T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2020/126 Esas - 2022/849
T.C.
SAMSUN
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİKARAR
ESAS NO: 2020/126 Esas
KARAR NO: 2022/849
HAKİM ...
KATİP...
DAVACI:...
VEKİLİ: ...
DAVALI:...
VEKİLLERİ: ...
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25/05/2015
KARAR TARİHİ: 01/09/2022
KARARIN YAZ. TARİH: 12/09/2022
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonucunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ:
Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı tarafa muhtelif tarihli irsaliyeli faturalarla muhtelif inşaat malzemeleri sattığını, bu malların karşılığında ise davalı taraftan alması gereken 57.213,00 TL bakiye alacağı kaldığını, bunun üzerine davalı borçlu hakkında Samsun 4. İcra Müdürlüğünün 2014/3567 esas sayılı dosyası üzerinden mezkur alacaklara ilişkin olarak ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçluya ödeme emri gönderildiğini, borçlunun borca itiraz ettiğini, borcun itiraz üzerine takibin durdurulduğunu belirterek davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına ve % 20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama masrafları ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, dava dilekçesinde sunulan cari hesap ekstresinde bahsi geçen 01/11/2013 tarihli 11.505,00 TL ve 10/11/2013 tarihli 9.180,00 TL ve 22/11/2013 tarihli 9.628,00 TL tutarındaki miktarlar ile müvekkil şirketin alakası olmadığını, aynı cari hesap listesinde bahsi geçen diğer miktarların bir kısmı müvekkil şirket tarafından davacı tarafa banka vasıtası ve bir kısmı elden nakit olmak ödendiğini, bu nedenle müvekkil şirketten alacaklı olduğunu iddia eden davacı Kemal Kaya Bodur'a müvekkil şirketin herhangi bir borcunun bulunmadığını belirterek davanı reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Samsun 4. İcra Müdürlüğünün 2014/3567 esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır.
Davacı vekili tarafından 19/11/2015 tarihli delil listesi ile ekinde bir kısım faturalar ibraz edilmiştir.
Mali müşavir bilirkişiden 30/11/2015 tarihli rapor aldırılmıştır.
Davalı vekili tarafından ödemelere ilişkin makbuzlar ibraz edilmiştir.
Samsun SGK'ya yazılan yazıya cevap verilmiştir.
Mahkememizin 2015/485 Esas 2017/357 Karar sayılı 206/04/2017 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin 03/07/2017 havale tarihli istinaf dilekçesi ile dosyası istinafa gönderilmiş, Samsun BAM 3 Hukuk Dairesinin 2017/678 esas 2017/831 Karar sayılı ilamı ile davacı vekilinin istinaf talebinin reddine dair karar verilmiş, davacı vekilinin dosyanın temyize gönderilmesi talepli dilekçesi üzerine dosya Yargıtay'a gönderilmiş, Yargıtay 19 HD'nin 2017/5477 Esas 2019/4891 Karar sayılı 23/10/2019 tarihli kararı ile Mahkememiz kararının bozulmasına karar verilmiş, dosya iş bu esas sırasına kayıt edilmiştir.
Mali müşavir bilirkişiden 31/08/2021 tarihli rapor aldırılmıştır.
Davacı vekili tarafından bir kısım fatura asılları dosyaya ibraz edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; cari hesap alacağına dayalı başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.
Tüm dosya kapsamından; davacı yanın Samsun 4. İcra Dairesi'nin 2014/3567 Esas sayılı takip dosyası ile davalı hakkında 57.213,00 TL asıl alacak için icra takibi başlattığı, takip kaynağı olarak cari hesap alacağının gösterildiği, ödeme emrinin davalıya tebliği üzerine davalının süresinde icra takibine, borca ve faize itiraz ettiği, takibin durduğu, mahkememizce yapılan yargılama sonucunda verilen 06/04/2017 tarihli, 2015/485 Esas ve 2017/357 Karar sayılı kararında; davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmamış olması nedeni ile lehine delil olarak kullanılamayacağı, davacının yemin deliline de dayanmadığı, iddiasını ispat edemediği, bu nedenle davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 23/10/2019 tarih, 2017/5477 Esas ve 2019/4891 Karar sayılı ilamı ile ispat yükünün doğru şekilde tayin edilmemesi gerekçesi ile kaldırıldığı görülmüştür.
Yargıtay ilamı çerçevesinde öncelikle çözümlenmesi gereken husus; davalının itiraz ve cevap dilekçesinde kabul etmediği 01/11/2013 tarihli 11.505,00 TL, 10/11/2013 tarihli 9.180,00 TL ve 22/11/2013 tarihli 9.628,00 TL tutarındaki malların davalı yana teslim edilip edilmediğinin belirlenmesidir. Bahsi geçen malların teslimi konusunda ispat yükü davacıda olup, davacıya uyuşmazlığa konu faturaların teslim alan adı altındaki imzaların davalı şirket yetkilisine ait olduğuna ilişkin iddiasını ispatlamak için ıslak imzalı fatura asıllarını sunmak üzere kesin süre verilmiş, davacı vekilince faturaların karbon suretlerinin sunulduğu görülmüş, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı anlaşılmış, dosya arasına kazandırılan BA formlarında da davalının KDV iadesi kapsamında faturaları vergi dairesine sunmadığı anlaşılmıştır. Yine 16/07/2020 tarihli celsede davacı vekiline iddiasını ispat kapsamında gider avansı yatırmak üzere kesin süre verilmiş ise de davacı yanca kesin süre içerisinde gider avansının yatırılmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu hususlar ile davalı yanın faturaları ve altındaki yetkisiz temsilci tarafından atılan imzaları kabul etmemesi, davacı yanın yemin deliline dayanmayacağı beyanı karşısında, davacının uyuşmazlık konusu 01/11/2013 tarihli 11.505,00 TL, 10/11/2013 tarihli 9.180,00 TL ve 22/11/2013 tarihli 9.628,00 TL tutarındaki malları davalı yana teslim ettiği olgusu ispat edemediği kabul edilmelidir.
Davacı tarafça malların eksiksiz teslimine ilişkin tanık dinletme talebi ileri sürülmüş ise de; davacı yanın 19/11/2015 tarihli tanık listesi bildirdiği, son celse ileri sürülen tanık dinletme talebinin süresinde olmadığı, yine HMK md. 200 gereği dava değerinin tanıkla ispat sınırının üstünde kalması ve ispat edilecek vakanın mahiyeti itibariyle tanıkla ispatının mümkün olmaması karşısında davacının tanık dinletme talebinin reddine karar verilmiştir (Yargıtay 11. HD'nin 07/06/2021 tarihli, 2021/20 Esas, 2021/4837 Karar sayılı ilamı).
Bu kez davalı taraf cari hesap ilişkisi kapsamında geri kalan mallara ilişkin ödeme yaptığını ve davacı tarafa cari hesap ilişkisi nedeni ile borçlu olmadığını ispat etmelidir. Yapılan ödemelerin tespiti amacıyla ticari defterler incelenmiş olup, alınan 31/08/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının 2013 takvim yılı resmi defterlerinin kapanış tasdiki yapılmadığı için lehine delil olarak kullanılamayacağı, davalı yanın 2013 takvim yılı resmi defterlerinin açılış-kapanış tasdiki yapıldığı için lehine delil olarak kullanılabileceği, davacının ticari defter kayıtlarına göre davalıdan 87.957,60 TL alacaklı göründüğü, davalının ticari defter kayıtlarına davacıya borcu bulunmadığı, defterlerin birbirini doğrulamadığı tespit edilmiştir.
HMK’nın 199. maddesinde yer alan “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir” şeklindeki tanımlama kapsamında ticari defterlerin de HMK anlamında ticari bir belge niteliğinde delil olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
TTK'nın 83/2. maddesinde, HMK'nın senetlerin ibrazı zorunluluğuna ilişkin hükümlerinin ticari işlerde de uygulanacağı düzenlenmiş olup, 6100 sayılı HMK'nın 220. maddesinde genel olarak ticari belgelerin, 222. maddesinde (22.07.2020 T. ve 7251 S.K/Madde 23. maddesi ile değişik) ise özel olarak ticari defterlerin ibrazı ve delil olması hususları ayrıca hüküm altına alınmıştır.
HMK’nın 222. maddesinde ise, münhasıran ticari defterlere ilişkin olarak, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için; Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları ise ancak sahibi aleyhine delil teşkil eder.
Eldeki davada, davacı taraf dava dilekçesi ile 27.500 TL'si banka aracılığı ile, 2.644 TL'si elden olmak üzere toplam 30.144,00 TL tahsilat yaptığını kabul etmiştir. Diğer yandan sunulan ticari defter kayıtları ve alınan bilirkişi raporları çerçevesinde, davalı tarafın teslim aldığını kabul ettiği mallar yönünden davacıya ödeme yaptığı hususunu da ispat ettiği değerlendirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, Yargıtay ilamı, alınan raporlar ve toplanan deliller birlikte değerlendirilmiş, davacı tarafın takip tarihi itibariyle davalı taraftan alacaklı olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 80,70 TL karar ilam harcın peşin alınan 977,06 TL'den mahsubu ile bakiye karar ilam harcı olan 896,36 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan 700,00TL bilirkişi ücreti, 36,90 TL posta masrafı olmak üzere toplam 736,90TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesince hesaplanan 8.237,69 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
5-Davacı tarafın sarf ettiği yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Kararın talep halinde Yazı İşleri Müdürü tarafından taraflara tebliğine,
7-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde, müracaat etmeleri halinde kalemde, müracaat etmemeleri halinde dosyaya hesap numarası bildirmiş ise hesaba aktarmak sureti ile, hesap numarası da bildirilmemiş ise masrafı gider avansından karşılanmak sureti ile PTT vasıtasıyla adreste ödemeli olarak taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay Temyiz yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usülen anlatıldı.01/09/2022
Katip ...
Hakim...
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır.