(5237 S. K. m. 204) (5271 S. K. m. 223, 280)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Samsun C. Başsavcılığının 25/04/2017 tarihli, 2017/7420 soruşturma nolu iddianamesi ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinden bahisle 5237 Sayılı TCK'nun 204/1, 53 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Samsun 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/09/2017 tarihli, 2017/343 (E) ve 2017/575 (K) sayılı kararı ile sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle 5271 Sayılı CMK'nun 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verildiği görülmüştür.
O yer C. Savcısı istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme sonucu sanık hakkında verilen beraat kararının usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle hükmü istinaf etmiştir.
Kamu davasına konu somut olaya ilişkin mevzuatta:
Resmi belgede sahtecilik suçunun temel şekli TCK'nın 204/1-2. maddesinde; " Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” biçiminde düzenlenmiştir.
Suçun konusu resmi belgedir. Suçla korunan hukuki yarar ise kamu güveni olup, suçun mağduru da toplumu oluşturan tüm bireylerdir. Bununla birlikte suçun işlenmesiyle haksızlığa uğrayan gerçek ve tüzel kişilerin suçtan zarar görmeleri mümkün olduğundan, gerçek ve tüzel kişiler de yargılamaya katılabileceklerdir.
Resmi belgede sahtecilik suçu seçimlik hareketli bir suç olarak tanımlanmıştır. Birinci seçimlik hareket, resmi belgeyi sahte olarak düzenlemektir. Bu seçimlik hareketle, resmi belge esasında mevcut olmadığı hâlde, mevcutmuş gibi sahte olarak üretilmektedir. İkinci seçimlik hareket, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmektir. Bu seçimlik hareketle, esasında mevcut olan resmi belge üzerinde silmek veya ilaveler yapmak suretiyle değişiklik yapılmaktadır. Birinci ve ikinci seçimlik hareketle bağlantılı olarak belirtilmek gerekir ki; sahteciliğin, belge üzerindeki bilgilerin bir kısmına veya tamamına ilişkin olmasının, suçun oluşması açısından bir önemi bulunmamaktadır. Üçüncü seçimlik hareket ise, sahte resmi belgeyi kullanmaktır. Kullanılan sahte belgenin kişinin kendisi veya başkası tarafından düzenlenmiş olmasının bir önemi yoktur. Kullanma mütemadi suç şeklinde de gerçekleşebilir.
Suçun oluşabilmesi için düzenlenen veya değiştirilen ya da kullanılan belgenin, gerçek bir belge olduğu konusunda kişiyi yanıltıcı nitelikte olması gerekir. Aldatıcılık özelliği bu suçun temel unsuru olup, özel bir incelemeye tabi tutulmadıkça gerçek olmadığı anlaşılamayan belge, sahte belge olarak kabul edilmelidir. Sahteciliğin kişileri aldatacak nitelikte (nesnel) olup olmadığı ve beş duyuyla ilk bakışta anlaşılabilir olup olmadığı, şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir.
Bu bilgiler ve yasal düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
İlk Derece Mahkemesince; Samsun Gazi Devlet Hastanesi'nce sanığın kızı olan S. A. hakkında engelli sağlık kurulu raporu muayene formunda tabipler tarafından teşhislerin yazıldığı kısma göz ile ilgili bölümdeki doktor yazısının yanına ayrıca %25 ve nöroloji bölümü kısmında yer alan miktarda değişiklik yaparak %18 yazması şeklindeki gerçekleştirdiği eyleminde sanığın farklı kalemle yazdığı eklemelerin forma bakıldığında kolayca tespit edilebildiği, yapılan bu işlemin aldatma kabiliyetinden yoksun olduğu, bu sebeple sanık tarafından yapılan oynamaların raporu düzenleyen Gazi Devlet Hastanesi tarafından 22.02.2017 tarihli tutanakla tespit edildiği ve ihbarda bulunulduğu ancak ihbara konu raporun İlk Derece Mahkemesince duruşmada yapılan incelemesinde aldatma kabiliyetinden yoksun olduğunun tespit edildiği, bu nedenle sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmaması sebebiyle İlk Derece Mahkemesinin sanığın atılı suçtan beraatine karar verildiği, her ne kadar O yer C. Savcısı istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu belge üzerinde kriminal incelemesi yaptırılması gerektiğini belirtmiş ise de; Yargıtay 15.Ceza Dairesinin 17/10/2017 tarihli, 2017/1734 E-2017/20591 K sayılı kararında da belirtildiği üzere; yapılan sahtecilikte aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayininin hakime ait olduğunun belirtilmesi ve İlk Derece Mahkemesince de söz konusu belgelerin getirtilip, duruşmada incelenerek, aldatma kabiliyetinden yoksun olduğunun gözlemlenmesi karşısında O yer C. Savcısının istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir.
Dolayısıyla 5271 sayılı CMK'nun 280/1-a maddesi dikkate alındığında sanık hakkında verilen İlk Derece Mahkemesinin kararında, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre usul ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı anlaşılmakla O yer C. Savcısının yerinde görülmeyen İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Kararın İlk Derece Mahkemesince ilgililere tebliğine, kesin olmak üzere 10.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)