Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında istinaf incelenmesinin yapılan açık duruşması sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Amasya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 19/04/2017 tarih 2017/6501 soruşturma, 2017/689 esas, 2017/161 iddianame sayılı iddianamesi ile; Sanık .......'nun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK.nın 314/2, 53/1, 63, 58/9, Terörle Mücadele Kanununun 5. maddeleri gereğince cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
Amasya Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit görülmekle neticeten sanık hakkında 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince tesis olunan hükme vaki istinaf isteminin 5271 Sayılı CMK'nun 280. maddesinin 1.fıkrasının (d) bendi kapsamı dışında kalan hukuka aykırılık nedenlerinin bulunduğunun değerlendirilmesi ve aykırılık hallerinin yeniden yargılama yapılarak giderilebileceği kanısına ulaşıldığından 5271 Sayılı CMK'nun 280/1-e maddesi uyarınca Dairemizce davanın yeniden görülmesine ve duruşma işlemlerine başlanılmasına karar verilmiştir.
SANIK .......'NUN DAİREMİZCE ALINAN SAVUNMASINDA: "Ben dosyaya daha önce yazılı olarak savuma dilekçesi göndermiştim, içeriğini tekrar ederim, fetö terör örgütü üyesi olduğum iddiasını kabul etmiyorum, ….. kullanmadım, bununla ilgili …… tespit ve değerlendirme tutanağı da dosyada mevcut değildir, ilk derece mahkemesinin gerekçesinde tanık .......'in beyanında kendisini sohbet adı altında yapılan toplantılara çağırdığım belirtilmiştir, ancak tanık duruşmada dinlenmiş aksi yönde beyanda bulunmuştur, buna rağmen bu beyanına itibar edilmemiştir ve gerekçesi de yazılmamıştır, hiçbir teşdid gerekçesi yokken cezam teşditli verilmiş, ayrıca hakkımda TCK'ınn 62. maddesi uygulanmamıştır, atılı suçu işlemedim, öncelikle beraatime karar verilmesini talep ediyorum, yaklaşık 24 aydır tutukluyum, ailem mağdurdur, bihakkın ya da adli kontrol kararı verilerek tahliyemi talep ediyorum." şeklinde savunma bulunmuştur.
SANIK MÜDAFİ BEYANINDA: "Dosyaya sunmuş olduğumuz yazılı ve sözlü savunmalarımızı tekrar ederiz, müvekkilin atılı suçu işlediğinde dair en önemli delil ....... kullandığı iddiası olup, bununla ilgili tespit ve değerlendirme tutanağı mevcut değildir, bu nedenle ....... kullandığı ispat edilememiştir, dosyadaki diğer delillerinde müvekkilin atılı suçu işlediğine yeterli değildir, bu nedenle dosya kapsamına göre müvekkilin beraatine karar verilmesini talep ederiz " şeklinde savunma bulunmuştur.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA: "Amasya Ağır Ceza Mahkemesinin sanık ....... hakkında üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dolayı yapılan yargılaması sonucunda verilen mahkumiyet kararına sanık ve sanık müdafii tarafından lehe yapılan istinaf başvuruları sonucunda, dairenizce açılan duruşmada alınan sanık savunması ve dosyada bulunan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda;
Amasya Ağır Ceza mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksikliğin olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşılmakla, sanık lehine yapılan istinaf talebinin CMK'nun 280/2. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi talep ve mütalaa olunur." şeklinde mütalaada bulunmuştur.
SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELİĞİ SUÇU; Silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Bu bakımdan eylemin iradi olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle hareket edilmiş olması gerekir. Suç, örgüte üye olma fiilinin gerçekleştiği anda tamamlanmakla birlikte, üyelik süresince eylem temadi etmektedir. Failin, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetleri silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturacaktır. Ancak faile, örgüt tarafından verilen önemli bir görev veya sorumluluk, tek başına failin örgüt üyesi olduğunu ortaya koyabilecektir. Öte yandan örgüte üye olmak, fiili bir katılma olup örgüte üye olmak için örgüt yöneticilerinin rızasının varlığına gerek yoktur, tek taraflı iradeyle bile örgüte katılmak mümkündür.
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amacı, yapılanması ve eylemleri ile ilgili olarak benzer konuda İlk Derece Mahkemesi sıfatı ile verilmiş ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26/09/2017 tarihli kararıyla onanan Yargıtay 16. Ceza Dairesinin24/04/2017 tarihli, 2015/3 esas ve 2017/3 sayılı kararında, FETÖ/PDY adlı silahlı terör örgütünün, küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda belirtilen Cumhuriyetin temel niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1. maddesinde tanımlanan, amaca ulaşmak için silah başta olmak üzere her türlü cebir ve şiddeti araç olarak kullanan 5237 sayılı TCK'nın 314/1-2. maddesi kapsamında kalan silahlı bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
Yapılan yargılama, toplanan deliller, sanık savunması, tanık beyanları, tutanak içerikleri ve tüm dosya kapsamına göre Dairemizce yapılan değerlendirmede;
Her ne kadar sanık hakkında oluşturulması, dahil olunması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı .......'u kullandığına dair id numarası, kullanıcı adı ve şifresini içerir ayrıntılı ....... tespit ve değerlendirme tutanağı tanzim edilememiş ise de;
İstinaf aşamasında dosyaya girdiği anlaşılan ve duruşma açılarak bu hususta savunması alınan sanık hakkındaki Veri İnceleme Raporu içeriğine göre; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının FETÖ/PDY'nin "Mahrem İmamlarına" yönelik olarak yürütmüş olduğu 2017/68352 sayılı soruşturması kapsamında Garson adlı gizli tanıktan temin edilen dijital materyallerin incelenmesi ve bilgilerinin ilgili Başsavcılıklara gönderilmesi neticesinde sanığın mahrem imam yapılanması içerisinde ....... kodu ile yer aldığının belirlenmesi,
Komiser iken KHK ile ilişiği kesilen Tanık .......'in özellikle soruşturma sırasında şüpheli sıfatıyla Amasya Cumhuriyet Başsavcılığı'nca alınan 24/03/2017 tarihli beyanında; sanığın örgüt içerisinde faaliyet gösterdiğini, kendisinin de örgüt içerisinde iken 2014 yılında örgütten ayrılmak istediğini, sanığın ısrarla bu fikrinden kendisini vazgeçirmeye çalıştığını, sonuna kadar yapıyı savunduğunu beyan etmiş olması hususları nazara alındığında;
Sanığın çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk teşkil eden örgütsel eylem ve faaliyetleri nedeniyle silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sübuta erdiği anlaşılmış bu nedenle dosya kapsamına uygun düşmeyen savunmasına itibar edilmeyerek, TCK.nın 3. ve 61. maddelerindeki kriterler de dikkate alınarak, taktiren alt sınırdan cezalandırılması gerektiği kanaati ile ilk derece mahkemesince alt sınırdan hakkaniyete ve dosya içeriğine uygun olmayacak şekilde uzaklaşılarak kurulan mahkumiyet hükmünün kaldırılarak sanık hakkında aşağıda şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Sanık ....... hakkında Amasya Ağır Ceza Mahkemesinin 07/03/2018 tarih ve 2017/578 esas ve 2018/169 sayılı kararının CMK'nın 280/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Sanık .......'nun eyleminin FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü üye olma suçunu oluşturduğu anlaşılmakla; eylemine uyan TCK'nın 314/2. maddesi uyarınca suçun işleniş şekli ve özellikleri dikkate alınarak alt sınırdan taktiren 5 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
3-Sanığın eyleminin 3713 sayılı Yasanın 3. maddesi kapsamında yer alan terör suçu olması dikkate alınarak cezası 3713 sayılı Yasanın 5/1. bendi gereğince yarı oranında artırılarak sanığın 7 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
4-Sanığın duruşmadaki olumlu tutum ve davranışları, cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak cezasından 5237 sayılı TCK'nın 62/1. maddesi gereğince taktiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın NETİCETEN 6 YIL 3 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
5-Sanık hakkında başkaca artırım ve indirim hükmünün tatbikine YER OLMADIĞINA,
6-Sanık hakkında yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK'nun 231 ve 5237 sayılı TCK'nın 50 ve 51. maddelerinin uygulanmasına YER OLMADIĞINA,
7-Sanığın kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak, 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar YOKSUN BIRAKILMASINA,
8-5237 Sayılı TCK'nın 58/9. maddesi uyarınca sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre ÇEKTİRİLMESİNE, sanık hakkında cezanın infazından sonra DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİNİN UYGULANMASINA,
9-Sanık hakkında hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucu doğuran haller nedeniyle geçirilmiş sürelerin 5237 sayılı TCK'nın 63. maddesi uyarınca aldığı cezadan MAHSUBUNA,
10-Sanığa ait varsa soruşturma aşamasında el konulan, suç teşkil etmeyen ve imajları alınan madde ve materyallerin bilirkişi incelemesinden döndükten sonra karar kesinleştiğinde SAHİPLERİNE İADESİNE,
11-Sanık hakkında Dairemizin 21/11/2018 tarihli celsesinde ara kararınca yargılama sonuçlanıncaya kadar yurt dışına çıkamamak suretiyle adli kontrol altına alınmasına dair kararın DEVAMINA,
12- İlk derece mahkemesine yargılama nedeniyle yapılan 3 ad tebligat gideri 42,00 TL'nin sanıktan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
13-Dairemizce yapılan yargılama giderlerinin kararın sanık lehine düzeltildiğinden HAZİNE ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
Dair; sanık ve müdafinin yüzüne karşı, Cumhuriyet Savcısı .......'in (….) huzurunda, Yargıtay nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere, yüze karşı karar verilenler açısından tefhim tarihinden itibaren, yokluğunda verilenler açısından tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Dairemize veya başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine veya herhangi bir Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemesine dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunulması, cezaevinde bulunanlar yönünden aynı süre içerisinde bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle hükmün temyiz edilebileceğine dair, temyiz etmediği taktirde hükmün kesinleşeceği hususu da belirtilerek, isteme aykırı olarak oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/02/2019 (¤¤)