(5237 S. K. m. 204) (5271 S. K. m. 280, 303)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Kara Kuvvetleri Komutanlığı 48. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı Askeri Savcılığının 2017/79 esas sayılı iddianamesi ile sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı 48.Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesinin görevsizlik kararı ile dosyanın Samsun Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesine gönderildiği ve yapılan tevzi sonucunda dosyanın Samsun 3.Asliye Ceza Mahkemesine gönderildiği, anılan mahkemenin 2017/710 esas sayılı dosyasında sanığın üzerine atılı suçtan mahkumiyetine, mahkumiyet hükmünün açıklanmasının 5 yıl süreyle geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 31/10/2012 tarihinde kesinleştiği, karar kesinleştikten sonraki süreçte sanığın denetim süresi içerisinde 2016 yılında kasıtlı bir suçtan mahkumiyetine verildiğine ilişkin Adana 4.Asliye Ceza Mahkemesinin 23/06/2017 tarihli, 2017/355 esas, 2017/570 sayılı kararı ile ihbarda bulunulması üzerine dosyanın yeniden esasa kayıt edildiği ve Samsun 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/12/2017 tarihli, 2017/599 (E) ve 2017/802 (K) sayılı kararı ile sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanmasına karar verilerek, sanığın üzerine atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.
Sanık müdafii istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek hükmü istinaf etmiştir.
Kamu davasına konu somut olaya ilişkin mevzuatta;
Resmi belgede sahtecilik suçunun temel şekli TCK'nın 204/1-2. maddesinde; " Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmî belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” biçiminde düzenlenmiştir.
Suçun konusu resmi belgedir. Suçla korunan hukuki yarar ise kamu güveni olup, suçun mağduru da toplumu oluşturan tüm bireylerdir. Bununla birlikte suçun işlenmesiyle haksızlığa uğrayan gerçek ve tüzel kişilerin suçtan zarar görmeleri mümkün olduğundan, gerçek ve tüzel kişiler de yargılamaya katılabileceklerdir.
Resmi belgede sahtecilik suçu seçimlik hareketli bir suç olarak tanımlanmıştır. Birinci seçimlik hareket, resmi belgeyi sahte olarak düzenlemektir. Bu seçimlik hareketle, resmi belge esasında mevcut olmadığı halde, mevcutmuş gibi sahte olarak üretilmektedir. İkinci seçimlik hareket, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmektir. Bu seçimlik hareketle, esasında mevcut olan resmi belge üzerinde silmek veya ilaveler yapmak suretiyle değişiklik yapılmaktadır. Birinci ve ikinci seçimlik hareketle bağlantılı olarak belirtilmek gerekir ki; sahteciliğin, belge üzerindeki bilgilerin bir kısmına veya tamamına ilişkin olmasının, suçun oluşması açısından bir önemi bulunmamaktadır. Üçüncü seçimlik hareket ise, sahte resmi belgeyi kullanmaktır. Kullanılan sahte belgenin kişinin kendisi veya başkası tarafından düzenlenmiş olmasının bir önemi yoktur. Kullanma mütemadi suç şeklinde de gerçekleşebilir.
Suçun oluşabilmesi için düzenlenen veya değiştirilen ya da kullanılan belgenin, gerçek bir belge olduğu konusunda kişiyi yanıltıcı nitelikte olması gerekir. Aldatıcılık özelliği bu suçun temel unsuru olup, özel bir incelemeye tabi tutulmadıkça gerçek olmadığı anlaşılamayan belge, sahte belge olarak kabul edilmelidir. Sahteciliğin kişileri aldatacak nitelikte (nesnel) olup olmadığı ve beş duyuyla ilk bakışta anlaşılabilir olup olmadığı, şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olay incelendiğinde;
Suça konu üzerinde tahrifat yapılı belgenin dosya arasında olduğu anlaşılmakla, incelenmesinde; ön yüzü asker hastane sevk evrakı olan belgenin, arka yüzünde doktor tarafından hastaya elle yazılan rapor bölümü üzerinde tahrifat yapıldığı, siyah renkli tükenmez kalem ile "1 gün istirahati uygundur" yazısının, 1'in önüne 0 eklenerek "10 gün istirahati uygundur." haline getirildiği, 1 rakamının yanına sonradan eklenen 0 rakamının titrek ve kararsız bir elle yazıldığı, renginin daha soluk olduğu ilk bakışta sonradan ekleme yapıldığının anlaşıldığının gözlemlendiği,
Dairemizce dosya arasında bulunan belge üzerinde yapılan gözlem neticesinde, belgenin aldatma kabiliyetini haiz olmadığı kanaatine varıldığı,
Bunun yanında dosya arasında bulunan 01/07/2010 tarihli sanığın komutanları tarafından düzenlenen tutanakta da "evraktaki tahrifat ve değişikliğin hemen fark edildiği" ayrıca, "olayın hemen fark edildiği için üzerinde tahrifat yapılmış evrakın kullanılmadığı" hususlarının belirtildiği,
Olay günü sanığı hastaneye götüren hastane çavuşunun da aşamalarda tanık olarak alınan beyanında sanığın belge üzerinde yaptığı tahrifatı hemen fark ettiğini beyan ettiği,
Suça konu belge üzerinde yapılan tahrifatın iğfal kabiliyetini haiz olmadığının anlaşılması karşısında sanığın üzerine atılı sahtecilik suçunun yasal unsurları itibariyle oluşmayacağı anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılması lüzumu bulunduğu,
5271 sayılı CMK'nın "Bölge Adliye Mahkemesinde İnceleme ve Kovuşturma" başlıklı 280. maddesi 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle, "bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “(c)” ibaresi “(a), (c), (d)” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkraya (a) bendinden sonra gelmek üzere (b) ve (c) bentleri eklenmiş, mevcut (b) ve (c) bentleri (d) ve (e) bentleri olarak teselsül ettirilmiştir." şeklinde değiştirilmiş, yapılan değişiklik sonucu,
5271 sayılı CMK'nın 280. maddesi;
Madde 280 - (1) Bölge adliye mahkemesi, (…) (1) dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;
a) İlk Derece Mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, şeklinde değiştirilmiştir.
Kendisine atıf yapılan 5271 sayılı CMK'nın 303/1-a maddesi ise;
Madde 303 - (1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir:
a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse... şeklindedir.
Değişikliğe konu yasal mevzuat dosyamıza uyarlandığında, yukarıda da izah edildiği üzere, dosyada olayın daha ziyade aydınlanmasını gerektiren bir durumun bulunmadığı, mevcut deliller ve dosya içeriğinin karar vermeye yeterli olduğu kanaatine ulaşılmış, mevcut deliller ışığında sanığın üzerine atılı eylemin yasal unsurları itibariyle oluşmadığı anlaşılmakla, Samsun 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/12/2017 tarihli, 2017/599 (E) ve 2017/802 (K) sayılı ilamıyla müsnet suçtan sanık E. S. K. hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün
5271 sayılı CMK'nın 303/1-a ve aynı Kanunun 280/1-a maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA,
Sanık E. S. K.'in üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla, sanığın müsnet suçtan CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca BERAATİNE,
Yapılan yargılama giderlerinin hazine üzerinde BIRAKILMASINA,
Yargıtay nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde Dairemize veya başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine veya herhangi bir Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemesine dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunulması, cezaevinde bulunanlar yönünden aynı süre içerisinde bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle hükmün temyiz edilebileceğine dair, temyiz etmediği takdirde hükmün kesinleşeceği hususu da belirtilerek, 06.04.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)