Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında yapılan istinaf incelenmesinin yapılan açık duruşması sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Samsun C. Başsavcılığının 12/05/2017 tarih ve 2017/664 sayılı iddianame ile; sanık ..... hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan dolayı 3713 sayılı kanunun 7/1 yollamasıyla 5237 sayılı TCK'nun 314/2, 3713 sayılı kanunun 5/1, 5237 sayılı TCK'nun 53, 58/9, 63. maddeleri ile tecziyesi için kamu davası ikame edilmiştir.
Samsun 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 08/01/2018 tarihli, 2017/278 esas ve 2018/1 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine karar verilmiştir.
Verilen iş bu beraat kararına karşı sanık ve müdafi ile O Yer C.Savcısı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanık ve müdafî ile O yer C.Savcısının istinaf dilekçe içeriklerine göre heyetçe yapılan müzakere sonucunda, istinaf başvurularının reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiş, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; incelenen rapor doğrultusunda suçun sübutunun yeniden yargılama ve heyetçe duruşma yapılarak değerlendirilmesi kanısına ulaşıldığından, 5271 Sayılı CMK'nın 280/1-e maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
SANIK .....'NİN İLK DERECE MAHKEMESİNDEKİ SAVUNMASINDA: Erzincan Anadolu Öğretmen Lisesi mezunu olduğunu. Daha sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini 2005 yılında bitirdiğini. Aynı yıl hakimlik sınavına girdiğini, yazılı sınavda aldığı puanı hatırlamadığını. Adaylık döneminden sonra kura ile Kütahya Altıntaş Hakimliğine kura çektiğini. 2007-2009 yılları arasında burada çalıştıktan sonra Turhal Hakimliği'ne tayininin çıktığını. 2012 yılına kadar Turhal'da Sulh Ceza Hakimliği yetkisi ile çalıştığını. Yaz kararnamesi ile 2012 yılında Batman Hakimliğine atandığını. Batman'da Çocuk Mahkemesine müstemirren yetkilendirildiğini. 2015 yılında da Çorum Hakimliği'ne atandığını. Burada Çocuk 3. Asliye Hukuk Mahkemesine yetkilendirildiğini. Mahkemede teraküm olduğunu. Çalıştığı süre zarfında 2500 'e yakın karar verdiğini. Hakimlik sınavına girerken hiçbir kişi ya da kurumdan destek almadığını. Hakkında sınav yolsuzluğuna ilişkin kovuşturma ya da soruşturma olmadığını. FETÖ/PDY örgütü ile organik ya da inorganik hiçbir bağlantısının olmadığını. Örgüt üyesi olmadığı için etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmasının da söz konusu olmadığını örgütün sohbet ya da başka toplantılarına katılmadığını. Ayni ya da nakdi yardımda bulunmadığını örgüte müzahir gazete ya da dergilere abone olmadığını. Üniversite sınavlarına hazırlanırken Erzincan'da bulunan ..... Dershanesine gittiğini. Dershaneyi tercih nedeninin akademik başarısı ve indirim kazanması olduğunu. .....'da hesabının olmadığını. Telefonuna ya da hattına ..... ya da örgütün kullandığı herhangi bir haberleşme programı yüklemediğini kullanmadığını. Aleyhinde ifade veren ....., ....., ..... ve .....'ın beyanlarını kabul etmediğini, zira bu şahıslar 2014 HSYK seçimlerinde ve ondan sonraki döneme ait beyanlarda bulunduklarını. Çorum'a 2015 yılı yani seçimlerden sonra geldiğini. Meslek hayatı boyunca göreviyle ilgili olarak inceleme ve soruşturma işlemine muhatap olmadığını. Bahsettiği şahısların hakkındaki beyanları da soyut olup, yer, kişi ve zaman neffumlarından yoksun olduğunu. Somut hiçbir isnatta bulunmadığını. ..... hakkında işbu soruşturmayı yürüten savcı olduğunu, daha sonra şahitlik yaptığını. ..... ile nezaket çerçevesinde 2 kez bir araya geldiğini. Kendisi ile toplamda 10-15 dakika muhatap olduğunu. .....'i üniversiteden sınıf arkadaşı olması nedeniyle tanıdığını. Mezun olduktan sonra da .....'i hiç görmediğini. Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak için kendisine suç attığını. ..... 4 kez tahliye olabilmek için etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmaya yönelik ve sürekli isimler ekleyerek beyanda bulunduğunu. ..... isimli şahsı tanımadığını. Gizli şahitler Güneş 1 ve Güneş 2'nin aleyhinde vermiş oldukları beyanlarını kabul etmediğini. HSYK seçimlerinde oylar sayılırken kayıt yapmadığını. Kaldı ki gizli tanıkların hukuken varlıkları da gelen talimat cevabına göre tespit edilemediğini. Emniyette kayıtlarının bulunmadığı anlaşıldığını. …. kendisinin Çorum'daki ev sahibi olduğunu. ..... isimli şahıstan bir tercüme evrakı nedeniyle kendisine para havale ettiğini. ..... Batman'da savcı olduğunu. Bilirkişi HTS İnceleme Raporundaki iletişim kurduğu şahısların çoğuyla bizzat görüşmediğini. Batman'da ortak watsapp grubunun olduğunu. Iletişim bilgileri ortak grup arkadaşlığından kaynaklandığını. bizzat bu kişilerle görüşmesinin bulunmadığını yine babası .....2'ye ait …. numaralı GSM hattında HTS kayıtları aleyhinde delilmiş gibi dosyaya konulduğunu. Bende ..... olmadığı için kimde ..... olduğunu bilmediğini. ..... şahıslarla görüştüğü aleyhine delil olarak ileri sürüldüğünü. Bunların büyük bir çoğunluğu hakim savcı olduğunu.15/07/2016 tarihinde gerçekleştirilen hain darbe girişimini lanetle kınadığını suçsuz olduğunu söylemiştir.
SANIK .....'NİN SEGBİS VASITASIYLA DAİREMİZCE ALINAN SAVUNMASINDA; "Ben atılı suç ile ilgili ilk derece mahkemesinde savunmada bulunmuştum aynen tekrar ederim ilk derece mahkemesi hakkımda delil yetersizliğinden beraat kararı verilmiştir, halbuki atılı suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle hakkımda beraat kararı verilmesi gerekirdi hakkımda beyanda bulunan tanıkların büyük çoğunluğu 2013 yılı öncesine ait olaylarla ilgili beyanda bulunmuşlardır, 2013 yılı öncesine ait olaylar zaten hükme esas alınmamaktadır. Mahkemede bu şekilde davranmıştır, aleyhime beyanda bulunan 2 tane gizli tanık vardır, her iki tanık da CMK da ve Özel yasasında düzenlemeye aykırı olarak usulsüz olarak dinlenmiştir, haklarında gizli tanıklık ile karar ilk önce alınmamış daha sonra dan alınmıştır., her ikisi de etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyen esasında sanık olan kişilerdir, kendilerini kurtarmak amacıyla çeşitli iddialarda bulunabilirler, bu iddiaların çok dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi gerekir, her ikisi de yokluğumda celse arasında mahkemece dinlenmiştir, ben dinlenme sırasında duruşmada bulunmak isterdim, kaldı ki sonradan kendilerine soru sorma hakkımın olduğunu ancak bunun engellendiğini belirttim, her ikisinin de beyanını kabul etmiyorum, HSYK üyelerinin seçimi ile ilgili yapılan seçim günü ben adliyedeydim, sayım yapılırken kamera çekimi yaptığım kesinlikle doğru değildir, ben oy verdikten sonra adliyede çalıştım, Başsavcı Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı ve birçok hakim de adliyedeydi, sayım yapılırken merak edip yukarı çıktım izledim, hepsi bu kadar, kamerayla çekim yaptığım iddiası doğru değildir, kaldı ki gizli tanıkların beyanları arasında çelişki vardır, eşimden oy istedi diye beyanda bulunmuştur ancak eşi bu iddiayı doğrulamamıştır, kimseden oy istemedim, bir kişi bile bu iddiayı doğrulayamaz, ben HSYK nın seçim ile belirlenmesinin doğru olmadığını düşünüyordum ve bunu söylüyordum, ayrıca bir kısım adayları da eleştirdiğim olmuştur, bu nedenle hakkımda bu şekilde iddialar olduğunu düşünüyorum, seçim sonuç tutanaklarını zaten seçmen olarak alma hakkım var; niye kamerayla çekim yapayım, kaldı ki bu eylem tespit edilse bilgi örgütün talimatıyla yapıldığının belirlenmesi gerekir ki böyle bir delil de dosyada yoktur, ben Fetönün terör örgütü olduğuna inanıyorum ve bu örgütü lanetliyorum, devletimin yanındayım, görev yaparken her görüşten gruptan meslektaş arkadaşım vardı, birlikte olduğum kişiler mesai arkadaşım olup bu kişilerin Fetö ile irtibatlarının olduğunu zaten benim bilmem mümkün değildir, yaklaşık 13 ay bu iddiayla ilgili ceza evinde hapis yattım, bu süre içerisinde çocuklarımdan ailemden ayrı kaldım, yapmışsam hatamın bedelini ödediğimi düşünüyorum, bu nedenle hakkımda açılan dava ile ilgili suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraat kararı verilmesini talep ediyorum, Gerekirse gizli tanıklar tekrar çağırılıp dinlensin" şeklinde savunmada bulunmuştur.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA: "Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesinin sanık ..... hakkında üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dolayı dolayı vermiş olduğu hükmün CMK'nun 280/2. maddesi gereğince kaldırılarak,
-Sanığın Çorum Hakimi iken HSYK tarafından söz konusu terör örgütü ile irtibat ve iltisakı nedeniyle meslekten çıkarıldığı,
-Sanığın üniversiteye hazırlık döneminde Erzincan'da bulunan örgüte müzahir ..... Dershanesine devam ettiği, üniversite öğrenimi sırasında İstanbul ilinde örgüte ait evlerde kaldığı, bu evlerde anılan terör örgütünün sözde liderinin kitaplarının okunup CD'lerinin izlendiği, örgüt liderinin övülerek propagandasının yapıldığı ve örgüt adına himmet, bağış, kurban parası adı altında yardımların toplandığı örgütsel toplantılara iştirak ettiği,
-Ele geçirilen dijital materyallerin tetkikinde örgütle iltisaklı internet sitelerini takip ettiğinin saptandığı,
-Gizli tanık beyanlarına göre, Batman ilindeki görevi sırasında 2014 HSYK seçimleri döneminde anılan terör örgütünün belirlendiği ve bağımsız aday adı altında lanse edilen adaylar lehine seçim çalışmaları yürüttüğü ve oy sayımını cep telefonu kamerası ile kayda alarak sandık başında örgüt adına gözlemci olarak bulunduğu,
-2015 yılında atandığı, Çorum Adliyesindeki görevi sırasında anılan örgüte üye oldukları iddiasıyla haklarında soruşturma icra edilip meslekten çıkarılmalarına karar verilen bir kısım hakim ve Cumhuriyet savcısı ile birlikte hareket ettiğinin ve mezkur grup içinde yer aldığının birbirini doğrulayan çok sayıda tanık beyanı ile tespit edildiği,
-Sosyal paylaşım sitesindeki hesabında örgüt lehine paylaşımlarda bulunduğunun belirlendiği,
Bu olgular karşısında sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu işlediği tüm dosya kapsamından anlaşılmakla;
Sanık .....'nin sübut bulan eylemlerine uyan 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7/1.maddesi yollamasıyla 5237 Sayılı TCK'nın 314/2, 220/7, 3713 Sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 53, 63. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi talep ve mütalaa olunur." şeklinde mütalaada bulunmuştur.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
Silahlı terör örgütü üyeliği suçu; silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Bu bakımdan eylemin iradi olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle hareket edilmiş olması gerekir. Suç, örgüte üye olma fiilinin gerçekleştiği anda tamamlanmakla birlikte, üyelik süresince eylem temadi etmektedir. Failin, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetleri silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturacaktır. Ancak faile, örgüt tarafından verilen önemli bir görev veya sorumluluk, tek başına failin örgüt üyesi olduğunu ortaya koyabilecektir. Öte yandan örgüte üye olmak, fiili bir katılma olup örgüte üye olmak için örgüt yöneticilerinin rızasının varlığına gerek yoktur, tek taraflı iradeyle bile örgüte katılmak mümkündür.
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amacı, yapılanması ve eylemleri ile ilgili olarak benzer konuda İlk Derece Mahkemesi sıfatı ile verilmiş ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26/09/2017 tarihli kararıyla onanan Yargıtay 16. Ceza Dairesinin24/04/2017 tarihli, 2015/3 esas ve 2017/3 sayılı kararında, FETÖ/PDY adlı silahlı terör örgütünün, küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda belirtilen Cumhuriyetin temel niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1.maddesinde tanımlanan, amaca ulaşmak için silah başta olmak üzere her türlü cebir ve şiddeti araç olarak kullanan 5237 sayılı TCK'nın 314/1-2. maddesi kapsamında kalan silahlı bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
Öte yandan FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının, örgüt içinde gizli haberleşme programı olarak kullandıkları ByLock üzerinde durmak gerekir. ByLock uygulamasına ilişkin hazırlanan teknik raporda ve yukarıda zikredilen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas ve 2017/3 sayılı kararında da belirtildiği üzere, bu uygulama üzerinden, sesli arama, yazılı mesajlaşma, e-posta iletimi ve dosya transferinin gerçekleştirilebildiği, bununla, kullanıcıların, örgütsel mahiyetteki haberleşme ihtiyaçlarının, başka herhangi bir haberleşme aracına ihtiyaç duyulmadan karşılandığı, By-Lock programının, global bir uygulama görüntüsü altında münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanımına sunulmak amacıyla oluşturulduğu ve sözkonusu programın, anılan silahlı terör örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğunun somut delillere dayanması nedeniyle, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliğinin sübutu için, bu ağa dahil olmanın yeterli olduğu, sanıkların ağ içinde başka bir kişi ile görüşme yapmış olmasının da gerekmediği, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğu ve programın, gizlilik prensibi dahilinde örgüt içi haberleşmeyi sağlamak amacıyla kullanıldığı sabittir. (Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliği'nin, ByLock programının yüklü olduğu ana harrdisk ve flash bellek üzerinde CMK'nın 134. maddesi uyarınca inceleme yapılmasına dair 09/12/2016 tarihli ve 2016/6774 D.İş nolu kararı ile Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliği'nin, ByLock uygulamasına ait IP adreslerine hangi tarihlerde kaç defa bağlanıldığının tespitine ilişkin CMK'nın 135. maddesi uyarınca verilen iletişimin tespitine dair 01/06/2017 tarihli ve 2017/4061 D.İş nolu kararının dosya içersine alındığı anlaşılmıştır.)
Dolayısıyla ByLock haberleşme programına FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisinde faaliyet göstermeyen hiçbir kişinin ulaşmasının mümkün olmadığı, örgütün kendi üyesi ve elemanı saymadığı hiç kimseye bu programı yüklemediği, kural olarak, silahlı terör örgütü üyeliği suçunun sübutunda, failin, örgütsel eylem ve faaliyetleriyle ilgili süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk unsuru aranmakta ise de, münhasıran örgüt mensuplarının haberleşme aracı olarak kullandığı yetkili birimlerce ortaya konulan ByLock programını yükleyen veya kullanan şahısların, tek başına bu eylemleri nedeniyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi olduklarının kabulü gerektiği,
Bu nedenle, ByLock programına ilişkin resmi kurumlarca ortaya konulan bilgi ve kayıtlar, soruşturma veya kovuşturma aşamasında aksi ispatlanmadıkça FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçunun sübutunu gösteren kesin bir delildir.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde;
İddia, savunma, tutanaklar, ilk derece mahkemesince verilen karar ve ve tüm dosya kapsamına göre Dairemizce yapılan değerlendirmede;
Çorum Hakimi iken HSYK tarafından meslekten ihraç edilen sanık ..... hakkındaki şahit beyanlarının dayanaktan yoksun ve kişisel kanaatten ibaret olduğu, sanık .....’nin terör örgütü üyeliğini çağrıştırır süreklilik, çeşitlilik ve devamlılık gösteren fiil ve davranışlarının tespit edilemediği, 2014 yılı HSYK seçimlerinde bağımsız aday olarak seçime giren örgüt mensuplarını desteklediği ve seçim günü oylar sayılırken kamera ile çekim yaptığı yönündeki iddialarında ispat edilemediği, sanığın örgütle iltisaklı internet sitelerini takip etmesi şeklindeki eylemlerinin niteliğine göre sanığın örgütle irtibat ve iltisakının sempatizanlık düzeyinde olup, örgüt üyeliği seviyesine ulaşmadığı, bu nedenle sanığın aksi ispatlanamayan savunmasına itibar edilmesi gerektiği neticesine varılmakla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ilk derece mahkemesince kurulan beraat hükmünde usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşılmakla, sanık ve müdafi ile o yer C.Savcısının hükme yönelik yapmış oldukları istinaf başvurularının CMK'nın 280/2. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Sanık ..... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan CMK nın 223/2-e maddesi gereğince kurulan delil yetersizliğinden beraat hükmüne ilişkin İlk Derece Mahkemesinin kararında, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, usul ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla, O Yer Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafisinin İSTİNAF BAŞVURULARININ AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,
Sanık kendisini müdafi ile temsil ettirdiğinden AAÜ.T gereğince karar tarihinde yürürlükte bulunan ilk derece mahkemesince verilmesi gereken 3,960 TL vekalet ücreti ile Dairemizce yapılan duruşmada müdafii ile temsil edildiğinden karar tarihi itibariyle 1.090 TL vekalet ücretlerinin hazineden alınarak sanığa verilmesine,
Sanık hakkında beraat kararı verildiğinden, karar kesinleştiğinde 5271 Sayılı CMK'nun 141. maddesi gereğince gözaltında ve tutuklulukta geçirmiş olduğu hürriyeti kısıtlayıcı sürelerle ilgili olarak tazminat talebinde bulunabileceğinin ihtaratına, (ihtar edildi)
Samsun Adli Emaneti'nin 2017/1356 sırasında kayıtlı 1 Adet …. marka SN:…. seri numaralı 2 TB kapasiteli imaj HDD'nin delil olarak dosyada DELİL OLARAK SAKLANMASINA
Dair; sanığın (SEGBİS vasıtasıyla) ve müdafinin yüzüne karşı, Cumhuriyet Savcısı .....'in (…..) huzurunda, yüzüne karar verilenler açısından tefhim tarihinden itibaren 15 gün içerisinde, Yargıtay nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere, yüze karşı verilenler yönünden kararın tefhim tarihinden itibaren 15 gün içinde Dairemize veya başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine veya herhangi bir Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemesine dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunulması, cezaevinde bulunanlar yönünden aynı süre içerisinde bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle hükmün temyiz edilebileceğine dair, temyiz etmediği takdirde hükmün kesinleşeceği hususu da belirtilerek, isteme uygun olarak oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/06/2018 (¤¤)