Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Bafra C. Başsavcılığınızın 20/02/2017 tarihli, 2016/3373 soruşturma numaralı iddianamesi ile sanık hakkında infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçunu işlediği iddiasıyla 5237 Sayılı TCK'nun 297/1, 53, 54, 58 maddeleri gereği cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Bafra 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 29/12/2017 tarihli, 2017/160 (E) ve 2017/510 (K) sayılı kararı ile sanık hakkında üzerine atılı suçtan mahkumiyet kararı verilmiştir.
Sanık müdafii istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek hükmü istinaf etmiştir.
Kamu davasına konu somut olaya ilişkin mevzuatta:
5237 Sayılı TCK'.nın 297. Maddesinde: "(1) İnfaz kurumuna veya tutukevine silâh, uyuşturucu veya uyarıcı madde veya elektronik haberleşme aracı sokan veya bulunduran kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun konusunu oluşturan eşyanın, temin edilmesi veya bulundurulması ayrı bir suç oluşturduğu takdirde; fikrî içtima hükümlerine göre belirlenecek ceza yarı oranında artırılır.
(2) (İptal fıkra: Anayasa Mah.07/07/2011 tarih ve 2010/69 E. ve 2011/116 K. ile) *1*(Yeniden düzenlenen fıkra: 24/11/2016-6763 S.K./20. madde Birinci fıkra kapsamı dışında kalan;
a-)Firarı kolaylaştırıcı her türlü alet ve malzemeyi,
b-)Her türlü saldırı ve savunma araçları ile yangın çıkarmaya yarayan malzemeyi,
c-) Alkol içeren her türlü içeceği,
d-)Kumar oynanmasına olanak sağlayan eşya ve malzemeyi,
e-)188. maddede tanımlanan suçlar saklı kalmak üzere, yeşil reçeteye tabi ilaçları,
f-)Kurum idaresince incelenmek üzere almanlar hariç, mahkemelerce yasaklanmış veya suç örgütlerini temsil eden yayın, afiş, pankart, resim, sembol, işaret, doküman ve benzeri malzemeler ile örgütsel haberleşme araçlarını,
g-)Yetkili makamlarca izin verilenler hariç, ses ve görüntü almaya yarayan araçları,
ceza infaz kurumuna veya tutukevine sokan, buralarda bulunduran veya kullanan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan suçların hükümlü veya tutukluların muhafazasıyla görevli kişiler tarafından işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.
(4) Bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan suçların konusunu oluşturan eşyayı yanında bulunduran veya kullanan hükümlü veya tutuklu, bunu kimden ve ne suretle elde ettiği hususunda bilgi verirse, verilecek ceza yarı oranında indirilir." hükmü yer almaktadır.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde;
Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince; Bafra T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olan sanığın elektrikli dövme makinesi bulundurduğu ve bu şekilde üzerine atılı suçu işlediği gerekçesiyle mahkumiyetine karar verilmiş ise de;
Adli emanette kayıtlı eşya ile ilgili olarak yapılan uzman incelemesinde; 6136 Sayılı Yasaya göre yasak niteliğini haiz olmadığı, tetkik konusu aletin "saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler" tabirine uygun olarak değerlendirilmesi gerektiği mütalaa edilmiştir.
Madde bendinde saldırıda kullanılmak üzere yapılma ya da saldırı ve savunmaya elverişlilik kıstası getirilmediğine göre, bir eşyanın bu bent kapsamında değerlendirilebilmesi için, saldırı ve savunma aracı niteliğinde olması şarttır. Bir eşya, ya bizatihi saldırı ve savunma aracı olabilir, ya da saldırı ve savunmada kullanılması suretiyle bu niteliği kazanır. Dolayısıyla, bir eşyanın, saldırı ve savunmada kullanılmaksızın sadece bulundurulması durumunda, bizatihi saldırı ve savunma aracı niteliğinde olup olmadığının belirlenmesi gerekecektir. Bir eşyanın saldırı ve savunmada kullanılması dışında asli bir başka fonksiyonu yok ise (örneğin kırık cam parçası, sivri demir parçası), ya da saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış ancak bulundurulması ayrı bir suç oluşturmayacak nitelikteki bir eşya ise, bu bendin uygulama kapsamında olacak; eğer eşya, saldırı ve savunmaya elverişli olmasına karşın, kitap okumak, terlik, ayakkabı, atkı, kemer için giyilmek, tığ, iğne gibi nesneler için el işinde, dikişte, dövme yapılmasında kullanılmak, kalem için yazıda kullanılmak, jilet için traş olmak gibi asli bir fonksiyonu olmasına karşın, saldırı ve savunmada kullanıldığı durumda da eşya bu bendin uygulama kapsamında olacak, ancak ikinci durumdaki eşyanın saldırı ve savunmada kullanıldığına dair bir iddia yok ise, fiil suç oluşturmayacaktır.
Somut olayda arama sonucunda bulunan dövme makinesinin saldırı ya da savunmada kullanıldığına dair bir iddia da bulunmadığı, dolayısıyla fiilin suç oluşturmadığı, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesi'nin sanığın üzerine atılı suçtan mahkumiyetine ilişkin kararın kaldırılması gerektiği;
5271 Sayılı CMK'nın "Bölge Adliye Mahkemesinde İnceleme ve Kovuşturma" başlıklı 280. maddesi 20/7/2017 tarihli ve 7035 Sayılı Kanun'un 15. maddesiyle, "bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “(c)” ibaresi “(a), (c), (d)” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkraya (a) bendinden sonra gelmek üzere (b) ve (c) bentleri eklenmiş, mevcut (b) ve (c) bentleri (d) ve (e) bentleri olarak teselsül ettirilmiştir." şeklinde değiştirilmiş, yapılan değişiklik sonucu,
5271 Sayılı CMK'nın 280. maddesi;
Madde 280 - (1) Bölge adliye mahkemesi, (…) (1) dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;
a-) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303. maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, şeklinde değiştirilmiştir.
Kendisine atıf yapılan 5271 Sayılı CMK'nın 303/1-a maddesi ise;
Madde 303 - (1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir:
a-) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse... şeklindedir.
Değişikliğe konu yasal mevzuat dosyamıza uyarlandığında, yukarıda da izah edildiği üzere, dosyada olayın daha ziyade aydınlanmasını gerektiren bir durumun bulunmadığı, mevcut deliller ve dosya içeriğinin karar vermeye yeterli olduğu kanaatine ulaşılmış, mevcut deliller ışığında sanığın üzerine atılı infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçunun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı ve eylemin bu haliyle kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle, Bafra 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 29/12/2017 tarihli, 2017/160 (E) ve 2017/510 (K) sayılı kararı sanık hakkında infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün 5271 Sayılı CMK'nın 303/1-a ve 5271 Sayılı CMK'nın 280/1-a maddelerince KALDIRILMASINA,
İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçunun yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca sanık ….'ın müsnet suçtan BERAATİNE,
Bafra adli emanetinin 2016/569 sırasında kayıtlı elektrikli dövme makinesinin dosyada delil olarak saklanmasına,
Sanığın kendisini vekille temsil ettirdiği anlaşılmakla hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre belirlenen 1980 TL maktu vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa VERİLMESİNE,
Yapılan yargılama giderlerinin KAMU ÜZERİNE BIRAKILMASINA
Kararın Dairemizce taraflara tebliğine, Yargıtay nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde Dairemize veya başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine veya herhangi bir Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemesine dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunulması, cezaevinde bulunanlar yönünden aynı süre içerisinde bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle hükmün temyiz edilebileceğine dair, temyiz etmediği taktirde hükmün kesinleşeceği hususu da belirtilerek, 01/06/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)