T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2021/1065 Esas - 2023/469
T.C.
SAMSUN
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİKARAR
ESAS NO: 2021/1065
KARAR NO: 2023/469
HAKİM :
KATİP:
DAVACI: ...
VEKİLİ: Av.
DAVALI: 1- ...
VEKİLLERİ: Av.
Av.
DAVALI: 2- ...
VEKİLİ: Av.
DAVA: Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 08/12/2021
KARAR TARİHİ: 11/04/2023
KARARIN YAZ. TARİH: 11/05/2023
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonucunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İddia ve savunmaların özeti;
Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle, davacıya ait ... plakalı kamyonun 10/09/2020 tarihinde maddi hasarlı kaza sonrası tamir için 20/11/2020 tarihinde ... yetkili servisi olan ... Ticaret Kollektif Şirketine teslim edildiğini, dava konusu damperli kamyonun halen davalı ... Kollektif Şirketi tarafından işletilen yetkili serviste olup tamirinin tamamlanmadığını ve davacıya teslim edilmediğini, davalı tarafından verilen sözlü bilgide kamyona ait yedek parçaların diğer davalı ... San. ve Tic. A.Ş tarafından geç-eksik veya yanlış gönderilmesinden dolayı aracın tesliminde gecikme olduğunun belirtildiğini, araçla ilgili ilk tespite istinaden temin edilen parça araçlara monte edildikten sonra aracın kontak anahtarının da hasarlı olduğunun belirlendiğini, anahtar temin etmek için yaklaşık 2 ay kadar zaman kaybedildiğini, anahtarın temin edilmesinden sonra bu defa aracın beyninin hasarlı olduğunun saptandığını ve tedarik edilmeye çalışıldığını halen de temin edilemediğini, davalı ... San. Tic. A.Ş üretici firma olup kendi üretimi 2016 model araca ait yedek parça üretme/ bulundurma ve talep eden servislere en seri şekilde ulaştırma yasal sorumluluğuna aykırı davrandığını, dava konusu aracın niteliği gereği ticari araç olup davacı tarafından ticari faaliyette kullanılamadığını, ancak makul sınırları aşan tamir süresi ve halen serviste olmasından dolayı davacının aracını kullanamamaktan dolayı ticari kayba uğradığını ve tamirin tamamlanmamasından dolayı davacının aracı ticari faaliyette ve diğer herhangi bir surette kullanamamaktan kaynaklı doğduğu ve doğacak maddi kaybından davalılar ile birlikte sorumlu olduğunu, dava konusu uyuşmazlık yönünden arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, fazlaya ve doğacak zararlara ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile şimdilik 30.000 TL tazminatın 20.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini dava ve talep etmiştir.
Davalı ... San. Tic. A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle, davalı şirketin davacı şirket ile hiçbir hukuki yada fiili ilişkisi olmaması, herhangi bir sorumluluk yüklenecek yasal dayanak bulunmaması ve davacının zararını doğuracak kusurlu herhangi bir davranışının da olmaması nedeniyle davanın müvekkili şirkete yöneltilemeyeceğini, aracın garanti belgesinden de görüleceği üzere garanti belgesinden de görüleceği üzere garanti süresinin dolduğunu, bu kapsamı genişletmek garanti kapsamını büyütmenin söz konusu olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının usulüne uygun ayıp ihbarında bulunmadığını, davaya konu aracın tamiratının makul süresi içerisinde tamamlandığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla yaşayan bir gecikme varsa da gecikmede davalı şirketin hiçbir kusuru bulunmadığını, dava konusu aracın diğer davalı ve o dönem yetkili servisi olan ... Ticaret'e karışmış olduğu trafik kazası nedeniyle hasarlı olarak geldiğini, diğer davalı ... Ticaret firmasının 29.12.2020 tarihinde yetkili servisliği bırakmak istediğini davalı şirkete ilettiğini ve bu doğrultuda 30.12.2020 tarihinde karşılıklı imzalanan fesih protokolü ile davalı şirketin yetkili servisliğinden ayrıldığını, hasar onarımı için gerekli yedek parça listesi diğer davalı ... Ticaret firması tarafından hazırlandığını ve taraflarına iletildiğini, ilgili parçaların temin süreleri parçaların geleceği ülke olan Çin'deki firmadan talep edildiğini, ithal olan yedek parçaların Çin'den davalı şirkete varışları dünya genelinde yaşanan pandemi sebebi ile ancak 12.03.2021 tarihinde tamamlandığını, davalı şirketin bu 2,5 aylık süreye ilişkin hiçbir kusur yada ihmali bulunmadığını, söz konusu gecikmenin tamamen davacının sigorta şirketinin gecikmesinden kaynaklandığını, diğer davalının bu doğrultuda aracın onarımını 10.01.2022 tarihinde tamamlayarak davacıya teslim ettiğini, davacının talep etmiş olduğu tazminat miktarının fahiş olduğunu beyanla söz konusu davanın yetkisiz mahkemede açılmış olduğundan yetkisizlik nedeniyle reddini, bununla birlikte davanın zaman aşımına uğradığını, davada davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceğinden söz konusu davanın haksız ve hukuka aykırı olduğundan davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... Ticaret Koll. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle, hasarlı aracın yedek parçalarının temini yükümlülüğünün üretici ve ithalatçı firma sıfatıyla diğer davalı ... San. Tic.A.Ş olmakla, yetkili mahkemenin bu şirketin ikametgahının bulunduğu yer itibariyle İstanbul Anadolu Adliyesinin yetki alanında olduğunu, hiçbir şekilde davayı kabul anlamına gelmeksizin daha önceden davalı şirketi temerrüde düşürecek bir işlem ve eylem oladığından, faiz ve faizin 20.11.2020 tarihinden başlatılması taleplerine oran olarak yasal faiz yerine avans faiz isteğine itiraz ettiklerini, aracın tamirinin gecikmesi nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararını 2017-2018-2019 yıllarında dava konusu araç için beyan edip ödediği vergi de belli olduğundan belirsiz yada kısmi dava açılamayacağını, davacı ile müvekkili şirket arasında dava konusu aracın hangi sürede onarılacağı, tamir ve tadilatının ne kadar süreceği konusunda bağlayıcı bir sözleşme yapılmadığını, dava konusu aracın 10.09.2020 tarihinde kaza yaptığını, kazadan 70 gün sonra 20.11.2020 tarihinde davalı şirkete müracaat edildiğini, araçtaki sorunların giderilmesi için davalı üretici ... A.Ş ile iletişime geçildiğini 23.11.2020 tarihinde servis alanına gelinerek tamirat için gerekli yedek parçaların tespiti yapıldığını, yapılan bu tespit ve bildirimlerden sonra 5 ay üretici ve tedarikçi diğer davalıdan parça ve parçaların fiyatları beklenmiş, 21.04.2021 tarihinde diğer davalı tarafından parçaların fiyatlarının verildiğini, alınan fiyatların... Sigorta A.Ş ye bildirildiğini ve mutabakat sağlanması sonucunda 26.05.2021 tarihinde 34.246 TL gönderildiğini ve yedek parçaların istendiğini, aracın tamir ve tadilatı bittikten sonra 17.06.2021 tarihinde aracın test edilmek istendiğini ancak bu kez aracın kontak anahtarının bozuk olduğu ve çalışmadığının tespit edildiğini, kontak anahtarının temin edilerek yapılan araştırmada kaza nedeniyle elektronik beynin şase yaptığı ve arızalandığının tespit edilerek tedarikçi firmaya bilgi verildiğini, ancak yanlış parça gönderilmesi nedeniyle aracın çalışmadığını, müvekkili davalı şirketin diğer davalının temin etmek zorunda olduğu yedek parçalar dışında tüm mekanik, kaporta, boya, montaj ve diğer işlemleri eksiksiz ve zamanında yaptığını beyanla haksız ve dayanaksız davanın reddini talep etmiştir.
Toplanan Deliller,
Arabuluculuk son tutanağı, hasar dosyası, araç teslim tutanağı, tescil kaydı, Otomotiv bilirkişiden alınan 19.07.2022 tarihli bilirkişi raporu ve 16.01.2023 tarihli ek rapor, Mali Müşavir bilirkişiden alınan 07.10.2022 tarihli bilirkişi raporu, Samsun Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası, Merzifon Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanlığı yazı cevabı, Mali Müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 09.03.2023 tarihli ek rapor ve tüm dosya kapsamı.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe;
Dava, davacıya ait aracın tamir için bırakıldığı serviste onarımının geç yapılması nedeniyle oluşan kazanç kaybına ilişkin zararının tahsili talebine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamından, davacıya ait aracın 10.09.2020 meydana gelen trafik kazası sonrasında parça değişimini gerektiren arızanın oluşması nedeniyle 20.11.2020 tarihinde ... yetkili servisi olan ... Kollektif Şirketine teslim edildiği, ... A.Ş tarafından yedek parça teminlerinin talep edildiği ancak parçaların gelmesinin uzun süre aldığı, aracın tamirinin uzaması nedeniyle davacının araç mahrumiyet bedeli istemiyle eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır.
Davalı ... vekili süresinde sunmuş olduğu cevap dilekçesi ile yetki itirazında bulunmuştur. 6100 sayılı HMK'nın 6. maddesi, genel yetkili mahkemeyi belirlemiş olup, bu maddede genel yetkili mahkemenin davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğu vazedilmiştir. Yine, yasanın 7/1. maddesinde davalının birden fazla olması durumunda davanın bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabileceği, 10. maddesinde ise sözleşmeden doğan davaların, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de görülebileceği belirtilmiştir. Somut olayda, hem sözleşmenin ifa yeri hem de davalı ... şirketinin yerleşim yeri Tekkeköy olup, Tekkeköy ilçe sınırları içinde doğan ticari uyuşmalıklarla ilgili mahkememizde dava açılmasında bir isabetsizlik yoktur. İş bu sebeple yetki itirazı yerinde görülmemiştir.
Her ne kadar davalı ... şirketi davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılamayacağını belirtmişse de dava dilekçesinindeki istemlerin ileri sürülüş biçiminden davanın kısmi dava olduğu ve alacak ve zarar miktarının belirli olduğu zamanlarda dahi kısmi dava açılabileceği, kaldığı davacının zarar miktarının yargılama ile tespit edildiği dikkate alınarak buna ilişkin savunmaya da itibar edilmemiştir.
Davalı vekilince sunulan süre uzatım dilekçesinde zamanaşımı def'i ileri sürülmüş ise de, sözleşme tarihinin aracın teslim tarihi olan 20/11/2020 olduğu, dava tarihinin ise 08/12/2021 olduğu, TBK'nın 146. ve 147/6. maddeleri gereği zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla, davalı yanın zamanaşımı def'ine itibar edilmemiştir.
Taraflar arasında davacıya ait aracın davalı ... Ticaret Koll. Şti.'ye tamir için bırakıldığı, aracın dava açıldıktan sonra 10/01/2022 tarihinde teslim edildiği, diğer davalı ... şirketinin parça tedarikçisi olduğu hususunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Taraflar arasında çözümlenmesi gereken ilk uyuşmazlık davalı ... şirketinin pasif husumetinin olup olmadığı, tespit edilecek zarardan sorumlu tutulup tutulmayacağı, aracın davacıya zamanında teslim borcunda davalıların temerrüde düşüp düşmedikleri, aracın geç teslimi halinde davacının uğradığı zarar miktarının ne olduğu hususlarında toplandığı anlaşıldı.
Davalı ... şirket vekili cevap dilekçesi ile davanın kendisine yöneltilmeyeceğine ilişkin itirazda bulunmuştur. Davacı ile pasif husumet itirazında bulunan ... şirketi arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır. Burada davalının sorumluluğunun değerlendirilmesi için hukukun temel ilkelerinden olan "güven teorisinden" bahsetmek gerekmektedir.
Hukukun evrensel ve genel ilkelerinden olan “dürüstlük ilkesi” bazı alt ilkelerin doğmasına sebep olmuştur. Bu ilkelerden birisi “ahde vefa ilkesi”, bir diğeri de “güven ilkesi”dir. Bu güven ilkesi de, “hukuki görünüşe güvenin korunması” alt ilkesini doğurmuştur.
Güven kavramı, anlam itibariyle sadece etik ve moral beklentilerin mevcut olduğu bir kavram değildir. O, aynı zamanda, toplum içerisindeki bireylerin iletişiminde çok ciddi rol oynayan ve bazı durumlarda eksik kalmış, tamamlanamamış ya da üstü kapalı olarak geçirilmiş, bazı irade beyanlarının yorumlanması ve tamamlanmasında önemli derecede etkisi olan psikolojik-sosyolojik bir kavramdır. Bilgilendirme gereksinimi içinde, güven kavramının, ekonomik, sosyal ve kültürel anlamları da mevcuttur. Bir görüşe göre güven kavramı, toplum içerisinde, bir bireyin diğer bireylerle olan ilişkilerini tamamlayan; bu ilişkilerin yorumlanmasında kullanılan; ya da o bireyin geleceği ile ilgili olan olaylarda yol gösterici bir rol oynayan, tamamen insanın kendi iç dünyasıyla ilgili bir davranış, bir ruh hali, bir zihniyet, bir anlayıştır. Güven kavramının temelinde; doğruluk, dürüstlük, açık sözlülük, içtenlik, gerçeklik, haklılık gibi anlamlar yatmakta; güven kavramının anlamı da sayılan bu ilkelere dayanmaktadır. Bu anlamda güven, iki taraflıdır. Bir birey, ya karşısındakine güvenir, ya da karşısındaki o bireye güven verir. Bir kimsenin çevresine verdiği güven, aynı derecede bir karşılık ve hukuki olarak korunma gerektirmektedir.
Özel bir ilişkiye girmiş taraflardan biri, hukuka ve güven ihlâli söz konusu olduğunda da hukukun öngördüğü yaptırıma güvenerek karşı tarafa güvenmiştir. Karşı taraf omuzlarına da bu güvenden dolayı doğru ve dürüst davranmak ve sadakatli olmak yükümlülüğü yüklenmiştir. Kendisine güvenilen taraf da yapmış olduğu kendi davranışları ile bu güven olgusunu meydana getirdiği için, güvenen tarafa kendisine neden güvendiği hususunda bir itiraz hakkı söz konusu olmayacağı öğretide ileri sürülmüştür.Güven sorumluluğunun gerçekleşebilmesi için, bir kimsede hukuken korunmaya layık bir güvenin olması, bu güvene dayanılarak bir tasarruf işleminde bulunulması, tüm bunların da bir kişiye isnat edilebilmesi gerekir.
Güven sorumluluğunun Türk pozitif hukukunda özel bir kanuni düzenlemesi bulunmamakla birlikte; Türk hukuk öğretisinde dürüstlük kuralından hareketle bir olayda güven sorumluluğunun gerçekleşebilmesi için şu şartlar aranmaktadır: Olayda bir “güven” unsuru bulunmalı, zarar gerçekleşmeli, yaratılan hukukî görünüme güvenin pozitif olarak korunması anlamında geçerlilik sonucu bağlanmamalı, zarar ile yaratılan hukukî görünüş arasında nedensellik bağı söz konusu olmalı, başka hukukî kurumların uygulama alanına giren herhangi bir durum söz konusu olmamalı, hukukî görünüşü yaratan kimse kusurlu olmalı, kişinin haklı güveni, yani olayda iyi niyeti bulunmalıdır. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 30.01.2013 tarihli ve 2012/19-670 E., 2013/171 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.
Somut olayda da dava tarihinde davalı ... Kollektif Şirketi diğer davalı şirketin bayisi durumunda olup davalı ... pasif husumet itirazında bulunarak davanın reddi gerektiğini ileri sürmüş ise de, davalılar arasında merkez-bayi ilişkisi bulunduğu, davacının davalı ... şirketine ait servisi tercih etmesinin yegane sebebinin ... markası ve güvencesi olup yedek parçanın ellerinde bulunduğuna dair inancı olduğu nazara alındığında, servise bayilik vererek ... markasını kullandıran davalı ... şirketinin de oluşan zarardan sorumlu tutulması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse davalı ...'nin sorumluluğu, sözleşmeye dayalı sorumluluk değil, güven teorisi gereği bayilik ilişkisine dayanan bir sorumluluktur. Davalının iddia ettiği gibi ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayanarak açılan dava mevcut değildir. Davacı sözleşmeyi her ne kadar diğer davalı ... ile akdetmişse de, diğer davalı ... şirketine duyduğu duyduğu güven üzerine, parça tedarikinin sağlanacağı inancıyla reklam ve afişlere inanarak sözleşme akdetmiştir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2022/3200 esas 2022/5289 kararı, Yargıtay 19. HD.nin 18.09.2013 tarih ve 8578/14083 sk., İstanbul Bam 3. HD'nin 2021/1333 karar sayılı ilamı) Bu sebeple oluşan zarardan davalı ... şirketinin de davalı ... şirketi ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olması gerektiği değerlendirilmiş ve buna ilişkin itiraz yerinde göürlmemiştir.
... şirketinden servis kayıtları ve... Sigorta A.Ş hasar dosyası temin edilerek dosyamıza eklenmiştir.
Otomotiv bilirkişi tarafından düzenlenen 19.07.2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle, ilk olarak tespiti yapılan hasarın değerlendirildiğinde yoğunlukla kaporta elemanlarının hasarlı olduğu, sonrasında kontak anahtarının ve beyin olarak tabir edilen elektronik ünitesinin arızalı ve hasarlı olduğu, hasar ve arızaların tespitinin belli bir sinsile ile tespitinde yetersizlik, eksik veya hatalı ifa kaynaklı kusur olmadığı, davalı ... Otomotivin yedek parça temininden sorumlu olduğu, bu sorumluluğu yerine getirdiği ancak gerekli parçaların tedarikinde olağandan farklı gecikmelerin olduğu, pandemi sürecine bağlı gecikme ve aksamalar da değerlendirilerek, davacının maliki olduğu araçta oluşan hasarın makul onarım süresinin (yedek parça temin, işçilik dahil) 170 gün olduğu, dolayısıyla aracın davalılardan ... yetkili servisine 20.11.2020 tarihinde tesliminden 08.12.2021 dava tarihine kadar 213 gün, aracın onarımının tamamlandığı ve davacıya teslim edildiği 10.01.2022 tarihinde kadar ise 246 gün davalılardan kaynaklı gecikme olduğu tespit edilmiştir.
Mali Müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 07.10.2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle, davacı ...'ın 2020 ve 2021 yılları yevmiye defterlerinin (Y3568 Sayılı Kanun'da belirtilen Tek Düzen Muhasebe Uygulama Tebliğlerine, Muhasabe Standartlarına, Türk Ticaret Kanunu ve 213 Sayılı Vergi Usul Kanunun da belirtilen esaslar çerçevesinde usulüne uygun olarak tutulduğu, davacının 2020 ve 2021 yılları ticari defterleri üzerninde yapılan incelemede davacının iş kolu olarak Kara Yolu İle Şehirler Arası Yük Taşımacılığı işi ile iştigal ettiği, davacının aktifinde birçok makine ve taşıt mevcut olduğu, davacının defter kayıtlarına gerek gelir hesapları, gerekse gider hesapları incelendiğinde düzenlenen faturaları ve alınan gider faturalarının kümülatif olarak kaydedildiği, dolayısıyla aracın geçmiş yıllar içerisinde (hasarlı olmadığı dönem) gelir ve giderinin ne olduğunun tespitinin mümkün olmadığı, geçmiş dönem gelir ve giderden hareketle dava konusu aracın verilerine ulaşılarak kazanç kaybı hesaplaması düşünüldüğünde bunun mümkün olmadığı, dava konusu aracın kazanç kaybının başka bir yöntemle hesaplanması için ilgili meslek kuruluşundan bu özellikte bir aracın gelir ve giderlerinin sorulması, piyasa araştırması yapılması ve gelen yazı cevaplarına göre hesaplama yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Mahkememizce Samsun ve Merzifon Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası ile benzer taşımacılık şirketlerinden emsal araç gelir-giderlerine ilişkin belgeler dosyamıza eklenmiştir.
Mahkememizce Otomotiv bilirkişisinden alınan 16.01.2023 tarihli ek raporda özetle, davacının maliki olduğu ... plakalı araçta oluşan hasarın onarımına ilişkin 08.12.2021 dava tarihi itibariyle aracın davalılardan ... yetkili servisine 20.11.2020 tarihinde tesliminden dava tarihi olan 08.12.2021 tarihine kadar 383 gün geçtiği, ilk parti yedek parçanın davalı ... şirketince tedarik süresinin 157 gün, kontak anahtarı için 43 gün, otomatik beyin için ise 140 gün sürdüğü, dolayısıyla toplam tedarik süresinin 340 gün olduğu, işçilik onarım süresinin 43 gün sürdüğü, makul onarım süresinin 170 gün olduğu (makul yedek parça tedarik süresinin 150 gün, makul işçilik süresinin 20 gün) dolayısıyla aracın davalılardan ... yetkili servisine 20.11.2020 tarihinde tesliminden 08.12.2021 dava tarihine kadar 213 gün davalılardan kaynaklı gecikme olduğu, bunda 190 gün gecikmenin yedek parça temininden sorumlu olan ... şirketinin 23 gün gecikmenin ise diğer davalı ... şirketinin kusur ve ihlali olduğu, emsal bir aracın 20.11.2020 tarihinde servise tesliminden dava tarihi olan 08.12.2021 tarihine kadarki süreçte net gelirinin yani kazanç kaybının aylık olarak 4.830 TL olacağı, bu durumda davacının talep edebileceği kazanç kaybına ilişkin zararın toplam 213 gün gecikme için 34.293 TL olduğu, bu zararın 30.590 TL tutardan 190 gün gecikmeden sorumlu olan ... şirketinin, 3.703 TL tutardan ise 23 gün gecikmeden sorumlu olan diğer davalı ... şirketinin sorumlu olacağı tespit edilmiştir.
Mali Müşavir Bilirkişi tarafından düzenlenen 09.03.2023 tarihli ek raporda özetle, davacının aracına emsal aracın 20.11.2020 tarihinden dava tarihi olan 08.12.2021 tarihine kadar süreçteki kazanç kaybının aylık olarak karşılığı ortalaması 5.112,50 TL olduğu, yani davacının 213 gün karşılığı 36.298,75 TL gelir kaybı olduğu, gelir kaybının 32.379,17 TL sinden ... Şirketi, 3.919,58 TL sinden ... Kollektif Şirketinin sorumlu olduğu bildirilmiştir.
Davacı ve davalı ... şirketi arasındaki sözleşme niteliği itibari ile eser sözleşmesidir.
TBK’nun 470. maddesine göre eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle; iş sahibi de bu çalışma karşılığında yükleniciye bedel ödemekle yükümlüdür.
Mahkememizce alınan hüküm kurmaya ve denetime elverişli görülen ve taraf itirazlarını ayrıntılı şekilde karşılayan otomotiv alanında uzman makina mühendisi akademisyen bilirkişiden alınan 19/07/2022 tarihli bilirkişi kök ve 16/01/2023 tarihli ek rpor dikkate alınarak aracın 20/11/2020 tarihinde davalı ... yetkili servisine teslim edildiği, aracın makul onarım süresinin 170 gün olduğu, aracın dava tarihine kadar 383 gün davalı ... şirketinde kaldığı ve yargılama aşamasında davalıya teslim edildiği, davacının eserin geç tesliminden kaynaklı kazanç kaybına ilişkin tazminat isteminde bulunduğu, dava tarihine kadar 213 gün davalılardan kaynaklı gecikme olduğu, bu sürenin 190 gününün yedek parçanın davalı ... tarafından teslim edilmesinden 23 günlük ihlalin ise diğer davalı Erbilginlerin süresinde işlem / onarım yapmamasından kaynaklandığı, bu husun taraflar arasındaki rücu ilişkisinde dikkate alınacağı, davalıların davacıya karşı güven ilkesi ve bayilik ilişkisi kapsamında davacıya karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, nitekim bayilik ilişkisinin temelininde “karşılıklı birbirini gözetme” ve “bağlılık” esaslarına dayandığı, davalı Erbinler şirketinin sorumluluğunun eser sözleşmesi kapsamında eserin zamanında teslim borcunun yerine getirilmesinde temerrüte düşülmesine, diğer davalının ise bayilik/güven ilkesine dayandığı, mali müşavir bilirkişiden alınan ve dosya kapsamında toplanan emsallere de uygun olan 09/03/2023 tarihli bilirkişi raporu ile davacının eserin geç teslimi nedeni ile 213 günlük gecikmeden kaynaklı zararının 36.298,75 TL olduğu tespit edilmiş ve taleple bağlılık ilkesi gereği 30.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
TBK 117.maddesine göre borcun ifa edileceği gün birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayalı olarak taraflardan biri usulüne uygun bildirmede bulunmak suretiyle belirlenmişse bugünün geçmesiyle temerrüt gerçekleşir. Davadan önce davacı tarafından davalıların temerrüte düşürüldüğüne ilişkin dosyaya belge ibraz edilmediği anlaşıldığından temerrütün dava tarihi itibari ile gerçekleştiği kabul edilmiş ve işin ticari nitelik arz etmesi nedeni ile talep gibi avans faizine hükmedilmiştir.
Tarafların tacir oldukları, 6502 sayılı kanuna dayanılarak çıkartılan Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Gereğince satış Sonrası Hizmet Yönetmeliği ve ilgili maddelerinin olaya uygulanması mümkün olmadığı, nitekim yönetmeliğin kapsamının tüketici işlemleri ile sınırlı olduğu dikkate alınarak buna ilişkin savunmaya itibar edilmemiştir.
7155 sayılı yasanın 23. maddesi ile değişik 6125 sayılı kanunun 18/A-13 maddesi gereği davadan önce davacının arabuluculuk başvurusu yaptığı, davalıların görüşmelere katıldığı, anlaşma sağlanamadığı görülmekle, tespit edilen arabuluculuk ücretinin davalılardan yargılama gideri olarak tahsili ile hazineye irat kaydına karar verilmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile; 30.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacı tarafa verilmesine,
2-Alınması gereken 2.049,30 TL harçtan peşin alınan 512,33 TL harcın mahsubu ile bakiye; 1.536,97 TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan 512,33 TL peşin harç ve 59,30 TL başvuru harcının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan 2.550 TL bilirkişi ücreti ve 483,85 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 3.033,85 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı ... Koll. A.Ş tarafından yapılan 26,00 TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesince hesaplanan 9.200 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacı tarafa verilmesine.
7-Zorunlu Arabulucuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.360-TL arabulucuk ücretinin davalılardan alınarak Hazineye gelir kaydına,
8-Kararın talep halinde Yazı İşleri Müdürü tarafından taraflara tebliğine.
9-Kullanılmayan gider avansın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine.
Dair; davacı vekilinin, davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzünde gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer emsal mahkemeye verilecek bir dilekçe ile Samsun BAM'da istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı11/04/2023
Katip
¸e-imza
Hakim
¸e-imza