T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2022/189 Esas - 2023/247
/// TÜRK MİLLETİ ADINA ///
T.C.
SAMSUN
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:
KARAR NO:
HAKİM:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLLERİ:
DAVALI :
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Alımı Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 10/02/2022
KARAR TARİHİ: 24/02/2023
GEREKÇELİ KARAR TARİHİ: 03/03/2023
Mahkememizde görülen İtirazın İptali davasının açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili DAVA dilekçesi ile özetle: Davacının Samsun Bölge Müdürlüğü'nde temizlik işçisi olarak istihdam edilmek üzere işçi temini için ihaleye çıkıldığını ve davalı şirketlerin ortaklarından olduğu adi ortaklık ile hizmet sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmeye göre iş akdinin tesisi ve feshi ile ilgili bütün sorumluluğun ihaleyi üstlenen şirketlere ait olduğunu, dava dışı ... isimli işçinin 25.02.2014 - 28.02.2018 tarihleri arasında davacı kurumda çalıştığını ve emekli olması ile birlikte kendisine 28.02.2018 tarihinde 10.137,82-TL tutarında kıdem tazminatı ödendiğini, işçinin davalı şirketin ortağı olduğu adi ortaklık nezdindeki çalışma süresine (01.01.2017 - 28.02.2018 tarihleri arasında 420 gün) tekabül eden kıdem tazminatı tutarının 2.887,99-TL olduğunu ve bu tutarın ödenmesi için davalıya ihtar çekildiğini, ancak tahsilat yapılamadığını, Samsun İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinin de itiraz üzerine durduğunu, davadan önceki zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığını beyanla, itirazın iptali ile takibin devamını ve davalının icra-inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Samsun İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyası celp edilmiş olup incelenmesinden; Alacaklı-davacı tarafından borçlu-davalı aleyhine 2.887,99-TL'si asıl alacak olmak üzere toplam 4.030,51-TL üzerinden ilamsız icra yolu ile takibi girişildiği, borçlu-davalının süresinde ileri sürdüğü itirazları üzerine takibin durduğu ve işbu davanın süresi içinde açıldığı görülmüştür.
Mahkememizce nitelikli hesaplamalar alanında uzman bilirkişiden alınan raporda özetle: Dava dışı ... isimli işçinin 25.02.2014 - 28.02.2018 tarihleri arasında davacı kurumda çalıştığı ve kendisine 28.02.2018 tarihinde 10.137,82-TL tutarında kıdem tazminatı ödendiği, ödenen tutarın davalı şirket ile dava dışı ....nin oluşturduğu adi ortaklık nezdindeki çalışma süresine (01.01.2017 - 28.02.2018 tarihleri arasında 420 gün) tekabül eden tutarın 3.047,87-TL olduğu, takip tarihi itibariyle talep edilebilecek tutarın 3.047,87-TL asıl alacak ve 1.214,09-TL faiz olmak üzere toplam 4.261,96-TL olduğu mütala edilmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara usulünce tebliğ edilmiştir.
Dava, hizmet alımı sözleşmesine dayalı olarak asıl işverenin alt işverene rücusundan kaynaklı tazminat istemin ilişkindir.
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. Somut olayda, iş aktinin yükleniciler ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
Hizmet alımı tip sözleşmelerinde asıl işverenin, alt işveren tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu bulunmamakta olup, işçilik alacakları asıl işveren tarafından ödenen işçinin yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, asıl işverenin kıdem tazminatından ve işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmelerde hüküm bulunmaması hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, davacı asıl işverenin ödediği bedelin tamamını ferileri ile birlikte işçiyi çalıştıran yüklenicilerden yani alt işveren konumundaki davalılardan talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup, bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler asıl işverene karşı sorumludur. Asıl işveren tarafından bu ödemenin fer'i mahiyetinde yapılan ödemeler de aynı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir.
Nitekim Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 13.10.2021 tarih ve 32/848 sayılı kararında da yukarıda işaret edilen esaslar dahilinde değerlendirmelerde bulunulmuş, bu tür davalarda hangi ilkeler çerçevesinde değerlendirme yapılacağı müstakar hale gelmiştir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; toplanan delillerden, dava dışı ... isimli işçinin 25.02.2014 - 28.02.2018 tarihleri arasında davacı kurumda çalıştığı ve kendisine 28.02.2018 tarihinde 10.137,82-TL tutarında kıdem tazminatı ödendiği, ödenen tutarın davalı şirket ile dava dışı ....nin oluşturduğu adi ortaklık nezdindeki çalışma süresine (01.01.2017 - 28.02.2018 tarihleri arasında 420 gün) tekabül eden tutarın 3.047,87-TL olduğu anlaşılmaktadır.
Bu tutar, davacı ile davalı şirketin dahil olduğu iş ortaklığı arasındaki 01.01.2017 - 31.12.2017 ve 01.01.2018 - 28.02.2018 dönemlerine ilişkin hizmet alımı sözleşmelerinin 22. maddesi ile 31.1. maddesi ve ayrıca sözleşmelerin eki niteliğindeki teknik şartnamelerin 17.15. maddesine göre davalının sorumluluğunda olup, davalının sorumluluk konusunda bir itirazı yoktur. Davalı, iş ortaklığı beyannamesine göre sorumluluğunun %5 ile sınırlı olduğunu ve buna göre iş ortaklığından talep edilen takibe konu tutarın %5'ini ödemekle sorumluluğunun sona ereceğini ileri sürmektedir. Nitekim bu cümleden olmak üzere ödeme emrini tebellüğ ettikten sonra 28.07.2020 tarihinde 250-TL tutarında ödeme yapmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşmelerin eki niteliğinde olan idari şartnamenin 16.5. maddesinde, iş ortaklarının ihale makamına (davacıya) karşı, işin yerine getirilmesinden müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları öngörülmüş olup, davalının ancak ortaklığı oluşturan dava dışı ....ne karşı ileri sürebileceği ortaklık payını davacıya karşı ileri sürmesine olanak yoktur. Buna göre, davalının, talep edilen tutardan sınırlı sorumlu olduğuna dair itirazı yerinde değildir ve 3.047,87-TL'nin tamamından sorumlu olduğu cihetine gidilerek, takipte istenen asıl alacak (2.887,99-TL) üzerinden değerlendirme yapılmalıdır.
Davacı, takipte birikmiş faiz isteminde de bulunmuş ve mahkememizce alınan bilirkişi raporunda 13.01.2020 tarihli ihtarname gözetilip temerrütün bu tarihte gerçekleştiği kabul edilerek birikmiş faiz alacağı hesaplanmış ise de, 13.01.2020 tarihli ihtarnamenin muhatabı davalı şirket değil, iş ortaklığının diğer üyesi olan dava dışı ....dir. Davalı şirketin takipten önce temerrüte düşürüldüğü ispat edilemediğinden onun yönünden temerrütün takiple birlikte gerçekleştiği kabul edilmeli ve alacağa takip tarihi itibariyle faiz yürütülmelidir. Bu sebeplerle, takipteki birikmiş faiz istemi reddedilmiştir.
Davalının takipten sonra 28.07.2020 tarihinde 250-TL tutarında ödeme yaptığı ve takibe itirazının bu miktar üzerinde kalan kısma yönelik olduğu anlaşılmakta olup, davadan önce ödenen tutar yönünden de itirazın iptalinin talep edilmesinde hukuki yarar yoktur. O halde, 2.887,99-TL'ye takip tarihi olan 17.07.2020 tarihinden ödeme tarihi olan 28.07.2020 tarihine kadar yasal faiz (faiz yönünden taleple bağlı kalınarak) yürütülmeli ve bulunan faiz tutarı 7,83-TL'nin asıl alacağa eklenmesi ile ortaya çıkan tutardan yani (2.887,99-TL + 7,83-TL) 2.895,82-TL'den o tarihte ödenen 250-TL'nin tenzili ile (2.895,82-TL - 250-TL) 2.645,82-TL üzerinden takibe devam edilmelidir.
Bu sebeplerle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, alacak likit olmadığından davacının tazminat talebi reddedilmiştir. Yargılama giderleri ile davadan önceki zorunlu arabuluculuk ücretinin tamamı 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 11. fıkrasının birinci cümlesi uyarınca davalıya tahmil edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kısmen kabulüne,
i-Samsun İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazın kısmen iptali ile, 2.645,82-TL asıl alacak üzerinden ve bu miktara 28.07.2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle takibin devamına,
ii-Fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Davacının tazminat talebinin reddine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 180,73-TL karar ve ilam harcından peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 100,03-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan toplam 1.245,40-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı, davayı vekil marifetiyle takip ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen 2.645,82-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Zorunlu Arabulucuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.400-TL arabulucuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
7-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, 6100 sayılı HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi, anlatıldı. 24/02/2023
Katip
¸
Hakim
¸
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nun 5. maddesi kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.