T.C.
SAMSUN
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
1. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/1161 (İnceleme Aşamasında /Duruşmasız)
KARAR NO: 2025/2250 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine HMK 353/1-b-1
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ....
ÜYE : ....
ÜYE : ....
KATİP : ....
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2023/500 Esas, 2024/540 Karar
KARAR TARİHİ : 03/05/2024
DAVACILAR : ....
VEKİLİ: ....
DAVALI: ....
VEKİLİ:....
DAVA: Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 13/04/2023
KARAR TARİHİ : 29/09/2025 (İstinaf için)
KARAR YAZIM TARİHİ : 29/09/2025 (İstinaf için)
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesinin 03/05/2024 tarih ve 2023/500 esas, 2024/540 karar sayılı kararına karşı, davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru üzerine, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesini özetle; davalı kurum tarafından 2015-2020 tarihleri arasında ihale edilen 16.04.2015 sözleşme tarihli Samsun Büyükşehir Belediyesi Hizmet Alanı İçerisindeki Çarşamba-Terme-Ayvacık-Salıpazarı İlçelerinin Muhtelif Belde Mahalle ve Caddelerinde İçme Suyu İnşaatı İşi, 08.10.2015 sözleşme tarihli Samsun Büyükşehir Belediyesi Hizmet Alanı İçerisindeki (2) Nolu Kavak- Ladik-Havza-Vezirköprü –Asarcık-İlçelerinin Muhtelif Mahalle ve Caddelerinde Çeşitli Çaplarda Kanalizasyon ve Yağmursuyu İnşaatı İşi, 08.10.2015 sözleşme tarihli Samsun Büyükşehir Belediyesi Hizmet Alanı İçerisindeki Merkez İlçelerin İlk Adım-Atakum-Canik Muhtelif Belde Mahalle ve Caddelerinde Çeşitli Çaplarda Kanalizasyon ile Yağmur Suyu İnşaatı İşi, 19.02.2015 sözleşme tarihli Samsun Büyükşehir Belediyesi Hizmet Alanı İçerisindeki 19 Mayıs-Bafra- Alaçam-Yakakent İlçelerin Muhtelif Belde Mahalle ve Caddelerinde Çeşitli Çaplarda Kanalizasyon ile Yağmur Suyu İnşaatı işi, 16.04.2025 sözleşme tarihli Samsun Büyükşehir Belediyesi Hizmet Alanı İçerisindeki Çarşamba -Terme -Ayvacık-Salıpazarı ilçelerinin muhtelif belde, mahalle ve caddelerinde İçme suyu inşaatı işlerinin tamamını teknik şartnamelere uygun olarak tamamlayıp, süresi içinde eksiksiz bir şekilde davalı kuruma teslim ettiğini, müvekkili şirketler bu işlerden doğan hak ediş alacaklarını davalı idarenin ödememiş olmasından dolayı hakediş alacaklarını bankalara temlik ederek kredi kullandığını, temlik edilen bankalara alacağın süresinde ödenmemesi nedeni ile davacıların faiz ödemek zorunda kaldıklarını, alacağını süresinde alamayana davacı şirketin ticari faaliyetini, devam ettirebilmesi için şirketler adına kayıtlı araç ve iş yerlerini değerinin altında satmak zorunda kaldıklarını, alacağını zamanında tahsil edemeyen davacıların uğradığı zararın enflasyon karşısındaki değer kaybının tespit edilmesi gerektiğini belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla uğranılan maddi zararın şimdilik 15.000,00 TL sinin (belirsiz alacak davası olarak açılmıştır) dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi birlikte davalı kurumdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili süresinden sonra sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının iddia ettiği zarar kalemleri ile doğan zarar arasında herhangi bir illiyet bağını kurar nitelikte belge ibraz etmediğini, davalının temerrüde düşürülmediğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince, yapılıp bitirilen yargılama neticesinde; " davacı ve davalı arasında 16.04.2015 sözleşme tarihli Samsun Büyükşehir Belediyesi Hizmet Alanı İçerisindeki Çarşamba- Terme- Ayvacık- Salıpazarı İlçelerinin Muhtelif Belde Mahalle ve Caddelerinde İçme Suyu İnşaatı İşi, 08.10.2015 sözleşme tarihli Samsun Büyükşehir Belediyesi Hizmet Alanı İçerisindeki (2) Nolu Kavak-Ladik-Havza-Vezirköprü–Asarcık-İlçelerinin Muhtelif Mahalle ve Caddelerinde Çeşitli Çaplarda Kanalizasyon ve Yağmursuyu İnşaatı İşi , 08.10.2015 sözleşme tarihli Samsun Büyükşehir Belediyesi Hizmet Alanı İçerisindeki Merkez İlçelerin (İlk Adım-Atakum-Canik) Muhtelif Belde Mahalle ve Caddelerinde Çeşitli Çaplarda Kanalizasyon ile Yağmur Suyu İnşaatı İşi,19.02.2015 sözleşme tarihli Samsun Büyükşehir Belediyesi Hizmet Alanı İçerisindeki 19 Mayıs-Bafra- Alaçam-Yakakent İlçelerin Muhtelif Belde Mahalle ve Caddelerinde Çeşitli Çaplarda Kanalizasyon ile Yağmur Suyu İnşaatı işi,16.04.2025 sözleşme tarihli Samsun Büyükşehir Belediyesi Hizmet Alanı İçerisindeki Çarşamba -Terme -Ayvacık-Salıpazarı ilçelerinin muhtelif belde, mahalle ve caddelerinde İçme suyu inşaatı işlerinin yapımı hususunda sözleşmeler imzalandığını, davalı idarenin hakediş bedellerini ödememesi nedeniyle davacı şirketin temlik alan üçüncü kişi bankaların nezdinde temerrüde düştüğü ve ayrıca faiz ödemek zorunda kaldığını, davacının ticari faaliyetini devam ettirebilmek için bir kısım malvarlığını değerinden düşük bedelle sattığı iddiası ile alacağın geç ödenmesinden kaynaklanan munzam zararın tahsili istemiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı yüklenici tarafından davalı borçlu iş sahibinin iş bedeli alacağı bakımından usulünce temerrüte düşürülüp düşürülmediği ile davacının munzam zarar alacağının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Davalı vekili verdiği cevap dilekçesiyle zamanaşımı defini ileri sürmüştür. Dava dilekçesi davalıya 10/05/2023 tarihinde usulüne uygun tebliğ edilmiş, cevap dilekçesi ise yasal 2 haftalık cevap süresinden sonra 25/05/2023 tarihinde UYAP üzerinden gönderilerek zamanaşımı definde bulunulmuştur. Dolayısıyla süresinde olmayan zamanaşımı definin reddi gerekmiştir. Kaldı ki borçlunun munzam zararı tazmin yükümlülüğü (BK 105, TBK 122), asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun ifasına kadar zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur. Munzam zarar bu hukuki niteliği ve karakteri itibariyle, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sonuç ermeyeceği gibi ayrı bir dava ile on yıllık zamanaşımı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkündür. Sürenin başlangıcı da, munzam zararın hukuki yapısından hareketle genel hüküm uyarınca alacağın muaccel olduğu zamandan başlatılacaktır. İşlerin kesin kabul tarihine göre 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır.
Somut olaya gelindiğinde; davacı davalı iş sahibinden olan bir kısım iş bedeli alacağını noter tarafından onaylanan temlik sözleşmeleri ile ....'e, ....'a, ...'a, .....'ye,....'ye, ....'ye temlik etmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 189. maddesi hükmünce alacağın devri ile devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana geçer. Asıl alacakla birlikte işlemiş faizler de devredilmiş sayılır. Bunun sonucu olarak temlik edilen alacağın aslı ile işlemiş faiz ve temerrütten sonra işleyecek faizleri devralana geçeceğinden devredenin temlik ettiği asıl alacak ve faizlerini isteme hakkı bulunmamakta ise de, devredenin somut olayda olduğu gibi devralandan aldığı kredi karşılığı alacağını temlik etmiş olması halinde ve iş sahibinin ödemede temerrüdünden sonra devralana ödemek zorunda kaldığı kredi faizi ile devralanın temerrüt faizinden itibaren tahsil tarihine kadar iş sahibinden isteyebileceği temerrüt faizi arasında kalan ve iş sahibinin temerrüdünden kaynaklanan zararını isteyebileceğinin kabulü gerekir.(Yargıtay 6. HD'nin .... karar sayılı ilamı) Açıklanan nedenlerle mahkememizce belirtilen kısma ve temlik edilmeyen hakediş alacakalrına ilişkin munzam zarar şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda araştırma yapılmıştır.
Munzam zarar, davanın dayanağı sözleşme ile davanın açıldığı tarihlerde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122/1. maddesinde düzenlenmiştir. TBK'nın 122/1. maddesinde aşkın zarar adı altında ifade edilen düzenleme ile, "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa borçlu kendisinin hiçbir kusuru olmadığını ispat etmedikçe, bu zararı gidermekte yükümlüdür."
Munzam zarar sorumluluğu kusura dayanan temerrüdün hukuki bir sonucudur ve borçlunun zararının faizi aşan bölümüdür. Diğer bir anlatımla borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının malvarlığınn kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır.
Alacaklının geç ödeme iddiasına dayalı olarak zarar talebinde bulunabilmesi için borçlunun usulünce ve öncelikle temerrüte düşürüldüğünü kanıtlaması gerekir. Kesin vadeye (takvim günü) bağlanmış alacaklar vadenin geçmesiyle muaccel (istenebilir) hale gelir ve borçlu temerrüte düşer ise de, diğer hallerde borçlu ancak alacaklı tarafından ihtarla temerrüte düşürülebilir.( Yargıtay 6. HD'nin .... Karar sayılı ilamı)
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 11. Maddesine göre ödemenin nasıl yapılacağı düzenlenmiş olup gerek sözleşmede gerekse davalı kurumdan celp edilen ihale dosyasında bulunan evraklarda davacı hak edişlerinin ödenmesine ilişkin kesin vade belirtilmediği gibi davacı tarafça da ayrıca davalıyı temerrüte düşürüldüğüne yönelik iddiası ve ispatı olmadığı anlaşılmakla ispatlanmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar davacı vekilince temlik sözleşmelerinin davalıya bildirildiği, davalının temlik sözleşmelerinden haberdar olması sebebiyle temerrüdün şartlarının gerçekleştiğinden bahsedilmişse de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 117. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; muaccel bir borcun borçlusu, ancak alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Sözleşmeye aykırılık hükümlerine göre borçludan faiz talep edilebilmesi için bir ihtar ya da aleyhine bir dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi gerekir. Borçlunun temerrüdü, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Alacaklının ihtarında işin niteliği ve bedelinin belirtilmesi yeterlidir. Alacaklı tarafından ödeme talep edilmekle temerrüt oluşmuş sayılmalıdır (Yargıtay 3. Hd'nin 10/11/2020 tarihli ve .... E. .... K., 03/06/2021 tarihli ve .... E. .... K. sayılı kararları da aynı yöndedir). Temlik sözleşmelerinin davalıya bildirilmesi temlikten haberdar etmek ve kayıtlara işlenmesi yönünde bir işlem olup TBK'nun 117. Maddesi anlamında geçerli bir temerrüt ihtarı değildir.
Eldeki dava açılmadan önce TTK'nın 5/A maddesi gereğince zorunlu arabuluculuğa başvurulduğu, anlaşamama son tutanağının dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulduğu, incelenmesinde davalının toplantıya katıldığı, anlaşma sağlanamadığı" gerekçeleri ile;"-Davanın REDDİNE, " karar verilmiştir.
İSTİNAFA BAŞVURAN TARAF ve İSTİNAF SEBEP VE GEREKÇESİ:
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili idare nezdindeki alacaklarını alacak dogduktan sonra yanı muaccel hale gelen alacagı temlık etmek ıstemıs ve temlık talebı konusunda ıdareye yazılı basvurduğunu, ıdare temlık talebını kabul etmıs ve temlıkte sakınca olmadıgını yazılı olarak teyıt ettiğini, müvekkilinin temlıkte sakınca olmadıgına daır yazı sonrası dogmus ve tahakkuka bağlanmış alacaklarını dava dısı bankalara temlık etmıstır. noter aracılıgı ıle gerçeklestırılen temlıkler ıdareye yazılı olarak bıldırılmıstır. ıdare kendısıne yazılı olarak bıldırılen temlıklere yönelık olarak temlik bedelleriüzerınde herhangı bır rehın, hacız takyıdat bulunmadığınıtemlık bedelı kadar borcu oldugunu ve temlık bedelını ödeyeceğini yazılı olarak belirttiğini, idarenin temlike ilişkin tam kabulü ve yazılı teyidi ile ödeme taahhüdünde bulunması temerrüde düştüğümü ortaya koyduğunu, burada göz ardı edilmemesi gereken bir husus da mvekkilce temlik edilen alacakların dogmus ve tahakkuka bağlanmış alacak nıtelıgınde olması olduğunu, idarenin temlike ilişkin tam kabulü ve yazılı teyidi ile ödeme taahhüdünde bulunması temerrüde düştüğümü ortaya koyduğunu, burada göz ardı edilmemesi gereken bir husus da müvekkilince temlik edilen alacakların dogmus ve tahakkuka bağlanmış alacak nıtelıgınde olması olduğunu, temlik edilen alacak zaten dogmus ve talep edilebilir hale geldiğini, yargıtay kararları da bu yöndedir müvekkilin doğmuş ve tahakkuka bağlanmış alacağını temlik etmesi konusunda idareye yazılı başvuruşu temlige onay vermesi, doğmuş ve tahakkuka bağlanmış alacagın temlik edilmesi ve idareye yazılı bildirimde bulunulması(noterlik tarafından gönderilen temlikname), sonrasında ıdarenin temlıknameye konu alacagın kayıtsız sartsız teyıt edılerek ödeme taahhüdünde bulunulması göz önüne alındıgında hakedise ve temlike konu edilen alacaklar yönündenn temerrüde ugradıgı açık oldugundan yerel mahkeme kararının kaldırılarak hesaplama yapılarak hüküm kurulması konusunda dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiğini, bu nedenle kararın kaldırılması için istinaf talebinde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesinin 03/05/2024 tarih ve .... esas, .... karar sayılı kararına karşı, davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru üzerine, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;
İddia ve savunmaya mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre; İstinaf incelemesine konu ve esas teşkil eden eldeki dava; tazminat (eser sözleşmesinden kaynaklanan) istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılıp bitirilen yargılama sonucunda, "...-Davanın REDDİNE, " karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili tarafından süresinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
6100 sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; Yine; HMK'nun 357. Maddesine göre de "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz."
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin dosyadaki delillerle çelişmeyen tespit ve değerlendirmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/(1)-b-1.madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nun 353/(1)-b-1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacılar tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
3-İstinaf başvurusu ile birlikte yatırılan gider avansından, kullanılmayan kısmın HMK.nın 333. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine,
4-Davacılardan alınan istinaf karar harcı yeterli olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına,
5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Tarafların iş bu hükmü tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a sunulmak üzere dairemize veya temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine yada ilk derece mahkemesine verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz edebileceğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliği ile karar verildi. 29/09/2025
Başkan-.... Üye-..... Üye-..... Katip-.....
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
¸* Bu karar 5070 sayılı kanun gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır*¸