T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2022/283 Esas - 2023/27
/// TÜRK MİLLETİ ADINA ///
T.C.
SAMSUN
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:
KARAR NO:
HAKİM:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI :
VEKİLLERİ:
DAVALILAR :
DAVA: Tazminat (Değer Kaybından ve Araç Mahrumiyet Zararından Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 07/03/2022
KARAR TARİHİ: 09/01/2023
GEREKÇELİ KARAR TARİHİ: 13/01/2023
Mahkememizde görülen Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili DAVA dilekçesi ile özetle: Müvekkili davacıya ait ... plakalı araç ile davalı sigorta şirketine ZMMS ile sigortalı ... plakalı aracın karıştığı 29.05.2021 tarihli trafik kazasında, davacıya ait aracın hasar gördüğünü ve değer kaybettiğini, ayrıca aracın tamiri süresince kullanılamamış olması dolayısıyla davacının araç mahrumiyet zararının oluştuğunu, kazanın davalı ...'ün kusuru ile gerçekleştiğini ve ...'in de araç maliki olması sebebiyle zararı tazmin etmesi gerektiğini, sigorta şirketine zararı karşılaması için müracaat edildiğini ancak ödeme yapılmadığını, zorunlu arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını beyanla, gerçek zarar miktarı belirlendiğinde talep miktarını artırma hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 30-TL değer kaybının davalı işleten ve sürücü yönünden kaza, sigorta şirketi yönünden ise 09.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan, yine şimdilik 30-TL araç mahrumiyet zararının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı işleten ve sürücüden tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili CEVAP dilekçesi ile özetle: Davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, ... plakalı aracın davalı sigorta şirketine 06.11.2020-2021 vade tarihli ZMMS ile sigortalandığını, ancak sorumluluğun sigortalının kusuru ve gerçek zarar miktarı ile sınırlı olduğunu, nitekim davadan önce davacının kasko sigortacısına 40.519,28-TL ve bizzat davacının vasisine 480,72-TL tutarında ödeme yapılmak suretiyle poliçe limiti 41.000-TL'nin tüketildiğini ve sigorta şirketinin sorumluluğunun bu suretle sona erdiğini, aksi kabul edilecek ise kusur ve değer kaybı konusunda rapor aldırılması gerektiğini beyanla, davanın reddini dilemiştir.
Davalı ... ile ... davaya cevap vermemiş, duruşmalara katılmamışlardır.
Kayseri 9. Aile Mahkemesi'nin 31.05.2021 tarih ve 357/377 sayılı husumete izin kararı dosyaya kazandırılmıştır.
Hasar ve servis dosyası ile davacıya ait aracın tramer kayıtları, ayrıca kazaya karışan araçların sicil kayıtları celp edilerek dosya arasına alınmıştır.
Davacının kasko sigortacısı Quick Sigorta A.Ş.den, ... plakalı aracın zorunlu trafik sigortacısı davalı sigorta şirketinden rücu ödemesi alıp almadığı sorulmuş olup, 24.05.2022 ve 20.09.2022 tarihli cevabi yazılar ile; (davacıya ait) ... plakalı aracın kasko sigorta poliçesi kapsamında yapılan masraflara ilişkin olmak üzere 40.519,28-TL'nin 28.05.2021 tarihinde (davalı) ....den rücu edildiği bildirilmiştir.
Davacıya ait araç ile emsal bir aracın kaza tarihi itibariyle kiralanacak olması durumunda ödenecek günlük kira parasının KDV dahil ne kadar olduğu Samsun Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası'ndan sorulmuş olup, 16.06.2022 tarihli cevabi yazı ile; 200-TL olabileceği bildirilmiştir.
Mahkememizce Adli Trafik bilirkişisi ile ile otomotiv konusunda uzman akademisyen bilirkişiden alınan 06.10.2022 tarihli raporda, özetle: Kazanın münhasıran ... plakalı araç sürücüsü davalı ...'ün kusuru ile gerçekleştiği; davacıya ait aracın kaza tarihindeki ikinci el serbest piyasa rayicinin 157.500-TL olduğu, aracın kazadan önceki 2.el serbest piyasa rayici ile kaza sebebiyle oluşan 2.el serbest piyasa rayicine göre %10 oranında değer kaybına uğradığı ve değer kaybı tutarının 15.750-TL olduğu, makul tamir süresinin 15 gün olduğu mütala edilmiştir.
Davacı vekili bedel artırım dilekçesi ile değer kaybı yönünden talep miktarını 15.750-TL'ye artırmış, bu tutarın sigorta şirketinin poliçe limiti ile sorumlu olması kaydıyla faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Bilirkişi raporu ve bedel artırım dilekçesi davalılara usulünce tebliğ edilmiştir.
Dava, trafik kazası sebebiyle oluşan değer kaybı zararı ile araç mahrumiyet zararının tazmini istemine ilişkindir.
6100 s. HMK'nın belirsiz alacak davasını düzenleyen 107/1. maddesinde; "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir." hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre, belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde olanaklı olduğu anlaşılmaktadır. Eldeki davada, davacının oluşan değer kaybı zararı ile araç mahrumiyet zararı, tahkikat aşamasında alınacak bilirkişi raporu ile belirlenecek olup, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı vardır. Buna göre, davalı sigorta şirketi vekilinin bu yöne ilişkin dava şartı itirazı yerinde değildir ve reddedilmelidir.
Davanın esasına gelince;
2918 s. KTK'nın 85. maddesinde, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı vazedilmiştir. Somut olayda; davaya konu kazanın, davacıya ait araca ... plakalı aracın çarpması şeklinde gerçekleştiği ve davalı ...'e, ...'e ve sigorta şirketine bu aracın sırasıyla sürücüsü, maliki ve zorunlu trafik sigortacısı olmaları hasebiyle husumet tevcih edildiği anlaşılmaktadır. Buna göre, uyuşmazlığın, 2918 s. KTK ve 6098 s. TBK hükümleri ile ZMMS Genel Şartları'nın Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih ve 2019/40-2020/40 sayılı kararı uyarınca TBK'ya aykırı olmayan hükümlerine uygun şekilde çözüme kavuşturulması gereklidir.
Davalı sigorta şirketi, husule gelen zarardan, 2918 s. KTK'nın 93. ve Karayolları Motorlu Araçlar ZMMS Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelik'in 24. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiği tarihte sigortaya konu motorlu aracın cinsine göre Hazine Müsteşarlığınca asgari tutarı belirlenen tarifedeki limitler uyarınca sınırlı sorumludur. Somut olayda; kaza tarihinde yürürlükte bulunan ZMMS poliçe limiti "maddi araç başına" 41.000-TL olup, sigorta şirketi oluşan zarardan ancak bu miktara kadar sorumludur. Toplanan delillerden; davacıya ait aracın tamirinin kasko sigortacısı Quick Sigorta A.Ş. tarafından yaptırıldığı ve kasko hasar dosyası kapsamında ödenen 40.519,28-TL'nin, işbu davadan önce 27.05.2021 tarihinde ... plakalı aracın zorunlu trafik sigortacısı davalı sigorta şirketinden rücuen tazmin edildiği, yine davalı sigorta şirketinin işbu davadan evvel bizzat davacının vasisine 01.04.2021 tarihinde 480,72-TL tutarında ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere, kaza tarihi itibariyle geçerli poliçe limiti 41.000-TL (40.519,28-TL + 480,72-TL), davadan ve dahi zorunlu arabuluculuk görüşmelerinden evvel tükenmiştir ve davalı sigorta şirketinden yeniden tazminat talep edilmesine olanak yoktur.
Davalı ... ile ... hakkındaki taleplere gelince;
i-Değer Kaybı yönünden;
2918 s. KTK'nın "Maddi ve Manevi Tazminat" başlıklı 90. maddesi, "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 6098 sayılı TBK'nun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." şeklinde olup, maddede italik olarak yazılı kısımların, Anayasa Mahkemesi'nin 09.10.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 2019/40 Esas ve 2020/40 sayılı kararı ile Anayasaya aykırı olduklarına karar verilmiştir. Buna göre ve kararın gerekçesinde belirtildiği üzere, tazminat sorumluluğu ve kapsamının belirlenmesine ilişkin 6098 sayılı TBK'daki genel esaslara aykırı olan Genel Şartlar'ın ilgili hükümlerinin uygulanması mümkün değildir.
Trafik kazalarından kaynaklı değer kayıplarına ilişkin tazminat kapsamının ne olduğu konusunda TBK'daki genel hükümlerde bir açıklık yoktur. Bu konuda, Yargıtay'ın müstakar hale gelmiş içtihatları bulunmakta olup, yüksek yargı kararlarında değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki fark olarak tanımlanmış ve araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki farkın göz önüne alınması gerektiği yerleşik hale gelmiştir.
01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ve yürürlük tarihinden sonra akdedilen sözleşmelere uygulanacağı öngörülen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın "kapsama giren teminat türleri" başlıklı A.5 maddesinde "değer kaybı", maddi zararlar teminatı içerisinde düzenlenmiş, sigortalının sorumlu olduğu araç kazalarında değer kaybının, ilgili branşta ruhsat sahibi sigorta eksperleri tarafından tespit edileceğine ve değer kaybının tespitinin bu Genel Şart ekinde yer alan esaslara göre yapılacağına işaret edilmiş, değer kaybının ne şekilde hesaplanacağı Genel Şartlar Ek-1'de ifade edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda işaret edilen iptal kararına kadar gerek ilk derece ve gerekse istinaf mahkemeleri, değer kaybının ne şekilde hesaplanacağının poliçe tarihine göre belirlenmesi ve zararın 01.06.2015 tarihinden önce düzenlenen poliçeler için "objektif değer kaybı" esasına, sonrasında düzenlenen poliçeler için ise Genel Şartlar'a göre tayin edilmesi gerektiği yönünde kararlar vermiş ve bu kararlarda görülmüştür ki Genel Şartlar ekindeki esaslara göre belirlenen tazminat tutarı zarara uğrayanın gerçek zararının çok altında tespit edilmekte, zarara uğrayanın gerçek zararı karşılanamamaktadır. Buna göre, Genel Şartlar ekindeki esaslara göre hesaplanan tazminat tutarı, genel hükümlere göre tayin edilecek objektif değer kaybı esasına göre belirlenen tutarın çok altında kalmaktadır ve Genel Şartlar'daki bu yöne ilişkin düzenlemelerin tam tazmin ilkesi ile örtüşmeyip genel hükümlere aykırı olduğundan uygulanması mümkün değildir. Nitekim, Yargıtay 4. HD.nin 25.03.2022 tarih ve 21252/5913 sayılı kanun yararına bozma ilamında da aynı yönde değerlendirmelerde bulunulmuştur.
Bu sebeplerle, ZMMS Genel Şartları Ek-1'deki esasların somut olayda uygulanamayacağı ve değer kaybının objektif değer kaybı esasına göre belirlenmesi gerektiği değerlendirilmiş, davacıya ait aracın kaza tarihindeki 2. el serbest piyasa rayici ile kazadan sonraki 2. el serbest piyasa rayici arasındaki farkın yani 15.750-TL'nin davacının gerçek zararı olarak tazmin edilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Hal böyle olunca, değer kaybı yönünden 15.750-TL üzerinden hüküm kurulmuştur.
Davalı sigorta şirketi, davacının vasisine, davadan önce 01.04.2021 tarihinde 480,72-TL tutarında ödeme yapmış olup, ödeme sebebi dekontta gösterilmemiştir. Ödemenin, değer kaybına ilişkin olup olmadığı, 2 nolu celse 3 nolu ara karar ile davalıdan sorulmuş, ancak ödeme sebebi kesin süreye ve ihtara rağmen bildirilmemiştir. Hal böyle olunca, ödemenin değer kaybına ilişkin olduğunun ispat edilemediği değerlendirilmiş, davacıya değer kaybı olarak daha önce ödeme yapılmadığı kabulü ile sonuca gidilmiştir.
iii-Araç Mahrumiyet Zararı (ikame araç bedeli) yönünden;
Davacının, aracından makul tamir süresi boyunca mahrum kaldığı ve en az araç kira parası kadar zarara uğradığı kabul edilmiş olup, bu yöndeki zararının sürücü ve işleten konumundaki davalı ... ile ...'den tazmin edilmesi gereklidir (Bkz: Yargıtay 17. HD.nin 08.12.2016 tarih ve 13531/11340 sk.). Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda aracın makul tamir süresinin 15 gün olduğu belirtilmiş olup, aracın iddia edildiği gibi 15 günden fazla süreyle tamirhanede kalmış olmasının sorumluluğunu davalılara yüklemek mümkün değildir. Bu halde, Samsun Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası'ndan gelen cevabi yazıdaki günlük kira parasının 200-TL olduğu nazara alınarak 15 günlük araç mahrumiyet zararının (15 x 200) 3.000-TL olduğu kabul edilmeli ve amortisman oluşmayacağı gözetilip bu tutar esas alınarak sonuca gidilmelidir.
Bu tespit ve değerlendirmeler muvacehesinde; davalı sigorta şirketi hakkındaki dava reddedilmiş, davalı ... ile ... hakkındaki dava ise 15.750-TL değer kaybı ve 30-TL araç mahrumiyet zararı (6100 s. HMK m.26) olmak üzere toplam 15.780-TL üzerinden kabul edilmiştir. Davalıların 6098 s. TBK'nın 117. maddesi uyarınca olay tarihinde temerrüte düştükleri değerlendirilmiş, sigortalı aracın hususi olduğu gözetilerek, olay tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiştir.
Yargılama giderleri, davalı sigorta şirketi dışındaki davalılara tahmil edilmiş, zorunlu arabuluculuk ücreti ise davanın sadece davalı sigorta şirketi yönünden ticari dava olduğu gözetilip, onun hakkındaki davanın da reddedildiği nazara alınarak, davacıya yüklenmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı .... hakkındaki davanın reddine,
2-Davalı ... ile ... hakkındaki davanın kabulü ile, 15.780-TL'nin 08.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte anılan davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 1.077,93-TL karar ve ilam harcından peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 807,23-TL'nin davalı ... ile ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan toplam 2.171,9-TL yargılama giderinin davalı ... ile ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı, davalı ... ile ... hakkındaki davayı vekil marifetiyle takip ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen 9.200-TL vekalet ücretinin anılan davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı ...., davayı vekil marifetiyle takip ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen 9.200-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,
7-Zorunlu Arabulucuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560-TL arabulucuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
8-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalıların yokluğunda, 6100 sayılı HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi, anlatıldı.
09/01/2023
Katip
¸
Hakim
¸
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nun 5. maddesi kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.