T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2020/634 Esas - 2022/934
T.C.
SAMSUN
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİKARAR
ESAS NO: 2020/634 Esas
KARAR NO: 2022/934
HAKİM : ...
KATİP: ...
DAVACI: ...
VEKİLİ: ...
DAVALI: ...
VEKİLİ:...
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 14/09/2020
KARAR TARİHİ: 22/09/2022
KARARIN YAZ. TARİH: 26/09/2022
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonucunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ:
Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; 01/06/2016 tarihinde ... plakalı otomobil ile ... plakalı aracın çarpışması sonucu gerçekleşen kazada ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan müvekkilinin yaralanarak malul hale geldiğini, kaza sonrası zarar tazmini için ... plakalı aracın ZMMS sigortacısı olan davalı sigorta şirketine başvurulduğunu, zararın karşılanmadığını, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, müvekkilinin kaza sonrası tedavi gördüğünü, maluliyetin tespiti için Adli Tıbba sevkinin gerektiğini belirterek şimdilik 1.000,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, davacı talebinin net olmadığını, müvekkili sigorta şirketinin ... plakalı aracın ZMMS sigortacısı olduğunu, teminat limitinin 290.000,00 TL olduğunu, kusurun tespitinin gerektiğini, sürekli maluliyetin oluşmaması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, maddi tazminat istemine esas maluliyet raporunun 20/02/2019 tarihinde yürürlüğe giren erişkinler için engellik değerlendirme hakkındaki yönetmeliğine uygun alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe kapsamında olmadığını, hesaplamanın aktüer tarafından yapılması gerektiğini, hesaplamada TRH-2010 mortalite tablosunun esas alınması gerektiğini, müterafik kusur durumunun değerlendirilmesini, faizin hatalı talep edildiğini, müvekkilinin temerrüte düşmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Davacı vekili tarafından sunulan 15/06/2020 tarihli dilekçe ekinde sağlık kurulu raporu, arabuluculuk son tutanağı, sigorta şirketine başvuru dilekçesi sunulmuştur.
Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/16321 soruşturma sayılı dosyası uyap sistemi üzerinden celb edilmiştir.
Samsun Gazi Devlet Hastanesine yazılan yazıya cevap verilmiş, ekinde tedavi evraklarının gönderildiği görülmüştür.
SGK'ya yazılan yazıya cevap verilmiştir.
Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi'den hasar dosyası celb edilmiştir.
Adli Trafik Uzmanı bilirkişiden rapor aldırılmıştır.
Samsun OMÜ'den 18/01/2022 tarihli maluliyet raporu aldırılmıştır.
Aktüerya uzmanı bilirkişiden 14/02/2022 tarihli rapor aldırılmıştır.
Davacı vekili tarafından bedel artırım dilekçesi sunulmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamından; dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile dava dışı ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın 01/06/2016 tarihinde çarpışması neticesinde yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, davacının ... plakalı araçta yolcu olduğu, yaralanması sebebi ile maddi zararının tazmini ile eldeki davayı açtığı, davalı ...nin ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu, kazanın poliçe teminat tarihleri arasında meydana geldiği anlaşılmıştır.
Davalı vekili süresi içerisinde sunduğu cevap dilekçesinde zamanaşımı def'ini ileri sürmüştür. Zamanaşımı def'ine gelince; 2918 s. KTK'nın 109. maddesinin ilk iki fıkrası; "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." şeklindedir. Eldeki davada, davacının yaralanması ile sonuçlanan kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'da öngörülen ceza zamanaşımı süresi dikkate alınmış, dava tarihinde 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı kabulü ile değerlendirme yapılarak davalının zamanaşımı def'i yerinde görülmemiştir.
Mahkememizce ceza dosyası, hasar dosyası ve tüm bilgi ve belgeler toplanmak suretiyle kusur tespiti amacıyla dosya adli trafik uzmanı bilirkişiye verilmiş, alınan 03/05/2021 tarihli raporda; 01/06/2016 tarihinde ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile durak cebinde yolcu aldıktan sonra taşıt yolunu kontrol etmeden hareket ettiği sırada aracının sol yan kısımları ile, orta şeritte seyir halinde olan ve düz geçiş yapan sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsünün kazanın oluşmasına neden olduğu, ... plakalı araç sürücüsünün kusur ihlalinin bulunmadığı tespit ve kanaati bildirilmiştir. Raporun kaza tespit tutanağına ve tüm dosya kapsamına uygun olduğu değerlendirilmiş, tarafların kusur durumları rapordaki şekli ile kabul edilmiştir.
Tedavi evrakları dosya arasına alınmış, davacı maluliyetinin tespiti amacıyla Ondokuz Mayıs Üniversitesi'ne sevk edilmiş, alınan 18/01/2022 tarihli raporda; davacının kazadaki yaralanması sebebi ile sürekli maluliyetinin bulunmadığı, iyileşme süresinin ise 3 haftaya kadar uzayacağı kanaati bildirilmiştir. Rapor taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davalı vekilince sunulan dilekçede raporun içeriğine itiraz edilmediği görülmüş, davacı vekilinin ise raporda, davacının sol ayak bileği için yeni çekilen MR görüntülerinin incelenmediği, dosyadaki sağlık kurulu raporu ile maluliyet raporu arasında çelişki bulunduğu, bu nedenle ATK'dan yeni rapor talep ettiği anlaşılmıştır. Maluliyet raporunun incelenmesinde; tedaviye ilişkin tüm evrakların incelendiği, davacının muayene sırasındaki öyküsünün dinlendiği, bu çerçevede Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalından yeni konsültasyon istenildiği, 29/11/2021 tarihli incelemenin raporda değerlendirmeye alındığı, maluliyet heyetinde davacının yaralanmasına bağlı olarak Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı profesör öğretim üyesinin de bulunduğu, düzenlenen rapor her ne kadar dava dilekçesi ekindeki sağlık raporu ile uyuşmamakta ise de, sağlık raporunun kaza tarihinde geçerli olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'e göre düzenlenmediği, tüm tedavi evrakları toplanmaksızın ve heyette yasanın aradığı adlı tıp uzmanı bulunmaksızın rapor düzenlendiği anlaşılmış, şu halde alınan 18/01/2022 tarihli raporda kaza tarihine uygun olduğu tespit edilen yönetmelik uyarınca belirlenen maluliyet oranı ile davacı tarafça sunulan sağlık raporu arasında hükme etki edecek çelişki bulunmadığı nazara alınarak davacı vekilinin bu yöndeki itirazlarına itibar edilmemiştir.
Davacının talepleri çerçevesinde zararının hesaplanması amacıyla dosya aktüer bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 14/02/2022 tarihli raporda davacının 3 haftalık geçici iş göremezlik zararının 910,69 TL olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir. Raporun içtihatlara ve mevzuata uygun olduğu anlaşılmış, davacı vekiline bedel artırıl dilekçesi sunmak üzere süre verilmiş, davacı vekilinin 03/06/2022 tarihli dilekçesi ile geçici iş göremezlik talebini 910,69 TL'ye çıkarttığı görülmüştür.
6098 sayılı TBK m. 52'ye göre zarara uğrayan, zararı doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim, tazminat miktarını hafifletebilir. Her ne kadar kaza tespit tutanağında davacının ehliyet kemeri takmadığı belirtilmiş ise de, soruşturma dosyasında bulunan ifadeler, dosya arasına alınan tedavi evrakları, olayın oluş şekli ve davacının ayağından yaralanmış olması ve maluliyet durumu dikkate alındığında emniyet kemeri takılmamış olmasının zararın doğumuna yahut artmasına sebebiyet vermediği değerlendirilmiş, zarardan indirim yapılmasını gerektirir herhangi bir durum olmadığı tespit edilmiştir.
Toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları çerçevesinde, kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketine sigortalı bulunan ... plakalı araç sürücüsü ...'un %100 kusurlu olduğu, davacının meydana gelen kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığı, davacının kaza sebebi ile sürekli maluliyetinin oluşmadığı, iyileşme süresinin 3 haftaya kadar uzayabileceği, buna göre talep edebileceği geçici iş göremezlik zararının 910,69 TL olacağı, davacının dava öncesinde 22/07/2019 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuru yaptığı, davalının 8 iş günü sonrasına tekabül eden 02/08/2019 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte sorumlu olduğu kabul edilmiş, fazlaya ilişkin kısımlar reddedilmiştir.
6325 sayılı kanunun 18/A-11 maddesi gereği dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması dava şartı olduğundan davacı tarafından arabuluculuk başvurusu yapılmış davalının vekili aracılığı ile arabuluculuk görüşmelerine katıldığı anlaşılmış olmakla tespit edilen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri olarak kabul/ret oranına göre taraflardan tahsiline karar vermek gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 910,69- TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 02/08/2019 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 80,70 TL karar ilam harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye karar ilam harcı olan 26,30 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından ödenen 162,40 TL tebligat ve posta gideri, 1.287,59 TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 1.449,99 TL yargılama giderinin kabul/ret oranına göre 936,06 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Zorunlu Arabulucuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320-TL arabulucuk ücretinin 467,86-TL'sinin davacıdan ve 852,14-TL'sinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesince hesaplanan 910,69 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesince hesaplanan 500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
7-Davalı tarafın sarf ettiği yargılama giderleri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
8-Kararın talep halinde Yazı İşleri Müdürü tarafından taraflara tebliğine,
9-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde, müracaat etmeleri halinde kalemde, müracaat etmemeleri halinde dosyaya hesap numarası bildirmiş ise hesaba aktarmak sureti ile, hesap numarası da bildirilmemiş ise masrafı gider avansından karşılanmak sureti ile PTT vasıtasıyla adreste ödemeli olarak taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda HMK 341/2 gereği KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usülen anlatıldı.22/09/2022
Katip ...
Hakim ...
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır.