T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2021/494 Esas - 2022/851
T.C.
SAMSUN
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİKARAR
ESAS NO: 2021/494 Esas
KARAR NO: 2022/851
HAKİM : ...
KATİP: ...
DAVACI: ...
VEKİLİ: ...
DAVALI: ...
VEKİLİ: ...
DAVA: ...
DAVA TARİHİ: 10/08/2021
KARAR TARİHİ: 01/09/2022
KARARIN YAZ. TARİH: 12/09/2022
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonucunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ:
Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait ... plakalı araç ile dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki araç arasında 05/04/2018 tarihinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkili şirkete ve araç sürücüsüne karşı Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/269 Esas 2020/138 Karar sayılı dosyasından tazminat talepli dava açıldığını, dosyanın karara çıktığını ve kesinleştiğini, akabinde Samsun İcra Müdürlüğünün 2020/33584 esas sayılı dosyasından ilamlı icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirket tarafından bu icra dosyasına 22.246,52TL ödeme yapılmak suretiyle dosyanın kapatıldığını, davalı sigorta şirketi tarafından kasko bedelinin ödendiğini, ZMM sigortasından kaynaklanan alacak için zamanaşımı süresinin geçmesini gerekçe göstererek olumsuz cevap verildiğini belirterek, davalı tarafça Samsun İcra Müdürlüğünün 2020/40798 esas sayılı dosyasına yapılmış olan yetkiye ve borca itirazlarının iptaline, davalının itiraz edilen alacağının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketinin genel merkezinin İstanbul ili olması sebebi ile yetkili icra dairesinin İstanbul Adliyesi İcra Daireleri olduğunu, davacı tarafın taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın zorunlu trafik poliçesinde belirtilmiş olan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalının 3. Kişilerin mal varlığında meydana gelmesine sebep olduğu zarar kadar olduğunu, davacı tarafın yargı yolları tüketmediğini, yargılamayı iyi yönetmediğini belirterek, davacı tarafın yapmış olduğu ödemeye ilişkin tutarın müvekkili şirketçe rücu edilmesinin haksız olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Dava dilekçesi ekinde, arabuluculuk son tutanağı, kasko poliçesi, ZMM Sigorta poliçesi, takip talebi sunulmuştur.
Samsun İcra Müdürlüğünün 2020/40798 esas sayılı dosyası uyap sistemi üzerinden dosyamız arasına alınmıştır.
Samsun İcra Müdürlüğünün 2020/33584 esas sayılı dosyası uyap sistemi üzerinden celb edilmiştir.
Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/269 esas 2020/138 Karar sayılı dosyası uyap sistemi üzerinden celb edilmiştir.
Davacı vekili tarafından 04/06/2022 tarihli dilekçe ile ekinde sigorta şirketine başvuru yapıldığına ilişkin başvuru evrakı sunulmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; sigorta ettirenin kendi sigortacısına rücu hakkına ilişkin başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davasıdır.
Toplanan delillerden; davacıya ait ... plakalı aracın 15/06/2017-2018 vade tarihli ZMMS poliçesi ile davalıya sigortalandığı ve 05/04/2018 tarihli trafik kazasında dava dışı ...'a ait ... plakalı aracın hasar görüp, 07/12/2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılan Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/269 Esas sayılı dosyasındaki karara göre araçta 16.500-TL tutarında hasar oluştuğu, kazanın %70 oranında ... ve %30 oranında ... kusuru ile gerçekleştiği, davalının kusur oranına göre 11.550-TL ile sorumlu olduğu ve ilama dayalı başlatılan icra takip dosyasına 07/12/2020 tarihinde 22.246,52 TL, 02/04/2021 tarihinde 120,00 TL ödemekle borcun kapatıldığı anlaşılmaktadır.
Burada öncelikle davalı vekilinin icra dairesinin yetkisine itirazı ve zamanaşımı def'i incelenecek, akabinde TTK'nin 1475.maddesindeki bildirim yükümlülüğü irdelenip davanın esası hakkında değerlendirmelerde bulunulacaktır.
2918 sayılı KTK'nın 110.maddesine göre motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir. Somut olayda kazanın Atakum/Samsun'da meydana geldiği anlaşılmakla davalı vekilinin icra dairesinin yetkisine itirazının reddine karar verilmiştir.
2918 sayılı KTK'nın 109/4. maddesinde "Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar." Yine 6102 sayılı TTK'nın zamanaşımı başlıklı 1420. maddesinde, sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemlerin, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482. madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemlerin her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı belirtilmiştir. Davacı ve davalı, 15/06/2017-2018 tarihli sigorta sözleşmesinin tarafları olup, somut olayda zamanaşımına ilişkin mezkur hükmün uygulanması gereklidir. Davacının takip dosyasında ödeme yapmasına dayanak ilam 07/12/2020 tarihinde kesinleşmiş ve aynı tarihte ödeme yapılarak yükümlülük yerine getirilmiş olup, eldeki dava da 10/08/2021 tarihinde ikame edilmiş olduğuna göre, dava iki yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmıştır, zamanaşımı def'i yerinde değildir.
2918 sayılı KTK'nın 97/1.fıkrasının ilk cümlesine göre, zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Anlaşıldığı üzere; davadan önce sigorta şirketine başvuru zorunluluğu, üçüncü kişilerin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında zorunlu trafik sigortacısına karşı yapılacak takipler için gereklidir. Yani, sigortalının, sigortacısına yapacağı başvurular mezkur hükmün dışında kalmaktadır. TTK'nın "Bildirim Yükümlülüğü" başlıklı 1475. maddesinde de "Sigortalı sorumluluğunu gerektirecek olayları, on gün içinde, sigortacıya bildirir. Sigortalı kendisine yöneltilen istemi, aksi kararlaştırılmamışsa derhâl sigortacıya bildirir. Bildirim yükümlülüğünün ihlali hâlinde, 1446 ncı maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri kıyas yolu ile uygulanır." düzenlemesi yer almaktadır.
Yine TTK'nın 1446. maddesinde "Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması, ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına göre, tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir. Sigortacı rizikonun gerçekleştiğini daha önce fiilen öğrenmişse, ikinci fıkra hükmünden yararlanamaz." hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda, davalı sigorta şirketi davacının aracının hem ZMMS hem de kasko sigortacısı olarak bulunmaktadır. Davaya konu kaza 05/04/2018 tarihinde gerçekleşmiş, davacı kasko sigortası dolayısıyla söz konusu kazayı davalı sigorta şirketine bildirmiş, davalı şirket tarafından kasko sigortasına istinaden ödeme yapılmıştır. Şu halde dosyada mübrez başvuru evrakları ve TTK'nın 1446.maddesi nazara alındığında davalı sigorta şirketinin kendisine bildirim yapılmadığı savunmasının TMK'nın 2.maddesi gereği dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı değerlendirilmiş, davalı sigorta şirketinin meydana gelen zarar sebebi ile sorumlu olduğu kabul edilmiştir.
Davanın esasına gelince; davacının Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/269 Esas sayılı dosyasındaki karara istinaden Samsun İcra Dairesi'nin 2020/33584 Esas sayılı takip dosyasından başlatılan takip uyarınca ödeme yaptığı ve mahkeme kararının 07/12/2020 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen karara göre kazanın %70 oranında ... ve %30 oranında ... kusuru ile gerçekleştiği, kusur oranına göre davacının 11.550,00 TL'den sorumlu olduğu ve takip dosyasına göre davacının ferileri ile birlikte 22.246,52-TL tutarında ödeme yaptığı anlaşılmaktadır.
Tarafların kusur durumu ile zarar miktarı ve ödenen tutar, istinaf incelemesinden de geçmek suretiyle kesinleşmiş ilam ile belirlendiğinden, gerekçeli karar, bilirkişi raporları ve istinaf mahkemesi kararı davalı yana tebliğ edilmiş, davalının raporlara ilişkin itirazlarının ve yeniden rapor alınması yönündeki taleplerinin yerinde olmadığı anlaşılmış, itirazlara itibar edilmemiştir.
Davacı burada, vaki kaza sebebiyle üçüncü kişiler nezdinde oluşan zararın ZMMS uyarınca davalı sigorta şirketince tazmin edilmesi gerektiğini ileri sürüp, üçüncü kişiye ödediği tutarın davalı sigorta şirketinden tahsilini talep etmiştir. Buna göre, davalı sigorta şirketi, ...'a ait araçta oluşan hasarın teminat kapsamı dışında kaldığını veya sigortalıya rücu koşullarından birinin gerçekleştiğini ispat etmelidir ki sorumluluktan kurtulabilsin. Oysa, davalı, ZMMS Genel Şartları'nın A.6. maddesinde belirtilen teminat dışında kalan hallerden birinin gerçekleştiğini ya da B.4. maddesinde belirtilen rücu sebeplerinden birinin vaki olduğunu ileri sürüp ispat edememiştir.
Bu halde; davalı sigorta şirketi, ZMMS Genel Şartları uyarınca, sigortalısı davacının ...'a verdiği zararı tazmin etmekle yükümlüdür. Davalı vekilince her ne kadar kanun yollarının tüketilmediği, icra takibi açılmasına sebebiyet verildiği ileri sürülmüş ise de, kararın istinaf incelemesinden geçerek 07/12/2020 tarihinde kesinleştiği, takibin kararın kesinleşmesi beklenmeden 10/07/2020 tarihinde başlatıldığı, ödemenin ise kararın kesinleştiği 07/12/2020 tarihinde yapıldığı, davacının zararın artmasına sebebiyet verdiğinin ispatlanamadığı değerlendirilmiştir.
Bu sebeplerle, davanın kabulü ile davalı şirket tarafından yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmiş, tazminat tutarı mahkemece alınan raporlar ile belirlendiğinden alacağın likit olmadığı değerlendirilmiş, davacının icra-inkar tazminat talebi reddedilmiştir.
7155 sayılı yasanın 23. maddesi ile değişik 6125 sayılı kanunun 18/A-13 maddesi gereği davadan önce davacının arabuluculuk başvurusu yaptığı, davalının görüşmelere katıldığı, anlaşma sağlanamadığı görülmekle, tespit edilen arabuluculuk ücretinin davalıdan yargılama gideri olarak tahsili ile hazineye irat kaydına karar verilmiş, aşagıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın KABULÜ ile; davalının Samsun İcra Dairesi'nin 2020/40798 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,
2-Alacak miktarı likit olmadığından davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.519,66 TL karar ilam harcından peşin alınan 268,69 TL'nin mahsubu ile bakiye karar ilam harcı olan 1.250,97 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 59,30TL başvurma harcı ile peşin karar ilam harcı olarak yatırılan 268,69 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
5-Zorunlu Arabulucuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320-TL arabulucuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından ödenen 35,35 TL tebligat ve posta giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesince hesaplanan 5.100-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
8-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına,
9-Kararın talep halinde Yazı İşleri Müdürü tarafından taraflara tebliğine,
10-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde, müracaat etmeleri halinde kalemde, müracaat etmemeleri halinde dosyaya hesap numarası bildirmiş ise hesaba aktarmak sureti ile, hesap numarası da bildirilmemiş ise masrafı gider avansından karşılanmak sureti ile PTT vasıtasıyla adreste ödemeli olarak taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Samsun Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usülen anlatıldı.01/09/2022
Katip ...
Hakim ...
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır.