(5237 S. K. m. 43, 51, 53, 62, 204, 210) (5271 S. K. m. 231, 280, 303)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Trabzon C. Başsavcılığının 01/06/2017 tarihli, 2015/7693 soruşturma nolu iddianamesi ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla 5237 Sayılı TCK'nun 204/1, 43/1, 53/1 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Trabzon 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/09/2017 tarihli, 2017/291 (E) ve 2017/434 (K) sayılı kararı ile sanık hakkında üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği gerekçesiyle 5237 Sayılı TCK'nun 204/1, 43/1, 53/1, 62/1 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık müdafii istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek hükmi istinaf etmiştir.
Kamu davasına konu somut olaya ilişkin mevzuatta;
Sanığa isnat olunan diğer suç ise Resmi belgede sahtecilik suçunun temel şekli TCK'nun 204/1. maddesinde; "Bir resmî belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmî belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”
Aynı yasanın 210/2. Maddesi ise; "(2) Gerçeğe aykırı belge düzenleyen tabip, diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire veya diğer sağlık mesleği mensubu, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Düzenlenen belgenin kişiye haksız bir menfaat sağlaması ya da kamunun veya kişilerin zararına bir sonuç doğurucu nitelik taşıması hâlinde, resmî belgede sahtecilik hükümlerine göre cezaya hükmolunur." biçiminde düzenlenmiştir.
Suçun konusu resmi belgedir. Suçla korunan hukuki yarar ise kamu güveni olup, suçun mağduru da toplumu oluşturan tüm bireylerdir. Bununla birlikte suçun işlenmesiyle haksızlığa uğrayan gerçek ve tüzel kişilerin suçtan zarar görmeleri mümkün olduğundan, gerçek ve tüzel kişiler de yargılamaya katılabileceklerdir.
Resmi belgede sahtecilik suçu seçimlik hareketli bir suç olarak tanımlanmıştır.
Birinci seçimlik hareket, resmi belgeyi sahte olarak düzenlemektir. Bu seçimlik hareketle, resmi belge esasında mevcut olmadığı hâlde, mevcutmuş gibi sahte olarak üretilmektedir. İkinci seçimlik hareket, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmektir. Bu seçimlik hareketle, esasında mevcut olan resmi belge üzerinde silmek veya ilaveler yapmak suretiyle değişiklik yapılmaktadır. Birinci ve ikinci seçimlik hareketle bağlantılı olarak belirtilmek gerekir ki; sahteciliğin, belge üzerindeki bilgilerin bir kısmına veya tamamına ilişkin olmasının, suçun oluşması açısından bir önemi bulunmamaktadır. Üçüncü seçimlik hareket ise, sahte resmi belgeyi kullanmaktır. Kullanılan sahte belgenin kişinin kendisi veya başkası tarafından düzenlenmiş olmasının bir önemi yoktur. Kullanma mütemadi suç şeklinde de gerçekleşebilir.
Suçun oluşabilmesi için düzenlenen veya değiştirilen ya da kullanılan belgenin, gerçek bir belge olduğu konusunda kişiyi yanıltıcı nitelikte olması gerekir. Aldatıcılık özelliği bu suçun temel unsuru olup, özel bir incelemeye tabi tutulmadıkça gerçek olmadığı anlaşılamayan belge, sahte belge olarak kabul edilmelidir. Sahteciliğin kişileri aldatacak nitelikte (nesnel) olup olmadığı ve beş duyuyla ilk bakışta anlaşılabilir olup olmadığı, şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın açıkça suça konu senetleri kardeşi Ö. A. adına imzaladığını kabul ettiğini, tanık olarak beyanı alınan Ö. A.'ın da bu durumu beyanında desteklediği, katılan tarafın da senetlerin sanık tarafından huzurunda imzalanıp verildiğini ifade etmiş olması karşısında, sözkonusu senetlerin şüpheye yer bırakmayacak şekilde sanık tarafından kardeşi Ö. A. adına imzalanmak suretiyle düzenlendiği ve sonrasına icra takibinde Ö. A.'ın itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verilen olayda sanığın suça konu senetleri sahte olarak düzenlediği anlaşılmakla sanığın üzerine atılı suçu işlediğine yönelik İlk Derece Mahkemesinin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte;
5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinin uygulanabilmesi için "bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi" gerektiği, katılanın aşamalarda, sanıktan alacağına karşılık olarak, suça konu senetlerin sanık tarafından huzurunda, yanında kardeşi de olduğu halde düzenlenerek kendisine verildiğini beyan etmesi, ilk derece mahkemesince de sanığın borcuna karşılık yargılamaya konu senetleri düzenleyip katılana verdiğinin kabul edilmesi nazara alınarak; sanığın, katılandan almış olduğu arabalar karşılığında oluşan borcuna karşılık suça konu bonoları aynı anda katılana vermek şeklinde gerçekleşen eyleminde, sahte belgelerin farklı tarihlerde düzenlendiğine dair kesin delil bulunmayıp, suçun aynı anda işlendiğinin kabul edilmesi gerekliliği karşısında zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden, sanık hakkında yazılı şekilde zincirleme suretiyle resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulmak suretiyle fazla ceza tayin edilmesi kanuna aykırı olup, sanık müdafinin istinaf başvurusu bu yönden yerinde görülmüş ise de, bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmeyip CMK’nın 303/1 ve 280/1-a. maddeleri uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan;
Trabzon 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/09/2017 tarihli ve 2017/291 esas, 2017/434 sayılı kararı ile sanık Ü. K. hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün CMK'nun 280/2. Maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
1-Sanık Ü. K.'ın üzerine atılı ve sabit olan resmi belgede sahtecilik eylemine uyan 5237 Sayılı TCK.nun 204/1 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, suç kastının ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik nazara alınarak takdiren 2 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2-Sanığın fiilden sonra ve yargılama sürecindeki saygılı tutum ve davranışları ile cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak cezası 5237 Sayılı TCK.nun 62/1 maddesi gereğince taktiren 1/6 oranında indirilerek 1 YIL 8 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
3-Sanığa verilen cezadan başkaca artırma ve eksiltme yapılmasına takdiren YER OLMADIĞINA,
4-Sanığın kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetinin yasal sonucu olarak, 5237 sayılı TCK’nın 53 maddesinin 1. fıkrasında sayılan hakları kullanmaktan YOKSUN BIRAKILMASINA, ancak aynı maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince, sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından hak yoksunluğu UYGULANMAMASINA,
5- Sanığın araba satışından kaynaklanan suça konu bonoları ödememek suretiyle katılanı zarara uğrattığı, bu nedenle koşulları oluşmadığı anlaşıldığından 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesi gereğince sanık hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına YER OLMADIĞINA,
6-Sanığın daha önceden kasıtlı bir suçtan 3 aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olması ve yargılama sürecindeki davranışları dikkate alınarak, cezasının ertelenmesi halinde tekrar suç işlemeyeceği konusunda Dairemizde olumlu kanaat oluştuğundan sanığa verilen hapis cezasının TCK'nun 51. maddesi gereğince ERTELENMESİNE,
7-Sanık hakkında TCK'nrn 51/3. Maddesi gereğince 2 YIL SÜREYLE DENETİM SÜRESİ BELİRLENMESİNE,
8-Sanık hakkında denetim süresi içerisinde herhangi bir yükümlülük yüklenmesine takdiren YER OLMADIĞINA,
9-TCK'nın 51/7 maddesi gereğince sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezanın kısmen ve tamamen infaz kurumunda çektirileceğinin ihtarına (İHTARAT YAPILAMADI)
10-Adli Emanetin 2015/1224 sırasına kayıtlı senedin karar kesinleştiğinde dosyada delil olarak SAKLANMASINA,
11-İlk Derece Mahkemesince yapılan 9 adet davetiye gideri toplam 99 TL, 2 tebligat 25 TL olmak üzere toplam 124 TL'nin sanıktan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Kararın İlk Derece Mahkemesince ilgililere tebliğine, kesin olmak üzere 06/03/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)