Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında bozma ilamı üzerine yapılan açık duruşma sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 17/05/2018 tarih, 2018/2639 esas sayılı iddianamesiyle, sanık ....'ın Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan eylemine uyan Terörle Mücadele Kanunu 5/1 ve 7/1 maddeleri delaletiyle Türk Ceza Kanunu 314/1, 53, 63, 58/9 maddeleri gereğince cezalandırılması İstemiyle kamu davası açılmıştır.
Trabzon 3. Ağır Ceza Mahkemesinin29/11/2018 tarihli, 2018/226 (E) ve 2018/382 (K) sayılı kararı ile; sanığın eyleminin, silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğu kanaati ile sanığın neticeten 5 yıl 22 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Verilen iş bu mahkumiyet kararına o yer C.Savcısı ve sanık müdafi tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin 08/02/2019 tarih, 2019/205 (E) ve 2019/295 (K) sayılı ilamı ile o yer C.Savcısı ve sanık müdafinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Dairemizin 08/02/2019 tarih, 2019/205 (E) ve 2019/295 (K) sayılı kararına karşı, sanık ve sanık müdafii ile BAM C.Savcısı tarafından temyiz yoluna müracaat edilmesi üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 21/01/2020 tarih ve 2019/3767 esas, 2020/425 Karar sayılı ilamı ile Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 21/01/2020 tarih ve 2019/3767 esas, 2020/425 karar sayılı bozma ilamı ile; "Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/2639 Esas numaralı iddianamesi ile 5237 sayılı TCK'nın 314/1. maddesi uyarınca silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılan sanık hakkında yapılan yargılama sonucu eyleminin TCK’nın 314/2. maddesinde yazılı suçu oluşturduğundan bahisle verilen mahkumiyet kararına yönelik Cumhuriyet savcısı tarafından, sanığın eyleminin TCK'nın 314/1. maddesinde yazılı suçu oluşturduğundan bahisle istinaf kanun yoluna başvurulmakla, dosya önüne gelen Bölge Adliye Mahkemesinin öncelikle duruşma açıp Cumhuriyet savcısının yapmış olduğu istinaf başvurusunun sanığın aleyhine olduğunu, sanık aleyhinde hüküm tesis edilmesine yasal bir engel bulunmadığını, bu minvalde İlk Derece Mahkemesince tayin olunan cezanın sanık yönünden kazanılmış hak oluşturmayacağını dikkate alarak ayrıca, dosya kapsamına göre Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK'nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurarak makul bir cezaya hükmetmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf eden Cumhuriyet savcısının talebinin sanık aleyhine olmadığı, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesi kararında tayin olunan cezanın sanık yönünden kazanılmış hak oluşturduğu yönündeki yasal ve yerinde olmayan kabul ve gerekçe ile yazılı şekilde eksik ceza tayin edilmesi, 2)Uygulamaya göre de; sanık hakkında tayin olunan sonuç hapis cezasının "6 yıl 10 ay 15 gün" yerine yazılı şekilde "5 yıl 22 ay 15 gün" olarak hatalı belirlenmesi Kanuna aykırı, sanık, sanık müdafii ile Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA" gerekçeleri ile dairemizin kararını bozduğu görülmüştür.
Yargıtay bozma ilamı üzerine dosyanın, Dairemizin 2020/392 esas sırasına kaydının yapıldığı, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 21/01/2020 tarih ve 2019/3767 esas, 2020/425 K.sayılı bozma ilamı uyarınca duruşma işlemlerine başlanmıştır.
SANIK ....'IN DAİREMİZCE SEGBİS VASITASIYLA ALINAN SAVUNMASINDA: "Atılı suçu işlemedim, beraatimi talep ederim, uzun süredir tutukluyum, cezaevinde çeşitli rahatsızlıklarım oluştu, tedavi olmam gerekiyor, ayrıca benim cezaevinde olmam nedeniyle ailemde dışarıda mağdur olmuştur, bu nedenle adli kontrol kararı ile tahliyemi talep ediyorum" şeklinde savunmada bulunduğu görülmüştür.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA: "Sanık hakkında beyanda bulunan .... ile ....'nun, sanığın suça konu örgütün Trabzon ilindeki faaliyetlerinde ilk önce Akçaabat ilçesinin sorumlusu olarak görev yaptığı, devam eden süreçte Trabzon ilinin en büyük esnaf mütevelli grubu olan "meydan ana bölgesi mütevelli heyeti" grubuna sohbet hocalığı yaptığı ve aynı zamanda örgütün mütevelli grupları ile örgüt adına ilgilenen kişilerden sorumlu olup, Trabzon il imamı yardımcılığı görevinde bulunduğunu belirtmiş olmaları, Örgüt üyelerinin kendi aralarında gizli haberleşme amacıyla kullanmış oldukları BYLOCK isimli programı kullanmış olduğunun BYLOCK tespit ve değerlendirme tutanağı ile açık net ve tartışmasız bir şekilde tespiti, Örgüt liderinin örgütün finans kurumu olarak bilinen Asya Katılım Bankasının (BANK ASYA) içine düştüğü mali sıkıntıdan kurtarılması amacıyla mensuplarına bu bankaya para yatırılması ve kurumsal bünyesinin güçlendirilmesi yönünde talimat verdiği tarihten sonra adı geçen bankaya 24/01/2014 tarihinde 28.000 TL para yatırması ve katılım hesabı açmış olması, Örgüte ait Zaman Gazetesi ve Samanyolu Televizyonu'na yapılan operasyonu protesto amaçlı olarak Trabzon Adalet Sarayı önünde düzenlenen eylemlere katıldığının tespit edilmiş olması, Hakkında yakalama emri çıkartıldıktan 2 yıl sonra üzerinde sahte kimlikle örgüte ait gaybubet evinde yakalanmış olduğu hususları hep birlikte değerlendirildiğinde; Sanığın üzerine atılı suçun dosyada bulunan tanık beyanları, Bylock tespit ve değerlendirme tutanağı, bilirkişi raporu ve diğer tüm bilgi ve belgelerin incelenmesi ile sübuta erdiği, TCK'nun 61. maddesinde düzenlenen Cezanın Belirlenmesi ve Bireyselleştirilmesine İlişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen Orantılıkık İlkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle sanık ....'ın eylemine uyan TCK'nun 314/2, 53, 58/9, 63/1 ve 3713 Sayılı TMK'nun 5/1. maddesi gereğince cezalandırılmasına, üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, atılı suçun katalog suçlardan bulunması, kaçma ihtimali ve adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı gözetilerek hükmen tutukluluk halinin devamına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur. " şeklinde mütalada bulunmuştur.
Sanığın üzerine atılı SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELİĞİ SUÇU; silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Bu bakımdan eylemin iradi olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle hareket edilmiş olması gerekir. Suç, örgüte üye olma fiilinin gerçekleştiği anda tamamlanmakla birlikte, üyelik süresince eylem temadi etmektedir. Failin, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetleri silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturacaktır. Ancak faile, örgüt tarafından verilen önemli bir görev veya sorumluluk, tek başına failin örgüt üyesi olduğunu ortaya koyabilecektir. Öte yandan örgüte üye olmak, fiili bir katılma olup örgüte üye olmak için örgüt yöneticilerinin rızasının varlığına gerek yoktur, tek taraflı iradeyle bile örgüte katılmak mümkündür. FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amacı, yapılanması ve eylemleri ile ilgili olarak benzer konuda İlk Derece Mahkemesi sıfatı ile verilmiş ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26/09/2017 tarihli kararıyla onanan Yargıtay 16. Ceza Dairesinin24/04/2017 tarihli, 2015/3 esas ve 2017/3 sayılı kararında, FETÖ/PDY adlı silahlı terör örgütünün, küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda belirtilen Cumhuriyetin temel niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1.maddesinde tanımlanan, amaca ulaşmak için silah başta olmak üzere her türlü cebir ve şiddeti araç olarak kullanan 5237 sayılı TCK'nın 314/1-2. maddesi kapsamında kalan silahlı bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir. Öte yandan FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının, örgüt içinde gizli haberleşme programı olarak kullandıkları ByLock üzerinde durmak gerekir. ByLock uygulamasına ilişkin hazırlanan teknik raporda ve yukarıda zikredilen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas ve 2017/3 sayılı kararında da belirtildiği üzere, bu uygulama üzerinden, sesli arama, yazılı mesajlaşma, e-posta iletimi ve dosya transferinin gerçekleştirilebildiği, bununla, kullanıcıların, örgütsel mahiyetteki haberleşme ihtiyaçlarının, başka herhangi bir haberleşme aracına ihtiyaç duyulmadan karşılandığı, By-Lock programının, global bir uygulama görüntüsü altında münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanımına sunulmak amacıyla oluşturulduğu ve sözkonusu programın, anılan silahlı terör örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğunun somut delillere dayanması nedeniyle, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliğinin sübutu için, bu ağa dahil olmanın yeterli olduğu, sanıkların ağ içinde başka bir kişi ile görüşme yapmış olmasının da gerekmediği, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğu ve programın, gizlilik prensibi dahilinde örgüt içi haberleşmeyi sağlamak amacıyla kullanıldığı sabittir. Dolayısıyla ByLock haberleşme programına FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisinde faaliyet göstermeyen hiçbir kişinin ulaşmasının mümkün olmadığı, örgütün kendi üyesi ve elemanı saymadığı hiç kimseye bu programı yüklemediği, kural olarak, silahlı terör örgütü üyeliği suçunun sübutunda, failin, örgütsel eylem ve faaliyetleriyle ilgili süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk unsuru aranmakta ise de, münhasıran örgüt mensuplarının haberleşme aracı olarak kullandığı yetkili birimlerce ortaya konulan ByLock programını yükleyen veya kullanan şahısların, tek başına bu eylemleri nedeniyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi olduklarının kabulü gerektiği, bu nedenle, ByLock programına ilişkin resmi kurumlarca ortaya konulan bilgi ve kayıtlar, soruşturma veya kovuşturma aşamasında aksi ispatlanmadıkça FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçunun sübutunu gösteren kesin bir delildir.
Yapılan yargılama, toplanan deliller, sanığın savunması ile tüm dosya kapsamına göre değerlendirmede; Sanığın, ayrıntıları ve sair hukuki mahiyeti Yargıtay CGK.nın 26.09.2017 tarih 2017/16 MD-956 eses, 2017/370 karar ve Yargıtay 16. CD.nin 24/04/2017 tarih ve 2015/3 esas, 2017/3 (İlk Derece Sıfatıyla) karar sayılı kararında ve yine Yargıtay 16. CD.nin 14/07/2017 tarih ve 2017/1443-4758 sayılı içtihatlarında açıklandığı üzere; oluşturulması, dahil olunması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock'u kullandığının anlaşılması, FETÖ/PDY Terör Örgütüne müzahir basın yayın kuruluşlarının yönetici ve yazarlarının gözaltına alınması uygulamalarını protesto amacıyla örgüte müzahir STK’ların öncülüğünde ülke genelinde Adliye Binaları önünde protesto eylemleri yapılması çağrısı sonrasında 15/12/2014 tarihinde Trabzon Adliye Sarayı önünde gerçekleştirilen basın açıklamasına çağrı üzerine katılarak destek verdiğinin tespit edilmesi, tanık beyanlarına göre; X1 kod adını kullanması, örgüt üyesi olmayan kimsenin dışarıdan harici olarak katılamadığı, her ne kadar belli bir sürece kadar legal görünümle dini saiklerle yapılmış olsa da sonrasında aslında örgüte dair kararların alınıp, talimatların hiyerarşik bir silsilede aktarıldığı, maddi yönden örgütün ihtiyaçlarını karşılamak için himmet, burs, yardım adı altında paraların toplandığı, katılan sorumluların ve imamların ifşa olmamak için kod isimler kullandığı sohbet adı altında yapılan toplantılara katılıp/organize etmesi, örgüt içinde esnaflarda sorumlu gruba sohbet imamlığı yapması, örgüte Türkçe olimpiyatlarına sponsorluk adı altında maddi yardım toplaması, yine himmet, burs, kurban adı altında maddi yardım toplaması, örgüt içinde bölgeci olarak tanımlanan kişilerin takibini yapması, Trabzon il imamının yardımcısı olarak görev yapması karşısında; sanığın eylemlerinin süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetleri ile silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği ve atılı suçtan mahkumiyeti yoluna gidilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmış olup, T.C. Anayasanın 138/1. maddesi ve TCK'nın 61/1. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle, TCK'nun 3/1. maddesi uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı, örgüt içinde bulunduğu konum göz önünde bulundurularak, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş, sanık hakkında verilen ceza miktarı ile tutuklulukta kaldığı süre gözetildiğinde adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı değerlendirildiğinden hükmen tutukluluk halinin devamına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Sanık ....'ın üzerine atılı FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü üye olma suçunu işlediği anlaşılmakla; eylemine uyan TCK'nın 314/2. maddesi uyarınca suçun işleniş şekli, sanığın örgüt içindeki konumu ve suç kastının yoğunluğu gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle taktiren ve teşdiden 7 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2-Sanığın eyleminin 3713 sayılı Yasanın 3. maddesi kapsamında yer alan terör suçu olması dikkate alınarak cezası 3713 sayılı Yasanın 5/1. bendi gereğince yarı oranında artırılarak sanığın 10 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
3-Sanığın duruşmadaki olumlu tutum ve davranışları, cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak cezasından 5237 sayılı TCK'nın 62/1. maddesi gereğince taktiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın NETİCETEN8 YIL 9 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
4-Sanık hakkında başkaca artırım ve indirim hükmünün tatbikine YER OLMADIĞINA,
5-Sanık hakkında yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK' nun 231 ve 5237 sayılı TCK' nın 50 ve 51. maddelerinin uygulanmasına YER OLMADIĞINA,
6-Sanığın kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak, 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar YOKSUN BIRAKILMASINA,
7-5237 Sayılı TCK'nın 58/9. maddesi uyarınca sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre ÇEKTİRİLMESİNE, sanık hakkında cezanın infazından sonra DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİNİN UYGULANMASINA,
8-Sanık hakkında verilen ceza miktarı ile tutuklulukta kaldığı süre gözetildiğinde adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı değerlendirildiğinden HÜKMEN TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA, (hüküm özetinin İlgili Cezaevi Müdürlüğü'ne gönderilmesine)
9-Sanığın hükmen tutukluluk halinin devamına dair karara karşı, kararın tefhiminden itibaren 7 gün içerisinde Dairemize sunulacak veya Dairemize gönderilmek üzere havale ettirilecek bir dilekçe ile ya da zapta geçirilmek koşuluyla Zabıt Katibine beyanda bulunmak suretiyle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3.Ceza Dairesine İTİRAZ edilebileceğinin ihtarına, (İHTARAT YAPILDI)
10-Sanık hakkında hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucu doğuran haller nedeniyle geçirilmiş sürelerin 5237 sayılı TCK'nın 63. maddesi uyarınca aldığı cezadan MAHSUBUNA,
11-Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/1187 sırasında kayıtlı Şüpheli ....'ın İzmir ilinde yakaladığı evde bulunan ve tutanakta toplatma kararı bulunduğu belirtilen1 Adet Yakaran Gönüller isimli kitap'ın TCK 54/4 madde uyarınca MÜSADERESİNE
12-İlk Derece Mahkemesince yargılama sırasında yapılan 294,30 TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
13-Dairemizce yapılan yargılama gideri 30,95 TL'nin sanıktan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
Dair; sanık ve müdafînin SEGBİS vasıtasıyla yüzüne karşı, Cumhuriyet Savcısı ....'ın (…..) huzurunda, yüzüne karar verilenler açısından tefhim tarihinden itibaren yokluğunda karar verilenler ise tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde, Yargıtay nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere, yüze karşı verilenler yönünden kararın tefhim tarihinden itibaren 15 gün içinde Dairemize veya başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine veya herhangi bir Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemesine dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunulması, cezaevinde bulunanlar yönünden aynı süre içerisinde bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle hükmün temyiz edilebileceğine dair, temyiz etmediği takdirde hükmün kesinleşeceği hususu da belirtilerek, isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi.01/07/2020 (¤¤)