Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Bafra C. Başsavcılığının 09/10/2015 tarihli, 2015/759 soruşturma no, 2015/88 numaralı iddianamesi ile sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 Sayılı TCK'nun 204/1,43/1,53/1 (katılanlar ….., …... ile mağdur …..'e yönelik eylemleri nedeni ile) maddeleri gereğince, sanığın özel belgede sahtecilik suçundan 5237 Sayılı TCK'nun 207/1,53/1 (katılan …..'e yönelik eylemi nedeni ile) maddeleri gereğince ve nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 Sayılı TCK'nun 158/1.d,53/1 (katılanlar İ. B. ve Sami'ye yönelik eylemleri nedeni ile) maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Bafra Ağır Ceza Mahkemesi'nin 24/11/2016 tarihli, 2015/221 esas, 2016/207 Sayılı kararı ile sanığın, katılan Kadriye'ye yönelik resmi belgede sahtecilik suçu yönünden beraatine karar verilmiştir.
Katılan Kadriye vekili 26/12/2016 tarihli dilekçesi ile; sanığın atılı suçu işlemesine rağmen söz konusu belgenin bulunamadığı gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca vekalet ücretine de hükmedilmediğini belirterek hükmü istinaf etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince hükmedilen karara karşı sadece katılan vekilinin istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşıldığından; sanık hakkında katılan Kadriye'ye yönelik resmi belgede sahtecilik suçu yönünden yapılan incelemede;
Resmi belgede sahtecilik suçunun temel şekli ise TCK'nun 204/1. maddesinde; "Bir resmî belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmî belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” biçiminde düzenlenmiştir.
Suçun konusu resmi belgedir. Suçla korunan hukuki yarar ise kamu güveni olup, suçun mağduru da toplumu oluşturan tüm bireylerdir. Bununla birlikte suçun işlenmesiyle haksızlığa uğrayan gerçek ve tüzel kişilerin suçtan zarar görmeleri mümkün olduğundan, gerçek ve tüzel kişiler de yargılamaya katılabileceklerdir.
Resmi belgede sahtecilik suçu seçimlik hareketli bir suç olarak tanımlanmıştır.
Birinci seçimlik hareket, resmi belgeyi sahte olarak düzenlemektir. Bu seçimlik hareketle, resmi belge esasında mevcut olmadığı hâlde, mevcutmuş gibi sahte olarak üretilmektedir. İkinci seçimlik hareket, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmektir. Bu seçimlik hareketle, esasında mevcut olan resmi belge üzerinde silmek veya ilaveler yapmak suretiyle değişiklik yapılmaktadır. Birinci ve ikinci seçimlik hareketle bağlantılı olarak belirtilmek gerekir ki; sahteciliğin, belge üzerindeki bilgilerin bir kısmına veya tamamına ilişkin olmasının, suçun oluşması açısından bir önemi bulunmamaktadır. Üçüncü seçimlik hareket ise, sahte resmi belgeyi kullanmaktır. Kullanılan sahte belgenin kişinin kendisi veya başkası tarafından düzenlenmiş olmasının bir önemi yoktur. Kullanma mütemadi suç şeklinde de gerçekleşebilir.
Suçun oluşabilmesi için düzenlenen veya değiştirilen ya da kullanılan belgenin, gerçek bir belge olduğu konusunda kişiyi yanıltıcı nitelikte olması gerekir. Aldatıcılık özelliği bu suçun temel unsuru olup, özel bir incelemeye tabi tutulmadıkça gerçek olmadığı anlaşılamayan belge, sahte belge olarak kabul edilmelidir. Sahteciliğin kişileri aldatacak nitelikte (nesnel) olup olmadığı ve beş duyuyla ilk bakışta anlaşılabilir olup olmadığı, şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
İddia, sanık savunması, mağdur, müşteki, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; katılan İ. B. Ay'ın müşteki Kadriye Bezaz'dan suça konu aracı satın aldığı ancak aracın devrini üzerine almadığı, sanığın, katılan İ. B. Ay'a ait araç kiralama yapılan işyerinden Nail Alkan'a ait kimlik ve sürücü belgesi ile suça konu aracı kiraladığı, sanığın kiraladığı araçla Samsun'a geldiği ve aracı Sami'ye sattığının İlk Derece Mahkemesince kabul edildiği olayda; sanık hakkında Kadriye'ye yönelik resmi belgede sahtecilik suçlarından kamu davası açılmışsa da sahte belgeler ele geçirilemediğinden ve üzerlerinde bilirkişi incelemesi yapılamadığından (iğfal kabiliyeti olup olmadığı hususunda) sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak delil elde edilemediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince sanığın, katılan Kadriye'ye yönelik resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraatine dair kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Her ne kadar katılan vekili istinaf başvuru dilekçesinde vekalet ücretine hükmedilmediğini belirtmiş ise de; İlk Derece Mahkemesince sanığın, katılan Kadriye'ye yönelik eylemi nedeni ile beraatine karar verildiği anlaşıldığından, vekalet ücretine hükmedilmemesinde de bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dolayısıyla 5271 Sayılı CMK'nun 280/1-a maddesi dikkate alındığında sanık hakkında katılan Kadriye'ye yönelik eylemi nedeni ile verilen İlk Derece Mahkemesi'nin kararında, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve taktirine, incelenen dosya kapsamına göre usul ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşılmakla katılan Kadriye vekilinin yerinde görülmeyen İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Kararın Bafra Ağır Ceza Mahkemesince ilgililere tebliğine, kesin olmak üzere 03/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)