(5237 S. K. m. 21, 44, 86, 87)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile hüküm tarihine göre dosya ve inceleme raporu incelendi. İstinaf başvurusunun usulden reddi nedenleri bulunmadığı anlaşılmakla gereği görüşülüp düşünüldü.
Sanık B. D.'un olay günü aralarında çıkan tartışmanın devamında mağdur O. A.'a vurmak amacıyla salladığı yumruğun, mağdur O.'a değil, kavgayı aralamak isteyen mağdur E. C.'ın burnuna isabet ederek, mağdurda hafif 1 derece kemik kırığı oluşturacak ve basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek derecede yaralanmasına sebebiyet verdiği olayda;
Her ne kadar yerel mahkemece sanığın her iki mağdura yönelik eylemi, TCK'nun 44. maddesi kapsamında tek suç olarak değerlendirilip, sanığa sadece mağdur E. C.'a yönelik "kasten kemik kırığı oluşturacak şekilde yaralama" suçundan TCK'nun 86/1, 87/3, 29/1, 62/1 maddeleri uyarınca hüküm tesis olunmuş ise de;
Somut olayda sanığın mağdur O. A.'a yönelik eylemi "Basit yaralama suçuna teşebbüs" suçunu, mağdur E. C.'a yönelik eylemi ise "olası kasıtla kemik kırığı oluşturacak şekilde yaralama" suçlarını oluşturduğunun anlaşılması karşısında; sanığın tek eylemi neticesinde aynı neviden iki suçun oluşmuş olması yani tek bir fiil ile hem yaralamaya teşebbüs hem de olası kasıtla yaralama suçlarının oluşması dolayısıyla aynı fiil neticesinde gerçekleşen her iki suçun farklı suç değil aynı suç olması, zira bir suçun teşebbüs halinde kalması ile tamamlanması veya olası kastla işlenmesi ile doğrudan kasıt ile işlenmesi hallerinde aynı suçun söz konusu olacağı, bu durumda her iki suçun aynı nitelikte suç olması, başka bir anlatımla ortada farklı neviden suç bulunmaması itibarıyla olayda 44.maddede düzenlenen fikri içtima hükümlerinin uygulama yeri bulunmadığı, eylemin gerçek içtima hükümlerine tabi olduğu, bu nedenle sanığın mağdur O.'a yönelik eylemi nedeniyle açılan kamu davasında şikayet yokluğu nedeniyle düşme kararı, mağdur E. C.'a yönelik eylemi nedeniyle açılan kamu davasında TCK'nun 86/1, 87/3, 21/2 maddeleri uyarınca hüküm tesisi gerekirken, suçların vasfının tayininde ve eylemin nitelendirilmesinde hataya düşülmesi,
Kabule göre de;
Sanık hakkında gerek iddianamede gerekse Cumhuriyet Savcısının mütalaasında mağdur E. C.'a yönelik eylem nedeniyle tamamlanmış kasten yaralama suçundan ceza istemi bulunmamasına rağmen, sanığa ek savunma hakkı tanınmayıp savunma hakkının sınırlandırılarak hakkında tamamlanmış suçtan ceza tayini suretiyle CMK'nun 226.maddesine muhalefet edilmesi hususları itibarıyla hükmün CMK'nun 289/1-h maddesi yollaması ile 280/1-b maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, CMK'nun 284/1 ve 286/1 maddeleri gereğince kesin olmak üzere 15/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)