T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2022/352 Esas - 2023/766
/// TÜRK MİLLETİ ADINA ///
T.C.
SAMSUN
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2022/352 Esas
KARAR NO: 2023/766
HAKİM:
KATİP:
DAVACI : ...
VEKİLİ: Av.
DAVALI : ..
VEKİLİ: Av.
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 02/02/2022
KARAR TARİHİ: 19/06/2023
GEREKÇELİ KARAR TARİHİ: 19/07/2023
Mahkememizde görülen Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili DAVA dilekçesi ile özetle: Samsun İcra Dairesi'nin 2022/3129 Esas sayılı takip dosyası üzerinden müvekkili davacı aleyhine takip başlatıldığını, ancak takibe konu bono üzerindeki keşideci imzalarının davacıya ait olmadığını, senette lehtar gözüken ...'ın davacının evindeki kalorifer sistemi imalatını 30.000-TL karşılığında yapmayı üstlendiğini ve tarafların 25.11.2021 tarihinde 20.000-TL, 25.10.2022 tarihinde de 10.000-TL ödenmek üzere sözleştiklerini, ancak işin ... tarafından yapılmadığını ve başka bir kişiye yaptırıldığını, davacının senet alacaklısı ... ile aralarında başkaca bir ilişki bulunmadığını beyanla, takibin tedbiren durdurulmasını ve davalıya borçlu olunmadığının tespitini, davalının tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili CEVAP dilekçesi ile özetle: Takip dosyasına davacı tarafından 28.02.2022 tarihinde ödeme yapıldığını ve takip dosyasının 01.03.2022 tarihinde kapandığını, ödemenin ihtirazi kayıt ile yapılmamış olması karşısında borcun ikrarı mahiyetinde olduğunu, davacı ile senet alacaklısı ... arasındaki ilişkinin ve sahtelik iddiasının lehtar cirosu ile senede hamil olan davalıya karşı ileri sürülmeyeceğini beyanla, davanın reddini ve davacının tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Samsun İcra Dairesi'nin 2022/3129 Esas sayılı takip dosyası celp edilmiş olup, incelenmesinden: Alacaklı davalı tarafından, borçlu davacı ve dava dışı ... aleyhine, 17.01.2020 tarihinde, 15.02.2020 keşide ve 25.11.2021 vade tarihli 20.000-TL bedelli bonoya istinaden kambiyo takibi başlatıldığı ve borçlu davacı tarafından takip dosyasına 25.02.2022 tarihinde 25.400-TL ödeme yapıldığı, takip dosyasının alacaklı davalı vekilinin tahsil beyanı üzerine kapatıldığı görülmüştür.
Davacının tatbike medar ıslak imzalarının bulunduğu belge asılları ile bono aslı ilgili yerlerden celp edilerek dosyamız arasına alınmış ve takibe dayanak bono üzerindeki keşideci imzalarının davacının eli ürünü olup olmadığı konusunda ATK Fizik İhtisas Dairesi'nden rapor alınmış olup, 09.05.2023 tarihli raporda; bono üzerindeki keşideci imzalarının davacının eli ürünü olduğu mütala edilmiştir
ATK raporu taraflara usulünce tebliğ edilmiştir.
Dava, sahtelik iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Takibe konu borcun işbu davanın ikamesinden kısa bir süre sonra ödendiği ve takip dosyasının alacaklı davalı vekilinin haricen tahsil bildirimi üzerine kapatıldığı anlaşılmaktadır. Davalı vekili, davadan sonra yapılan ödemenin borcun ikrarı mahiyetinde olduğunu ileri sürmüş ise de, icra baskısı altında yapılan ödemeye, ihtirazı kayıt konulmadığı gerekçesiyle borcun ikrar edildiği şeklinde bir sonuç bağlamaya yoktur. Böyle bir durumda, davanın kendiliğinden istirdat davasına dönüştüğünün kabulü gerekmektedir (Bkz: Yargıtay 19. HD.nin 19.11.2014 tarih ve 12431/16558 sk.).
Senede karşı mutlak def'iler, senede hamil olan herkese karşı ileri sürülebilir. Senedin hükümsüzlüğünü gerektiren def'iler senet ve eklentilerinden anlaşılsın anlaşılmasın bütün ya da bir kısım sorunları bakımından hükümsüz sayılmasını gerektiren defilerdir. Bu def'ilerin bir kısmı mutlak, bir kısmı nispi (kişisel) def'i niteliğindedir. Hangisinin mutlak, hangisinin nisbi def'i sayılacağı, "görünüşe itimat (güven)", "iyiniyet" ilkesiyle, "kambiyo senetlerine ilişkin işlemlerdeki emniyetin korunması" ilkelerinden hangisine öncelik tanınacağı sorunuyla ilgilidir. Bu iki çıkarın karşılıklı olarak çatıştığı bazı durumları yasa yapıcı özel olarak ele alıp hangi çıkarın korunacağını kendisi (örneğin; TTK. mad. 659/2, 680, TBK. mad. 19/2, 605/2, TMK. mad. 990’da olduğu gibi) düzenlemiştir. Kanunda öngörülüp açık bir hükümle düzenlenen bu durumların dışında gerek doktrinde ve gerekse de uygulamada "imzanın sahte olması", "senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması", "borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması", "senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması", "imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması", "senedin zamanaşımına uğramış bulunması" vb. def'iler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. Nitekim HGK'nın 05/05/2010 gün ve 12-74/243 sk. ile 06/07/2011 gün ve 19-413/476 sk.da da aynı ilkeler benimsenmiştir.
Somut olayda; davacı vekili, takibe konu bonodaki keşideci imzalarının davacıya ait olmadığını, dolayısıyla senedin sahte olduğunu iddia etmekte, davalı vekili ise sahtelik iddiasını reddetmektedir. Mahkememizce aldırılan ATK raporunda, bonodaki keşideci imzalarının davacının eli ürünü olduğu saptanmış olup, davacının aksi yöndeki iddiası ispat edilememiştir.
Davacı, tahkikat aşamasında 07.11.2022 tarihli dilekçesi ekine bir satış sözleşmesi örneği ekleyerek, takibe konu senedin mübrez sözleşmenin alt kısmında yer alan senet metninin değiştirilerek oluşturulduğunu ileri sürmüş, takibe konu senetteki yazıların davacının eli ürünü olup olmadığı konusunda rapor düzenlenmesini ve senedin sözleşme metni altındaki senet tahrif edilerek oluşturulduğu iddiası ile ilgili tahkikat yürütülmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise, 16.01.2023 tarihli duruşmada, iddianın genişletilmesine muvafakatleri olmadığını bildirmiştir.
İddianın genişletilmesine muvafakat gösterilmemesi karşısında, 07.11.2022 tarihli dilekçe ile ileri sürdüğü iddialar konusunda tahkikat yürütülmesine olanak yoktur. Ayrıca, takibe konu senet ile 07.11.2022 tarihli dilekçe ekindeki sözleşme metni altında yer alan senedin içerik ve biçim olarak farklı olduğu ve takibe konu senet bedeli 20.000-TL iken sözleşme metni altında yer alan senedin rakam ile bedel hanesinde 30.000-TL yazılı olduğu görülmektedir. Anlaşılıyor ki, davacının bu yöne ilişkin iddialarının da dayanağı yoktur.
Bu sebeplerle, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmıştır.
Menfi tespit davalarında, davalı alacaklı yararına tazminata hükmedilebilmesi için, alacaklının borçluya karşı bir icra takibi yapmış olması ve borçlunun bu icra takibinin durdurulması veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı almış ve bu kararın infaz edilmiş olması gerekir. Eldeki davada, mahkememizin 21.03.2022 tarihli ara kararı ile icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmiş ise de takdir olunan teminat yatırılmamış ve karar infaz edilmemiştir. Buna göre, tazminat koşulları oluşmamıştır ve bu yöne ilişkin talep reddedilmelidir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Davalının tazminat talebinin reddine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 179,90-TL karar ve ilam harcının peşin alınan harçtan mahsubu ile bakiye 177,72-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderleri toplamı 2.228-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı, davayı vekil marifetiyle takip ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜY'ye göre belirlenen 9.200-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair; davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer emsal mahkemeye verilecek bir dilekçe ile Samsun BAM'da istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi, okundu, anlatıldı.
19/06/2023
Katip
¸
Hakim
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nun 5. maddesi kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.