Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Samsun C. Başsavcılığının 19/12/2014 tarihli, 2013/13919 soruşturma no, 2014/5992 numaralı iddianamesi ile sanık hakkında iftira suçunu işlediğinden bahisle 5237 Sayılı TCK'nun 268/1 maddesi delaletiyle 267/1, 53/1 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Samsun 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 07/02/2017 tarihli, 2013/311 esas, 2017/75 Sayılı kararı ile sanığın üzerine atılı iftira suçunu işlediğinden bahisle 5237 Sayılı TCK'nun 268/1 maddesi delaletiyle 267/1, 53, 58 maddeleri gereğince neticeten 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık istinaf başvuru dilekçesinde özetle; olay günü yapılan aramada ele geçirilen silaha ilişkin bilgisinin olmadığını, atılı suçu kabul etmediğini belirterek hükmü istinaf etmiştir.
Kamu davasına ilişkin somut olay mevzuatta;
5237 Sayılı TCK'nın “İftira” başlıklı 267. maddesinde; “(1) Yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği hâlde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idarî bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması hâlinde, ceza yarı oranında artırılır.
(3) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(4) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması hâlinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.
(5) Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti hâlinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; süreli hapis cezasına mahkûmiyeti hâlinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına hükmolunur.
(6) Mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.
(7) İftira sonucunda mağdur hakkında hapis cezası dışında adlî veya idarî bir yaptırım uygulanmışsa; iftira eden kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(8) İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar.
(9) Basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararı, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilân olunur. İlân masrafı, hükümlüden tahsil edilir”
TCK'nın 268. maddesinde ise "(1)İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır." hükümlerine yer verilmiştir.
İftira suçu, failin suçsuz olduğunu bildiği bir kimseye suç atmasıdır. Özgü suç olarak düzenlenmediği için herkes tarafından işlenebilen iftira suçunda, hukuka aykırı olarak yapılan suç isnadı ile soruşturma başlatılma imkanı bulunduğu takdirde bu suç oluşacaktır. Soruşturma sonucunda takipsizlik kararı verilmesi veya açılan davanın beraatla sonuçlanması suçun oluşumu açısından önem taşımamaktadır. İhbar veya şikâyetin 5271 Sayılı CMK'nın 158. maddesinde gösterilen Cumhuriyet savcılığı, kolluk, mahkemeler, valilik, kaymakamlık ve yurtdışında konsolosluklara yapılması gerekir.
İhbar veya şikâyet, failin suçsuz olduğunu bildiği, başka deyişle suçsuzluğunda şüphe bulunmayan kimse aleyhinde yapılmış olmalıdır. Bu bakımdan, gerçekte işlenmiş bir suç mevcut bulunur, ancak üzerinde şüphe ve iddianın yoğunlaşmış olması nedeniyle ihbar veya şikâyet edilen kişinin suçluluğu kanıtlanamazsa, suçlanan beraat etmiş olsa dahi iftira suçunun unsurları oluşmayacaktır.
TCK'nın 268. maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması, TCK'nın 267/1. maddesinde tanımlanan “iftira” suçunun oluşması için ise, yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunmak suretiyle işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir.
Bu yasal düzenlemeler ve bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Dosyanın incelenmesinde ve İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; ...'nun 01/03/2013 günü sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla Ankara yolu Hedef Ecza Deposu karşısında durdurulduğu, araç içerisinde emniyet görevlileri tarafından arama yapılmak istendiğinde kendisini ... olarak tanıtarak suça konu 9 mm çaplı ruhsatsız tabanca ve 7 adet mermiyi görevlileri teslim ettiği, suça konu tabancayla ilgili alınan ekspertiz raporunda, 6136 Sayılı Kanun kapsamında yasak niteliği haiz silahlardan olduğunun bildirildiği, böylelikle ...'nun bu beyanına istinaden ...'ın üzerine atılı suçu işlediğinden bahisle iddianame tanzim edildiği,
Hakkında dava açıldığını öğrenen ...'ın şikayeti üzerine ... hakkında iftira suçundan yürütülen soruşturma neticesinde 19.12.2014 tarihli tanzim edilen iddianamede ise; sanık ...'nun Samsun ilinde tabanca yakalattığını, emniyette işlem yapılırken kendisini ... olarak tanıttığını, kendisine ait ehliyeti ibraz ederek işlem yaptırdığını, bu sebeple Samsun 4. Asliye Ceza Mahkemesinde ... hakkında 6136 Sayılı Kanuna muhalefet suçundan dava açıldığının anlaşıldığı, bu nedenle sanığın iftira suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılmasının talep edildiği,
Mahkemece her iki iddianamenin birleştirildiği, yapılan yargılama neticesinde sanığın, kolluk tarafından yakalandığı sırada kendisi hakkında yakalanan ruhsatsız silah ile ilgili soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla ... olarak tanıttığı, ... hakkında kamu davası açılmasına sebebiyet verdiği, böylece üzerine atılı iftira suçunu işlediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi'nin sanığın mahkumiyetine dair kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dolayısıyla 5271 Sayılı CMK'nun 280/1-a maddesi dikkate alındığında sanık hakkında verilen İlk Derece Mahkemesi'nin kararında, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve taktirine, incelenen dosya kapsamına göre usul ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşılmakla sanığın yerinde görülmeyen İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
SONUÇ: Kararın İlk Derece Mahkemesince ilgililere tebliğine, kesin olmak üzere 29/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)