(5237 S. K. m. 43, 53, 157, 158, 207) (213 S. K. m. 227, 230, 359) (5271 S. K. m. 280, 284, 286, 289) (21. CD. 11.01.2016 T. 2015/5026 E. 2016/53 K.)
Rize Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 26/04/2013 tarih 2013/971 Esas sayılı iddianamesi ile; sanıkların üzerlerine atılı 5237 Sayılı TCK'nun 158/1-e, 43/1, 53; 207/1, 43/1, 53; 213 Sayılı Vergi Usul Kanunun 359/a-2-b, .43/1,53(K. K., E. N., L. K., M. K., B. K., A. K., D. K., İ. K., İ. D. hakkında), 257/1, 53 (Y. A. hakkında) maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmaları talebi ile kamu davasının açıldığı,
Rize Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda Sanıklar L. K.ve E. N.'ın Vergi Usul Kanununa Muhalefet, sanıklar M. K., İ. K., İ. D., Deniz K., A. K. ve B. K.'nın üzerlerine atılı Vergi Usul Kanununa Muhalefet, Kamu Kurum ve Kuruluşları Aleyhine Dolandırıcılık ve Özel Belgede Sahtecilik, Sanık Y. A.'ı üzerine atılı Görevi Kötüye Kullanma suçundan beraatlerine,
Sanıklar K. K., L. K.ve E. N.'ın Kamu Kurumu ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık suçundan 4 yıl 2 ay hapis ve 357.080,00 tl adi para cezası ile cezalandırılmalarına,
Sanıklar K. K., L. K.ve E. N.'ın üzerlerine atılı özel belgede sahtecilik suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezası,
Sanık K. K.'ın üzerine atılı sahte fatura tanzim etmek suretiyle Vergi Usul Kanununa muhalefet suçundan 2 yıl 6 ay hapis,
Sanık K. K.'ın üzerine atılı defter ve belgeleri ibraz etmemek suretiyle Vergi Usul Kanununa Muhalefet suçundan 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına dair karar verildiği,
İş bu kararlardan beraat kararlarına karşı katılan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı vekili Av. G. R. ile sanık Y. A.yönünden tesis olunan beraat hükmüne karşı ise O yer Savcısı aleyhe; Sanık K. K.müdafii Av. M. C. T. ile sanıklar E. N. ve L. K.müdafii Av. Ş. B. tarafından ise müvekkilleri sanıklar lehine yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya daireye verilmekle, heyetçe incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Kamu davasına konu somut olaylara ilişkin mevzuatta;
Dolandırıcılık suçunun temel hali 5237 Sayılı TCK'nun 157. Maddesinde nitelikli halleri ise 5237 Sayılı TCK'nun 158. Maddesinde düzenlenmiştir.
Madde 158 - (1) Dolandırıcılık suçunun;
e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,.....
İşlenmesi hâlinde, iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Değişik cümle: 03/04/2013-6456 S.K./40.mad) Ancak, (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz." hükmü bulunmaktadır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK'nın 158/1-e bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Özel Belgede Sahtecilik suçu 5237 sayılı TCK’nun 207/1. maddesinde; “Bir özel belgeyi sahte olarak düzenleyen veya gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren ve kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Özel belge kavramı, belirli bir kişi için yararlı ya da zararlı olabilen, hukuken önemli sonuçlar doğurabilen durumlara ilişkin olmak üzere özel kişiler tarafından düzenlenmiş tüm yazıları içerir.
Sahte olarak düzenlenmiş ya da gerçek bir belgenin değiştirilmesi suretiyle sahteciliğe konu edilmiş özel belgenin aldatıcılık niteliğinin de bulunması gereklidir. Aldatma yeteneği; belgedeki sahteciliğin ilk bakışta anlaşılamaması, başkalarını aldatabilecek biçim ve içerikte olmasıdır. Düzenlenen belgedeki taklidin belirsiz sayıdaki kimseleri aldatabilmesi gerekir. Aldatma yeteneğinin bulunmadığı kaba taklit veya değiştirme halinde kamu güveni sarsılmayacağından işlenemez sahtecilik suçu vardır. Bir başka deyişle, vasıtada imkansızlık vardır. Ancak bunun için sahte belgenin hiç kimseyi aldatamayacak biçimde kötü düzenlenmiş olması ve sahteciliğinin çok açık bir şekilde ve hemen anlaşılıyor olması gerekir. Bu durum belgeden objektif olarak anlaşılabilmelidir. Burada aranan, aldatma olanağının bulunmamasıdır, olasılığının bulunmaması değil.
Vergi Usul Kanununa Muhalefet suçu ise 213 Sayılı Vergi Usul Kanununda düzenlenmiş madde 359 - (Değişik madde: 22/07/1998 - 4369/14 md.; Değişik madde: 23/01/2008-5728 S.K./276.mad);
a) Vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan;
1) Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapanlar, gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açanlar veya defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydedenler,
2) Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar,
Hakkında on sekiz aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde, inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerin ibraz edilmemesi, bu fıkra hükmünün uygulanmasında gizleme olarak kabul edilir. Gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge ise, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgedir.
b) Vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge, sahte belgedir hükümleri bulunmaktadır.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Rize Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 26/04/2013 tarih 2013/971 Esas sayılı iddianamesi ile; 2009 ve 2010 yılları içerisinde faaliyet gösteren Kasapoğlu Deniz Ürünleri Kom.Gıda Çay San.ve Nak.Tic.Ltd.Şti. yetkili ve sorumlularının, üreticiden satın aldığı yaş çay miktarını üretici beyanları ile uyumlu, birbirini doğrulayacak şekilde müstahsil makbuzlarının ve bunlara istinaden üretici bazında şirket tarafından düzenlenen icmal listelerinin satın alınan gerçek çay miktarını gösterecek şekilde ibraz edilmesi gerekmesine rağmen, olması gereken yaş çay miktarından daha fazlasını Tescil Beyannameleri vasıtasıyla Rize Ticaret Borsasına tescil ettirdikleri, fazladan tescil edilen ve Borsa'daki onay sonrası resmiyet kazanan, sonraki ödeme aşaması için hukuki dayanak teşkil eden icmaller üzerinden şirket yetkilileri sanıklar tarafından gerçekte olduğundan fazla gösterilen ve gerçekte olmayan 1.503.481 kg.yaş çaya karşılık 171.403,13 TL destekleme ödemesi yapılarak kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak işlenen zincirleme olarak dolandırıcılık, zincirleme olarak özel belgede sahtecilik, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme veya bu belgeleri kullanma ve Vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleme veya bu belgeleri kullanmak suretiyle zincirleme olarak Vergi Kaçakçılığı suçları işlediklerinden bahisle haklarından ayrı ayrı cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açıldığı,
Yapılan yargılama sonunda;
-Sanıklar L. K.ve E. N.'ın 213 sayılı yasaya muhalefet; Sanıklar M. K., İ. K., İ. D., D. K., A. K. ve B. K.'nın üzerilerine atılı 213 sayılı yasaya muhalefet, kamu kurum ve kuruluşları aleyhine dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik, sanık Y. A.'ı üzerine atılı görevi kötüye kullanma suçlarından beraatlerine;
-Sanıklar K. K., L. K.ve E. N.'ın kamu kurumu ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan 4 yıl 2 ay hapis ve 357.080,00 TL adi para cezası ile cezalandırılmalarına,
-Sanıklar K. K., L. K.ve E. N.'ın üzerlerine atılı özel belgede sahtecilik suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezası,
-Sanık K. K.'ın üzerine atılı sahte fatura tanzim etmek suretiyle Vergi Usul Kanununa muhalefet suçundan 2 yıl 6 ay hapis,
-Sanık K. K.' ın üzerine atılı defter ve belgeleri ibraz etmemek suretiyle Vergi Usul Kanununa Muhalefet suçundan 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına dair karar verildiği;
İş bu hükümlerden beraat yönünden kurulan hükümlere karşı katılan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı vekili Av. G. R., sanık Y. A.yönünden kurulan beraat hükmüne karşı ise O yer C. Savcısı, sanıklar L., Kadir ve Erkan hakkında tesis olunan mahkumiyet hükümlerine karşı ise sanık K. K.müdafii Av. M. C. T. ile sanıklar E. N. ve L. K.müdafii Av. Ş. B. tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Dosyanın yapılan tetkiki sonucu,
1-Sanıklar L. K.ile E. N. hakkında 213 sayılı yasaya muhalefet etmek; sanıklar M. K., İ. K., İ. D., D. K., A. K., ve B. K. hakkında 213 sayılı yasaya muhalefet etmek, kamu kurum ve kuruluşları aleyhine dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sonucu ilk derece mahkemesince tesis olunan beraat hükümlerine vaki katılan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı vekili Av. G. R. tarafından; sanık Y. A. hakkında açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sonucu verilen beraat hükmüne yönelik ise o yer C. Savcısı ile katılan T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı vekilince istinaf isteminde bulunulmuş ise de bu sanıklar yönünden belirtilen suçlara yönelik yapılan istinaf incelemesinde;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, ilk derece mahkemesinin soruşturma/kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre o yer C. Savcısı ile katılan T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı vekilinin
İSTİNAF BAŞVURULARININ AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,
Ancak;
2-Sanıklar E. N., L. K.ile K. K.hakkında nitelikli dolandırıcılık ve özel evrakta sahtecilik suçları ile sanık K. K.hakkında ayrıca sahte fatura tanzim etmek, defter ve belgeleri ibraz etmemek suretiyle vergi usul yasasına muhalefet etmek suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar E. N. ile L. K.müdafii Av. Ş. B. ile sanık K. K.müdafii Av. M. C. T.'nin istinaf istemlerinin incelemesi sonucunda;
a-)Sanıklar E. N. ve L. K.hakkında nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerinden bahisle mahkumiyetlerine karar verilmiş ise de;
İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu gerekçeli kararın 15. sayfasında delillerinin değerlendirilmesi ve kanaat bölümünde 2. satırdan itibaren başlayan "Her ne kadar sanıklar M. K., İ. K., İ. D. ..... " cümlesi ile başlayan satırın 9. satırından itibaren L. K. ile E. N.'ın adı geçen K.. Deniz Ürünleri Kom. Gıda Çay San. Ve Nak. Tic. Ltd. Şti'nin yetkili ve sorumlusu olmadıkları gibi söz konusu şirketin sorumlusu sıfatı taşımadıkları ve firmanın iddia olunan 171.403,13'lik kamu zararına neden olan faaliyetlerine iştirak ettiklerine dair de dosya kapsamına yansıyan herhangi bir eylemlerinin tespit edilemediği...., takip eden gerekçelerle her türlü şüpheden uzak ve kesin inandırıcı delil elde edilemediğinden bahisle beraatlerine karar verilmiştir, şeklinde açıklama yapıldığı,
Aynı kararın 16. sayfasının son cümlesinden başlamak üzere ise sanıklar L. K. ve E. N. bakımından değerlendirme yapıldığında ise, sanık L. K.'nun ilgili şirketin gizli ortağı, sanık E. N.'ın ise taahhuk görevlisi olup tanık beyanları, bilirkişi raporları, cevabı yazılar da dikkate alındığında kamu kurum ve kuruluşları aleyhine dolandırıcılık suçu ile özel belgede sahtecilik suçlarını zincirleme şekilde işledikleri sabit görüldüğünden ayrı ayrı mahkumiyetlerine karar verilmesinin gerektiği hususu belirtilerek kararın gerekçe kısmı ile hüküm kısmının kendi içerisinde çelişki oluşturacak şekilde karar verilmesi,
b-)İddia makamınca sanıklar K. K., L. K.ile E. N.'ın 2009-2010 yılları arasında çay müstahsillerinden fiilen satın aldıkları yaş çayın çok üzerinde bir miktarı esas alınarak fazla miktar üzerinden icmaller ve sahte müstahsil makbuzları tanzim etmeleri nedeniyle özel belgede sahtecilik suçunu işledikleri iddia ve mütalaası ile ilk derece mahkemesinin de kabulü karşısında, öncelikli olarak soruşturma ve kovuşturma aşamasında sahte olarak düzenlendiği iddia olunan müstahsil makbuzları ile icmal listelerinin aldatma kabiliyetine haiz olup olmadığı yönünden gerekçeli bilirkişi raporu aldırılmadığı gibi mahkeme heyetince söz konusu özel belgelerin aldatma kabiliyetinin haiz olduğuna ilişkin herhangi bir değerlendirmenin yapılmamış olduğu,
Bu bağlamda Yargıtay 21.Ceza Dairesinin 11/01/2016 tarih 2015/5026 esas 2016/53 karar, Yargıtay 23. Ceza Dairesinin 18/10/2016 tarih 2016/8974 esas 2016/8915 karar sayılı içtihatlarındaki açıklamalar da dikkate alındığında sahteciliğin aldatma kabiliyetinin haiz olup olmadığının bilirkişi raporu veya mahkeme gözlemiyle tespit edilmemiş olması ve sahtecilik suçlarından aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayininin hakime ait olduğu da dikkate alınarak, gerçeğin kuşkuya yer verilmeyecek şekilde açığa çıkarılabilmesi ve atılı özel evrakta sahtecilik suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının tespiti amacıyla suça konu icmal cetvelleri ile müstahsil makbuzlarının mahkeme heyeti tarafından incelenip özelliklerinin zapta geçirilerek aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, gerekirse bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
c-) Sanık K. K. hakkında nitelikli dolandırıcılık suçu ile özel evrakta suçu yanında 213 sayılı yasaya muhalefet etmek suçlarından kamu davasının açıldığı, sanık K. K.'ın 19/06/2013 tarihli celsede alınan savunmasında 213 sayılı yasada yer alan sahte fatura düzenlemek ve yapılan tebliğe rağmen yasal süre içerisinde defter ve belgeleri ibraz etmemek suretiyle vergi usul yasasına muhalefet etmek suçları yönüyle hakkında açılan kamu davası yönünden usul ve yasaya uygun olarak savunması alınmadan karar verilmesi,
d-) Sanık K. K. hakkında 2009 ve 2010 takvim yıllarında 213 sayılı yasada yer alan sahte fatura düzenlemek suçundan açılan kamu davasında, vergi tekniği ve vergi suçu raporlarında bahsedilen suça konu faturaların, bizzat sanık K. K. tarafından, gerçek alım-satım karşılığı düzenlenip düzenlenmediğinin belirlenmesi bakımından, mal ve para akışını gösteren taşıma ve sevk irsaliyeleri, teslim-tesellüm belgeleri, bedellerinin ödendiğine dair ticari teamüle uygun kanıtlama yeteneği olan banka hesapları ve kasa mevcudu ile uyumlu geçerli belgeler olup olmadığı, şirketin 2009-2010 takvim yılları içerisinde düzenlediği faturalarla uyumlu yeterli mal girişi ile üretiminin bulunup bulunmadığı, iş yeri koşullarının, işçi sayısının, vergi beyannamelerinin miktarı ve aylara göre değişim oranının, şirketin beyan ettiği vergiye esas potansiyeli ve şirketin faaliyet alanı ile uyumlu olup olmadığı ve faturaları kullananlar hakkında karşıt inceleme yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa düzenlenen raporlar, açılmışsa dava dosyaları getirilip incelenerek özeti duruşma tutanağa geçirilip bu dosyayı ilgilendirilen delillerin onaylı örnekleri dosyaya aktarılıp, sahte fatura düzenleme suçunda suçun maddi konusunun fatura olması ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 227. maddesinin 3. fıkrasındaki ''Bu Kanuna göre kullanılan veya bu Kanun'un Maliye ve Gümrük Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak kullanma mecburiyeti getirilen belgelerin, öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde bu belgeler vergi kanunları bakımından hiç düzenlenmemiş sayılır'' şeklindeki düzenlemeye göre faturaların Vergi Usul Kanunu'nun 230. maddesinde öngörülen zorunlu bilgileri içermesinin gerekmesi karşısında, 2009-2010 takvim yıllarına ait fatura ayrıntılarının Vergi Dairesi'nden sorularak kanaat oluşturacak sayıda fatura aslı ya da onaylı suretinin istenerek dosya arasında bulundurulması, suça konu faturaları kullanan şirket yetkililerinin faturaları kimden, hangi ticari ilişkiye dayanarak aldıkları konusunda beyanlarının alınması, faturalar üzerindeki yazı ve imzaların sanığın eli ürünü olup olmadığı konusunda bilirkişi raporu da alınarak sonucuna göre sanık K. K.'ın hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kanuna aykırı olup sanıklar E. N. ile L. K.müdafiinin nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçları yönünden tesis olunan mahkumiyet kararlarına vaki istinaf başvurusu ile sanık K. K.müdafiinin nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik ve 213 sayılı yasaya muhalefet etmek suçları yönünden tesis olunan mahkumiyet kararlarına vaki istinaf başvuruları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu yönlerden 5271 sayılı CMK'nın 289/1-g-h maddesi delaletiyle aynı yasanın 280/1-b maddesi uyarınca BOZULMASINA
Dosyanın hükmü veren Rize Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5271 sayılı CMK'nın 284 ve 286/1 maddesi uyarınca kesin olmak üzere 20.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)