T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2021/752 Esas - 2021/1093
/// TÜRK MİLLETİ ADINA ///
T.C.
SAMSUN
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2021/752 Esas
KARAR NO: 2021/1093
HAKİM: ...
KATİP: ...
DAVACI : ...
VEKİLİ: ...
DAVALI :...
VEKİLİ: ...
DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ: 29/06/2021
KARAR TARİHİ: 20/12/2021
GEREKÇELİ KARAR TARİHİ: 01/01/2022
Mahkememizde görülen Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili DAVA dilekçesi ile özetle: ... isimli kişinin, davacı şirketin tek ortağı olduğunu ve ikamet etmek için yeni kiraladığı evinde kullanmak üzere davalıdan bir yatak odası takımı satın aldığını, ürünün ...'ın ikametine teslim edildiğini ancak bazı kısımlarında fiziksel ayıplar olduğunu ve durumun ... tarafından davalıya bildirilip ürünün teslim alınması ve bedelin iade edilmesi talebinde bulunulduğunu, davalının 3 iş günü içinde ürünün iade alınacağını bildirdiğini ancak üzerinden bir hayli vakit geçmiş olmasına rağmen gerekeni yapmadığını, bu süreçte ...'ın evde istirahat yapabilmesi için ürünün karyolasına 2.160-TL tutarında bir yatak satın aldığını ve bu yöndeki zararının da giderilmesi gerektiğini, davadan önceki zorunlu arabuluculuk görüşmelerinin de olumsuz sonuçlandığını beyanla, yatak odası takımının bedeli 13.350-TL'nin faizi ile birlikte, ayrıca 2.160-TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili CEVAP dilekçesi ile özetle: Ayıbın taşıma sırasında oluştuğunu ve kusurun davalıya değil taşıyıcıya ait olduğunu, buna rağmen davalının ürünün iadesini kabul ettiğini ancak davacının iadenin gerçekleşeceği gün ikametinde bulunmadığını ve bu sebeple ürünün iade alınamadığını, davacının semenin tenzili seçimlik yetkisi kapsamında teklif ettiği bedelin hakkaniyete aykırı olduğunu beyanla, davanın reddini dilemiştir.
Samsun 1. Tüketici Mahkemesi, 01.09.2021 tarih ve 278/301 sayılı kararı ile dava dilekçesinin görev dava şartı sebebiyle reddine karar vermiş ve dosya kararın istinaf edilmeksizin kesinleşmesi üzerine mahkememize gönderilmiştir.
Dava, satış sözleşmesi kapsamında ayıba karşı tekeffülden kaynaklı dönme ve bedel iadesi istemine ilişkindir.
Burada evvela, davaya dayanak satış sözleşmesinin kimler arasında yapıldığı, yani sözleşmenin tarafının kimler olduğu üzerinde durulmalıdır.
Dosyada mübrez, mesafeli satış sözleşmesinin imzalanmasından önce sözleşmenin alıcı tarafına gönderilen "bilgilendirme formu"nda ve ayrıca taraflar arasındaki "mesafeli satış sözleşmesi"nde "Satıcı: ... ..." ve "Alıcı: ..." olarak gösterilmiştir.
"Sipariş Dökümü" üst ana başlıklı belgede; "sipariş detayı" kısmında, müşterinin ... olduğu açıkça gösterilmiş, "teslimat bilgileri" kısmında da ...'ın bilgilerine ve ikametinin bulunduğu adres bilgisine yer verilmiştir. "Fatura bilgileri" kısmında ise, davacı şirket bilgisi ve adresinin yazılı olduğu görülmektedir; fakat davacı vekilinin, ön inceleme duruşmasındaki beyanına göre, faturanın davacı şirket adına düzenlenmesinin sebebi, ...'ın yoğun işlerinden kaynaklı dalgınlığıdır. Davacı vekili, ön inceleme duruşmasında, siparişe konu ürünün ...'ın ikamet ettiği konut için satın alındığını ve mesafeli satış sözleşmesinin alıcı tarafının davacı şirket değil ... olduğunu açıkça ifade etmiştir. Anlaşılıyor ki; ürünün, ...'ın konutunda kullanılmak üzere sipariş edilip satın alındığı, akabinde ...'ın konutuna teslim edildiği açıktır ve tarafların bu husustaki beyanları birbiri ile örtüşmektedir.
Faturanın, mesafeli satış sözleşmesinin tarafı olmayan davacı şirket adına düzenlenmiş olması, davacı şirketi satış sözleşmesinin tarafı kılıp kılmayacağı husuna gelince; bu durum, tarafların bu konudaki saiki ne olursa olsun, davacı şirketi doğrudan doğruya veya kendiliğinden sözleşmenin tarafı haline getirmeyecektir. Nitekim, 6098 sayılı TBK'nun 207. maddesinde, satış sözleşmesi, "Satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir." şeklinde tanımlanmış olup, hükümde sözleşmenin satıcı ve alıcı arasında kurulacağı açıkça vazedilmiştir. Yani, bir kimsenin, adına fatura düzenlendi diye sözleşmenin tarafı haline gelmesi mümkün değildir; meğerki bu kişi hükümdeki tanıma uygun şekilde "alıcı" olarak nitelendirilebiliyor olsun.
...'ın sözleşmenin kurulması safhasında faturanın davacı şirket adına düzenlenmesini istemesi, davacı vekilinin beyan ettiği üzere iş yoğunluğuna bağlı dalgınlıktan kaynaklanmış olabilir ise de, vergi mevzuatından kaynaklı bir kısım fırsatlardan (KDV iadesi vb.) yararlanmak adına yapılmış da olabilir. İfade edildiği üzere; tarafların bu konudaki saiki, davacı şirketi sözlemenin tarafı haline getirmeyecektir.
Tüketici Mahkemesinin görevsizlik kararında, bir kısım yargı kararlarına işaretle, faturanın şirket adına düzenlenip sözleşmenin şirketler arasında gerçekleşmiş olması durumunda, davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiği ifade edilmiş ise de; somut olayda, sözleşmenin "alıcı" tarafı, atıf yapılan yargı kararlarında olduğu gibi davacı şirket değil, ...'tır. ... da, davacı şirketin tek ortağı ve yetkili temsilcisi ise de, şirket ortaklığı kişiyi tacir kılmayacağından ve işletmesel faaliyet ortak adına değil tüzel kişiliği haiz şirket adına yürütüldüğünden ...'ın tacir kabul edilmesine olanak yoktur. ... tarafından açılacak dava, işlemin taraflarından birinin tüketici ve diğerinin satıcı, işlemin de tüketici işlemi olması hasebiyle Tüketici Mahkemesi'nde görülecektir.
Bu sebeplerle, uyuşmazlığın dava dışı ... ile davalı şirket arasındaki mesafeli satış sözleşmesinden kaynaklandığı değerlendirilmiş, işbu davanın ... tarafından Tüketici Mahkemesi'nde ikame edilmesi gerektiği veçhile, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir. Yargılama giderleri ile davadan önceki zorunlu arabuluculuk ücreti davacıya tahmil edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı davayı vekil marifetiyle takip ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen 5.100-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Zorunlu Arabulucuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 680-TL arabulucuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair; taraf vekilerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer emsal mahkemeye verilecek bir dilekçe ile Samsun BAM'da istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi, anlatıldı. 20/12/2021
Katip ...
Hakim ...
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nun 5'inci maddesi kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.