bir belge elde edilmiştir. Söz konusu protokole aşağıda yer verilmektedir:
30.11.2011
Adapazarı – SAKVA
Sakarya Sürücü Kursları Birliği
FİYAT PROTOKOLÜ
B Sınıfı Kurs Ücreti: (…..)TL
E Sınıfı Kurs Ücreti: (…..) TL
A2 Sınıfı Kurs Ücreti: (…..) TL
Fark Sınıfları Ücreti: (…..) TL
Sınav Giderleri Toplamı: (…..) TL
Yukarıda belirtilen kurs ücreti ve sınav ücretlerinin altında kursiyer kaydı yapılmayacağını
kabul ve taahhüt ederiz. Uyamayan kurslara cezai müeyede uygulanır.
1. Adataş MTSK 9. Ayçam MTSK
(…..) (imza) (…..) (imza)
2. ADA Aktif MTSK(imza) 10. (…..)
(…..) Nokta MTSK (imza)
3. Taşkın MTSK 11. (…..)
(…..) (imza) ÖZEL Sakarya M.T.S.K (imza)
4. Sem SÜRÜCÜ KURSU 12. (…..).
(…..) (imza) ÖZEL Şahin MTSK (imza)
5. Özel Akademik Nisa MTSK
(…..) (imza)
6. Başoğlu Sürücü Kursu
(…..) (imza)
7. (…..) (imza)
Şimşek mtsk
8. Kabaoğlu M.T.S.K.
(…..) (imza)
(21) Anılan belgede farklı sertifika sınıflarına ilişkin sürücü eğitim ücretlerinin Sakarya
Merkez’de faaliyet gösteren 12 sürücü kursu tarafından birlikte belirlendiği ve belirtilen
ücretlerin altında kursiyer kaydı yapılmayacağının ve uymayan kurslara cezai müeyyide
uygulanmasının taahhüt altına alındığı görülmektedir.
(22) Yerinde incelemelerde ayrıca Sakarya ilinde faaliyet gösteren sürücü kursları arasındaki
rekabeti sınırlama çabalarına yönelik konuşma notları, ajanda notları, çeşitli fiyat ve
2 Doğa Özel Eğitim Hiz. Tur. Taş. İnş. Gıda San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. bünyesinde Sapanca’da faaliyet
gösteren sürücü kursudur.
14-49/877-397
8 / 33
kontenjan çalışmaları, broşürler ile e-postalar da elde edilmiştir. Dosya içeriğinde yer
alan bu belgelerin sadece yerinde inceleme yapılan teşebbüste elde edilen kişisel
notlardan oluştuğu anlaşılmıştır.
I.3.2.Savunmalar ve Değerlendirilmesi
I.3.2.1. Protokolün Maliyet Altında Kursiyer Kayıtlarından Kaynaklanan Ekonomik
Kayıpları En Aza İndirmek, Bu Durumdan Kaynaklanan Ekonomik Sıkıntıları
Gidermek, Eğitim Kalitesini Arttırmak Ve Sektörel Sorunlara Çözüm Üretmek Ve
Sürücü Kursları Arasındaki Haksız Rekabeti Önlemek Amacıyla Akdedildiği Ve
Amacının Rekabeti Kısıtlamak Olmadığı Yönündeki Savunmaların
Değerlendirilmesi
(23) Soruşturma taraflarından Şahin MTSK, Aktif MTSK, Şimşek MTSK, Kabaoğlu MTSK,
Nokta MTSK ve Taşkın MTSK tarafından yapılan savunmalarda yukarıdaki başlıkta
belirtilen hususların 30.11.2011 tarihli Protokol’ün akdedilme nedenleri olarak
sıralandığı görülmektedir.
(24) Kanun’un 4. maddesinde yer alan hükmün temel amacı, her bir teşebbüsün kendi ticari
politikalarını ve piyasadaki faaliyetlerini tek başına, bağımsız olarak belirlemesidir.
Rekabeti bozucu nitelikteki anlaşmaların varlığı halinde, teşebbüslerin bağımsız
davranışlarının yerini anlaşma taraflarının ortak çıkarlarına hizmet eden koordineli
davranışlar almaktadır. Bu tür anlaşmalar, serbest piyasa ekonomisinden elde edilmesi
beklenilen faydaları azaltarak kaynakların etkinsiz kullanılmasına ve serbest piyasa
sisteminin sağladığı refahın piyasadaki aktörlere hak etmedikleri oranda dağılmasına
yol açar. Diğer bir deyişle, bu tür anlaşmalara taraf olan teşebbüsler, normal rekabet
şartları içinde elde edemeyecekleri kârlara ulaşarak bu ekonomik faaliyetlerle yaratılan
refahın çoğunu kendilerine aktarma olanağına sahip olur ve serbest piyasa
ekonomisinin sağlıklı bir şekilde işlemesini engellerler. Bir başka deyişle kartel
anlaşmaları olarak nitelendirilen bu tür anlaşmalar sonucunda ortaya çıkan artı
değerden sadece kartel üyeleri yararlanmakta, kartel anlaşması sonucunda yükselen
fiyatlardan ise toplum zarar görmektedir.
(25) Teşebbüslerin, imzaladıkları anlaşmaya gerekçe olarak sundukları sektörel sorunlar,
ülkemizde sürücü kursları sektörünün sahip olduğu yapısal sorunların bir yansıması
niteliğindedir. Bununla birlikte sektörde sağlıksız rekabet ortamına yol açan söz konusu
sorunların, sektörde faaliyet gösteren teşebbüslerin rekabeti bozucu faaliyetleriyle değil,
sektörle ilgili otoritenin faaliyetleri ve etkin bir düzenleme ve denetim mekanizması ile
giderilmesi gerekmektedir. Bu sorunların soruşturmaya konu olayda görüldüğü gibi
sektörde faaliyet gösteren teşebbüslerce rekabetin kısıtlanmasına yol açan bir yöntemle
çözülmeye çalışılması durumunda, mevcut sorunlara ek olarak bir önceki paragrafta da
izah edildiği üzere toplumsal refah kaybına yol açmış olmaktadır. Dolayısıyla,
teşebbüslerin rekabeti bozucu uygulamalarına, kendilerince gördükleri sektörel birtakım
sorunları veya eğitim kalitesinin artırılması gibi birtakım gerekçeleri mazeret olarak
sunmalarının, 4054 sayılı Kanun kapsamındaki sorumluluklarını ortadan
kaldırmamaktadır. Öte yandan belirtilen söz konusu sektörel sorunların, objektif bir
değerlendirme sonucu belirlenip belirlenmediği de sorgulanabilecek bir husustur.
Nitekim, hiçbir teşebbüsün sürekli zarar ederek faaliyet gösteremeyeceği gerçeği
karşısında, belli bir sayıda kursiyere yönelik, maliyetler göz ardı edilerek yapılacak süreli
kampanyalar, bir yandan yerleşik ya da pazara yeni giren teşebbüsler açısından
kursiyer ve pazar payı kazanımı ve tanınırlık-bilinirlik sağlaması şeklinde; diğer yandan
da tüketiciler bakımından uygun fiyatlı hizmet alma şeklinde rekabetçi sonuçlar
doğurabilecek niteliktedir.
14-49/877-397
9 / 33
(26) Diğer yandan Şimşek MTSK’nın savunmasında, başlıkta yer verilen savunmalardan
hareketle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi lafzındaki amaç unsurunun (rekabeti
engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut
doğurabilecek nitelikte olan) gerçekleşmemiş olduğu ifade edilmektedir. 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesinin (a) bendinde mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının,
fiyatı oluşturan maliyet, kar gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit
edilmesi rekabeti engelleyici, bozucu ve kısıtlayıcı anlaşma olarak nitelendirilmiş ve bu
tür eylemlerin hukuka aykırı ve yasak olduğu belirtilmiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere,
30.11.2011 tarihli Fiyat Protokolünün temel amacı Sakarya ili merkezinde faaliyet
gösteren on iki sürücü kursu arasındaki fiyat rekabetinin sınırlandırılmasıdır. Bu
davranışın altına inilmeyecek bir fiyat tespiti ya da maliyet tespiti şeklinde gerçekleşmesi
söz konusu davranışın ihlal niteliğini değiştirmemektedir. Zira 4054 sayılı Kanun’un ilgili
maddesinde fiyat tespitinin yanı sıra maliyet, kar gibi unsurların birlikte belirlenmesi de
yasaklanmıştır. Bu bağlamda Şimşek MTSK’nın amaç unsurunun gerçekleşmediği
şeklindeki savunması kabul edilebilir nitelikte değildir.
(27) Son olarak teşebbüsler tarafından ileri sürülen haksız rekabet kavramı, rekabetin
dürüstlük kurallarına aykırı olarak veya aldatıcı davranışlarla bozulması demek olup, bu
kavramın değerlendirilmesi 4054 sayılı Kanun kapsamında yer almamaktadır. 6102
sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili maddelerinde düzenlenmiş bir husus olan haksız
rekabet kavramına yönelik sorunların, MEB’in MTSK’lara ilişkin mevzuatı ve Türk
Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekmektedir.
I.3.2.2. Yapılan Anlaşmanın ve Cezai Müeyyidenin Uygulanmadığı, Belirlenen
Fiyatların Tavsiye Niteliğinde Olduğu Yönündeki Savunmaların Değerlendirilmesi
(28) Şahin MTSK, Aktif MTSK, Şimşek MTSK, Nokta MTSK, Kabaoğlu MTSK, Sem MTSK
ve Taşkın MTSK’nın savunmaları incelendiğinde, 30.11.2011 tarihli Protokole ilişkin,
anılan Protokolün imzalanmakla beraber uygulanmadığı ve belgede yer alan cezai
müeyyidenin de uygulanmadığı ifade edilmektedir.
(29) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde düzenlenen ihlalin tespiti açısından, rakip
teşebbüsler arasında yapılan anlaşmada rekabeti bozucu amacın bulunması yeterli olup
söz konusu amacın tespit edilmesi halinde ayrıca rekabeti bozucu etkinin ve dolayısıyla
zararın ortaya konulmasına gerek yoktur. Ayrıca rekabet hukukunda fiyat ve satış
koşullarının belirlenmesine yönelik anlaşmalar per se ihlal olarak kabul edilmekte, bu tür
ihlallerin uygulanıp uygulanılmadığının mutlak tespiti gerekli görülmemektedir. Bu tür
yatay anlaşmalar bakımından fiyatların tavsiye niteliğinde olması da davranışın ihlal
niteliğini ve fiyat tespiti içerdiği gerçeğini değiştirmemektedir. Sakarya ili merkezinde
faaliyet gösteren on iki sürücü kursu tarafından imzalanan anlaşmanın bir amacının da
fiyat rekabetinin sınırlanmasıdır. Dolayısıyla bir an için soruşturmaya konu anlaşmaların
uygulanmadığı kabul edilse bile bu durumun, söz konusu davranışın ihlal niteliğini ve
teşebbüslerin 4054 sayılı Kanun kapsamındaki sorumluluğunu ortadan
kaldırmamaktadır. Nitekim Adıyaman LPG, Ege Çimento, İstanbul Ekmek,
PUİS/TABGİS, Yonga Levha I, Yonga Levha II, Ege Çimento II, Ege Hazır Beton,
Ankara Ekmek II, Bartın Otobüs, Manisa Kuyumcular, Şanlıurfa Kuyumcular gibi pek
çok Kurul kararında da rakip teşebbüsler arasında yapılan anlaşmada rekabeti bozucu
amacın bulunmasının yeterli olduğu ve söz konusu amacın tespit edilmesi halinde
ayrıca rekabeti bozucu etkinin ve dolayısıyla zararın ortaya konulmasına gerek
bulunmadığı hususu açıkça ifade edilmiştir.
(30) Rekabeti bozucu nitelikte olduğu tespit edilen bir anlaşmanın uygulanmasa dahi rekabet
ihlali olarak kabul edildiği gerçeği karşısında, söz konusu anlaşmada yer alan cezai
müeyyidelerin veya başka bir unsurun uygulanıp uygulanılmadığının ayrıca tespitine ise
gerek duyulmamaktadır.
14-49/877-397
10 / 33
I.3.2.3. İmzalanan Protokolün Bir Sözleşme Niteliğinde Olmadığı, Islak İmzalı
Olmayan Fotokopiden İbaret Bir Belge Olduğu ve Delil Teşkil Edemeyeceği,
Ayrıca Kendi Kurslarında Elde Edilmemiş Bir Belge Olduğu Yönündeki
Savunmaların Değerlendirilmesi
(31) Şahin MTSK ve Ayçam MTSK’nın savunmalarında 30.11.2011 tarihli Protokol’ün
tarafları bağlayıcı bir sözleşme niteliğinde olmadığı, Başoğlu MTSK ve Ayçam
MTSK’nın savunmalarında ise belgelerin fotokopi olduğu ve asıllarının bulunmadığı
yönündeki savunmalara yer verilmiştir. Başoğlu MTSK ayrıca ilgili Protokol’ün kendi
şirketlerinde elde edilen bir belge olmadığı savunmasında bulunmuştur.
(32) Belgelerin değerlendirilmesine geçmeden 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin
gerekçesinde; “Bu Kanunun amacı rekabetin korunması olduğuna göre, rekabeti
engelleyici, kısıtlayıcı veya bozucu teşebbüsler arası anlaşma ve uygulamaların
yasaklanması gerekir. Maddenin amacı bakımından anlaşma, hukuki şekil şartlarına
uymasa bile tarafların kendilerini bağlı hissettikleri her türlü uzlaşma ya da uyuşma
anlamında kullanılmıştır. Anlaşmanın yazılı veya sözlü olmasının önemi yoktur.”
denilmek suretiyle Türk Rekabet Hukuku’nda “anlaşma” kavramının Borçlar
Hukuku’ndaki “sözleşme” kavramından daha geniş bir kavram olduğuna dikkat
çekilmiştir. Kanun’un 4. maddesi anlamında bir anlaşmanın varlığı için teşebbüsler
arasında aynı yönde bir irade uyuşmasının varlığı yeterli olup söz konusu irade
uyuşması ile ortaya çıkan anlaşmanın taraflar açısından bağlayıcı olup olmaması
veyahut Sözleşmeler Hukuku çerçevesinde hukuki geçerliliğe sahip olup olmaması
4054 sayılı Kanun 4. maddesi kapsamında bir ihlalin tespiti bakımından önem arz
etmemektedir.
(33) Öte yandan Türkiye’de ve dünya genelinde rekabet otoritelerinin yargı makamlarınca
onaylanan uygulamalarıyla sabit olduğu üzere, rekabet hukuku kapsamında
anlaşmalarda imza, yazılı olma, teşebbüsü temsile yetkili bir kişi tarafından düzenlenme
veya imzalanma gibi şekil şartları aranmamaktadır. Bu tür unsurları barındırmayan
deliller bakımından önemli olan bu tür delillerde yer alan unsurlar ile maddi gerçekler ve
olgular arasındaki paralelliktir. Bu bağlamda belgelerin fotokopi olması ya da ıslak imzalı
olmaması söz konusu belgelerin delil niteliğine halel getirmemekte, mutlak olarak ıslak
imzalı ve asıl belgelere ulaşılması gerekli bulunmamaktadır. Diğer yandan yukarıda da
ifade edildiği üzere sözlü bir anlaşmanın dahi 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi
kapsamına girebileceği gerçeği karşısında, imzalı bir belgenin tüm sürücü kurslarında
elde edilmesi gibi bir şart da bulunmamaktadır. Bu bağlamda bu başlık altında yer alan
savunmaları kabul edilebilir nitelikte bulunmamıştır.
I.3.2.4. Protokolde İmzası Bulunan Şahsın Teşebbüsü Temsil Etmeye Yetkili
Olmadığına Yönelik Savunmaların Değerlendirilmesi
(34) Soruşturma taraflarından Adataş MTSK savunmasında, 30.11.2011 tarihli Protokolde
imzası bulunan (…..)’in şirketin kurucusu veya müdürü olmadığı, yetkisi olmayan bir
çalışanı olduğu ve imzasının kurslarını temsil etmediği ifade edilmekte; Başoğlu
MTSK’nın savunmasında ise benzer ifadeler belgede imzası bulunan (…..) için yer
almaktadır. Diğer yandan Ayçam MTSK adına savunmayı hazırlayan (…..) ise imzanın
tarafına ait olup olmadığını hatırlamadığını ifade etmiştir.
(35) Bir teşebbüsün 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde yasaklanan bir anlaşmaya taraf
olduğunun ileri sürülebilmesi için söz konusu anlaşmanın mutlak anlamda ilgili
teşebbüsün imzaya yetkili kişileri tarafından imzalanmış olması aranmamakta,
anlaşmaya taraf diğer teşebbüsler nezdinde teşebbüs iradesinin temsil edildiği
izleniminin yaratılması yeterli olmaktadır. Rekabet Hukuku açısından önemli olan husus,
14-49/877-397
11 / 33
ilgili teşebbüsün anılan anlaşmaya yönelik iradesinin herhangi bir yolla ortaya konulması
ve bu iradenin rakipler tarafından da anlaşılmasıdır.
(36) Başta kartel anlaşmaları olmak üzere rekabeti bozucu anlaşmaların açıkça hukuka
aykırı anlaşmalar olduğu ve bu tür anlaşmalara taraf olan teşebbüslerin söz konusu
anlaşmanın rekabet otoritesi tarafından tespit edilmesi halinde karşı karşıya kalacakları
yaptırımı dikkate alarak gerek anlaşmanın oluşturulması aşamasında gerekse
uygulanması aşamasında ilgili anlaşmanın teşebbüsleriyle ilişkilendirilmesinin önüne
geçebilmek için her türlü tedbir ve önlemi alabilecekleri açıktır. Teşebbüslerin
alabileceği bu tür tedbirler arasında anlaşmaların ve ilgili senetlerin teşebbüsler adına
ve fakat söz konusu teşebbüsleri hukuken temsile yetkili olmayan veya teşebbüsler ile
hukuki bir bağı bulunmayan kişiler tarafından imza altına alınmasının da bulunabileceği
kabul edilmelidir. Bu tür bir durum karşısında rekabeti bozucu bir anlaşmanın ispatı için
mutlak anlamda teşebbüsü temsile yetkili kişilerin imzalarının aranmasının rakip
teşebbüsler arasında yapılan rekabeti bozucu anlaşmaların Rekabet Hukuku
kapsamında tespitini ve teşebbüslerin bu anlaşmalardan caydırılmasına yönelik yaptırım
uygulanması imkânını fiilen ortadan kaldıracağı açıktır.
(37) Başoğlu MTSK’da yapılan yerinde inceleme sonrasında (…..) babası olduğu öğrenilmiş
ve tutanak altına alınmıştır. Dolayısıyla şirketi temsilen imza yetkisine sahip (…..) ile
Protokol’de imzası bulunan (…..) bağlantısız kişiler olmayıp aralarında ailesel bağlar
bulunmaktadır. Söz konusu husus rekabet hukukunda ekonomik bütünlük kavramına
yönelik bakış açısıyla değerlendirildiğinde, ekonomik bütünlük kavramı bakımından
rekabet hukukunda geçerli ailesel bağlar ve çıkar birliği kavramlarının Volkan Başoğlu
ve Mahmut Başoğlu arasındaki ilişkiler bakımından da geçerli olduğu söylenebilecektir.
(38) Öte yandan Adataş MTSK’nın savunmasında yer alan Protokolde imzası bulunan
(…..)’in şirketlerinin bir çalışanı olduğu yönündeki ifadelerin, Protokoldeki imza sahibi ile
şirket arasında işveren-çalışan şeklinde bir hukuki bağ bulunduğunu gösterdiği
değerlendirilmektedir.
(39) Son olarak Protokol’de imzası bulunan Ayçam MTSK yetkilisi (…..)’ın imzanın tarafına
ait olup olmadığını hatırlamadığına yönelik savunmasının ise kabul edilebilir ve
değerlendirilebilir nitelikte bulunmamıştır. Bununla birlikte soruşturma döneminde
Ayçam MTSK tarafından Kuruma intikal ettirilen yazılarda yer alan (…..)’a ait imza ile
Protokol’deki imza karşılaştırıldığında imzaların büyük oranda benzeştiği görülmektedir.
I.3.2.5. Yapılan Anlaşmanın Hukuka Aykırı Olduğunun Bilinmediği, Belgenin
Rekabet Mevzuatından Habersizce İmzalanmış Olduğu Yönündeki Savunmaların
Değerlendirilmesi
(40) Nokta MTSK, Şahin MTSK ve Kabaoğlu MTSK’nın savunmalarında yapılan anlaşmanın
bir rekabet ihlali olduğu bilinmeden, Rekabet Kurumundan ve rekabet mevzuatından
habersizce akdedildiğini ifade etmişlerdir.
(41) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi hükmü rekabeti bozucu anlaşmaları yasaklayan
emredici bir hüküm olup, yapılan anlaşmaların hukuka aykırı olduğunun bilinmemesi
teşebbüslerin 4054 sayılı Kanun kapsamındaki sorumluluklarını ortadan
kaldırmamaktadır.
14-49/877-397
12 / 33
I.3.2.6. Kurs Ücretlerinin Yakın Geçmişte Her Yıl İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü
Başkanlığı’nda Yapılan Toplantılarda MEB’in Yönlendirmeleri ve Bilgisi Dahilinde
Belirlendiği, Toplantılarda Belirlenen Ücretlerin Tavsiye Niteliğinde Olduğu, Fiyat
Broşürlerinde Yer Alan Şablonların Bu Dönemden Kalma Olduğu Yönündeki
Savunmaların Değerlendirilmesi
(42) Soruşturma taraflarından Şahin MTSK, Aktif MTSK, Nokta MTSK, Adataş MTSK ve
Başoğlu MTSK’nın savunmasında kurs ücretlerinin yakın geçmişe kadar her yıl İlçe Milli
Eğitim Şube Müdürü başkanlığında yapılan toplantılarda, dolayısıyla sektörün denetim
ve gözetiminden sorumlu otoritenin bilgisi dahilinde belirlendiği, bu toplantılarda
kendilerine tek fiyat uygulamalarının telkin edildiği ve sürücü kurslarının yıllık kurs
ücretlerini bu toplantılar doğrultusunda belirlediği ifade edilmiştir. Savunmalarda ayrıca
söz konusu toplantılarda belirlenen ücretlerin tavsiye niteliğinde olduğuna yönelik
ifadeler yer almaktadır. Yine bu grup savunmalar altında, fiyat broşürlerinde yer alan
“Sakarya Sürücü Kursları Fiyat Tarifesi” şeklindeki genel başlıkların ücretlerin birlikte
belirlendiği bu toplantılardan kalma bir şablon olduğu ve bazı sürücü kursları tarafından
halen sadece eğitim dönemi ve fiyat bilgileri değiştirilerek kullanıldığı belirtilmiştir.
(43) Yukarıda yer alan savunma başlıkları esasen, birlikte fiyat tespitini içermesi nedeniyle,
amacı mal ve hizmet piyasalarında rekabetin korunması olan rekabet mevzuatı
kapsamında rekabet ihlali olarak değerlendirilebilecek niteliktedir. Her ne kadar söz
konusu savunmalarda söz konusu davranışların sektörün denetiminden ve
gözetiminden sorumlu otorite olan MEB’in bilgisi dahilinde ve yönlendirmeleriyle
gerçekleştiği ifade edilmiş ise de diğer yandan mal ve hizmet piyasalarında rekabetin
korunması ile görevli otorite Rekabet Kurumudur ve ilgili mevzuatta aksi belirtilmemiş
ise sektöre yönelik başka bir otoritenin varlığı Rekabet Kurumunun bu yöndeki
görevlerini ifa etmesi bakımından bir engel teşkil etmemektedir.
(44) Bununla birlikte mevcut karar kapsamında söz konusu rekabet ihlali olarak
değerlendirilebilecek davranışlar bakımından, sektörün denetiminden sorumlu otoritenin
geçmiş uygulamaları ve sektöre yönelik mevzuattaki belirsizlik ve değişikler ile bu
değişikliklere sürücü kurslarının uyum sürecindeki gecikmeler dikkate alınmış ve bu
bağlamda gazetelere verilen ortak ilanlar, MEB’e iletilen saatlik ve toplam azami ücretler
ve fiyat broşürleri bakımından, sektöre yönelik geçmiş Kurul kararlarındaki yaklaşım da
göz önünde bulundurularak, teşebbüslerin savunmaları cezanın takdirinde dikkate
alınmıştır.
I.3.2.7. Kursların Maliyetlerinin ve Verilen Eğitimin Aynı Olması Nedeniyle Kurs
Fiyatlarının da Birbirine Yakın Hatta Aynı Olmasının Beklenen Bir Durum Olduğu
Yönündeki Savunmaların Değerlendirilmesi
(45) Şahin MTSK, Aktif MTSK ve Nokta MTSK’nın savunmalarında yukarıdaki başlık altında
özetlenen maliyet-fiyat benzerliği savunmasına yer verildiği görülmektedir.
(46) Öncelikle mevcut kararda sürücü kurslarının birlikte hareket ederek fiyat belirlemeleri
nedeniyle 4054 sayılı Kanun’u ihlal ettikleri sonucuna ulaşılmış olup, teşebbüslerin
fiyatlarının birbirine yakın/aynı olması nedeniyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal
ettikleri tespiti yapılmamıştır. Öte yandan tüm maliyet kalemlerinin (bina kirası, araçlar,
personel, vb.) tüm sürücü kurslarında birbirine yakın/aynı olduğu yönündeki
savunmaların da gerçekçi olmadığı değerlendirilmiştir. Gerek eğitim verilen binaların
fiziki durumları gerekse araçların kalite farklılıkları gibi durumlar sürücü kurslarının
maliyetlerinde de farklılıklar oluşturabilecek niteliktedir. Nitekim söz konusu fiziki durum
ve araçlardaki kalite farklılıkları Ayçam MTSK’nın savunmasında da dile getirilmiştir. Bu
bağlamda teşebbüslerin savunmaları kabul edilebilir nitelikte bulunmamıştır.
14-49/877-397
13 / 33
I.3.2.8. Fiyatların Yüksek Olmasının Daha Kaliteli Eğitim Verilmesinden
Kaynaklandığı Yönündeki Savunmaların Değerlendirilmesi
(47) Sakarya MTSK’nın savunmasında fiyatlarının diğer kurslara göre daha yüksek
olmasının daha kaliteli eğitim vermelerinden kaynaklandığı belirtilmektedir.
(48) Mevcut kararda rekabetin sınırlanıp sınırlanmadığına yönelik tespitler fiyatların yüksek
olup olmadığına göre değil, teşebbüslerin iradelerinin birbirinden bağımsız kararları
yerine ortaklaşa kararlar ile belirlenip belirlenmediğine göre yapılmıştır.
Değerlendirmede belgelerin incelenmesi ve fiyat hareketlerinin bu birlikteliği destekleyip
desteklemediği dikkate alınmıştır. Dolayısıyla Sakarya MTSK’nın söz konusu
savunması kabul edilebilir nitelikte değildir.
I.3.2.9. Yapılan Yerinde İncelemelerde Sürücü Kurslarından Fatura Ve Sair
Belgelerin İstenmediği, Alınmadığı Yönündeki Savunmaların Değerlendirilmesi
(49) Ayçam MTSK’nın savunmasında yapılan yerinde incelemede fatura ve sair belgelerin
kendilerinden istenmediği, faturaların incelenmesi durumunda sürücü kurslarının
rekabeti bozucu bir anlaşma/uyumlu eylem içinde olmadığının görüleceği
belirtilmektedir.
(50) Öncelikle, gerek önaraştırma döneminde gerekse soruşturma döneminde soruşturma
taraflarından kursiyer-ücret listeleri ve fatura örnekleri talep edilmiştir. Öte yandan, bir
soruşturma sürecinde teşebbüslerin rekabeti sınırlayıcı davranışlar içinde bulunup
bulunmadığının tespiti bakımından fiyatların mutlak analizine ihtiyaç duyulmamakta,
eldeki belgeler bu tespit için yeterli ise teşebbüslerden fiyat bilgilerinin ya da
faturalarının istenmesine de gerek bulunmamaktadır. Kaldı ki daha önceki bölümlerde
de ifade edildiği üzere, rekabeti sınırlayıcı davranışın/anlaşmanın belgelerle tespiti
halinde, bu anlaşmaların rekabet ihlali olarak değerlendirilmesi için söz konusu
anlaşmaların/davranışların fiiliyatta uygulanmış olma şartı da aranmamaktadır.
Dolayısıyla Ayçam MTSK’nın anılan savunmasının gerçeği yansıtmadığı gibi, kabul
edilebilecek nitelikte bir savunma da olmadığı kanaatine varılmıştır.
I.3.2.10. Sakarya’nın Çevre İllere Olan Yakınlığı Dikkate Alındığında Sakarya’daki
Sürücü Kurslarının Anlaşmasının Mümkün Olmadığı Yönündeki Savunmaların
Değerlendirilmesi
(51) Ayçam MTSK’nın savunmasında Sakarya’nın çevre illere olan yakınlığı dikkate
alındığında Sakarya’da faaliyet gösteren sürücü kurslarının anlaşmasının mümkün
olmadığı değerlendirmesine yer verilmektedir.
(52) Sakarya’da ikamet eden tüketicilerin bir başka il veya ilçeye sürücü kursu hizmeti almak
için gitmesinin, bu tüketicilere gerek zaman gerekse maddi açıdan ilave bir maliyet
getireceği açıktır. Söz konusu ilave maliyetler aynı zamanda tüketicileri bu maliyetlere
katlanmaktan alıkoyabilecek niteliktedir. Bu bağlamda herhangi bir il ile bu ile komşu
illerin, sürücü adaylarına yönelik özel öğretim hizmetleri bakımından, birbirine coğrafi
bağlamda tam bir ikame olduğunu söylemek güçtür.
(53) Sakarya ili merkezinde faaliyet gösteren sürücü kurslarının rekabeti sınırlayıcı
davranışları dikkate alındığında, söz konusu savunma kabul edilebilir nitelikte olmadığı
gibi savunmada belirtilen durumun aynı zamanda, yarattığı ilave maliyetler nedeniyle,
potansiyel bir kartelin tüketicilere verdiği zararın göstergesi olduğu
değerlendirilmektedir.
I.3.2.11. ‘Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem Ve Kararlar İle Hâkim
Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin
Yönetmelik’te (Yönetmelik) Yer Alan Kartel Tanımına Göre Protokol’ün Fiiliyatta
14-49/877-397
14 / 33
Uygulanmaması Sebebiyle Sadece İmzalanmış Olmasından Hareketle Kartel
Olarak Nitelendirilemeyeceği Yönündeki Savunmaların Değerlendirilmesi.
(54) Esasen yukarıda anılan Protokol’ün fiiliyatta uygulanmaması savunması ile aynı başlık
altında değerlendirilebilecek olan söz konusu savunma ile ilgili öncelikle belirtilmesi
gereken, anılan Yönetmelik’te kartelin “fiyat tespiti, müşterilerin sağlayıcıların bölgelerin
ya da ticaret kanallarının paylaşılması, arz miktarının kısıtlanması veya kotalar konması,
ihalelerde danışıklı hareket konularında rakipler arasında gerçekleşen rekabeti
sınırlayıcı anlaşma ve/veya uyumlu eylemler” olarak tanımlandığıdır. 30.11.2011 tarihli
Protokol içeriği söz konusu tanım çerçevesinde incelendiğinde bir fiyat tespiti içermesi
ve rakipler arasında gerçekleşen rekabeti sınırlayıcı bir anlaşma olması hasebiyle kartel
tanımına uygunluk göstermektedir. Söz konusu tanımda rakipler arasında rekabeti
sınırlayıcı anlaşmanın fiiliyatta uygulanıp uygulan(a)madığı hususuna değinilmediği
görülmektedir. Diğer yandan 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde sadece belirli bir mal
veya hizmet piyasasında rekabeti sınırlayıcı etki doğuran değil doğurabilecek nitelikte
olan teşebbüsler arası anlaşmaların da hukuka aykırı olduğu belirtilmektedir. Dolayısıyla
bu bakımdan da Aktif MTSK ve Şahin MTSK’nın 30.11.2011 tarihli Protokol’ün bir kartel
anlaşması olarak nitelendirilemeyeceği yönündeki savunma kabul edilebilir nitelikte
bulunmamıştır.
I.3.3. Gerekçe ve Hukuki Dayanak
I.3.3.1. 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 5. Maddeleri Bağlamında Değerlendirme
(55) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde “Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan
veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu
etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu
eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır”
hükmüne yer verilerek amacı veya etkisi rekabeti engelleme, sınırlama veya bozma
olan teşebbüsler arası anlaşmalara, uyumlu eylemlere ve teşebbüs birliklerinin
kararlarına karşı genel bir yasaklama getirilmiş, aynı maddenin (a) bendinde ise; “Mal
veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kar gibi unsurlar ile
her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi” ihlal örnekleri arasında sayılmıştır.
(56) Kanun’un 4. maddesinde yer alan hükmün temel amacı, her bir teşebbüsün kendi ticari
politikalarını ve piyasadaki faaliyetlerini tek başına, bağımsız olarak belirlemesidir.
Rekabeti bozucu nitelikteki anlaşmaların varlığı halinde, teşebbüslerin bağımsız
davranışlarının yerini anlaşma taraflarının ortak çıkarlarına hizmet eden koordineli
davranışlar almaktadır. Bu tür anlaşmalar, serbest piyasa ekonomisinden elde edilmesi
beklenilen faydaları azaltarak kaynakların etkinsiz kullanılmasına ve serbest piyasa
sisteminin sağladığı refahın piyasadaki aktörlere hak etmedikleri oranda dağılmasına
yol açar. Diğer bir deyişle, bu tür anlaşmalara taraf olan teşebbüsler, normal rekabet
şartları içinde elde edemeyecekleri kârlara ulaşarak bu ekonomik faaliyetlerle yaratılan
refahın çoğunu kendilerine aktarma olanağına sahip olur ve serbest piyasa
ekonomisinin sağlıklı bir şekilde işlemesini engellerler.
(57) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin gerekçesinde; “Bu Kanunun amacı rekabetin
korunması olduğuna göre, rekabeti engelleyici, kısıtlayıcı veya bozucu teşebbüsler arası
anlaşma ve uygulamaların yasaklanması gerekir. Maddenin amacı bakımından
anlaşma, hukuki şekil şartlarına uymasa bile tarafların kendilerini bağlı hissettikleri her
türlü uzlaşma ya da uyuşma anlamında kullanılmıştır. Anlaşmanın yazılı veya sözlü
olmasının önemi yoktur.” denilmek suretiyle Türk Rekabet Hukuku’nda “anlaşma”
kavramının borçlar hukukundaki “sözleşme” kavramından daha geniş bir kavram
olduğuna dikkat çekilmiştir. 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi anlamında bir anlaşmanın
varlığı için teşebbüsler arasında aynı yönde bir irade uyuşmasının bulunması yeterlidir.
14-49/877-397
15 / 33
(58) Yerinde incelemeler sırasında öne çıkan belge Nokta MTSK’da ve ayrıca Sem MTSK’da
elde edilen birincil delil niteliğindeki 30.11.2011 tarihli “Sakarya Sürücü Kursları Birliği
Fiyat Protokolü” başlıklı imzalı ve tarihli belgedir. Anılan belgede farklı sertifika
sınıflarına ilişkin sürücü eğitim ücretlerinin Sakarya ili merkezinde faaliyet gösteren on
iki sürücü kursu tarafından birlikte belirlendiği ve belirtilen ücretlerin altında kursiyer
kaydı yapılmayacağının ve uymayan kurslara cezai müeyyide uygulanmasının taahhüt
altına alındığı görülmektedir. Söz konusu Fiyat Protokolü’nde Adataş MTSK, Aktif
MTSK, Taşkın MTSK, Sem MTSK, Nisa MTSK, Başoğlu MTSK, Şimşek MTSK,
Kabaoğlu MTSK, Ayçam MTSK, Nokta MTSK, Sakarya MTSK ve Şahin MTSK’nın
yetkililerinin imzaları bulunmaktadır.
(59) 30.11.2011 tarihli Fiyat Protokolü’nde Sakarya ili merkezinde faaliyet gösteren on iki
sürücü kursunun farklı sertifika sınıflarına ilişkin sürücü eğitim ücretlerini birlikte
belirleyerek anılan hükmü ihlal ettiği görülmektedir. Belgenin anılan içeriği, tarihli ve
imzalı bir belge oluşu itibarıyla açık bir rekabeti sınırlayıcı anlaşma ve rekabet ihlali
niteliğinde olduğu kanaatine varılmıştır.
(60) Söz konusu Fiyat Protokolüne ilişkin savunmalarda genel olarak anılan Protokolün
teşebbüslerin büyük bir bölümü tarafından kabul edildiği ve fakat rekabeti sınırlamaktan
ziyade maliyet altında kursiyer kaydının ve bundan kaynaklanan maddi sıkıntıların
önlenmesi amacıyla imzalandığı savunmasına yer verildiği görülmektedir. Teşebbüsler
ayrıca söz konusu Protokolün fiiliyatta uygulanmadığını belirtmiştir. Öncelikle ilk
savunmayla ilgili olarak, sürücü kurslarının kendilerince gördükleri sektörel sorunları
rekabetin kısıtlanmasına yol açan bir yöntemle çözmeye çalışması durumunda, mevcut
sorunlara ek olarak toplumsal refah kaybına yol açan ayrı bir sorun daha yaratılmış
olmaktadır. Dolayısıyla, maliyet altında kursiyer kaydı ve maddi sıkıntıları rekabeti
bozucu uygulamalar için geçerli bir gerekçe değildir ve teşebbüslerin 4054 sayılı Kanun
kapsamındaki sorumluluklarını ortadan kaldırmamaktadır. Kaldı ki belli bir sayıda
kursiyere yönelik maliyetler göz ardı edilerek yapılacak süreli kampanyalar hem yerleşik
hem de pazara yeni giriş yapmış teşebbüsler tarafından kursiyer ve pazar payı
kazanımı, bilinirlik sağlaması gibi etkileri bakımından rekabetçi sonuçlar da
doğurabilecektir.
(61) Öte yandan, anılan Protokolün uygulanmadığına yönelik savunmalar bakımından,
rekabet hukuku fiyat ve fiyata ilişkin unsurların birlikte belirlenmesi gibi per se ihlallerin
uygulanıp uygulanılmadığının mutlak tespitini gerekli görmemekte, etkiden ziyade amaç
odaklı bir değerlendirme yapmakta ve bu unsurların birlikte tespitine yönelik anlaşmaları
uygulanmasa dahi ihlal olarak nitelendirmektedir. Nitekim 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesinin lafzında yer alan “amacını taşıyan” ve “bu etkiyi doğuran yahut
doğurabilecek nitelikte olan” ifadeleri de bu durumu ifade etmeye yöneliktir. Dolayısıyla,
söz konusu Protokolün uygulanmadığının kabulünde dahi, bu durumun, söz konusu
Protokolün rekabeti sınırlayıcı bir anlaşma ve rekabet ihlali niteliğinde olduğu gerçeğini
ortadan kaldırmadığı tespit edilmiştir.
(62) Yerinde incelemelerde elde edilen ve dosya içeriğinde sunulan diğer belgeler
soruşturma taraflarının açıklamaları, ilgili mevzuat ve ilgili dönemde uygulanan fiyat ve
kontenjanlara ilişkin veriler de dikkate alınarak değerlendirilmiştir. Bu çerçevede söz
konusu belgelerin 2011 yılına ait protokol ile tek ve devam eden bir uzlaşmaya işaret
ettiğinin söylenemeyeceği ve teşebbüsler arasında bir irade uyuşmasını göstermediği
kanaatine varılmıştır.
(63) Sonuç olarak 2011 yılına ait Fiyat Protokolü’nün rekabeti sınırlayıcı bir nitelik arz ettiği
ve kartel niteliğinde olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Öte yandan kartel anlaşmaları
sonucunda ortaya çıkan artı değerin sadece kartel üyeleri lehine etki doğurması, kartel
anlaşması sonucunda yükselen fiyatlardan toplumun zarar görmesi ve fiyat ve satış
14-49/877-397
16 / 33
koşullarına ilişkin yatay anlaşmaların rekabet hukukunda per se ihlal olarak kabul
edilmesinden hareketle, söz konusu anlaşmanın 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi
çerçevesinde ayrıntılı bir bireysel muafiyet analizine tutulmasına da gerek
görülmemiştir.
I.3.3.2. İdari Para Cezasının Belirlenmesine İlişkin Değerlendirme
(64) 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrasında “Bu Kanun’un 4, 6 ve 7 nci
maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile
teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda
oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl
sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde
onuna kadar idarî para cezası verilir.” hükmüne yer verilmiştir. 15.02.2009 tarih ve
27142 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ‘Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu
Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para
Cezalarına İlişkin Yönetmelik (Yönetmelik)’in 1. maddesinde ise Yönetmeliğin amacı;
“4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 4 üncü ve 6 ncı maddelerinde
yasaklanmış davranışlarda bulunan teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin
üyeleri ile bunların yönetici ve çalışanlarına, aynı Kanunun 16 ncı maddesi gereğince
verilecek para cezasının tespitine ilişkin usul ve esasları düzenlemek” şeklinde
belirlenmiştir.
(65) Bu bağlamda yukarıda yer verilen bilgi, bulgu ve değerlendirmeler çerçevesinde;
Sakarya Merkez’de faaliyet gösteren sürücü kurslarının aralarındaki rekabeti sınırlama
amaçlı Fiyat Protokol’ü akdetmek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği
anlaşıldığından, söz konusu teşebbüslere 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesi ve ilgili
Yönetmelik kapsamında idari para cezası uygulanması gerektiği değerlendirilmiştir.
(66) Ceza Yönetmeliği uyarınca nihai para cezası miktarı belirlenirken, öncelikle temel para
cezası belirlenmekte ve ardından varsa ağırlaştırıcı ve hafifletici unsurlar uygulanarak
nihai para cezası tespit edilmektedir. Yönetmeliğin 5. maddesinde temel para cezasının
hesaplanması bakımından karteller ve diğer ihlaller şeklinde bir ayrım yapıldığı
görülmektedir. Buna göre Sakarya’da faaliyet gösteren Adataş MTSK, Ayçam MTSK,
Şahin MTSK, Aktif MTSK, Nokta MTSK, Sakarya MTSK, Sem MTSK, Taşkın MTSK,
Nisa MTSK, Başoğlu MTSK, Şimşek MTSK ve Kabaoğlu MTSK’nın tarafı olduğu
rekabeti bozucu anlaşma kartel olarak nitelendirilmiş ve temel para cezası belirlenirken
Yönetmeliğin 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi çerçevesinde, ihlalde bulunan
teşebbüslerin yıllık gayri safi gelirinin yüzde ikisi oranında temel para cezası
uygulanmasına karar verilmiştir.
(67) Yönetmelik’in 5. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde, bir yıldan uzun beş yıldan
kısa süren ihlallerde temel para cezasının yarısı oranında; beş yıldan uzun süren
ihlallerde ise bir katı oranında arttırılacağı hükme bağlanmıştır. Sürücü kursları
arasındaki anlaşmanın süresine ilişkin net bir tespit yapılamamış olduğu için
anlaşmanın bir yıldan kısa süreli olduğu kabul edilerek temel para cezasında
Yönetmelik’in 5. maddesinin 3. fıkrası kapsamında bir artışa gidilmemiştir.
(68) Diğer taraftan Ceza Yönetmeliği’nin temel para cezasının hafifletilmesini öngören
unsurlara ilişkin 7. maddesi uyarınca ihlalde kamu otoritelerinin teşvikinin ve
uygulamalarının etkisinin bulunması nedeniyle ihlalde bulunan teşebbüslerin temel para
cezası dörtte bir oranında indirilmiş ve yıllık gayri safi gelirlerinin takdiren % 1,5
oranında idari para cezası verilmiştir.
14-49/877-397
17 / 33
J. SONUÇ
(69) 19.12.2013 tarih, 13-71/958-M sayılı Kurul kararı uyarınca yürütülen soruşturma ile ilgili
olarak düzenlenen Rapor’a ve Ek Görüş’e, toplanan delillere, yazılı savunmalara, sözlü
savunma toplantısında yapılan açıklamalara ve incelenen dosya kapsamına göre;
1.
1. Adataş Eğitim Hiz. Tic. ve San. A.Ş.
2. Ayçam Sürücü Kursları Tic. Ltd. Şti.
3. Özel Beşyıldız Motorlu Taşıtlar Sürücü Kursu Ltd. Şti.
4. Kabaoğlu MTSK Ltd. Şti.
5. Özel Ada Aktif MTSK
6. Özel AKD Eğitim Hizmetleri A.Ş.
7. Özel Başoğlu MTSK
8. Özel Mais Eğitim Hizmetleri ve Tic. Ltd. Şti.
9. Özel Sakarya Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu
10. Özel SEM Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Ltd. Şti.
11. Özel Şahin MTSK Turizm ve İnşaat Ltd. Şti. ve
12. Özel Taşkın MTSK’nın
aralarında anlaşarak kurs ücretlerini belirlemek suretiyle 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiklerine OYBİRLİĞİ ile,
2. Söz konusu anlaşmalara, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan koşulları
taşımaması nedeniyle bireysel muafiyet tanınamayacağına OYBİRLİĞİ ile,
3. Bu nedenle, 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü ve beşinci fıkrası ile
”Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem Ve Kararlar İle Hâkim Durumun
Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik”in 5.
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve ikinci fıkrası ile 7. maddesinin birinci fıkrası
hükümleri uyarınca
a) 2013 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi
gelirlerinin takdiren, % 1,5 oranında olmak üzere;
1. Adataş Eğitim Hiz. Tic. ve San. A.Ş.’ye 5.108,58 TL
2. Ayçam Sürücü Kursları Tic. Ltd. Şti.’ye 5.038,36 TL
3. Özel Beşyıldız Motorlu Taşıtlar Sürücü Kursu Ltd. Şti.’ye 2.468,41 TL
4. Kabaoğlu MTSK Ltd. Şti’ye 8.190,11 TL
5. Özel Başoğlu MTSK’ya 3.208,19 TL
6. Özel Mais Eğitim Hizmetleri ve Tic. Ltd. Şti.’ye 4.051,03 TL
7. Özel Sakarya Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu’na 25.056,10 TL
8. Özel Taşkın MTSK’ya 4.412,14 TL
9. Özel Ada Aktif MTSK’ya 4.833,46 TL
10. Özel SEM Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Ltd. Şti.’ye 15.121,33 TL
11. Özel Şahin MTSK Turizm ve İnşaat Ltd. Şti.’ye 4.346,50 TL
b) 2011 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi
gelirlerinin takdiren, % 1,5 oranında olmak üzere;
1. Özel AKD Eğitim Hizmetleri A.Ş.’ye 2.095,08 TL
idari para cezası verilmesine Kurul Üyesi Reşit GÜRPINAR’ın farklı gerekçesi ve
14-49/877-397
18 / 33
OYÇOKLUĞU ile;
4. Özel Akyazı Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Ltd. Şti, Özel İzgün Eğitim Hiz. ve Sür.
Kur. Tur. İşl. Tic. Ltd. Şti., Sapanca Doğa Özel Eğitim Hiz. Tur. Taş. İnş. Gıda San.
ve Dış Tic. Ltd. Şti., Özel İmaj Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu, Özel Yelkenci
Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu, Özel Pamukova Akhisar Motorlu Taşıt Sürücü
Kursu’nun anlaşmaya taraf olduklarını gösteren ek bilgi ve belgelere ulaşılamaması;
Özel Pamukova Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu’nun ise soruşturma konusuyla
ilgisinin bulunmadığının anlaşılması nedeniyle, anılan teşebbüslere idari para
cezası verilmesine yer olmadığına OYBİRLİĞİ ile;
Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
Rekabet Kurulu’nun 09.12.2014 Tarih ve 14-49/877-397 Sayılı Kararına
KARŞI OY VE FARKLI GEREKÇE
Kurulumuz mezkur Kararıyla, 4054 Sayılı Kanun’un 16. maddesinin 3. ve “Rekabeti
Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması
Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik”in 5. maddesinin birinci fıkrasının
(a) bendi ve ikinci fıkrası, 7. maddesinin birinci birinci fıkrası hükümleri uyarınca; 2011
ve 2013 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen gelirlerinin takdiren %
1,5 ile oranlarında değişen olmak üzere; Sakarya’da faaliyette bulunan Motorlu Taşıt
Sürücüleri Kurslarına çeşitli miktarlarda idari para cezası verilmesine karar vermiş
bulunmaktadır. Kurulumuz kararına aşağıda belirteceğim nedenlerle, öncelikle Raportör
seçimi nedeniyle usul yönünden karşı olduğumu, kararın ceza oran ve miktarlarını
belirleyen 3. Maddesine ise farklı gerekçe ile katılıyorum.
Usul yönünden karşı oyumuz, soruşturma kararı alınırken Raportörlerin Kurul kararı ile
belirlenmesi gerekirken, Başkanlıkça belirlenmesinden, Farklı gerekçemiz ise, “Rekabeti
Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması
Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in 5.maddesi ile getirilen kabahat
tipleri ve bu kabahat tiplerine verilecek idari para cezalarına alt ve üst sınır konulması
suretiyle kanuna aykırı yönetmelik hükümlerinin uygulanması konularından
doğmaktadır.
A-USUL YÖNÜNDEN KARŞI OYUMUZ
Kurulumuz dosya konusu olayla ilgili olarak, usul yönünden o tarihte karşı oy
kullandığımız yukarıda da kısaca belirtilen 22.01.2014 gün ve 14-04/62-M sayılı
soruşturma yapılması doğrultusundaki ara kararında, Soruşturma Heyetinde görev
alacak raportörler, anılan kararın 2.maddesi ile, aşağıda geniş olarak açıklanacağı
üzere Kurulca seçilmesi gerekirken, yasaya aykırı olarak Başkanlık makamı bu konuda
Kurulca görevlendirilmiş olup, karara bu nedenle usul yönünden katılmıyoruz.
Rekabet Kurumu öğretide genellikle Yarı Yargısal bir kurum, şibih yargı (yargı benzeri)
olarak kabul edilmektedir. Yargı benzeri bir kurum olarak çalışan Rekabet Kurumunun
14-49/877-397
19 / 33
çalışmasına ilişkin usul hükümleri 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun
içerisinde çeşitli maddeler halinde yer almıştır. Bu nedenle Rekabet Kurumunun
şikayetten karara kadar uzanan süreçte gerek idarenin (Başkanlık) ve gerekse Kurulun
öngörülen bu usul hükümlerine uyması gerektiği tartışmasızdır.
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 40.maddesinde; Kurulun, resen
veya kendisine intikal eden başvurular üzerine doğrudan soruşturma açılmasına ya da
soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının tespiti için önaraştırma yapılmasına
karar vereceği, önaraştırma yapılmasına karar verildiği takdirde Kurul Başkanının,
meslek personeli uzmanlardan bir ya da birkaçını raportör olarak
görevlendireceği, aynı yasanın 43.maddesinde; Soruşturma yapılmasına karar
verildiği takdirde, Kurul, ilgili daire başkanının gözetiminde soruşturmayı
yürütecek raportör veya raportörleri belirleyeceği yine aynı yasanın 44.maddesinde
ise; Kurul adına hareket eden ve Kurul tarafından belirlenip görevlendirilen
raportörlerden oluşan bir heyet, soruşturma safhasında bu Kanunun 14 üncü
maddesinde düzenlenen bilgi isteme ve 15 inci maddesinde düzenlenen yerinde
inceleme yetkilerini kullanabileceği hüküm altına alınmıştır.
Bilindiği gibi, Ceza Muhakemesi Kanunu, sanıkla ilgili tahkikatın bütününü başka bir
ifadeyle suç şüphesinin öğrenilmesinden hükmün kesinleşmesine kadar olan süreci iki
bölüm olarak düzenlemiş, adı geçen yasanın 2.maddesine göre; soruşturma “kanuna
göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar
geçen evreyi”; kovuşturma ise “iddianamenin kabulü ile başlayıp, hükmün
kesinleşmesine kadar geçen evreyi” ifade etmektedir.
Basite indirecek olursak, soruşturma; ceza davasının hazırlanması aşamasını,
kovuşturma ise; savcı tarafından düzenlenen iddianamenin kabulünden ceza
mahkemesinin karar vermesine kadar geçen süreci kastetmektedir.
Yukarıda hükümleri açıklanan maddelerde görüleceği üzere Yasa Koyucu Rekabet
Hukukunda da, tüm tahkikat sürecini Ceza Muhakemesinde olduğu gibi iki bölüm
halinde düşünmüş, kabahatin herhangi bir şekilde (İhbar, şikayet, bakanlık başvurusu
ve resen) öğrenilmesinden soruşturma açılmasına veya açılmamasına kadar olan süreci
ÖNARAŞTIRMA, soruşturma açılmasından nihai kararın verilmesine kadar olan süreci
de SORUŞTURMA olarak adlandırmıştır.(istisnası tek aşama olması hali ise
4054/Md.40 doğrudan soruşturma açılmasıdır) Her iki süreç birbirinden farklı hükümlere
tabi olup, önaraştırma, soruşturma açılmasına veya açılmamasına karar verebilmek
adına yapılan hazırlık aşamasını, bir anlamda şüphenin bir takım belgesel ve bilgisel
anlamda kanıtlara dönüşmesi evresini, soruşturma ise, önaraştırma ile elde edilen ve
kabahatin işlendiğine ilişkin makul ve ciddi şüphelerin derinlemesine incelenmesine ve
değerlendirilmesine ilişkin süreci işaret etmektir. Bu nedenle Yasa Koyucuya göre,
önaraştırmanın açılabilmesi için 4054 Sayılı Yasa kapsamına giren rekabet ihlalini
içeren bir işlem veya eylemi sadece yukarıda belirtilen yollarla öğrenme yeterli olup,
(doğrudan soruşturma açılması istisnası farklı) soruşturma aşamasına geçebilmek için
ise bir takım belge ve bilgilere göre, ciddi ve makul şüphelerin bulunması, Kurulun
rekabet ihlali olmadığına ilişkin tam bir kanaate sahip olmaması(3) gerektiğini
öngörmektedir.
Bu nedenlerle, yasa koyucu bu iki aşamanın önemini ve ağırlığını dikkate alarak, bu
aşamalarda görevlendirilecek raportörler yönünden farklı bir seçim sistemi öngörmüştür.
(3) Danıştay 13.Dairesinin 07.02.2011 gün ve E.2010-4155,K.2011-492 sayılı kararı
14-49/877-397
20 / 33
Önaraştırma yapılmasına ilişkin kararlarda raportörleri Kurul Başkanının, soruşturma
açılması kararlarında ise Soruşturma Heyetini oluşturan raportörleri, Rekabet Kurulunun
seçmesini bağlı yetki olarak adı geçen idari makamlara vermiştir. Bu makamların
raportör seçimi konusunda başka bir deyişle bu görevlerini başka bir makama
devretmeleri anlamında bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Bu hem bir yetki ve hem de
bir görev olarak bu makamlara verilmiştir. Ayrıca, idare hukukunda yetki devrinin varlığı
için açıkça bir hüküm bulunması zorunluluğu karşısında, yasada böyle bir hüküm de
olmadığından, raportör seçimi konusunda yetki devri asla söz konusu olamaz. Ayrıca
Başkanlık Makamının, kendisine yasayla verilmeyen bir yetkiyi de aksine hüküm yok
savıyla hareket ederek kullanması da olanaklı değildir.
Bu dosya ile ilgili nihai kararımıza esas olan, soruşturma açılmasına ilişkin 28.11.2013
gün ve 13-66/914-M sayılı ara kararımızda, Soruşturma Heyetini teşkil eden
raportörlerin seçimi konusunda; “Soruşturmanın ilgili Daire Başkanının gözetiminde
yürütülmesini teminen Soruşturma Heyetinde görevli raportörlerin belirlenmesi
konusunda Başkanlığın görevlendirilmesine“ şeklinde karar verilmiş olup, bu karar
yukarıda açıklanan hükümlere aykırı olup, işlemi usul yönünden sakatlamaktadır.
Öncelikle karara bu usul hatası nedeniyle karşıyız. Bu hususu ara kararımıza karşı
verilen karşı oyda da kısaca belirtmiştik. Gerek şikayetçi ve gerekse hakkında
soruşturma yapılan tarafların bu hususu öğrenmesi ve olası bir idari yargı denetiminde
ileri sürülebilmesi ve işlemin yargı denetimi sonucu hukuka uygun bir işlem haline
gelebilmesi için burada da geniş olarak açıklanmıştır.
Burada yeri gelmişken karşı oyumuzla ilintili olması nedeniyle şunu da belirtmekte yarar
görüyoruz. 2 Kasım 2011 gün ve 28103 sayılı Resmi Gazetenin mükerrer sayısında
yayımlanan; 661 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 55.maddesi ile 4054 sayılı
Yasanın Kurulun görev ve yetkilerini belirleyen 27 nci maddesinin birinci fıkrasının (e)
bendi “Başkan Yardımcıları ve Baş Hukuk Müşavirini Başkanın teklifi üzerine atamak“
şeklinde değiştirilmiş ve (j) bendi yürürlükten kaldırılmıştır. Bu hükümlere paralel olarak
yine aynı K.H.K’nın 56.maddesi ile de Başkanlığın görev ve yetkilerini belirleyen 30
uncu maddenin birinci fıkrasına; “Başkan Yardımcıları ve Baş Hukuk Müşaviri hariç
Kurum personelini atamak.” şeklinde değiştirilmiştir. Daha önce, halen yasanın
27.maddesinin (ı) fıkrasında yer alan ancak, yeni kanun değişikliği ile zımnen ilga olan
bütün personelin atamaları, görevde yükselmeleri vb. bir başka deyişle tüm özlük
haklarına ilişkin tasarruf yetkisi bu hükme göre Rekabet Kurulunda iken Kurul baypas
edilerek bu konudaki tüm yetkiler Başkanlığa verilmiştir. Bu Yasa Koyucunun kendi
seçimi olup, Anayasa’dan aldığı yetkisini kullanarak düzenlemeyi yapmıştır. Bu konuda
Kurul üyesi ve hukukçu olarak söyleyebileceğimiz tek şey, sadece bu düzenlemenin ve
bu düzenleme ile Kurulumuzun verdiği ve usul yönünden karşı olduğumuz karar
arasındaki ilişkiyi ve doğması kuvvetle olası sakıncaları ortaya koymaktır.
Bilindiği gibi yukarıda da kısaca açıklandığı üzere 4054 sayılı Yasanın ilgili hükümlerine
göre Kurul adına hareket eden Rekabet Uzmanları, soruşturmasını yaptıkları
teşebbüs/teşebbüslerin işyerlerinde rekabet ihlali olup olmadığının saptanması
açısından bilgi isteme dışında yerinde inceleme yapmakta ve konuya ilişkin olarak
topladığı bilgi ve belgeleri değerlendirerek, kendi bilgi ve birikimini de katarak
Soruşturma Raporunu hazırlamakta ve sonuçta Kurula da ceza verilip verilmemesi
yolunda bir öneri ile gelmektedirler. Sonuç olarak, Kurul Soruşturma Raporunu ve ek
bilgi ve belgeleri dikkate alarak nihai karar vermektedir. Soruşturma Dosyalarında
mevcut ve önüne getirilen/getirilmeyen bilgi ve belgelere göre, teşebbüslerin karardan
bir önceki yıl cirolarının %10 una kadar idari para cezası verme yetkisine sahip olan
Kurul kadar, soruşturmayı yapan raportörlerin de bu kararın oluşmasında oldukça
14-49/877-397
21 / 33
önemli rolü olduğu açıktır. Çünkü Rekabet Kurulu dosyasına giren/girmeyen bilgi ve
belgeleri değerlendirerek sonuca ulaşmaktadır ve sonuç olarak Rekabet Kurulu Kanuna
ve bu bilgi ve belgelere bağımlı olarak karar vermektedir. Bir başka deyişle Kurul üyeleri
Raportörlerce oluşturulan dosya içeriğine, raportörlerce yapılan değerlendirmelere ve
analizlere göre karar vermeye adeta mahkumdur. Bütün bilgi ve belgelerin sağlayıcısı
da raportörler (Rekabet Uzmanları) dir. Bu nedenle Rekabet Uzmanlarının öncelikle
bağımsız olmaları, hiçbir etki ve atama tehdidi altında kalmaksızın bu görevlerini yapma
olanağı ile donatılmaları zorunludur. Yarı yargısal durumu da dikkate alınarak,
ekonominin bir anlamda yargısı olarak nitelendirilebilecek Rekabet Kurumunda,
raportörlerin mesleğe alınmaları, görevde yükselmeleri, idari görevlere atanmaları ve
sonuç olarak kariyerlerine ilişkin tüm kararlar hukuk çerçevesinde liyakati gözeterek ve
objektif kıstaslara dayalı olarak alınmalıdır. Bunu sağlayabilecek tek organda kanımca
Rekabet Kuruludur. Çünkü, karar veren sayısı arttıkça, bir başka deyişle görev ve
sorumluluk daha fazla kişiye yayıldıkça hukuk dışı nedenlerle etki olasılığının azalacağı
açıktır. Bu idari görevler yönünden Kurul bir anlamda geçmişte sigorta görevini yerine
getirmiştir. Anılan 661 Sayılı K.H.K den sonra yapılan gerek kurum içi ve gerekse kurum
dışından yapılan tüm atama ve uygulamalar bu görüşümüzü ve sakıncaları teyit ettiği
inancındayım.
Bu nedenle, hiçbir kişi ve grubu hedef almaksızın yaptığımız bu ilkesel irdeleme de,
eleştirilecek bir hususta, rekabet uzmanlarının mesleğe alınmasına ilişkin sınavı yapan
Sınav Kurulunun oluşumunun, Başkanlığa yani Kurum Başkanına bırakılması, Sınav
Kurulunun çoğunluğunun, özlük hakları Başkan tarafından kullanılan kişilerden
oluşması, yine uzmanların kariyerlerine ilişkin tüm konularda bir anlamda kariyerinde
olabilecek yükselmeye ilişkin tüm kararlarda Başkanın tek karar verici olması kanımca
raportör bağımsızlığı adına sakıncalı bir durumdur. Bu yetkilerin kötü niyetli kişilerin
eline geçmesi halinde, bir takım olumsuzlukların çıkması da belirtilen sebeplerle
olasıdır. Rekabet Kurumu Meslek Personeli Yönetmeliği’nin 10.maddesine bu karşıoy
sahibinin Başkanlığın etkisinin azaltılması adına Sınav Kurulunda mutlaka öğretim
üyelerinin de yer alması gerektiği ısrarına rağmen ‘’ Gerek görüldüğünde, öğretim
üyeleri arasından belirlenecek üyelerde komisyonda görev alabilir.’’ hükmü getirilmişse
de bu Yönetmelikten sonra yapılan iki sınavda da, Sınav Kurulunda öğretim üyeleri yer
almamıştır.
Raportör bağımsızlığı adına söylenebilecek bir diğer husus, Raportörlerin gerek
önaraştırma ve gerekse soruşturma aşamalarında tam bağımsız hareket etme
serbestisine sahip olup olmadığıdır. 4054 sayılı Yasanın 43.maddesinde soruşturmanın
ilgili Daire Başkanının GÖZETİMİNDE raportörlerce yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Yasa koyucu bu hükme, Daire Başkanının işlevi yönünden özellikle denetim sözcüğünü
kullanmayarak, gözetim sözcüğünü kullanmıştır. Gözetimin sözlük anlamı nezaret,
himaye olup, denetim işlevine göre daha geride, daha az fonksiyonel bir durumu ifade
etmektedir. Bir çalışma ya da uygulama sürecini etkinlik ve amaca uygunluk bakımından
yakından gözlemleme olarak tanımlayabileceğimiz gözetim, bir işin devamı süresince
yapılabilen bir eylem olmasına rağmen denetim ise, işlem veya eylem yapıldıktan sonra,
söz konusu işlem veya eylemin mevcut mevzuata uygunluğunun veya uygunsuzluğunun
saptanmasıdır. Gözetimde, bir başkası tarafından bağımsız olarak yapılan işlem veya
eylem gözetim görevi verilen makam tarafından gözlemlenecek, eğer fahiş bir mevzuata
aykırılık söz konusu olursa müdahil olunabilecektir. Gözetim de asıl olan iş yapanın tek
başına kendi iradesi ile işi yapması, istisnası da gerektiğinde gözetmenin müdahil
olmasıdır. Bu açıklamalarımızın ışığında gözetmen konumundaki bir daire Başkanı ile
soruşturmayı yürüten Raportör arasındaki gözetim ilişkisine bakacak olursak, Raportör
bağımsız iradesi ile soruşturma ile ilgili tüm işlem veya eylemleri yapacak, kendisine hiç
14-49/877-397
22 / 33
kimse karışmayacak, istediği soruları teşebbüslere kendi imzası ile yazdığı yazı ile
soracak veya isteyecek, eğer fahiş bir hata yapıyorsa örneğin 14.maddeye göre bilgi
istemeye ilişkin olayla uzaktan yakından ilgisi olmayan bir konuyu soruyorsa veya ilgili
konuyu sormakla birlikte, ilgisiz bir makamdan soruyorsa bu durumda gözetmen
konumunda olan Daire Başkanı müdahil olabilecektir. Tüm Teftiş Kurullarında hatta
bazılarında müfettiş yardımcıları da olmak üzere tüm müfettişler bu tür yazıları yani
özgür araştırma işlevlerini bağımsız olarak kendi imzaları ile yerine getirmektedirler.
Tüm dosyalarımızda, taraflara veya ilgili kurumlara soruşturma aşamasında soruşturma
ile ilgili yazılan tüm yazılar gözetim işlevini aşıp denetime girebilecek bir nitelikte Daire
Başkanının içeriğe müdahalesi ve imzası ile gitmektedir. Kanımca bu uygulama da,
Kurum Başkanı ile Daire Başkanı arasındaki ast-üst ilişkisi de düşünüldüğünde raportör
bağımsızlığına, özgür araştırma işlevine ve sonuç olarak 4054 sayılı yasanın ruhuna ve
hükümlerine ters düşen bir husus olduğu göz ardı edilmemelidir.
Arz etmeye çalıştığım nedenlerle, 661 sayılı K.H.K ile yapılan bu yeni düzenlemedeki
sakıncalar da dikkate alındığında, 4054 sayılı Yasanın emredici hükmü gereği
Soruşturma Heyeti mutlaka Rekabet Kurulunca seçilmelidir. Zaten Yasa Koyucu bu
nedenlerle hükmü bu şekilde düzenlemiştir. Olayımızda olduğu gibi aksine bir uygulama
kararımızı mutlak butlanla sakatlayan esaslı bir usul hatası olarak karşımıza çıkacaktır.
Danıştay’ın, 4054 sayılı Yasa’nın 5388 sayılı yasa ile değişmeden önceki
44.maddesinde öngörülen Soruşturmacı Üyenin karara katılması halinde saptadığı
yasaya aykırılık kadar, olayımızda olduğu gibi soruşturmalarda, raportörlerin Kurul
yerine Başkanlıkça seçilmesi de aynı şekilde hatta daha ciddi bir şekilde açıkça yasaya
aykırıdır. Bu nedenlerle usul yönünden karara karşıyım.
Öte yandan, bu karşı oy sahibi Rekabet Kurulu Üyeliğine başladığı tarihten itibaren
çeşitli tarihlerde, Başkanlık makamına ve Kurula, tarafsızlık ve bağımsızlık adına gerek
önaraştırmalarda ve gerekse soruşturmalarda raportörlerin raportörler arasındaki eşit
ağırlıklı külfet, hizmet ve görev yapma unsuru da dikkate alınarak yaptırılacak bir
bilgisayar programı tarafından seçilmesi ve bu şekilde düzenleme yapılması hususu
defaatle söylemesine rağmen bu önerisi Başkanlıkça ve Kurulca kabul görmemiş ve
dikkate alınmamıştır. Hala aynı düşüncede olduğumuzu, kabul görmeyen bu önerimizin
en azından Rekabet Hukuku tarihine not düşülmesi için ayrıca burada da önerdiğimizi
ifade etmek isteriz.
Açıklanan nedenlerle 4054 sayılı Yasanın emredici hükmü gereği Soruşturma Heyeti
mutlaka Rekabet Kurulunca seçilmesi gerekirken aksine bir uygulamayla Başkanlıkça
seçilmesi yolundaki karar ile bu karara dayalı olarak yasaya aykırı bir şekilde seçilen
raportör heyetince yürütülen soruşturma sonucu verilen Rekabet Kurulunun mezkur
kararı usul yönünde sakat olduğundan karşıyım.
B- ESAS YÖNÜNDEN FARKLI GEREKÇEMİZ
1-Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun
Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin yönetmelik 4054
Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanuna aykırıdır.
Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye
Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in; “Temel Para
Cezası’’ başlığı altındaki 5.maddesinde;
14-49/877-397
23 / 33
(1)Temel para cezası hesaplanırken, Kanunun 4 üncü ve 6 ncı maddelerinde
yasaklanmış davranışlarda bulunan teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin
üyelerinin, nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması
mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul
tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin;
a) Karteller için, yüzde ikisi ile yüzde dördü,
b) Diğer ihlaller için, binde beşi ile yüzde üçü,
arasında bir oran esas alınır.
(2) Birinci fıkrada yazılı oranların belirlenmesinde, ilgili teşebbüs veya teşebbüs
birliklerinin piyasadaki gücü, ihlal neticesinde gerçekleşen veya gerçekleşmesi
muhtemel zararın ağırlığı gibi hususlar dikkate alınır.
(3) Birinci fıkraya göre belirlenen para cezası miktarı;
a) Bir yıldan uzun, beş yıldan kısa süren ihlallerde yarısı oranında,
b) Beş yıldan uzun süren ihlallerde bir katı oranında,
arttırılır.’’ denilmiş, yine 6.maddesinde Ağırlaştırıcı Unsurlar ve 7.maddesinde de
Hafifletici Unsurlar ayrı ayrı sayılmıştır.
Aşağıda geniş olarak açıklanacağı üzere Yasa Koyucu 16.maddeye göre verilecek
cezalarda; alt sınır koymayıp, sadece üst sınırı belirleyerek cezaların yüzde ona kadar
verileceğini hükme bağlamasına ve Rekabet Kurulu’na aşağıda geniş olarak
açıklayacağımız gibi, yetki aşımı nedeniyle yönetmelikle düzenlenmesi mümkün
olmayan bir konuda, yönetmelikle düzenleme yapılarak belli suçlar için, belirli cezalar
getirilmiş, yine yönetmelikte, Kanunda olmayan bir kural konularak alt sınır ve yasada
öngörülmeyen bir üst sınır belirlenmiş ve karteller için yüzde iki ile dört arası, diğer
ihlaller içinse binde beş ile yüzde üçü oranında şeklinde ceza verilmesi öngörülmüştür.
Anayasamızın 13.maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın
yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak
kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik
toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
hükmü bulunmakta, Anayasamızın madde 38.maddesinde ise; “Kimse, işlendiği zaman
yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye
suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza
verilemez.” ……hükmü yer almıştır. Bu hükümler kişilere maddi yaptırımlarında
kapsamına girdiği, kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmasının ancak yasa ile
söz konusu olabileceğini, yine yasa hükmü ile belirlenen bir cezadan daha ağır bir
cezanın verilemeyeceğini belirlemiştir. Aşağıda ayrıntılı olarak açıklayacağımız gibi,
yukarıda hükmü açıklanan anılan yönetmelik hükmü ile bu hükme aykırı maddi ceza
hükümleri getirilerek, anayasal kurallar göz ardı edilmiştir.
Hiyerarşik normlar sistemine dayalı olan hukuk düzenimizde, alt düzeydeki normların
dayanaklarını ve yürürlüklerini üst düzeydeki normlardan aldığı kuşkusuzdur. Normlar
hiyerarşisinin en üstünde evrensel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunmakta, daha sonra
gelen kanunlar dayanağını ve yürürlüğünü Anayasa’dan, tüzükler dayanağını ve
yürürlüğünü kanundan, yönetmelikler ise dayanağını ve yürürlüğünü kanun ve tüzükten
almaktadır. Bir normun kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını teşkil
eden bir norma aykırı ve bunu değiştirici veya ihmal edici nitelikte bir hükmü hukuk
alemine getirmesi olanaklı bulunmamaktadır. Hukuk devletinde yönetimin işlem ve
eylemlerine uygulanacak hukuki kurallarının şeffaf ve anlaşılabilir bir şekilde
belirlenmesi kadar söz konusu normların normlar hiyerarşisine uygunluğu da, bu
14-49/877-397
24 / 33
kuralların sağlığı için büyük bir önem taşımaktadır. Normlar hiyerarşisine aykırı
düzenlenen bir norm, denetim aşamasını da etkilemekte ve denetime esas kararlarda
çoğu zaman normlar hiyerarşisinden sapmalar hukuka aykırılık nedeni olarak kabul
edilmektedir. Bu konuda onlarca Danıştay kararı bulunmaktadır.(4)
Bu nedenlerle, hukuk sistemimizde öngörülen hukuk hiyerarşisi kavramının sağlıklı
işleyebilmesi için; gerek düzenleme yapıcıların, uygulayıcıların ve gerekse, yargısal
denetimi yapan mercilerin anayasal ve yasal sınırlar içerisinde hareket etmeleri gerekli
ve hatta zorunludur. Çünkü bu gereklilik ve zorunluluk Anayasa’mızın 2.maddesinde
öngörülen devletin temel niteliklerinden en önemlisi olan “hukuk devleti ilkesinin’’
olmazsa olmazlarındandır.
Yasama yetkisi asli bir yetkidir. Yasama yetkisinin kullanımı şeklinde ortaya çıkan yasa
yapımı yasa koyucunun istediği alanda düzenleme yapmasına cevaz vermektedir. Bir
konu Anayasa da düzenlenmese bile yasa koyucu bu konuda yasa çıkarabilir. Bu
nedenle Anayasa’ya dayanma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak, yasa yapılırken
uyacağı mutlak kural, yapılan yasanın Anayasa’ya aykırı olmamasıdır. Buna karşılık
idare, daha önce yasama organı tarafından yasa ile düzenlenmemiş bir alanda
doğrudan doğruya bir düzenleme yapamaz. Bu nedenle idarenin bu düzenleme yetkisi
yasadan kaynaklanan, yasayı izleyen (secundum legem) bir yetkidir. Başka bir deyişle
idarenin tüm düzenleyici işlemleri yasaya dayanmak, yasayla düzenlenmiş bir alan
içerinde olmak zorunda olan, onun altında ve ona bağımlı bir yetkidir. Bu yetki idareye
bir anlamda tam insiyatif vermeyen ve yasayla düzenlenmiş alanla sınırlı bir yetkidir.
Öte yandan, idarenin düzenleyici işlemler yönünden uyacağı bir diğer kural yasalara
aykırı düzenleme yapamayacağıdır. İdarenin düzenleyici işlemlerinin dayandığı yasaya
uygun olması ve bu yasanın çizdiği sınırların dışına çıkmaması zorunludur. İdarenin
düzenleyici işlemlerinin yasaya aykırı (contra legem) olması olanaklı değildir. İdarenin
düzenleyici işlemlerinin yasaya uygun olması, ve yasanın çizdiği sınırlar içerisinde
kalması (intra legem) düzenleyici işlemelerin asli şartlarının en önemlilerinden
birisidir.(5)
Anayasa’mızın “Yönetmelikler” başlığı altındaki 124. maddesinde; Başbakanlık,
bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve
tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla,
yönetmelikler çıkarabileceği ve hangi yönetmeliklerin Resmî Gazetede
yayımlanacağının kanunda belirtileceği Anayasa Koyucu tarafından vaz edilmiştir.
Yönetmelikler, Kamu Kuruluşlarının kendi görev alanlarına giren konularda yasa ve
tüzük uygulanmasına yönelik yönetsel anlamdaki hukuk kurallarıdır. Yukarıda hükmü
alınan Anayasanın 124.maddesine göre Başbakanlık, Bakanlıklar ve Kamu Kuruluşları
görev alanları ile ilgili yasa ve tüzüklerin uygulanmasını belirleyen yönetmelik
çıkarabilir. Anayasa’mızın 11.maddesinin 2.fıkrasına göre Kanunlar Anayasa’ya aykırı
(4) Danıştay İ.D.D.K. 16.06.2005 gün ve E.2003/275 K.2005/2170 Sayılı Kararı
Danıştay 8.Dairesi 07.03.2007 gün ve E.2005/6261, K.2007/1246 Sayılı Kararı
Danıştay 10.Dairesi 16.03.2009 gün ve E.2006/5588, K.2009/1879 Sayılı Kararı
(5) Kemal Gözler, “ Yönetmelikler ” /yönetmelikler.htm erişim tarihi 14.07.2013
14-49/877-397
25 / 33
olamayacağı gibi, bu kuraldan hareketle hukukun genel ilkelerine göre; yönetmelikler
normlar hiyerarşisi kurallarının bir tekrarı niteliğinde olan anılan 124.madde hükmüne
göre de yasa ve tüzüklere aykırı olamayacağı gibi üst hukuk kurallarına da aykırı
olamaz. Yönetmelikler yasanın açıkça yetki vermediği bir konuda yeni bir düzenleme
yapamayacağı gibi, Yasa ile öngörülen kuralı sınırlayamaz, genişletemez ve yeni bir
hüküm koyamaz.
4054 Sayılı “Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 16.maddesinin 3.fıkrasında; “Bu
Kanunun 4, 6 ve 7 nci maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza
verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir
önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar
tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık
gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idarî para cezası verilir.” hükmü getirilmiş,
5.fıkrasında da; “Kurul, üçüncü fıkraya göre idarî para cezasına karar verirken,
30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17 nci maddesinin ikinci fıkrası
bağlamında, ihlalin tekerrürü, süresi, teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin piyasadaki
gücü, ihlalin gerçekleşmesindeki belirleyici etkisi, verilen taahhütlere uyup uymaması,
incelemeye yardımcı olup olmaması, gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel
zararın ağırlığı gibi hususları dikkate alır.’’ denilmiş, son fıkrasında da; “Bu maddeye
göre verilecek idarî para cezalarının tespitinde dikkate alınan hususlar, işbirliği halinde
para cezasından bağışıklık veya indirim şartları, işbirliğine ilişkin usul ve esaslar Kurulca
çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.’’ hükmü ihdas edilmiştir.
Yukarıda hükmü açıklanan 16.maddenin 5.fıkrasının yollamada bulunduğu, Kabahatler
Kanununun 17.maddesinin 2.fıkrasında ise; “ İdarî para cezası, kanunda alt ve üst sınırı
gösterilmek suretiyle de belirlenebilir. Bu durumda, idarî para cezasının miktarı
belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumu
birlikte göz önünde bulundurulur. ’’ hükmü bulunmaktadır.
Bu hükümleri yorumlamaya çalışırsak; Yasa Koyucu, maddenin 3.fıkrası ile verilecek
cezalarda alt sınır (asgari had) koymayıp, sadece üst sınırı (azami haddi) belirleyerek,
cezaların nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması
mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul
tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar
verilebileceğini hükme bağlamış, son fıkrasında ise sadece “cezanın tespitinde dikkate
alınan hususlar” kavramını getirerek, Rekabet Kurulu’na sadece cezanın tespitinde
dikkate alınacak hususların belirlenmesine ilişkin yönetmelik çıkarma konusunda sınırlı
yetki vermiştir. Cezanın tespitinde dikkate alınacak hususlar derken yasa koyucu neyi
kastetmektedir? Burada kastedilen hangi fiillere, ne miktarda ceza vereceğini tespit et
demek anlamında değil, 16.madde ile verilen ceza sınırları içerisinde (% 10 ‘a kadar)
ceza takdir ederken hangi unsurlara göre veya hangi şartların varlığı halinde cezayı
ağırlaştıracaksın veya hafifleteceksin, bir başka deyişle yasada öngörülen sınırlar
içerinde ceza tayin ederken, takdir yetkini kullanma adına hangi unsurları dikkate alarak
ceza tesis edeceksin anlamındadır. Yasa koyucu Rekabet Kurulu’na, Yönetmelik
yaparken hangi fiillere ne oranda ceza verileceğini tespit etme yolunda bir yetki verseydi
o zaman yasaya; “Bu maddeye göre verilecek idarî para cezalarının tespiti ve maddeye
göre verilecek idarî para cezalarının tespitinde dikkate alınan hususlar” kavramını ayrı
ayrı yazarak birlikte getirirdi.
14-49/877-397
26 / 33
Yasa koyucu bu görüşümüzü teyit eder mahiyette olmak üzere, anılan 16.maddenin
5.fıkrasında, verilecek cezanın üst sınıra kadar olmak koşuluyla tespit edilirken, bir
başka deyişle Rekabet Kurulu takdir yetkisini kullanırken ihlalin tekerrürü, süresi,
teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin piyasadaki gücü, ihlalin gerçekleşmesindeki
belirleyici etkisi, verilen taahhütlere uyup uymaması, incelemeye yardımcı olup
olmaması, gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi hususları
dikkate alacağını işaret ederek Yönetmelik koyucuya, “idarî para cezalarının tespitinde
dikkate alınan hususlar”ın nelerden ibaret olabileceğini söylemiş ve adeta bir anlamda
Rekabet Kuruluna yol göstermiştir. Hatta bir adım daha giderek “GİBİ HUSUSLAR”
kavramını getirerek bu hususların tahdidi değil tadadı olduğunu, bu unsurların
çoğaltılabileceğini belirtmiştir. Yasa koyucu bir anlamda, son fıkrada belirtilen idarî para
cezalarının tespitinde dikkate alınan hususlar kavramının ne olduğunu 5.fıkra ile
önceden açıklamış ve bu kavramı son fıkrada yine tekrar ederek, bu ilkelere göre
yönetmelik çıkarılabileceğini söylemiştir.
Amaçsal yorum (gai yorum) ilkelerinden hareketle yasa koyucunun gerçek amacını
anlamaya çalışırsak, bizce yasa koyucu, yollamada bulunduğu, yukarıda hükmü
açıklanan Kabahatler Kanununun 17 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmünün ceza
verilirken öncelikle dikkate alınacağını belirterek, bu hükümde yer alan kanunlarca alt ve
üst sınırı belirlenen idari para cezalarında kullanılacak takdir yetkisinin etkenlerini
hatırlatarak ve adeta yönetmelik koyucuya da, bu şekilde yasalarda cezaların alt ve üst
sınırı belirlenebilir, sen yönetmelikle alt ve üst sınır koyamazsın, sadece bu sınırlar
içerisinde karar verirken bazı unsurları dikkate alınabileceği hususlarını
düzenleyebilirsin anlamında yol göstermiştir.
Olayımızda 4054 sayılı yasanın 16.maddesi ile konulan kural, anılan yönetmelikle bir
anlamda değiştirilmekte ve Kurulun hareket alanı daraltılmaktadır. Yasa ile getirilmeyen
ve Yönetmelik Koyucuya ceza miktarlarını ve ceza sınırlarını saptama konusunda
verilmiş bir yetki olmamasına rağmen, belirli suçlara verilecek cezaların saptanması,
para cezasına yeni bir alt sınır ve yeni bir üst sınır konulması 4054 sayılı yasanın
16.maddesine aykırıdır. Öte yandan 5/1-a bendinde; karteller için yüzde ikisi ile yüzde
dördü, (b) bendinde; karteller dışında kalan diğer ihlaller için, binde beşi ile yüzde üçü
oranında bir ceza öngörülmesi, Yasanın 16/son maddesinde Kurulca çıkarılması için
verilen yönetmelik yetkisini aşmaktadır. Onu contra legem hale getirmektedir. Zira
yönetmelik ile temel ceza tespiti mümkün değildir. Bu nedenle yasaya aykırı bulunan
Yönetmelik hükümlerine göre ceza belirlenmesinin olanaklı olmadığı, hukuken sakat
olduğu açıktır. Öte yandan bu karşı oy sahibinin 4054 sayılı yasa ile kendisine verilmiş
bulunan yüzde on sınırları içerisinde kalmak kaydıyla, ağırlaştırıcı ve hafifletici unsurları
dikkate alarak ceza miktarını tespit etme yolundaki takdir yetkisi, daha önce görev
yapan ve aynı seviyede olan üyelerin çıkardığı bir düzenleme ile ipotek altına alınmakta,
adeta onların düşünce ve kararlarını devam ettirme zorunluluğu gibi ve yasaya dayalı
olarak özgürce karar vermesini engelleyecek şekilde asla kabulü mümkün olmayan
hukukla bağdaşmayacak bir durum ortaya çıkarmaktadır.
Bu görüşe karşı bir sav getirilebilir. “Yönetmelik Danıştay’ca iptal edilmediğine göre
hukuken geçerlidir ve zaten verilen cezada yönetmeliğin 6. ve 7. maddeleri uygulanarak
sonuç olarak cezanın, yasanın öngördüğü alt ve üst sınırlara ulaşmaktadır.’’ Hukukun
genel ilkeleri, hafifletici ve ağırlaştırıcı unsurların bulunmadığı olayda Rekabet
14-49/877-397
27 / 33
Kurulu’nun anılan yönetmeliğe göre alt ve üst sınır belirleme yönünden bağlı olması
karşısında bu savın bir geçerliliği olamaz.
Öte yandan 2577 sayılı İ.Y.U.K nun 7.maddesinin 4.fıkrasında “Düzenleyici işlemin iptal
edilmemiş olması, bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olamayacağı hükmü
karşısında, açık olarak hukuka aykırı olduğuna inandığımız yönetmelik hükmünün
tarafımızdan da uygulanmasının zorunlu olmadığına inanıyoruz. Bu hükme göre,
Kurul’umuzca tesis edilen kararın İdare Mahkemesi ve Danıştay’ca yapılacak olası bir
yargısal denetiminde de dikkate alınacağı kanısındayız.
26.9.2004 gün ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun “Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi”
başlığı altındaki 2.maddesinde; “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye
ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik
tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.
İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.
Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve
ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.” hükmü
getirilmiştir.
Yine 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun “Kanunilik İlkesi” başlıklı
4.maddesinde; “Hangi fiillerin kabahat oluşturduğu, kanunda açıkça tanımlanabileceği
gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriği,
idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabilir.
Kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarı, ancak kanunla belirlenebilir.’’
hükmü bulunmaktadır.
Kabahatler kanunun anılan maddesinin, gerekçesinde; ……….. suçta kanunilik ilkesine
nazaran, kabahatler açısından daha esnek bir sistem kabul edilmiştir. Buna karşılık,
ikinci fıkrada, idari yaptırımlar açısından, cezada kanunilik ilkesine paralel bir hükme yer
verilmiştir……..denilmiş(6), idari ceza hukuku ile ceza hukuku arasındaki kanunilik
ilkesindeki ayrım gösterilmiştir. Ancak her iki hukuktaki kanunilik ilkesinin değişmez
kuralı ceza hukukunda suç ile cezanın, idari ceza hukukunda yaptırımın türü, süresi ve
miktarının kanunla belirleneceği kuralıdır. Ayrıca, Anayasamıza göre yasama görevi,
devredilmesi mümkün olmayan bir yetkidir. Bireyin maddî ve manevî varlığı üzerinde
derin etkiler doğuran suç ve cezaların, ancak ulusal iradeyi temsil eden organ tarafından
yapılacak kanunla düzenlenebilmesi, kişi hak ve özgürlüklerine sağlanan en önemli
anayasal garantilerden birini oluşturur.
Rekabet Kurulu, Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim
Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in;
5.maddesi ile Türk Ceza Kanunu’nun 2.maddesinin 2.fıkrasına ve Kabahatler
Kanunu’nun 4.maddesinin 2.fıkrasına aykırı olarak 4054 sayılı yasa ile yüzde ona kadar
idari para cezası verilebilmesi hükmünü daraltarak, belli kabahatlere, yeni ceza oranları
belirleyerek adeta kendisini Yasa Koyucu yerine koymuştur.
(6) Kabahatler Kanunu Hükümet Tasarısı ve Adalet Komisyonu madde gerekçesi
14-49/877-397
28 / 33
2-Yönetmeliğin Yasaya Aykırı Hükümlerinin Açılacak Olası Bir Davada İptal
Edilebileceği Kanısını Taşıyoruz.
İdare hukuku kurallarına göre Yönetmelik gibi düzenleyici işlemlere karşı iptal davaları
iki halde açılabilmektedir. Yönetmeliklerin yayımlanması üzerine ilgililer tarafından yasal
süre içerisinde iptali için dava açılabileceği gibi, bu düzenlemenin bir idari işleme
dayanak olarak alınıp uygulanması ile menfaatleri haleldar olan kişiler tarafından da
işlemle birlikte, yönetmeliğin ilgili hükümlerinin de iptali yolunda işlemin tabi olduğu
dava açma süresi dava açılabileceği bilinmektedir. Bu nedenlerle ve yukarıda
açıklamaya çalıştığım gerekçelerle, Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve
Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına
İlişkin Yönetmelik’in; 4054 sayılı yasaya aykırı bulunan ilgili hükümlerinin iptal davasına
konu olması halinde iptal edilebileceği kanısını taşımaktayım.
3-4054 Sayılı Kanunun 16.Maddesinin İrdelenmesi, Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
ve Maddenin Yeniden Düzenlenmesi Gereği.
Yukarıda geniş olarak hükmünü açıkladığımız 4054 Sayılı “Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun’un 16.maddesinin 3.fıkrasında; “Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci
maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile
teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda
oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl
sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde
onuna kadar idarî para cezası verilir.” hükmü bulunmaktadır. Bu hükümle Yasa Koyucu
anılan 4054 sayılı Kanunun 4, 6 ve 7.madde de belirtilen rekabet ihlali olarak
nitelendirilen kabahatler hakkında verilecek idari para cezalarında Rekabet Kuruluna
geniş bir takdir yetkisi alanı bırakmış ve % 0-10 oranı arasında ceza takdir edebilmesi
konusunda yetki vermiştir.
Yukarıda da, açıkladığımız gibi, cezanın takdirinde dikkate alınacak hususlar
konusunda, anılan yasanın 16/5 fıkrası ile, Kabahatler Kanununun 17/2 fıkrasına yaptığı
yollamayla birlikte (işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik
durumu) ihlalin tekerrürü, süresi, teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin piyasadaki gücü,
ihlalin gerçekleşmesindeki belirleyici etkisi, verilen taahhütlere uyup uymaması,
incelemeye yardımcı olup olmaması, gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel
zararın ağırlığı gibi kavramları getirmiş, yine yukarıda açıkladığımız, 16/son fıkrası ile
“gibi” kavramı ile tadadı olarak bu unsurların çoğaltılması adına “cezanın tespitinde
dikkate alınan hususlar” konusunda yönetmelik çıkarma yetkisi vermiştir. Yönetmeliğin
çeşitli hükümleri ile, cezanın ağırlaştırıcı unsurları olarak; İhlalin süresi, Soruşturma
kararının tebliğinden sonra kartele devam edilmesi, İncelemeye yardımcı olunmaması
hali, diğer teşebbüslerin ihlale zorlanması gibi davranışlar, cezanın hafifletilmesi
unsurları olarak ise, yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi haricinde incelemeye
yardımcı olunması, ihlalde kamu otoritelerinin teşvikinin veya diğer teşebbüslerin
zorlamasının bulunması, zarar görenlere gönüllü olarak tazminat ödenmesi, diğer
ihlallere son verilmesi, ihlal konusu faaliyetlerin yıllık gayri safi gelirler içerisindeki
payının çok düşük olması gibi haller olarak belirlenmiştir.
Sonuç olarak; Rekabet Kurulu Rekabet ihlalleri için vereceği nispi idari para cezasını
tespit ederken % 0-10 oranı arasında kalmak koşulu ile, yukarıda yasa hükmü ile
belirtilen ve yine Yönetmelik hükmü ile yasa koyucunun işareti ile çoğaltılan unsurları
dikkate alarak takdir yetkisini kullanacaktır.
14-49/877-397
29 / 33
Hukuk devleti ilkesi, vatandaşların hukuki güvenlik içinde bulundukları, devletin fiil ve
işlemlerinin hukuk kurallarına bağlı olduğu bir sistemi ifade eder. Hukukî güvenlik ilkesi,
herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesi, tutumunu ve davranışlarını
buna göre güvenle düzene sokabilmesi anlamına gelir. Bu güvenliğin sağlanabilmesi
her şeyden önce, devletin kendi koyduğu hukuk kurallarına kendisinin de uyması
bağlıdır. Hukuk devletinin ön şartlarından biri olan hukuk güvenliği ilkesi ile bireylerin
hukuki güvenliğinin sağlanması amaçlanmaktadır.
Hukuk güvenliğinin unsurları, hukuki belirlilik ilkesi, öngörülebilirlik ilkesi, eşitlik ilkesi ve
cezaların yasallığı ile hukuksal güvenlik ilkeleridir. Bunun dışında konumuzla doğrudan
ilgisi olmayan kazanılmış hak ilkesi ile geriye yürümezlik ilkeleri de Hukuk güvenliğini
sağlayan diğer en önemli ilkelerdir.
Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri “belirlilik” tir.
Yasal düzenlemelerin nesnel olması, hukuk devletinde yasadan doğan sorumluluğunun
eylem ve olgu, hukuksal sonuç, hak süjesi yönlerinden herhangi bir duraksamaya ve
kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, belli, anlaşılabilir olması en temel ilkedir. Bu
nedenlerledir ki hukuksal güvenliğinin var olduğunun algılandığı otoritenin keyfilikten
uzak olduğunun düşünüldüğü ortamda bireyde davranışlarını hukuka uyarlayabilecek ve
kendine düşen ödevi yerine sorunsuz getirebilecek kamu düzeni ve hukuk devleti
ilkesinin yerleşmesine katkı ile gereksiz uyuşmazlıkların oluşmasının önüne geçilmiş
olabilecektir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey, yasadan, belirli bir
kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun
bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir.
Hukuki belirlilik ilkesi gereği olarak Yasa Koyucu tarafından getirilen kuralın, kuralın
muhatabı kişilerin olağan şartlar altında belirli işlem ve eylemlerin hangi sonuçlar
doğurabileceğini öngörmelerini sağlayacak nitelikte düzenlenmesini gerektirir. Bu ilke ile
kuralın, muhatap kişi bu kuraldaki takdir yetkisinin kapsamını, kendisi tarafından
öngörülemez keyfi tutum ve davranışlardan koruyacak düzeyde açıklıkla anlayacak
şekilde düzenlenmelidir. Bir başka deyişle kuralın hukuki öngörülebilirliği olmalıdır.
Yasa ile getirilen kural, Anayasamızın 10.maddesinde belirlenen eşitlik ilkesine uygun
olmalıdır. Şöyle ki; alt ve üst sınır arasında idareye bırakılan takdir alanı geniş, sınırsız
ve ölçüsüz olmamalı, cezanın belirlenmesinin alt ve üst sınır arasında çok büyük
oranda açılmış bir makas şeklinde makul ve ölçülü olmayan şekilde genişliği,
uygulamada, yorum ve değerlendirme farklılıklarına dayalı olarak eşitsizliğe, haksızlığa
ve keyfiliğe yol açabilecek nitelikte düzenlenmemelidir.
Yasa koyucu, kamu düzeninin korunması amacıyla ceza hukuku alanında hangi
eylemlerin suç sayılacağı ve suç sayılan bu eylemlerin hangi tür ve ölçüde cezai
yaptırıma bağlanacağı konusunda takdir yetkisine sahip olmakla birlikte, cezaların
yasallığı ve hukuksal güvenlik ilkelerinin gereği olarak, farklı ve keyfi uygulamalara
neden olmamak için, kabahatler hukukuna uygun geçerli sebepler ve objektif ölçütleri
yasada göstermesi gerekir.
14-49/877-397
30 / 33
Anayasa Mahkemesi, 17.04.2008 gün ve E.2005/5, K.2008/93 sayılı kararıyla, 3.5.1985
günlü, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesini iptal etmiştir.
İptale konu 42.madde de “Ruhsat alınmadan veya ruhsat veya eklerine veya imar
mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının yapı sahibine ve müteahhidine, istisnalar
dışında özel parselasyon ile hisse karşılığı belirli bir yer satan ve alana 500 000 TL. den
25 000 000 liraya kadar para cezası verilir. Ayrıca fenni mesule bu cezaların 1/5’i
uygulanır.
Birinci fıkrada belirtilen fiiller dışında bu Kanunun 28, 33, 34, 39 ve 40 ıncı maddeleri ile
36 ncı maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen mal
sahibine, fenni mesule ve müteahhide 500 000 TL.den 10 000 000 liraya kadar para
cezası verilir.
Birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen fiillerin tekrarı halinde para cezaları bir katı artırılarak
verilir………………………………………………hükmü bulunmaktaydı.
Anayasa Mahkemesi, yasa ile getirilen kuralın hukuk devleti ilkelerinden olan hukuki
belirlilik, öngörülebilirlik ilkesi ve cezaların yasallığı ile hukuksal güvenlik ilkelerine
aykırı olduğundan bahisle anılan kuralı iptal etmiştir. Anayasa mahkemesi mezkur
kararında;
“3194 sayılı Yasa’nın 42. maddesinde düzenlenen idari para cezaları, imar ve kamu
düzenine aykırı davranışların önlenmesi amacıyla, araya yargısal bir karar girmeden,
idarenin doğrudan işlemiyle idare hukukuna özgü usullerle kesilen ve uygulanan
yaptırımlardır. Maddenin birinci fıkrasındaki idari yaptırım, idarenin ruhsat alınmadan,
ruhsat veya eklerine veya imar mevzuatına aykırı olarak yapının yapıldığı yönündeki
tespiti ve bu konudaki değerlendirmesine bağlı olarak idarece uygulanmaktadır. Başka
bir deyişle hem cezayı gerektiren eylemin işlendiğini saptamak hem de Yasa’da
gösterilen alt ve üst sınırlar arasında cezanın tutarını belirlemek tamamıyla idari
makamların, belediyeler veya en büyük mülki amirlerin kararlarıyla oluşmaktadır. İtiraz
halinde yargının vereceği karar, onun bu niteliğini değiştirmemektedir. Sonuçları belli
ölçüde genel para cezalarına benzese de tümüyle idari işleme dayanan bir yaptırımdır.
Yargı organlarının müdahalesi olmadan idarece kararlaştırılmakta ve uygulanmaktadır.
İdari makamların Yasa’nın belirlediği sınırlar arasında cezanın takdirinde esas alacakları
objektif ölçütler Yasa’da gösterilmemiştir. Yasa’yla imar para cezasının alt ve üst
sınırları gösterilmiş, bu alan içinde cezayı uygulama yetkisi idareye bırakılmıştır.
İdarelerin hangi ölçütleri esas alacakları açık, belirgin ve somut olarak Yasa’da yer
almamıştır. Yasa kuralı bu anlamda belirli ve öngörülebilir değildir.
Alt ve üst sınır arasında idareye bırakılan takdir alanı geniş, sınırsız ve ölçüsüzdür.
Cezanın belirlenmesinin alt ve üst sınır arasında elli kat gibi makul ve ölçülü olmayan
şekilde genişliği, uygulamada, yorum ve değerlendirme farklılıklarına dayalı olarak
eşitsizliğe, haksızlığa ve keyfiliğe yol açabilecek niteliktedir.
Yasa koyucu, kamu düzeninin korunması amacıyla ceza hukuku alanında hangi
eylemlerin suç sayılacağı ve suç sayılan bu eylemlerin hangi tür ve ölçüde cezai
yaptırıma bağlanacağı konusunda takdir yetkisine sahip olmakla birlikte, cezaların
yasallığı ve hukuksal güvenlik ilkelerinin gereği olarak, farklı ve keyfi uygulamalara
14-49/877-397
31 / 33
neden olmamak için, imar hukukuna uygun geçerli sebepler ve objektif ölçütleri yasada
göstermesi gerekir.
Cezanın Yasa’da gösterilen sınırlar arasında idarece belirlenmesinde, yapının, taşkın,
heyelan, kaya düşmesi gibi afet alanlarında bulunan, sıhhi ve jeolojik mahsurları olan
veya bunlar gibi tehlikeli durumlar göstermesi nedeniyle imar planlarına veya ilgili
idarelerce hazırlanmış, onaylanmış raporlara göre yapılması yasak olan alanlara, imar
planlarında umumi hizmet alanlarına, kamu tesis alanlarına ve yapı sahibine ait
olmayan alanlara yapılması; hangi amaçla yapıldığı, büyüklüğü ve konut, ticari, sanayi,
otel, akaryakıt istasyonu gibi niteliği; fen ve sağlık kurallarına aykırılık taşıması; içinde
oturacak veya çalışacak kişiler için tehlike oluşturması; çevresinde ya da aynı bölgede
emsal yapılar için uygulanan imar para cezaları; kente ve çevreye etkisi; bitmiş ve
kullanılır durumda olması gibi ölçütlere yer verilmemiştir.
Bu tür idari işlemlere karşı yargı yolu açık olmakla birlikte, bu güvencenin uygulama
aşamasından sonra ve ancak itiraz yoluyla ortaya çıkacağı göz önünde
bulundurulduğunda, yasa kurallarının yürürlükte olduğu sürece keyfiliği ortadan
kaldırmaya yeterli olduğu söylenemez. Hukuk kuralları, yargının yorumuna ihtiyaç
göstermeyecek ve uygulayıcılar tarafından anlaşılabilecek şekilde açık ve belirgin
olmak, uygulayıcılara güvence vermek zorundadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır. İptali
gerekir.
Kural iptal edilmiş olduğundan ayrıca Anayasa’nın 10. maddesi yönünden
incelenmesine gerek görülmemiştir.
demiştir.(7)
Yukarıda açıklamaya çalıştığımız, ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer nitelikteki
kararı ışığında 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 16.maddesinin
ilgili fıkralarını irdelediğimizde; Yasa Koyucunun bu maddede de, Hukuki belirlilik,
hukuki öngörülebilirlik, eşitlik ilkesi ve cezaların yasallığı ile hukuksal güvenlik ilkelerine
tam uyduğunu söylemek mümkün değildir. Yasa koyucu, bu hükümle cezanın alt ve üst
sınırı arasında Rekabet Kuruluna büyük bir takdir yetkisi bırakmıştır. Yukarıda
açıklanan, iptale konu 42.madde de alt üst sınır cezanın parasal miktarı konularak 50
kat şeklinde olmasına rağmen, 16.madde de nispi ceza oranı belirlenmiş olmakla bu
fark şimdiye kadar ki uygulamalara göre 10.000 kat şeklindedir ve hatta Rekabet Kurulu
bu katı daha fazla arttırabilme olanağına sahiptir.
Öte yandan, yukarıda da belirttiğimiz gibi, Rekabet Kuruluna bu alt ve üst sınırlar
arasında idari para cezasını tespit ederken dikkate alacağı hususlar gerek 4054 sayılı
yasa, gerek Kabahatler Yasası ve gerekse Yasa Koyucunun verdiği yönetmelik yetkisi
ile belirlenmiştir. Gerçekten belirlenen unsurlar, alt ve üst sınır arasında bu kadar büyük
bir orandaki farklılık içinde hukuka ve adalete uygun bir şekilde idari para cezasını tespit
etmeye yeterli midir? Biz bu konuda tam yeterlidir diyemiyoruz. Bu durumun, bir başka
(7)
612&content=
14-49/877-397
32 / 33
deyişle bu maddenin Anayasa Mahkemesi’nin önüne götürülmesi halinde iptal
edilebileceği kuşkusunu taşımaktayım.
Bilindiği gibi, Rekabet Hukuku 1900 lü yıllarda Sherman yasası ile ilk A.B.D de doğmuş,
1950 li yıllarda da Avrupa Devletleri bu hukuku kabul etmiştir. Ülkemizde ise 1994
yılında çıkarılan 4054 sayılı yasaya göre Rekabet Kurumu 1997 yılında faaliyetine
başlamıştır. Dünyada epeyce yol alan Rekabet Hukuku, teorik anlamda dahil olmak
ülkemizde, Rekabet Kurumu ile pratik alanda da belirli ve üst bir seviyeye gelmiş
bulunmaktadır. Artık Rekabet Hukukunda da, rekabete aykırı fiiller arasında ayrım
yapılarak kabahat tiplerinin belirlenerek bir ayrıma gidilmesi olanaklıdır. Öte yandan
Anayasamızın 13.maddesinde vücut bulan ceza muhakemesi hukuku işleminin
yapılması ile sağlanması beklenen yarar ve verilmesi ihtimal dâhilinde bulunan zarar
arasında makul bir oranın bulunmasını, oransızlık durumunda işlemin yapılmamasını
ifade eden ölçülülük ilkesi dikkate alınarak ceza miktarlarının belirlenmesi mümkündür.
Belirtilen nedenlerle, hukuki belirlilik, öngörülebilirlik ve eşitlik ilkeleri bağlamında, Yasa
Koyucunun gelişen Rekabet hukuku ilkelerini dikkate alıp, kabahat tiplerinde bir ayrıma
giderek, cezada ölçülülük ilkelerini de göz ardı etmeksizin 16.maddeyi yeniden
düzenlemesi gerektiği ve halen komisyonda bulunan yeni yasa değişikliği çalışmasının
bu konuda büyük bir fırsat olduğu inancını taşıyorum.
4-Sonuç
Açıklanan Nedenlerle, Usul yönünden karşı oyumuz, Soruşturma kararı alınırken
Raportörlerin Kurul kararı ile belirlenmesi gerekirken, Başkanlıkça belirlenmesi ve esas
yönünden ise farklı gerekçemiz, “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve
Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına
İlişkin Yönetmelik’in 5.maddesi ile getirilen kabahat tipleri ve bu kabahat tiplerine
verilecek idari para cezalarına alt ve üst sınır konulması suretiyle kanuna aykırı
yönetmelik hükümlerinin uygulanmasının olanaklı olmadığı gerekçeleriyle olup, bu
nedenlerle usul yönünden karara karşı olduğumuzu, esas yönünden de yine kararımıza
sonuç ceza oran ve miktarına katılmakla birlikte, gerekçe yönünden katılmıyorum.
Reşit GÜRPINAR
Kurul Üyesi
14-49/877-397
33 / 33
KARŞI OY GEREKÇESİ
(09.12.2014 tarihli ve 14-49/877-397 sayılı Kurul Kararı)
Kurulun 09/12/2014 Tarih ve 14-49 Sayılı Toplantısında görüşülen Sakarya ilinde
faaliyet gösteren sürücü kurslarının aralarında anlaşarak kurs ücretlerini belirlediği
iddiasına yönelik olarak Kurul’un 19.12.2013 tarih ve 13-71/958-M sayılı kararı ile
yürütülen soruşturma neticesinde alınan kararın 3. bendine aşağıdaki gerekçelerim
nedeniyle karşıyım,
Bilindiği üzere. Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma Uyumlu Eylem Ve Kararlar İle
Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin
Yönetmeliğin Genel Gerekçesinin açıklandığı giriş bölümünün 4. Paragrafının (c)
bendinde, Yönetmeliğin çıkarılış amaçları arasında; Para cezalarının özel ve genel
caydırıcılığı sağlayacak nitelikte olması sayılmış, özel caydırıcılığın, cezaya muhatap
teşebbüslerin, Kanunu ਟhlal etmesਟnਟn önlenmesਟ olduğu, Genel caydırıcılığın ਟse,
Kanunu ਟhlal etmesਟ muhtemel olan veya halen ortaya çıkarılamamış̧ bਟr ਟhlalਟ sürdüren
teşebbüslerਟn caydırılması olduğu, Bu bağlamda, cezaların her ਟkਟ tür caydırıcılığı da
sağlayacak nitelikte belirlenmesi gerektiği öngörülmüştür.
Kurul’ca ülkemizin değişik il ve ilçelerinde faaliyet gösteren sürücü kurslarının
rekabeti ihlal edici davranışlarıyla ilgili olarak 2007’den bu yana 12 soruşturma açıldığı
ve bu soruşturmaların neticesinde de Kurul’un sektörün özelliklerini ve sorunlarını
dikkate alarak 2 dosyada ceza vermediği, büyük bir bölümünde ise bir önceki yıl
cirolarının %2’sini geçmeyen oranlarda ceza verdiği, sayıları 100’e ulaşan teşebbüse
verilen ceza tutarının 554.000.-TL’ye ulaştığı, ancak sektöre yönelik rekabet ihlali
şikayetlerinin kesilmediği ve artarak devam ettiği bilinmektedir.
Soruşturma konusu Sakarya’daki sürücü kurslarının aralarında anlaşmak
suretiyle fiyatların artırıldığına ilişkin iddiaların incelenmesine yönelik olarak yapılan
yerinde incelemelerde tespit edilen bilgi, belge ve uygulamalar çerçevesinde anılan
iddiaların doğru olduğu, bahse konu teşebbüslerin 2010 yılında 200-250.-TL bandında
olan sürücü kursu fiyatlarını 2013 yılında 600.-TL’ler civarına çıkardıkları ve sözü edilen
eylemler dolayısıyla tüketici refahının önemli oranda zarar gördüğü anlaşılmaktadır.
Kurul’ca yapılan çok sayıda soruşturmadan hareketle bu şikâyetlerin kesileceği
ve anılan sektörde rekabet ihlallerinin son bulacağı beklenirken bunun olmaması
Kurul’un verdiği cezaların caydırıcılığının olmadığı kanaatini güçlendirmektedir. Bu
itibarla ilgili sektördeki anılan teşebbüslerin tüketicilere verdikleri zararın ağırlığı
gözetilerek ihlal tespiti yapılan teşebbüslere bu güne kadar sağlanmadığı düşünülen
caydırıcılığı sağlayacak düzeyde azami hadde yakın bir ceza vermek gerekirken verilen
zararla mütenasip olmayacak biçimde düşük bir ceza ile yetinilmesi anılan karara karşı
olmamızı gerektirmiştir.
Fevzi ÖZKAN
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy