(5271 S. K. m. 100, 280) (5237 S. K. m. 29, 32, 53, 54, 63, 81, 82, 102) (YCGK 09.07.2002 T. 2002/1-138 E. 2002/301 K.) (YCGK 03.12.2002 T. 2002/1-247 E. 2002/414 K.) (YCGK 12.06.2012 T. 2012/1-560 E. 2012/227 K.) (YCGK 25.01.2011 T. 2010/1-222 E. 2011/7 K.) (YCGK 16.02.2010 T. 2009/1-251 E. 2010/25 K.) (YCGK 02.02.2010 T. 2009/1-239 E. 2010/14 K.) (YCGK 15.12.2009 T. 2009/1-200 E. 2009/290 K.) (YCGK 03.10.2006 T. 2006/1-30 E. 2006/210 K.) (YCGK 13.11.2001 T. 2001/1-239 E. 2001/247 K.)
Sanık hakkında ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda özetlenen hükme karşı sanık müdafii tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine CMK'nun 280/1-c maddesi gereğince davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verildikten ve duruşma yapıldıktan sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
A-İLK DERECE MAHKEMESİ YARGILAMASI
İDDİA:
Çorum Cumhuriyet Başsavcılığının 06.04.2016 tarih ve 2016/1226 Esas sayılı iddianamesi ile:
"Hakkında ek kovuşturma yapılamasına yer olmadığına ilişkin karar verilen T. K.'ın, şüpheli V. K.'ın resmi nikahlı eşi olduğu, şüpheli V. K. tarafından öldürülen B. A.'nun, Cumhuriyet Başsavcılığımıza intikal eden 13/07/2015 tarihinde T. K.'a yönelik olarak işlendiği iddia olunan, sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı suçu nedeniyle şüpheli V. K.'ın sürekli olarak eşine ölen B. A.'nun kendisine ne suretle saldırdığını, kendisine ne dediğini, bir yerine dokunup dokunmadığını sorduğu ve bu meseleyi kafasında bu şekilde büyüttüğü, eşine her seferinde bu meseleyi hatırlatarak baskı yaptığı, 15/10/2015 günü saat 18:00 sıralarında şüpheli V. K. ile V. K.'ın dayısının oğlu B. A.'in şüphelinin evinde bulundukları sırada, şüpheli V. K.''ın eşi T. K. mutfakta işlerini yaptığı sırada, V. K. ile B. A.'in kendi aralarında ölen B. A.'nun T. K.'a yönelik eyleminden dolayı dövmek istediklerine dair konuşmalarının olduğu, bu konuşmalardan sonra B. A.'in evden ayrıldığı, V. K.'ın o günün gecesi saat 03:00- 04:00 sıralarında babası M. K.'ın evine gittiği, babasına "baba ben uyuyamıyorum, rahatsız oluyorum, bize gidelim, bizde kalalım" dediği, bunun üzerine şüpheli V. K.'ın babası M. K. torununu ve eşini de yanına alarak şüpheli V. K.'ın ve T. K.'ın evine gittikleri, o gece M. K. ve eşinin oğlunun evinde kaldıkları, sabah birlikte kahvaltı yaptıkları, şüpheli V. K.'ın daha sonra ben evden çıkıyorum, bir araç ayarlayıp geleceğim dediği, M. K.'ın ise, oğluna aracı ne yapacağını sorduğu, şüphelinin de babasına araçla işi olduğunu söylediği, şüpheli V. K.'ın bu konuşmadan yarım saat sonra emanet olarak aldığı araç ile evinin önüne geldiği, M. K.'ın aracı kimden aldığını sorduğu, şüphelinin de aracı bir arkadaşından aldığını söylediği, M. K.'ın oğluna, ben dışarı çıkıyorum, siz de eşin ile hazırlandıktan sonra kendisini yoldan almalarını istediği, şüpheli V.'ın evden çıktığında evde bulunan av tüfeğini ve eşini de alarak evden ayrıldığı, şüpheli V. K.ın babası M. K.'ı Osmancık yolu üzerinde bulunan köprünün başında bulunan yerde aracına aldığı, M. K.'ın oğluna nereye gittiklerini sorduğu, oğlunun da kendisine gezdiklerini söylediği, şüpheli V.'ın yanında eşi ve babası olduğu halde, M. Koleji civarına gittikleri, burada şüphelinin yanında getirdiği av tüfeği ile birkaç el ateş ettiği, T. K. ve M. K.'ın, V. K.'ı av tüfeğini kullanmasından dolayı uyardıkları, V. K.'ın da av tüfeğini kendisini korumak amaçlı kullandığını, eşine cinsel saldırıda bulunan B. A.'yu korkutma amacının olduğunu söylediği, M. K.'ın oğlu V. K.'ın av tüfeği ile ateş etmesinden sonra şehir merkezine geldiklerinde Çorum merkezde bulunan Milli Eğitim Müdürlüğünün yakınlarında araçtan indiği, şüpheli V. K. ile gelini T. K.'ın araç ile gittikleri, M. K.'ın çarşıda dolaştıktan sonra saat 12:00 sıralarında oğlu V.'ın kendisini aradığı, oğluna nerede olduklarını sorduğu, oğlunun da kahvede çay içtiklerini söylediği, bunun üzerine oğluna fazla oyalanmadan eve gelmelerini istediğini söyleyerek telefonu kapattığı, şüpheli V. K. ile eşi T. K.'ın, M. K.'ı çarşı merkezde araçtan indirdikten sonra ölen B. A.'nun sanayide bulunan iş yerine gittikleri, şüpheli V. K.'ın eşini araçta bırakarak iş bulma bahanesiyle ölen B. A.'nun iş yerine gittiği, yaklaşık 10-15 dakika sonra V. K.'ın tekrar eşinin yanına geldiği, T. K.'ın eşine ne olduğunu sorduğu, V. K.'ın da B. A.'nun iş yerinde olmadığını, B. A.'nun eşi ile görüştüğünü ve B. A.'nun eşine telefon numarasını bırakarak ayrıldığını söylediği, şüpheli V. K. ve T. K.'ın B. A.'nun iş yerine yakın bir yerde dolaşmaya başladıkları, sigara ve kola içerek vakit geçirdikleri, kısa bir süre sonra B. A.'nun eşinin şüpheli V. K.'ı telefon ile arayarak eşi ile görüştüğünü, iş yerinde eleman ihtiyacı olduğunu ve gelerek işe başlamasını şüpheli V. K.'a söylediği, şüpheli V. K.'ın B. A.'nun eşine iş yerine B. A.'nun gelip gelmediğini sorduğu, B. A.'nun iş yerine gelmediğini öğrenmesi üzerine, B. A.'nun eşine eşinin iş yerine geldiğinde iş meselesini onunla görüşmek istediğini söyleyerek iş yerine o saat itibariyle gitmediği, T. K. ile şüpheli V. K.'ın ölen B. A.'nun iş yerine yakın bir yerde kısa bir süre daha dolaştıktan sonra, şüpheli V. K. emanet olarak aldığı aracı iş yerinin ön tarafına yakın bir yere park ederek ölen B. A.'nun iş yerine av tüfeğini yanına almadan T. K. ile iş yerine girdikleri, şüpheli V. K.'ın eşine iş yerine girer girmez iş yerinde bulunan B. A.'yu göstererek " bu mu " diye sorduğu ve aralarında geçen işaretleşme sonunda ölen B. A.'nun iş yerine geldiğini V. K.'ın anladığı, eşine lokantanın bir köşesinde oturmasını söylediği, kendisi dışarıya çıkarak aracında bulunan av tüfeği ile tekrar iş yerine girdiği, şüpheli V. K.'ın iş yerine av tüfeği ile girdikten sonra tekrar eşine kendisine yönelik cinsel saldırıda bulunan kişinin iş yerinde bulunan B. A. olup olmadığını sorduğu, T. K.'ın da eşine kafa işareti ile kendisine yönelik cinsel saldırıda bulunan kişinin B. A. olduğunu işaret ettiği, bunun üzerine şüpheli V. K.'ın iş yerinde bulunan herkesin dışarıya çıkmalarını istediği, bağırışma sesleri ile birlikte iş yerinin tamamına yakınının boşaldığı, şüpheli V. K. daha sonra elinde bulunan av tüfeği ile B. A.'nun ayağına doğru birkez ateş ettiği, ateş ettikten sonra tekrar eşine " emin misin, bu muydu? diye sorduğu, T. K.'ın korku ve panik ile "bu olmayabilir" şeklinde sözler söyleyerek eşini engellemeye çalıştığı, buna rağmen şüphelinin elinde bulunan tüfek ile birden fazla B. A.'nun üzerine doğru ateş etmek suretiyle olay yerinde ölümüne sebebiyet verdiği, şüphelinin daha sonra aracına giderek tekrar tüfeğini doldurduğu sırada emniyet görevlileri tarafından şüphelinin yakalandığı, ölen B. A.'nun Adil Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığının 25/03/2016 tarihli otopsi raporuna göre, kişinin ölümünün av tüfeği iri saçma taneleri yaralanmalarına bağlı, iskelet sistemi kemik kırıkları ile birlikte iç organ büyük damar, akciğer, perikart, karaciğer, böbrek, aort, böbrek damarları harabiyetlerinde gelişen iç kanama sonucu meydana gelmiş olduğu, haricen tarif edilen yaraların dağılım ve yerleşim özellikleri birlikte değerlendirildiğinde, kişinin vücudunun ve ekstremitelerinin uygun pozisyonunda en az 4 atış ile husulü mümkün av tüfeği iri saçma tanelerine ait giriş yaralarının bulunduğu, haricen 1,5 ve 9 no'da tarif edilen yaraları oluşturan av tüfeği iri saçma tanelerinin iç organ ve büyük damar yaralanmalarına neden oldukları ve oluşturdukları yaralanmaların herbirinin müstakilen ve müştekeren öldürücü mahiyette olduğuna ilişkin otopsi raporunun düzenlendiği, soruşturma sırasında şüphelinin üzerine atılı suçu kabul ettiği, şüphelinin üzerine atılı suçu eşi T. K.'a yönelik olarak Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yürütülen 2015/9628 nolu soruşturmada ölen B. A.'nun sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırıda bulunmasından dolayı haksız tahrik altında işlediğini kabul ettiği, ölen B. A. hakkında T. K.'a yönelik sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı suçundan 23/10/2015 tarihinde Asliye Ceza Mahkemesine Kamu Davasının açıldığı, şüpheli V. K.'ın ceza ehliyetinin olmadığını iddia etmesi üzerine, 3'er haftalık toplam 3 ayrı kez Sulh Ceza Hakimliğine müşahade kararı alınarak şüphelinin Samsun ili Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi'ne rapor için sevk edildiği, 02/02/2016 tarihli Sağlık Kurulu raporuna göre, şüpheli V. K.'ın üzerine atılı 16/10/2015 tarihinde işlediği ateşli silahla adam öldürme fiilinin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişmiş olduğu, 5237 sayılı yasanın 32. maddesinin 1. Ve 2. Fıkrasından istifade edemeyeceğini bildirir sağlık kurulu raporunun oyçokluğu ile verildiği, söz konusu rapora göre şüphelinin akıl sağlığının tam olduğunun tespit edildiği, şüphelinin suç tarihinde haksız tahrik altında ölen B. A.'nun iş yerine gittiğinde, eşine yönelik eylem nedeniyle bir anda öfkeye kapılarak aracında bulunan av tüfeği ile ölen B. A.'ya ateş etmek suretiyle olay yerinde ölümüne sebebiyet verdiği, şüphelinin yukarıda anlatılan şekliyle ve sunulan delillere göre üzerine atılı haksız tahrik altında silahla adam öldürme suçunu işlediği ..."
İddiasıyla,
Sanık V. K. hakkında maktul B. A.'ya yönelik tasarlayarak adam öldürme suçundan TCK'nun 81/1, 29, 54, 63 ve 53. maddelerin,
Uygulanması istemiyle Çorum 2.Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
SAVUNMA:
Sanık V. K.:
"Ben 2008 yılından beri psikolojik tedavi görüyorum, Samsun Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde tedavi gördüğüm gibi aynı zamanda Çorum Devlet Hastanesine 3 ayda bir tedavi amacı ile gidiyordum, tanı olarak epilepsiye bağlı bipolar bozukluk ve ruhsal bunalım nedeniyle davranış bozukluğu teşhisi konulmuştu, bu olay olmadan önce yaklaşık 4-5 ay öncesinde eşim eve birinin girdiğini söylemişti, aynı zamanda kimin girdiğini bilmiyorum ancak eşimin kişisel çamaşırları karıştırılmış, çamaşır makinesinin oraya bırakılmış, bu olayla ilgili olarak eşim eve birinin girdiğini söylemişti ancak kimin girdiğinden bahsetmemişti, sonrasında B. A. ismini söylemişti, ancak ben eşime inanmamıştım, hatta kendisinin ruhsal bunalımda olduğunu düşünüp Samsun' a götürmeye karar vermiştim, iddianameye konu olay olmadan yaklaşık 15 gün önce ben iş yerinde iken eşimin cinsel tacize uğradığını iş yeri arkadaşlarımdan öğrendim ve bunu öğrenince rahatsızlandım ve doğrudan Bursa' ya Muradiye Devlet Hastanesine gittim, daha öncede Muradiye Devlet Hastanesine gitmiştim, tedavim orada da devam etmişti, oraya gitmemin sebebi Samsun' da tedavimi yapan doktorumun Muradiye Devlet Hastanesine tayini çıkmıştı, orada çalışıyordu, Devlet Hastanesine gittikten sonra bana ilaç yazıldı ve aynı gün Çorum' a geldim ve eşime cinsel taciz olayını sordum, kendisi de cinsel taciz olayını anlattı, ondan sonra da eşim ile birlikte şikayetçi olmak için polis karakoluna gittik ve karakolda kamera kayıtlarına bakılarak cinsel taciz ile ilgili olayı tespit ettiler, ben eşimi taciz eden kişinin B. A. olduğunu öğrendim, bu olaydan bir gün öncesinde B. A. ile konuşmak amacıyla kendisinin nerede çalıştığını Yazı Çarşıda bulunan iş yerlerine sordum" savunmuştur.
Lüzumuna binaen sanıktan sorulduğunda; "Neden oradaki iş yerlerine sorduğumu bilmiyorum ancak bir tanesi tanıdığını ve yukarı sanayide iş yerinin olduğunu söyledi, o günün gecesinde iddianamede belirtildiği gibi eşimin yaşamış olduğu cinsel taciz olayından dolayı gece uyuyamadım babamı arayarak evimize gelmesini istedim, o gece babam, annem ile birlikte bize geldiler, geceyi bizde geçirdiler, ertesi gün sabah B. A. ile konuşmak istediğim için iş yerine gitmek için arkadaşımdan emaneten aracını aldım, ondan sonra babam, ben ve eşim çarşıya gittik, aracada bana ait tüfeği almıştım, M. kolejinin orada iddianamede bahsedildiği gibi havaya ateş edildiği doğrudur, bunun bir sebebi yok, herhangi bir şekilde tüfeği denemek veya başka bir amaç ile ateş etmedim, öylesine ateş ettim, daha önce eşimden duyduğuma göre B. A.' nun tabancası varmış, eşime benim dediklerimi yapmazsan seni ve eşini öldürürüm demiş, bunları eşimden duyduğum için tüfeği yanıma almıştım, ondan sonra babama halk eğitim merkezinin orada bıraktıktan sonra eşim ile birlikte yukarı sanayiye gittik, orada bulunan bir lokantadan B. A.'nun iş yerini sordum, petrolün orada dediler, bende araç ile birlikte petrolün oraya gittim, aracı park ettikten sonra saat öğle vakitleri idi, tam olarak saatini hatırlamıyorum ancak B. A.'nun iş yerine tek başıma gittim" beyan etmiştir.
Lüzumuna binaen, iş yerine gittiğinden neden iş bulmak istediğini söylediği ve doğrudan B. A.'yu sormadığı hususu sanıktan sorulduğunda: "Bunun bir sebebi yok, kendisi ile konuşmak istediğim için kendisine ulaşmak için öyle bir şey dedim, B. A.' nun eşi ile konuştum, kendisine telefonumu bıraktığımda doğrudur, ondan sonra tekrar araca geldim, eşim ile birlikte bekledik, bir ara caminin oraya kadar araç ile gittikten sonra tekrar döndük, yine iddianamede belirtildiği gibi eşinin beni telefonla aradığı, eşi ile konuştuğunu ve işçi lazım olduğunu söylediği ve benimde eşi ile yüz yüze görüşmek istediğim hususları doğrudur, yaklaşık 1 saat sonra eşim ile birlikte iş yerine gittik, ben işyerinde B. A.' yu gördükten sonra eşime bu mu diye sordum, oda teyit edince kendisini korkutmak amacıyla arabada bulunan tüfeği alıp iş yerine geldim, kendisi kasa kısmında duruyordu, iş yerindekilere dışarı çıkın dedikten sonra kendisini kasanın ön tarafına çağırdım, sonra bir el ayağına ateş ettim, birinci ateş etmemden sonra kendisi içeriye doğru gitmeye çalıştı, aynı zamanda arkamda duran eşime" abla ben sana bir şey yaptım mı" diye laflar söyledi, o anda eşimin daha önce "B. A., B. A." şeklinde konuşmaları aklıma geldi, bir el daha ayağına ateş ettim ve daha sonra eşimin rahatsız olmadığını ve olayın gerçek olduğunu anladım, sonrasında kendimi kaybettim, iki el daha ateş ettim, iki el ateş ettikten sonra eşine polisi aramasını söyledim, başka bir diyeceğim yoktur" şeklinde savunma yapmıştır."
Şeklinde beyanda bulunmuştur.
KATILANLAR BEYANI:
Katılan E. A.:
"Benim olayla ilgili görgüye dayalı bir bilgim yoktur. Şikayetçiyim"
Şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan G. A.:
"Öncelikle eşimin sanığın eşine cinsel tacizde bulunduğunu iddiaların kabul etmiyorum, biz eşim ile birlikte olay nedeniyle karakola gittiğimizde ben olayı öğrendim ki, ben 7 aylık hamile idim ve eşim ile birlikte her gün birlikte iş yerine gidip birlikte geliyorduk ki eşim hep benim yanımda idi, öyle bir taciz olayını gerçekleştirmesi söz konusu değildir, bu olayla ilgili olarak ifade verdikten sonra yaklaşık 15 gün sonra bu olay oldu ki, sanık veya eşi tarafından bizimle sözlü temas veya başkaca bir rahatsızlık durumu olmadı, eşimin benle birlikte işlettiği yukarı sanayide Cansu lokantası isimli iş yeri vardır, olay günü saat 11:30 civarlarında sanık tek olarak geldi, gayet iş bulma bahanesiyle sakin bir şekilde acelesi olduğu ve işe ihtiyacı olduğunu söyleyip hemen gelirim efendim, tamam efendim şeklinde laflar söyleyerek iş yerinden ayrıldı, bende iş yerinde olmayan eşimi telefon ile arayarak durumu söyledim, oda tamam gelsin başlasın dedi, sanık telefonunu bırakmıştı, kendisini aradım, söyledim, yine aynı şekilde tamam efendim hemen geliyorum şeklinde laflar söyledi ancak ücret ile ilgili olarak eşinle anlaşabilir miyiz, eşinizle görüşmeliyim şeklinde sözler söyledi, aynı gün saat 13:30 sıralarında eşi gelip lokantada su ve kola aldı, ondan sonra saat 13:50 de ben kasa kısmında idim ki, bunların ne zaman geldiğini görmedim, sadece arkamı döndüğümde sanığın elinde bulunan tüfeği bana ve arkada bulunan yani tezgah kısmında bulunan eşim ve çalışanlara doğrulttuğunu gördüm, içerdekilere çıkın dışarı dedi, iş yerindeki çalışanlar çıktı ancak ben çıkmadım, eşim kendisine şerefi ve namusu üzerine yemin ederek kendisini dinlemesini istedi, bu arada da mutfak kısmının arka kısmında bulunan kilere doğru gitmek istedi ancak sanık eşimi orada sıkıştırıp bir el bacağına ateş etti, bu esnada hem sanığın arkasında bulunan eşinin yanına gidip hem de sanığa ben hamileyim, benim eşim böyle bir şey yapmaz diye yalvardım, sanık tekrardan eşine bu mu diye sorduktan sonra oda kafasını sallayarak tasdik etti ve ondan sonra eşimin üzerine 4 el ateş etti, öncesinde eşime herhangi bir şey söylemedi, sadece tek söylediği neden taciz ettiği şeklinde bir sözdü, başkaca bir şey demeden ve kendisine yalvaran eşimi dinlemeden ateş etti, ondan sonra zaten tüfeği doldurmaya gittiğinde polis gelmişti ki, iş yeri içerisindeki bu olaylar en fazla 5 dakika sürmüştür, bu süre boyunca eşine yalvardım, aynı zamanda dışarıdakilerden yardım istedim, elimde telefon vardı, polisi arayıp aramadığımı hatırlamıyorum ancak dediğim gibi sanık bana polisi ara falan bir şey demedi, eşide kapının önünde bekliyordu, herhangi bir şekilde sanığa engel olmadı, ayrıca eşimin tabancası falanda yoktur, sanığın bu yöndeki beyanlarını kabul etmiyorum, öyle bir şey olsa kendisini savunurdu, daha öncesinde de kullandığı bir tabancası yoktu"
Şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK BEYANLARI:
1-Tanık B. A.:
"Sanık benim halamın oğludur, benim bu cinsel taciz iddiasıyla ilgili sadece sanığın anlattığı kadarı ile bilgim var, bana anlattığına göre eşi bir kaç kez yolda giderken ölen şahıs eşine laf atarak cinsel tacizde bulunmuş ve yine anlattığına göre bir kaç kezde el kol hareketi ile cinsel taciz olmuş, bu kadar anlattı, ayrıntılı anlatmadı, şahsı bulduğunu söyleyerek birlikte gidip konuşalım ne imiş derdi, neden rahatsız etmiş diye soralım, karşı gelirse döveriz, ters davranırsa döveriz dedi, bende tamam gidip konuşurda yarın gidelim, geç oldu dedim, ertesi günde iş yerimden izin alamadığım için gidemedik, izin alsam konuşmak için gidecektik, bu olayda zaten ertesi gün oldu, benim bildiklerim bundan ibarettir "
Şeklinde beyanda bulunmuştur.
Lüzumuna binaen tanıktan sorulduğunda: "Ben sanığın eşinin iffeti ile ilgili sadece rahatsız edildiği şeklinde duyumlar duydum, onun dışında başkaca iffeti ile ilgili bir şey duymadım, ben sanığın 3-5 seneden fazladır rahatsız olduğunu ve psikolojik ilaçlar kullandığını ve tedavi gördüğünü biliyorum, rahatsızlığın düzeyi ile ilgili bir bilgim yoktur, daha önce rahatsız olup hastaneye gittiğini duydum ancak rahatsızlığının arttığı dönemlerde kendisinin yanında değildim, bu nedenle düzeyini bilemem" ifade etmiştir. "
Şeklinde beyanda bulunmuştur.
2-Tanık M. K.:
"Benim oğlum çocukluğundan beri rahatsız, kendisinden epilepsi hastalığı var, psikolojik rahatsızlığı var, defalarca Samsun' a, Bursa' ya, Ankara' ya tedaviye götürdüm, kendisi haplarını içtiği zaman iyi oluyordu, onun dışında bana bile rahatsızlığı döneminde karşı geldiği oluyordu, iyi konuşarak kendisini sakinleştiriyordum, engelliyordum"
Şeklinde beyanda bulunmuştur.
Lüzumuna binaen tanıktan sorulduğunda; "Gelinime cinsel taciz olayı ile ilgili olarak ben gelinimden duydum, kendisi bana bir kişinin kendisine takıldığını söyledi, bir kaç kere kendisine laf attığını söyledi, bende bu şahıs kim ise bana gösterdi iyilikle konuşayım dedim ancak gelinim bana gösteremedi, çünkü ben işe gidip geliyorum, çalışıyorum, zaten çok geçmeden bu olay oldu, benim bu olayı oğlumun öğrendiğinden haberim oldu, kendisi bu olayı öğrenince rahatsızlandı, o dönemde geceleyin çıkıp çıkıp bizim evimize geliyordu, o gelincede ben üzerimi falan giyip evden ayrılıyordum çünkü belinde bıçak taşıyordu, banada zara vereceğinden korkuyordum hatta bir iki sefer bana da saldırdı ancak yapma oğlum etme oğlum diyerek engel olduk, olayın olduğu günün geceside rahatsızlanmış bizi çağırdı, annesini ve kendi kızını alarak evlerine gittik, 3 yaşında kızı var bizde kalıyordu, bunun sebebi de bu kızı götürün sesini duymak istemiyorum demiş, bizde kalıyordu kız, o gün sabah kalktıktan sonra ki ben sabaha kadar uyumadım, kahvaltı ettik, oğlum evden ayrıldı, bende aşağıya indim, baktım ki bir araç getirmiş, hayırdır bu aracı neden getirdin dedim, gezeceğiz eşimle dedi, öyle ise ben yürüyerek gidiyorum, eşinle bana kavuşunca beni de alırsınız dedim, sonra yolda beni aldılar, nereye gidiyorsunuz dedim, gezip geleceğiz dedi, o zaman beni indirin dedim, sende çarşıya gel dedi, bende siz gezin erken gelin beni de merakta koman dedim ve arabadan indim, sonra bu olayı duydum, yolda tüfeği falan görmedim"
Şeklinde beyanda bulunmuştur.
3-Tanık M. S.:
"Benim iddianameye konu olayla ilgili bir bilgim yoktur, böyle bir olay yapacağını bilsem aracımı vermezdim"
Şeklinde beyanda bulunmuştur.
Lüzumuna binaen soruldu: "Benim sanığın eşine yönelik cinsel saldırı olayı ile ilgili hiç bir bilgim yok"
Şeklinde beyanda bulunmuştur.
4-M. D.:
"Ben maktulün çalıştırdığı lokantada garson olarak çalışıyordum, olay tarihinde saat 10:30 sıralarında huzurdaki sanık iş yerine gelerek iş istedi, zaten o dönemde de bizim paketçi elemanımız hasta idi, G. hanım ile konuştu telefonu bıraktıktan sonra iş yerinden ayrıldı, yaklaşık yarım saat sonra kendisini iş için aradık ancak açmadı, sonra kendisi aradı ve G. hanım ile konuştu, bu olaydan sonra saat 13:30 sıralarında patronumuz B. A. iş yerinde ikin sanık eşi ile birlikte iş yerine girdi, lokantanın arka kısmındaki bir masaya oturdular, yaklaşık 1 dakika eşi ile konuştular bu arada bende patrona iş için gelen kişi bu dedim, oda öyle mi dedikten sonra sanığa gel konuşalım kardeşim dedi, bu arada sanıkta eşine bu mu diye bir şey sorduktan sonra oda evet diye karşılık verince sanık dışarı çıkarak araçtan bir pompalı tüfek alıp iş yerine girdi, tüfeği oturan patronuna doğrulttu, bunun üzerine patron ayağa kalkıp hayırdır arkadaşım gel bi konuşalım şeklinde laflar söyledi, sanık sen benim eşimi nasıl taciz edersin diye laf söyledikten sonra tüfeği patrona doğrultarak bir el ateş etti, biz dışarıya çıktık, sanığın bize çıkın dışarı deyip demediğini hatırlamıyorum ancak biz çıktıktan sonra aşçımız S. abla ve bulaşıkçı içeride kaldılar hatta aşçımız S. ablayı sanık bırakmadı hatta bir ara tüfeği ona doğrulttu ancak ateş etmedi, bu arada patron S. ablanın önüne doğru geçti, sana bir şey olmayacak olan bana olacak dedi, ben bu arada kapının önünden bunları izliyordum, S. abla fırsatını bularak dışarı kaçtı, sanık ondan sonra 5-6 el patronumuza ateş etti, patronum herhangi bir şekilde bir şey diyemeden sanık ateş etti, bu arada G. hanımda dışarıdaki esnaftan yardım istiyordu, sanığın eşi içeride ayakta duruyordu, bir ara yapma, yapma diye eşine ağlamaklı olarak söyledi ancak eşi kimseyi dinmedi, ondan sonrada olay yerine polisler geldiler"
Şeklinde beyanda bulunmuştur.
5-Tanık S. T. :
"Benim hiç bir şeyden haberim yoktu, sanık maktulün bacağına bir el sıktıktan sonra ben kiler kısmına kaçtım, bunun üzerine maktul bana S. abla sana bir şey olmaz korkma deyince ben içeriden dışarıya doğru kaçtım, hatta kaçarken de sanığa beni vurma dedim, yanından geçtim, herhangi bir şekilde bana silah doğrultması veya çıkmama engel olması söz konusu değil"
Şeklinde beyanda bulunmuştur.
6-Tanık T. K.:
"Ben evimden işime, işimden evime gelen bir kişi idim, yolda giderken 4-5 kez ölen B. A. bana sözlü cinsel içerikli laf atarak ve aynı zamanda bir kez yol ortasında arkamdan gelerek bana sarılarak cinsel tacizde bulundu, ben bu olanları eşime anlattım, eşimden başka hiç kimseye anlatmadım, sonrada eşim ile gidip karakola şikayetçi olduk"
Şeklinde beyanda bulunmuştur.
Lüzumuna binaen tanık M. K.'ın ifadesi okunarak çelişki nedeniyle sorulduğunda: "Ben olanları kayınpederime anlatmadım, kendisi neden öyle ifade verdi onu bilemiyorum"
Şeklinde beyanda bulunmuştur.
Lüzumuna binaen tanıktan sorulduğunda: "Benim bu olaydan önce herhangi bir psikolojik rahatsızlığım yoktu, bu olaydan sonra rahatsızlığım oluştu, öncesinde hiç bir rahatsızlığım yoktur, evlendiğimden beri eşimin psikolojik rahatsızlığından haberim vardı, bunu bilerek evlendim, kendisi aşırı derecede sinirlidir, sinirlendiği zaman kapı, cam, çerçeve dinlemez kırar, ancak bana ve çevresindekilere bir zarar vermemiştir, kendisi sürekli psikolojik tedavi görüyordu, düzenli olarak da ilaçlarını kullanıyordu, bu olayı öğrendikten sonra eşimin bu olaya yaklaşımı benim kendisini aldattığım şeklinde oldu, olayı o şekilde değerlendirdi, bana karşı kötü davranmaya başladı, çocuğu evden gönderdi çünkü görmek istemiyordu, sinirlendi ayrıca kafaya taktı, sürekli bu olayı soruyordu, hatta bu olayı öğrenince bana boşanma davası bile açtı, ayrıca kendisi geceleri uyumuyordu, dengesini iyice kaybetti, olay gününe gelirsek, olay günü gecesi eşim rahatsızlandı, ailesini çağırdık, ailesi bizle kaldı, sabah kalktık, eşim kahvaltı istedi, kahvaltıyı yaptıktan sonra evden ayrıldı, bir araç bulup gelmiş, bana bu adamı buldum benimle geleceksin bana göstereceksin dedi, aşırı derecede sinirli idi, kullandığı ilacın birisini içmemiş, ben kendisine hiç bir şey diyemedim kendisi ile gitmek zorunda kaldım, yolda kayınpederimi araca alıp bir müddet sonra indirdik, kayınpederime de olayları anlatamadım, sonra yolda eşim m. kolejinin orada havaya ateş etti, ben arabanın içerisinde kaldım, kendisine niye yaptığını da yine soramadım çünkü aşırı derecede sinirli idi, sonra yukarı sanayiye gittik, şahsın iş yerini sorarak buldu, ben araç içerisinde bekledim, kendisi iş yerine gitti, tekrar geldi, bana şahsın iş yerinde olmadığını söyledi, araç içerisinde bekledik, kendisini vazgeçirmeye çalıştım hatta köyümüz olan Büyük düvenci köyünde şehit cenazesi olmuştu oraya gidelim arabada bu gün bizde eve gidip giyinip köye başsalığına gidelim dedim ancak dinlemedi, ondan sonra yarım saat bekledikten sonra beraber şahsın bulunduğu lokantaya gittik hatta ben kendisine karnım açıktı karnımızı doyuralım dedim, beni arka masaya oturduktan sonra tüfeği alıp geldi, bana tüfeği alıp geldikten sonra beni taciz eden kişinin maktul olup olmadığını bu mu diyerek sordu, bende bu dedim, ikinci kez sorması ise bir kere ateş ettikten sonra tekrar emin misin diye sordu, bende eminim dedim, ondan sonra zaten olaylar malum, eşimin ifadesi doğrudur, bu olaydan bir müddet önce evimize birinin girdiği doğru, kimin girdiğini görmedim ancak ölen kişi olduğundan eminim, bu olayla ilgili de Savcılığa şikayetçi olduk"
Şeklinde beyanda bulunmuştur.
7-Tanık T. K. :
"Eşim ile 2011 yılında evlendik, ben evlenmeden önce de bir dönem psikolojik tedavi görmüş, evlendikten sonra da dönem dönem psikolojik tedavi gördü, bildiğim kadarıyla Çorum, Bursa ve Samsun'daki hastanelerde tedavi olmuştur, eşimin tedavisi ile ilgili raporlarımızı daha önce bu soruşturma nedeniyle ilgililere ibraz etmiştik"
Şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLER:
*İddia,
*Sanığın aşamalarda saptanan savunmaları,
*Nüfus ve adli sicil kaydı,
*Müşteki beyanları,
*Tanık beyanları,
*Olay Yeri İnceleme Raporu,
*16/10/2015 tarihli tutanak,
*Olay Yeri İnceleme Raporu,
*Olay Yakalama ve Üst Arama Tutanağı,
*Parmak izi incelemesi hakkında tanzim olunan uzmanlık raporu,
*Otopsi Tutanağı,
*Ateşli Silah ve Kovan incelemesi hakkında Samsun Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından tanzim olunan Uzmanlık Raporu,
*Atış Artıkları Analizi ve Atış Uzaklığı hakkında Samsun Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından tanzim olunan Uzmanlık Raporu,
*Otopsi Raporu,
*Sanığı cezai ehliyetinin tam olduğuna dair İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Dördüncü Adli Tıp İhtisas Kurulunun 29/05/2017 tarih ve 2017/2442 sayılı raporu,
*İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Dördüncü Adli Tıp İhtisas Kurulunun 29/05/2017 tarih ve 2017/2442 sayılı raporunda özetle; "... V. K.’ın Kurulumuzca 11/01/2017 ve 31/03/2017 tarihlerinde yapılan muayenesi sonucunda elde edilen bilgi ve bulguların yorumlanmasından; cezai sorumluluğunu müessir ve kişide şuur ve harekât serbestisini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı ve zeka geriliği saptanmadığı, adli dosya tetkikinde sanığın mezkûr suçu işlediği sırada fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme ve bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak boyutta bir akli arızanın içinde olduğuna delalet edecek herhangi bir tıbbi bulgu ve belgeye de rastlanmadığı, bu duruma göre V. K.’ın 16/10/2015 tarihinde sanığı bulunduğu suça karşı cezai sorumluluğunun tam olduğu..." belirtilmiştir.
ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAA:
İddia makamı esas hakkındaki mütalaasında:
"Yapılan yargılama, soruşturma ve kovuşturma aşmasında toplanan deliller ile sair dosya kapsamı bir bütün halinde değerlendirildiğinde maktül B. A.'nun sanık V. K.'ın eşi T. K.'a yönelik işlediği iddia olunan cinsel sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı eyleminin sanık V. K. tarafından öğrenilmesinden sonra sanığın eşine maktül B. A.'nun kendisine ne suretle saldırdığını, kendisine ne dediğini, bir yerine dokunup dokunmadığını sorduğu ve bu meseleyi kafasında bu şekilde büyüttüğü, eşine her seferinde bu meseleyi hatırlatarak baskı yaptığı, 17/10/2015 tarihin sanık V. K. emanet olarak aldığı araç ile eve geldiği, evde bulunan tüfeği alarak eşiyle birlikte evden ayrıldığı, gün içinde sanık, sanığın babası M. K. ve eşi T. K.'ın araç ile bir müddet gezdikleri, sanığın babasını araçtan indirdikten sonra eşi ile birlikte maktül B. A.'nun sanayide bulunan iş yerine gittikleri, V. K.'ın eşini araçta bırakarak iş bulma bahanesiyle maktül B. A.'nun iş yerine gittiği, makülün olay yerinde olmaması nedeniyle iş yerinden ayrıldığı, eşi ile birlikte maktül gelene kadar vakit geçirdikleri, maktülün iş yerine geldiğini haber alması sonrası sanık V. K. emanet olarak aldığı aracı iş yerinin ön tarafına yakın bir yere park ederek maktülün iş yerine av tüfeğini yanına almadan T. K. ile iş yerine girdikleri, sanık V. K.'ın eşine iş yerine girer girmez iş yerinde bulunan B. A.'yu göstererek " bu mu " diye sorduğu ve aralarında geçen işaretleşme sonunda ölen B. A.'nun iş yerine geldiğini V. K.'ın anladığı, eşine lokantanın bir köşesinde oturmasını söylediği, kendisi dışarıya çıkarak aracında bulunan av tüfeği ile tekrar iş yerine girdiği, sanık V. K.'ın iş yerine av tüfeği ile girdikten sonra tekrar eşine kendisine yönelik cinsel saldırıda bulunan kişinin iş yerinde bulunan B. A. olup olmadığını sorduğu, T. K.'ın da eşine kafa işareti ile kendisine yönelik cinsel saldırıda bulunan kişinin B. A. olduğunu işaret ettiği, bunun üzerine sanık V. K.'ın iş yerinde bulunan herkesin dışarıya çıkmalarını istediği, bağırışma sesleri ile birlikte iş yerinin tamamına yakınının boşaldığı, sanık V. K. daha sonra elinde bulunan av tüfeği ile B. A.'nun ayağına doğru bir kez ateş ettiği, ateş ettikten sonra tekrar eşine " emin misin, bu muydu? diye sorduğu, T. K.'ın korku ve panik ile "bu olmayabilir" şeklinde sözler söyleyerek eşini engellemeye çalıştığı, buna rağmen sanığın elinde bulunan tüfek ile birden fazla B. A.'nun üzerine doğru ateş etmek suretiyle olay yerinde ölümüne sebebiyet verdiği, maktul B. A.'nun Adil Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığının 25/03/2016 tarihli otopsi raporuna göre, kişinin ölümünün av tüfeği iri saçma taneleri yaralanmalarına bağlı, iskelet sistemi kemik kırıkları ile birlikte iç organ büyük damar, akciğer, perikart, karaciğer, böbrek, aort, böbrek damarları harabiyetlerinde gelişen iç kanama sonucu meydana gelmiş olduğunun tespit edildiği, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu tarafından sanığın cezai sorumluluğuna ilişkin düzenlenen 29/05/2017 tarihli rapor sonucuna göre sanığın suç tarihi itibari ile ceza sorumluluğunun tam olduğu hususunun tespit edildiği, sanığın aşamalarda alınan ifadelerinde üzerine atılı suçu kabul ettiği, sanık hakkında her ne kadar haksız tahrik altında adam öldürme suçunu işlediği iddiası ile kamu davası açılmışsa da sanığın maktulün ölüm olayından önce babasının evine sabaha karşı bir vakitte giderek onu kendi evine çağırdığı, dava konusu somut olayın gerçekleştiği gün araba temin ettiği, evden tüfek alarak eşi ve babası ile ayrıldığı, gün içerisinde babası ve araç ile dolanırken elindeki tüfek ile ateş etmesi ve tüfeği maktulden kendisini korumak için aldığını söylemesi, iş bulma bahanesi ile maktulün iş yerine gittiği, maktulün iş yerinde olmaması neticesinde eşi ile maktulün iş yerine gelmesini beklediği, maktul geldikten sonra eyleme geçtiği hususları değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı suçu tasarlayarak gerçekleştirdiği, bu nedenlerle sanığın saik ve eylemleri bir bütün halinde değerlendirildiğinde hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulama ihtimalinin bulunmadığı, bu şekli ile sanığın tasarlayarak adam öldürme suçunu işlediği tüm dosya kapsamından anlaşılmakla sanığın 5237 sayılı TCK'nın 82/1a maddesi uyarınca cezalandırılmasına, TCK 53. maddesi uyarınca sanığın belirli haklardan yolsun bırakılmasına, sanığın tutuklulukta ve gözaltında geçirdiği sürelerin TCK 63. Maddesine göre verilecek cezadan mahsubuna, Adli emanetin 2015/1601 ve 1630 sırasında suç eşyalarının TCK 54. maddesine göre müsaderesine, sanığın hüküm ile birlikte tutukluk halinin devamına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa"
Şeklinde görüş bildirmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN GEREKÇESİ:
Çorum 2.Ağır Ceza mahkemesi gerekçeli kararında:
"Çorum Cumhuriyet Başsavcılığının 06/04/2016 günlü 2015/10646 Soruşturma, 2016/1226 Esas ve 2016/85 sayılı iddianamesi ile; Sanık V. K.'ın üzerine atılı Haksız Tahrik Altında Kasten Adam Öldürme suçundan eylemine uyan TCK'nun 81/1, 29, 54, 63 ve 53. maddeleri gereğince cezalandırılması istemi ile mahkememize kamu davası açılmıştır.
İddia, Sanığın aşamalarda saptanan savunmaları, Müşteki beyanları, Tanık beyanları, Olay Yeri İnceleme Raporu, 16/10/2015 tarihli tutanak, Olay Yeri İnceleme Raporu, Olay Yakalama ve Üst Arama Tutanağı, Parmak izi incelemesi hakkında tanzim olunan uzmanlık raporu, Otopsi Tutanağı, Ateşli Silah ve Kovan incelemesi hakkında Samsun Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından tanzim olunan Uzmanlık Raporu, Atış Artıkları Analizi ve Atış Uzaklığı hakkında Samsun Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından tanzim olunan Uzmanlık Raporu, Otopsi Raporu, Sanığı cezai ehliyetinin tam olduğuna dair İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Dördüncü Adli Tıp İhtisas Kurulunun 29/05/2017 tarih ve 2017/2442 sayılı raporu, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Maktül B. A.'nun sanık V. K.'ın eşi T. K.'a yönelik işlediği iddia olunan cinsel sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı eyleminin sanık V. K. tarafından öğrenilmesinden sonra sanığın eşine maktül B. A.'nun kendisine ne suretle saldırdığını sorduğu ve bu meseleyi kafasında bu şekilde büyüttüğü, eşine her seferinde bu meseleyi hatırlatarak baskı yaptığı, 17/10/2015 tarihin sanık V. K. emanet olarak aldığı araç ile eve geldiği, evde bulunan tüfeği alarak eşiyle birlikte evden ayrıldığı, gün içinde sanık, sanığın babası M. K. ve eşi T. K.'ın araç ile bir müddet gezdikleri, sanığın babasını araçtan indirdikten sonra eşi ile birlikte maktül B. A.'nun sanayide bulunan iş yerine gittikleri, V. K.'ın eşini araçta bırakarak iş bulma bahanesiyle maktül B. A.'nun iş yerine gittiği, makülün olay yerinde olmaması nedeniyle iş yerinden ayrıldığı, eşi ile birlikte maktül gelene kadar vakit geçirdikleri, maktülün iş yerine geldiğini haber almasının ardından sanık V. K.'ın emanet olarak aldığı aracı iş yerinin ön tarafına yakın bir yere park ederek av tüfeğini yanına almadan T. K. ile maktülün iş yerine girdikleri, sanık V. K.'ın eşine iş yerine girer girmez iş yerinde bulunan B. A.'yu göstererek " bu mu " diye sorduğu ve aralarında geçen işaretleşme sonrasında maktül B. A.'nun iş yerine geldiğini V. K.'ın anladığı, eşine lokantanın bir köşesinde oturmasını söylediği, kendisi dışarıya çıkarak aracında bulunan av tüfeği ile tekrar iş yerine girdiği, sanık V. K.'ın iş yerine av tüfeği ile girdikten sonra tekrar eşine kendisine yönelik cinsel saldırıda bulunan kişinin iş yerinde bulunan B. A. olup olmadığını sorduğu, T. K.'ın da eşine kafa işareti ile kendisine yönelik cinsel saldırıda bulunan kişinin B. A. olduğunu işaret ettiği, bunun üzerine sanık V. K.'ın iş yerinde bulunan herkesin dışarıya çıkmalarını istediği, bağırışma sesleri ile birlikte iş yerinin tamamına yakınının boşaldığı, sanık V. K. daha sonra elinde bulunan av tüfeği ile B. A.'nun ayağına doğru birkez ateş ettiği, ateş ettikten sonra tekrar eşine " emin misin, bu muydu? diye sorduğu, T. K.'ın korku ve panik ile "bu olmayabilir" şeklinde sözler söyleyerek eşini engellemeye çalıştığı, buna rağmen sanığın elinde bulunan tüfek ile birden fazla B. A.'nun üzerine doğru ateş etmek suretiyle olay yerinde ölümüne sebebiyet verdiği olayın anlatıldığı şekliyle meydana geldiği mahkememizce kabul edilmiştir.
Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığının 25/03/2016 tarihli otopsi raporuna göre maktül B. A.'nun, ölümünün av tüfeği iri saçma taneleri yaralanmalarına bağlı, iskelet sistemi kemik kırıkları ile birlikte iç organ büyük damar, akciğer, perikart, karaciğer, böbrek, aort, böbrek damarları harabiyetlerinde gelişen iç kanama sonucu meydana gelmiş olduğu tespit edilmiştir.
Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu tarafından sanığın cezai sorumluluğuna ilişkin düzenlenen 29/05/2017 tarihli rapor sonucuna göre ise; sanığın suç tarihi itibari ile ceza sorumluluğunun tam olduğu hususunun tespit edilmiştir.
Yukarıda anlatıldığı haliyle kasten öldürme suçunun gerçekleştiği kabul edilen somut olayda her ne kadar sanık hakkında haksız tahrik altında adam öldürme suçunu işlediği iddiası ile kamu davası açılmışsa da eylemin tasarlayarak adam öldürme suçu kapsamında kaldığı mahkememizce kabul edilmiştir.
Şöyle ki; tasarlama halinin kabulü için, sanığın önceden koşula bağlı olmaksızın öldürme kararı vermesi, kararla eylem arasında tasarlamayı kabule elverişli makul bir sürenin geçmesi, bu süre içinde verdiği kararda sebat ve ısrar ederek maktulü öldürmesi gerekmekte olup, somut olayda sanığın öncesinde maktulü öldürmeye karar verdiğinin anlaşıldığı, nitekim sanığın maktulün ölüm olayından önce babasının evine sabaha karşı bir vakitte giderek onu kendi evine çağırdığı, dava konusu somut olayın gerçekleştiği gün araba temin ettiği, evden tüfek alarak eşi ve babası ile ayrıldığı, gün içerisinde babası ve araç ile dolanırken elindeki tüfek ile ateş etmesi ve tüfeği maktulden kendisini korumak için aldığını söylemesi, iş bulma bahanesi ile maktulün iş yerine gittiği, maktulün iş yerinde olmaması neticesinde eşi ile maktulün iş yerine gelmesini beklediği, maktul geldikten sonra eyleme geçtiği hususları değerlendirildiğinde sanığın verdiği kararda sebat ve ısrar ederek maktulü öldürdüğü anlaşıldığından sanığın üzerine atılı suçu tasarlayarak gerçekleştirdiği, her ne kadar sanık hakkında ayrıca haksız tahrik hükümlerinin uygulanması da talep edilmiş ise de, sanık tarafından ileri sürülen haksız tahrike konu eylemin anlatımlara göre olayın gerçekleşmesinden çok önce gerçekleştiği bu haliyle tasarlayarak adam öldürme eyleminde haksız eylemin doğurmuş olduğu hiddet ve elemden bahsedilemeyeceği, bu haliyle sanığın tasarlayarak adam öldürme suçunu işlediği tüm dosya kapsamından anlaşılmakla sanığın 5237 sayılı TCK'nın 82/1a maddesi uyarınca cezalandırılmasına, sanığın almış olduğu ceza miktarı itibariyle kaçma şüphesinin bulunması, suçun CMK'nın 100/3. maddesinde sayılan suçlardan olması ve tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak hükümle birlikte tutukluluk halinin devamına"
Şeklinde gerekçeye yer verilmiştir.
B- BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ YARGILAMASI İSTİNAF BAŞVURULARI:
1-Sanık O. Ö. müdafii Av. E. Y., 02/03/2017 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin öldürme kastı olmadığını, bir kısım tanıkların beyanlarına göre katılanın tahrik edici sözleri nedeniyle öfke sonucu olayın gerçekleştiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve müvekkilinin beraatine karar verilmesini, aksi kanaat olması halinde cezai indirim yapılarak tekrar ceza tatbik edilmesini talep etmiştir.
2-Sanık A. Ş. müdafii Av. C. K., 24/02/2017 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; kararın eksik inceleme sonucu verildiğini, tanıklar Ö. A. ve U. Ş.'in müvekkilinin olayla ilgisi olmadığı yönünde beyanda bulunduklarını, bu nedenle verilen cezanın hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve müvekkilinin beraatine karar verilmesini, aksi kanaat olması halinde hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DAVANIN YENİDEN GÖRÜLMESİNE VE DURUŞMA HAZIRLIĞI İŞLEMLERİNE BAŞLANMASINA İLİŞKİN KARAR:
İstinaf başvuruları üzerine mahkememizce " " gerektiği sonucuna varıldığından CMK'nun 280/1-c maddesi gereğince davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
SAVUNMA:
Sanık V. K. dairemizce SEGBİS aracılığıyla alınan savunmasında:
"Kovuşturma aşamasında savunma yapmıştım, okunsun"
Şekline beyanda bulunmuştur.
Sanığa kovuşturma aşamasındaki ifadesi okunarak sorulduğunda: "Doğrudur bana aittir. Biz karakola gittiğimizde şikayette bulunduk. Bu konularda ayrıntılı savunma yapmıştım. Kamere kayıtlarında bir görüntü var mı yok mu bilmiyorum ben görmedim. Benim çalıştığım iş yerinde eşimi birilerinin rahatsız ettiğini söylediler. Ben bu hususu daha sonra eşimle konuştuktan sonra anladım. Eşime karakoldayken teşhis de yaptırıldı ve maktul bana gülüyordu. Önceki savunmalarımı tekrar ediyorum."
Şeklinde beyanda bulunmuştur.
KATILANLARIN BEYANI:
1-Katılan G. A. dairemizce SEGBİS aracılığıyla alınan ifadesinde:
"Ben daha önce kovuşturma aşamasında beyanda bulunmuştum. Aynen tekrar ederim okunsun"
Şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılana kovuşturma aşamasındaki beyanı okunarak sorulduğunda: "Doğrudur bana aittir tekrar ederim. Sanığın cinsel taciz ile ilgili beyanlarını kabul etmiyoruz. Eşime iftira atılmıştır. Dedikleri günle ilgili kamera kayıtlarında da bir görüntü bulunamamıştır. Bu suçlama doğru değildir. Ayrıca eşimde herhangi bir tabanca falan yoktu. Mahkemede ayrıntılı beyanda bulunmuştum, tekrar ederim, sanıktan şikayetçiyim"
Şeklinde beyanda bulunmuştur.
2-Katılan A. A. dairemizce SEGBİS aracılığıyla alınan ifadesinde:
"Ben daha önce kovuşturma aşamasında beyanda bulunmuştum. Aynen tekrar ederim okunsun"
Şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılana kovuşturma aşamasındaki beyanı okunarak sorulduğunda: "Maktul benim oğlumdur. Oğluma iftira atılmıştır. Kesinlikle tacize ilişkin iddiaları kabul etmiyorum, benim görgüye dayalı bilgim yoktur, şikayetçiyim"
Şeklinde beyanda bulunmuştur.
ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAA:
İddia makamı esas hakkındaki mütalaasında:
"Sanık V. K.'ın, T. K. isimli şahıs ile resmi nikahlı evli olduğu, olay öncesinde 13/07/2015 tarihinde sanığın eşinin evinden işine gitmekte iken maktul B. A. tarafından yolda önüne çıkılarak sarkıntılık yaptığı ve sanığın eşi T.'ya cinsel saldırıda bulunduğu, bu olay nedeni ile Çorum Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/9628 sayılı soruşturma dosyası üzerinden yapılan soruşturma sonunda B. A. hakkında 23/10/2015 tarihinde Çorum Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/3312 sayılı iddianamesi ile sanığın eşi Tuğba'ya yönelik eylemi nedeniyle TCK'nun 102/1-2, 53 ve 58 maddeleri gereğince cezalandırılmak üzere kamu davası açıldığı, sözü edilen bu olayı aradan bir süre geçtikten sonra sanık V. K.'ın maktul B. A.'yu öldürmeden yaklaşık 15 gün öncesinden öğrendiği, bu konuda eşine kendisine yönelik sarkıntılık ve taciz eylemini işleyen kişinin kim olduğunu sorduğunda B. A. isimli kişi olduğunu söylediği, ilk başta eşine inanmadığı, bu itibarla eşi Tuğba'nın psikolojik rahatsızlığı olduğundan bahisle tedavi amaçlı kendisini Samsun'a götürmeye karar verdiği, ancak daha sonra sanık V.'ın eşi T.'ya sözü edilen sarkıntılık eylemini sorduğunda T.'nın kendisine açıkça olayı anlattığı, bu konuda yapılmış olan şikayet nedeni ile polisin araştırması sonucunda eylemi gerçekleştiren kişinin maktul B. A. olduğunun tespit edildiği, sanığın maktul B. A.'nun nerede olduğu yönünde bir araştırma yaptığı ve hatta sanığın halasının oğlu olan tanık B. A. ile bu olay ile ilgili olay öncesinde görüştüğünde sanık V.'ın, B. A.'e hitaben "gel seninle birlikte B. A.'ya gidelim, neden böyle bir eylemi gerçekleştirdiğini soralım, karşı çıktığı takdirde de kendisini dövelim" şeklinde söylemlerde bulunduğu ancak B. A.'in işinin çıkması nedeniyle bunu gerçekleştiremedikleri, olay tarihinden 10-15 gün önce eşine yönelik taciz eylemini öğrenen sanık V.'ın bu husustan çok rahatsız olduğunu, geceden beri uykularının kaçtığını, bu itibarla buna bir çözüm bulmaya karar verdiğini, özellikle de maktul B. ile konuşmak istediğini, her defasında dile getiren sanık V.'ın olaydan bir gün önce gece saatinde uykusunun kaçması nedeniyle babası M. K.'ın evine giderek bu olayın etkisi ile uykusunun kaçtığını, babasını kendi evine davet ettiğini, babası ile sanığın küçük kızı olduğu halde sanığın evine geldikleri ve bu şekilde gece yattıkları, ertesi gün kahvaltı yaptıktan sonra sanık V.'ın babasına ve eşine "siz burada bekleyin, ben bir araç alıp geleceğim" şeklinde söz söylediği, aradan yarım saat geçtikten sonra arkadaşına ait aracı emanet olarak alıp geldiği ve evde bulunan av tüfeğini de aracına koyarak babasına gezmeye gitmek istediğini söylediği, babasının yaya olarak evden çıktıktan sonra "beni yoldan alırsın" şeklinde söz söylemesi üzerine sanığın eşi Tuğba'yı da alıp yolda giderken babasını da araca alarak gezmeye çıktıkları, bir süre gezdikten sonra babasını şehirde bıraktığı ve eşi ile birlikte araç ile gezmeye devam ettiği, o sırada sanayi bölgesinde olduğunu tespit ettiği maktule ait iş yerine eşi ile birlikte gittiği, eşinin araçta beklemesine rağmen kendisinin inerek iş yerine gitmek suretiyle iş aradığını söylediği ve maktul B. A.'yu sorduğu, iş yerinde bulunmayan B. A.'nun eşi ile görüşen sanığın daha sonra maktul B. ile görüşmek arzusunda olduğunu söylediği ve iş yerine gelmesini beklediği, aradan bir süre geçtikten sonra maktul B.'ın iş yerine gelmesi üzerine sanığın eşi ile birlikte iş yerine giderek özellikle maktul B. A.'yu eşine göstermek suretiyle "sanığa sarkıntılık yapan kişi bu mu idi" şeklinde sorduğunda eşinden olumlu cevap alması nedeniyle bu kez yakın yere park etmiş olduğu aracına giderek av tüfeğini aldığı ve iş yerine geri geldiği, iş yerinde bulunan diğer şahısları dışarı çıkarttığı ve maktul B.'a yönelik tüfeği doğrultmak suretiyle eşine yeniden sarkıntılık yapan kişinin bu olup olmadığını sorduğu, eşi de onay verdikten sonra sanığın maktule hitaben "sen benim eşime nasıl sarkıntılık yaparsın" şeklinde sözler sarfederek öncelikle ayaklarının dibine doğru ateş ettiği, daha sonra maktulün kendisine izahta bulunmaya çalıştığı sırada sanığın tekrar eşine "sankıntılık yapan kişinin bu olduğundan emin misin" şeklinde sorduğunda olumlu cevap alması üzerine bu kez öldürmek amacıyla peş peşe 3-4 defa av tüfeğiyle ateş ederek B. A.'yu olay yerinde öldürdüğü, bu şekilde üzerine atılı bulunan suçu işlediği anlaşılmaktadır.
Sanık hakkında Çorum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede tahrik altında kasten adam öldürmek suçundan cezalandırılmak üzere kamu davası açıldığı halde, ilk derece mahkemesinin yapmış olduğu yargılama sonucunda eylemin tasarlayarak öldürme şeklinde nitelendirilmesi sonucu hükmün bu şekilde kurulduğu tespit edilmiştir.
Öncelikle, sanık V.'ın, eşine yönelik sarkıntılık eylemini gerçekleştiren sanık B. A.'nun bu suçu işlediğini suç tarihinden yaklaşık 10-15 gün öncesinde öğrendiği ve kendi beyanlarına göre bir kısım rahatsızlıkları nedeniyle uyku uyuyamadığını ve ailesine bunu dile getirdiğini söylediği, bu itibarla maktul B.'ın bu haksız hareketi karşısında kinlenen sanık V.'ın insan tabiatına uygun olarak maktul B.'ı araştırdığı ve iş yerini tespit ettiği ve bu konuda kendisi ile öncelikle konuşmak ve gerektiğinde dövmek amaçlı bir eylemi gerçekleştirdiğinden bahisle halasının oğluna durumu izah ettiği ancak buna rağmen bunun gerçekleşmemesi üzerine olay günü eşi ile kiralamış olduğu aracı alarak maktul B.'ın çalıştırdığı iş yerine gittiği ve eşine karşı sarkıntılıkta bulunan maktulün B. A. olup olmadığı yönünde emin olmaya çalıştığı, sanığın aşamalardaki savunmalarında eşine yönelik sarkıntılık eylemine ilk başta inanmadığı, inandıktan sonrada bu eylemi gerçekleştiren kişinin B. A. isimli şahıs olup olmadığı yönünde tamamen emin olmadığı, bu nedenle eşine yönelik sarkıntılık eylemini gerçekleştiren kişiden tam olarak emin olmaması sebebiyle olay öncesinde bu kişiye karşı işleyecek olduğu bir suçun hazırlığını yapmasının mümkün olamayacağı bu itibarla sanığın eyleminde taaammüd unsurunun bulunmadığı zira taamüd unsurunda süreklilik, soğukkanlılık, sakinlik, kararlılık, uzun süren hazırlık ve plan gerektiği halde sanığın bunlardan hiç birini gerçekleştirmediği sadece eylemi gerçekleştiren kişiden emin olmak için eşini yanında götürdüğü ve eşinin olumlu cevabı sonrasında ani gelişen bir olay ile kendisini kaybettiği, bu itibarla sanığın eyleminin taamüden değil doğrudan kasten insan öldürmek suçunu oluşturduğu ve sanığın bu suçu eşine karşı yapılan haksız bir hareketin kendisinde oluşturduğu elem ve keder sebebiyle işlediği, bu itibarla sanığın maktul B. A.'yu kasten, tahrik altında öldürdüğünün kabulü gerektiği, bu şekilde müsnet suçu işlediği tüm dosya kapsamından anlaşılmış bulunmaktadır.
Yukarıdaki gerekçelerden dolayı;
1-Çorum 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 28/06/2017 tarih ve 2016/64 Esas, 2017/140 Karar sayılı kararı ile; sanık V. K. hakkında maktul B. A.'ya yönelik tasarlayarak kasten adam öldürme suçundan sonuç olarak müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararın KALDIRILMASINA,
2-Sanık V. K.'ın, maktul B. A.'yu kasten tahrik altında öldürmek suçundan eylemine uyan TCK'nun 81/1, 29/1, 53, 54 ve 63 maddeleri gereğince CEZALANDIRILMASINA,
3-Sanığın üzerine atılı bulunan suçun niteliği, alması gereken asgari ceza miktarı, tutuklulukta geçirmiş olduğu süreye göre hükmen tutukluluk halinin devamına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur"
Şeklinde görüş bildirmiştir.
MAHKEMEMİZİN KABULÜ VE GEREKÇE:
İddia, katılan beyanları, sanığın savunması, tanık beyanları, olay yeri inceleme raporu, olay yakalama ve üst arama tutanağı, parmak izi incelemesi hakkında tanzim olunan uzmanlık raporu, otopsi tutanağı, kriminal raporlar, Adli Tıp Kurumu raporu ve tüm dosya kapsamınca yapılan değerlendirmede;
Maktulün, sanığın eşi T. K.'a yönelik işlediği iddia edilen sarkıntılık ve cinsel taciz eyleminin sanık tarafından öğrenilmesi üzerine sanığın bu hususu eşine sorduğu, eşinin maktulün kendisine cinsel taciz eylemini gerçekleştirdiğini söylemesi üzerine sanığın bu olayı kendi içerisinde büyüttüğü, 17/10/2015 günü emanet olarak aldığı araçla eve geldiği, evde bulunan tüfeği alarak eşi ile birlikte evden ayrıldığı, gün içerisinde sanığın babası M. ve eşi ile birlikte bir müddet gezdikleri, sanığın babasını araçtan indirdikten sonra eşi ile birlikte maktulün bulunduğu sanayide işyerine gittikleri, sanığın işyerine tek başına gittiği ve iş bulmak bahanesi ile maktulü sorduğu, maktulün olay yerinde olmadığını öğrenmesi üzerine işyerinden ayrıldığı, eşi ile birlikte bir müddet vakit geçirdiği, işyerindekilere vermiş olduğu telefon numarasından maktulün geldiğinin söylenmesi üzerine aracı park ederek av tüfeğini yanına almadan eşi ile birlikte maktulün işyerine girdikleri, sanığın işyerine girer girmez maktulü eşine göstererek "bu mu" diye sorduğu, eşinin kendisine doğru olduğunu işaretle belirtmesinden sonra eşine lokantanın bir köşesinde oturmasını söylediği, kendisi dışarı çıkarak araçta bulunan av tüfeğini alıp tekrar işyerine geldiği ve tekrar eşine maktulü göstererek "bu mu" diye sorduğu, eşinin de kafa işareti ile kendisine cinsel tacizde bulunan kişinin maktul olduğunu belirtmesi üzerine, sanığın işyerinde bulunan herkesin dışarıya çıkmalarını istediği, bağırışma sesleri ile birlikte işyerinin tamamına yakınının boşaldığı, sanığın daha sonra elinde bulunan av tüfeği ile B. A.'nun ayağına doğru bir kez ateş ettiği, ateş ettikten sonra tekrar eşine "emin misin" diye sorduğu, eşinin korku ve panik ile "bu olmayabilir" şeklinde sözler söyleyerek eşini engellemeye çalıştığı ancak sanığın buna rağmen tüfek ile birden fazla ateş ederek maktulü öldürdüğü anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda sanığın maktulü tasarlayarak öldürdüğü gerekçesi ile sanığın TCK'nun 82/1-a maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanığın maktulü kasten öldürdüğü konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Çözülmesi gereken husus sanığın maktule yönelik eylemi tasarlayarak mı yoksa TCK'nun 81 maddesi kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği, ayrıca sanık hakkında tahrik hükümlerinin uygulanması gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır.
Kasten öldürme suçu 5237 sayılı TCK’nun 81. maddesinde; “bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır" şeklinde düzenlenmiş,
"Nitelikli hâller" başlıklı 82. maddesinde; "(1) Kasten öldürme suçunun;
a) Tasarlayarak,
...İşlenmesi hâlinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır" düzenlemesiyle de tasarlayarak öldürme, kasten öldürme suçunun nitelikli halleri arasında sayılmıştır.
Gerek madde metninde, gerekse gerekçesinde "tasarlama" kavramının tanımına yer verilmemiş, bu konunun açıklığa kavuşturulması, öğreti ve yargısal kararlara bırakılmıştır. Öğretide tasarlamayı açıklama bakımından "soğukkanlılık" ve "planlama teorisi" olarak iki görüş ileri sürülmüştür. Soğukkanlılık teorisine göre, tasarlayarak öldüren şahısta bir soğukkanlılık gözlenmektedir. Bu kişinin başkasını öldürürken hiç heyecan duymamış olması, ondaki ruhsal kötülüğü göstermektedir. Ayrıca fail, öldürme kararını önceden almış olmasına, araya zaman girmiş olmasına karşın, soğukkanlılığını korumuş ve bu karardan vazgeçmemiştir. Planlama teorisine göre ise, tasarlama ile işlenen öldürme suçlarında, suç, önceden kararlaştırılmış, hazırlanmış ve planlanmıştır. Bu hazırlık, pusu kurmak, mağduru ya da maktulü bulmak, hile ile öldüreceği yere getirmek şeklinde olabilecektir. Burada fail, önceden aldığı suç işleme kararını gerçekleştirmek için suçta kullanacağı araçları seçip, temin etmekte ve bu suçu nasıl işleyeceği konusunda plan yapmaktadır.
765 sayılı TCK’nun yürürlükte olduğu dönemde, Ceza Genel Kurulunun 09.07.2002 gün ve 138-301 ile 03.12.2002 gün ve 247-414 sayılı kararlarıyla; "Failin bir kimseye karşı bir suçu işlemeye sebatla ve koşulsuz olarak karar vermesi, suçu işlemeden önce soğukkanlı bir şekilde düşündükten sonra ulaştığı ruhsal sükûnete rağmen kararından vazgeçmeyip ısrarla ve bu akış içerisinde fiilini icraya başlaması halinde tasarlamadan söz edilebilir. Tasarlama halinde fail, anında karar verip fiili işlememekte, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında bir süre geçmektedir. Fail bu süre içinde suçu işleyip işlememe konusunda düşünmekte, ancak tasarladığı suçu işlemekten vazgeçmemektedir. Failin suçu işlemekten vazgeçmesi fakat bir başka nedenle ve ani bir kararla fiili işlemesinde tasarlamadan söz edilemez. Suç işleme kararının ne zaman alındığı ve eylemin ne zaman işlendiği mevcut kanıtlarla saptanmalı, suç kararıyla eylem arasında geçen zaman dilimi içerisinde ruhi sükûnete ulaşılıp ulaşılamayacağı araştırılmalıdır" sonucuna ulaşılmıştır.
Yerleşik yargısal kararlarda kabul edildiği ve tereddütsüz bir şekilde uygulandığı üzere, tasarlamadan söz edilebilmesi için; "Failin, bir kimsenin vücut bütünlüğü veya yaşam hakkına karşı eylemde bulunmaya sebatla ve koşulsuz olarak karar vermiş olması, düşünüp planladığı suçu işlemeden önce makul bir süre geçmesine ve ulaştığı ruhi sükûnete rağmen bu kararından vazgeçmeyip sebat ve ısrarla fiilini icraya başlaması ve gerçekleştirmeyi planladığı fiili, belirlenmiş kurgu dâhilinde icra etmesi" gerekmektedir. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 16.04.2013 gün ve 3-144, 26.06.2012 gün ve 67-258, 12.06.2012 gün ve 560-227, 25.01.2011 gün ve 222-7, 16.02.2010 gün ve 251-25, 02.02.2010 gün ve 239-14, 15.12.2009 gün ve 200-290, 03.10.2006 gün ve 30-210, 13.11.2001 gün ve 239-247 ile 28.04.1998 gün ve 117-155 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Tasarlama halinde fail, anında karar verip fiili işlememekte, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında sükûnetle düşünebilmeye yetecek kadar bir süre geçmektedir. Fail bu süre içinde suçu işleyip işlememe konusunda düşünmekte ve suçu işlemekten vazgeçmemektedir. Failin suçu işlemekten vazgeçmesi ve fakat bir başka nedenle ve bir başka ani kararla fiili işlemesinde tasarlamadan söz edilemez. Suç işleme kararının hangi düzeydeki eylem için ve ne zaman alındığı ile eylemin şarta bağlı olmayan bu kararlılıktan ne kadar zaman geçtikten sonra işlendiği mevcut delillerle belirlenmeli, suç kararıyla eylem arasında geçen zaman dilimi içerisinde ruhi sükûnete ulaşılıp ulaşılamayacağı değerlendirme konusu yapılmalıdır.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın eşinden maktulün kendisine yönelik cinsel taciz eylemini öğrendikten sonra eşi olması dolayısı ile aşırı derecede sinirlendiği, bunu kafasında büyüttüğü ve maktule yönelik husumet beslediği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu düşüncelerle maktulü öldürdüğü de sabittir. Ancak sanığın bu hususu öğrendikten sonra fazla bir süre geçmeden eşi ile birlikte maktulün işyerine gidip eylemi gerçekleştiren kişinin maktul olduğuna emin olduktan sonra ani bir kararla maktulü öldürdüğü görülmektedir. Bu durumda sanığın suç işleme kararını önceden verdiği, bu kararı kendi içerisinde değerlendirip ruhi sükunete ulaşmasına rağmen öldürme konusunda kararlılık gösterdiği, tüm bu nedenlerle eylemi tasarlayarak gerçekleştirdiği konusunda yeterli delil bulunmamaktadır. Bu nedenle sanığın maktule yönelik eylemi tasarlayarak öldürme olarak kabul edilemez ve ilk derece mahkemesi hükmü bu yönü ile hukuka aykırı bulunduğundan hükmün kaldırılmasına ve sanığın kasten öldürme suçundan TCK'nun 81 maddesi gereğince cezalandırılmasına Dairemizce karar verilmiştir.
Sanığın eylemi tahrik altında gerçekleştirip gerçekleştirmediği konusunda yapılan değerlendirmede;
5237 sayılı TCK'nun 29. maddesinde haksız tahrik; "Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir" şeklinde, ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak hüküm altına alınmıştır.
Ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak düzenlenen haksız tahrik, kişinin haksız bir fiilin kendisinde meydana getirdiği hiddet ya da şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi durumunda kusur yeteneğindeki azalmayı ifade etmektedir. Bu halde fail, suç işleme yönünde önceden bir karar vermeden, dışarıdan gelen etkinin ruhsal yapısı üzerinde meydana getirdiği karışıklığın neticesi olarak bir suç işlemeye yönelmektedir. Bu yönüyle haksız tahrik, kusurun irade unsuru üzerinde etkili olan nedenlerden biridir. Başka bir anlatımla, haksız tahrik halinde failin iradesi üzerinde zayıflama meydana gelmekte, böylece haksız fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altındaki kişinin suç işlemekten kendisini alıkoyma yeteneği önemli ölçüde azalmaktadır.
Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış kararları ile öğretide de kabul gören görüşler doğrultusunda haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için;
a) Tahriki oluşturan haksız bir fiil bulunmalı,
b) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı,
c) Failin işlediği suç bu ruhsal durumunun tepkisi olmalı,
d) Haksız tahrik teşkil eden eylem mağdurdan sadır olmalıdır.
Haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi açısından, failin suçu ilk haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işleyip işlememesi önemlidir. Mağdur ya da maktulden gelen haksız hareketin psikolojik etkisinin devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunan hallerde, haksız tahrik hükmünün uygulanması gerekmektedir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın maktule yönelik eylemini, maktulün eşine yönelik cinsel taciz eyleminde bulunduğunu eşinden öğrendikten sonra gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır. Bu konuda cinsel taciz eyleminden dolayı sanığın ve eşinin şikayeti üzerine soruşturma başlatıldığı da sabittir. Yani bu konuda sanığın kurgusundan öte soruşturma başlatılması sebebiyle en azından şüphe bulunmaktadır. Bu nedenlerle sanığın eşine yönelik cinsel taciz eyleminden dolayı hiddet ve öfke duyması gayet normaldir. Bu konuda dava açılmış olması sanığın tahrik altında hareket etmiş olmasını engellemeyecektir. Buna yönelik Yargıtay içtihatları da söz konusudur. Bu nedenle sanığın eşine yönelik cinsel taciz eylemi de göz önüne alınarak TCK'nun 29. maddesi gereğince sanıkta oluşan hiddet ve elem de değerlendirilerek makul oranda tahrik sebebiyle indirim yapılmasına ve sanığın aşağıdaki şekilde cezalandırılmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
-Çorum 2.Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen 28/06/2017 tarih, 2016/64 esas ve 2017/140 karar sayılı hükmün CMK'nun 280/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
-Sanığın maktule yönelik atılı kasten öldürme suçunu işlediği anlaşıldığından eylemine uyan TCK'nun 81/1 maddesi gereğince müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına,
-Sanığın atılı suçu maktulün eşine yönelik tahrik oluşturan haksız hareketleri sebebiyle işlediği anlaşıldığından tahrikin dereceside göz önüne alınarak sanığın TCK'nun 29/1 maddesi gereğince taktiren 18 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına,
-Sanığın cezanın olası etkileri, duruşmadaki tutum ve davranışları göz önüne alınarak sanığa verilen cezanın TCK'nun 62. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirilerek sanığın 15 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
- Sanık hakkında başkaca takdiri ve yasal artırım ve indirim yapılmasına takdiren yer olmadığına,
-Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezası ile cezalandırılması sebebi ile mahkumiyetinin yasal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarih, 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı doğrultusunda TCK'nın 53/1 maddesinin uygulanmasına,
-Sanığa hükmedilen cezasın süresi, atılı suçun CMK'nun 100/3-a-2 maddesi kapsamında katalog suçlardan olması sebebiyle tutuklama nedeninin var olduğu da kabul edilerek sanığın CMK'nun 100 ve devamı maddeleri gereğince TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA, tutukluluk halinin devamına ilişkin karara yönelik sanık ve müdafiinin 7 gün içerisinde Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinde itiraz hakkının bulunduğunun sanık ve müdafiiine ihtarına,(ihtarat yapıldı)
-Sanığın varsa gözaltında ve tutuklulukta geçirmiş olduğu sürelerin TCK'nun 63.maddesi gereğince cezasından MAHSUBUNA,
-Katılanlar E. A. ve G. A. kendilerini aynı vekil ile temsil ettirdiklerinden A.A.Ü.T' ye göre hesaplanan 3.960,00 TL avukatlık ücretinin sanıktan alınarak KATILANLARA ÖDENMESİNE,
-Çorum C. Başsavcılığı Adli Emanet Memurluğunun 2015/1630 sırasında kayıtlı; altı adet boş fişek kartuşu, beş adet delil poşeti içerisinde fişek tapası, iki adet delil poşeti içerisinde dört adet iri saçma tanesi, 105 adet av fişeği, bir adet üzerinde MOZZBERK ibaresi yazılı 11 2819 seri nolu 12 cal. av tüfeğinin karar kesinleştiğinde TCK'nun 54/1. maddesi gereğince MÜSADERESİNE,
-Çorum C. Başsavcılığı Adli Emanet Memurluğunun 2015/1601 sırasında kayıtlı; 14 adet deforma olmuş iri saçma taneleri ve bir adet plastik tapanın karar kesinleştiğinde TCK'nun 54/1. maddesi gereğince MÜSADERESİNE,
-Sanık hakkında Çorum (Kapatılan 2.Sulh Ceza) Mahkemesi'nin 2010/717 esas,2010/1003 karar sayılı ilamı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşıldığından karar kesinleştiğinde CMK'nun 231.mad.gereğince gereğinin taktir ve ifası için karardan bir suretin Çorum ilgili Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine,
-İlk derece mahkemesince dökümü yapılan 1.446,00 TL yargılama gideri ile dairemizce yapılan 3 adet tebligat gideri 33,00 TL, posta gideri 06,25 TL olmak üzere toplam 1.485,25 TL yargılama giderinin hazine adına sanıktan tahsiline,
-Dair sanığın, müdafiinin ve katılanların yüzüne karşı, katılanlar vekilinin yokluğunda, Cumhuriyet Savcısının huzuruyla iş bu kararın hazır bulunanlar açısından tefhiminden, yokluğunda karar verilenler açısından tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde dairemize verilecek dilekçe ile veya tutanağa geçirilmek suretiyle zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla, cezaevinde bulunanlar için cezaevi aracılığı ile dilekçe gönderilmek suretiyle CMK'nun 286/1 ve 291 maddeleri gereğince Yargıtay'da temyizi kabil olmak üzere, mütalaaya uygun olarak oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 06/11/2017 (¤¤)