(5237 S. K. m. 43, 53, 58, 157, 158, 204) (5271 S. K. m. 280) (15. CD. 26.11.2015 T. 2013/17885 E. 2015/31459 K.)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Samsun C. Başsavcılığının 08/06/2012 tarihli, 2012/3471 soruşturma nolu iddianamesi ile sanık hakkında mağdurlar O. K., M. K. ile Samsun SGK İl Müdürlüğüne yönelik zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarını işlediğinden bahisle 5237 Sayılı TCK'nun 158/1-e, 43/1; 204/1, 43/1; 53 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle Samsun 1.Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmış ve dosyanın 2012/177 esas sırasına kaydı yapılmış, Samsun C. Başsavcılığının 26/02/2013 tarih 2013/2096 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında katılan R. E. ve Samsun SGK İl Müdürlüğü'ne yönelik resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlediği iddiasıyla 5237 Sayılı TCK nın 204/1, 53/1; 158/1-e, 58/6 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle Samsun 2.Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı ve 2013/84 esas sırasına kaydının yapıldığı ve bu dosya ile yine aynı mahkemenin 2012/13 esas sayılı dava dosyası arasında taraflar ve suç açısından fiili ve hukuki irtibat bulunduğu gerekçesiyle her iki dava dosyasının birleştirilmesine karar verildiği, Samsun C. Başsavcılığının 08/12/2011 tarihli, 2011/26308 soruşturma nolu dosyasında verilen birleştirme kararı ile sanığın, katılanlar Z. Z. A., F. M., G. A., C. E. G., İ. D., A. M. T., N. D., E. B., F. T. Ş., Ş. A., F. Ç., A. B., H. Y., G. Ö., E. A., P. K., Z. Ç., Ö. T., S. K.'a yönelik Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık suçunu işlediğinden bahisle 5237 Sayılı TCK'nun 158/1-e, 43/1, 53 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle yapılan soruşturma sonucunda Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/19023 soruşturma sırasında kayıtlı evrakı arasında hukuki ve fiili irtibat bulunması nedeniyle her iki evrakın birleştirilmesine, 2011/26308 nolu soruşturma kaydının bu şekilde kapatılmasına, soruşturmanın 2011/19023 nolu kayıt üzerinden devamına karar verildiği,
Samsun C. Başsavcılığının 19/12/2011 tarihli, 2011/19023 soruşturma nolu iddianamesi ile sanık hakkında katılanlar G. A., E. A., P. K., R. E., A. E. ve Samsun SGK İl Müdürlüğüne yönelik olarak işlemiş olduğu resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarını işlediğinden bahisle 5237 Sayılı TCK'nun 204/1, 43/1; 158/1-e, 43/1 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası ve Samsun 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/13 esas sırasına kaydı yapılmış ve bu dosya ile Samsun 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/177 esas dosyası arasında bir sanık hakkında birden çok suç isnadı nedeniyle bağlantı bulunduğundan davaların birleştirilmesine, yargılamanın Samsun 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/177 esas sayılı dava dosyası üzerinden yürütülmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Samsun 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 19/06/2017 tarihli, 2012/177 (E) ve 2017/266 (K) sayılı kararı ile sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediği gerekçesiyle atılı suçlardan ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık müdafii istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek hükmü istinaf etmiştir.
Kamu davasına konu somut olay mevzuatta;
Resmi belgede sahtecilik suçunun temel şekli TCK'nın 204/1-2. maddesinde; "Bir resmî belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmî belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmî bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmî belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” biçiminde düzenlenmiştir.
Suçun konusu resmi belgedir. Suçla korunan hukuki yarar ise kamu güveni olup, suçun mağduru da toplumu oluşturan tüm bireylerdir. Bununla birlikte suçun işlenmesiyle haksızlığa uğrayan gerçek ve tüzel kişilerin suçtan zarar görmeleri mümkün olduğundan, gerçek ve tüzel kişiler de yargılamaya katılabileceklerdir.
Resmi belgede sahtecilik suçu seçimlik hareketli bir suç olarak tanımlanmıştır. Birinci seçimlik hareket, resmi belgeyi sahte olarak düzenlemektir. Bu seçimlik hareketle, resmi belge esasında mevcut olmadığı hâlde, mevcutmuş gibi sahte olarak üretilmektedir. İkinci seçimlik hareket, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmektir. Bu seçimlik hareketle, esasında mevcut olan resmi belge üzerinde silmek veya ilaveler yapmak suretiyle değişiklik yapılmaktadır. Birinci ve ikinci seçimlik hareketle bağlantılı olarak belirtilmek gerekir ki; sahteciliğin, belge üzerindeki bilgilerin bir kısmına veya tamamına ilişkin olmasının, suçun oluşması açısından bir önemi bulunmamaktadır. Üçüncü seçimlik hareket ise, sahte resmi belgeyi kullanmaktır. Kullanılan sahte belgenin kişinin kendisi veya başkası tarafından düzenlenmiş olmasının bir önemi yoktur. Kullanma mütemadi suç şeklinde de gerçekleşebilir.
Suçun oluşabilmesi için düzenlenen veya değiştirilen ya da kullanılan belgenin, gerçek bir belge olduğu konusunda kişiyi yanıltıcı nitelikte olması gerekir. Aldatıcılık özelliği bu suçun temel unsuru olup, özel bir incelemeye tabi tutulmadıkça gerçek olmadığı anlaşılamayan belge, sahte belge olarak kabul edilmelidir. Sahteciliğin kişileri aldatacak nitelikte (nesnel) olup olmadığı ve beş duyuyla ilk bakışta anlaşılabilir olup olmadığı, şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir.
Dolandırıcılık suçunun temel hali 5237 Sayılı TCK'nın 157. maddesinde, nitelikli halleri ise 5237 sayılı TCK'nın 158. maddesinde düzenlenmiştir.
Madde 158 - (1) Dolandırıcılık suçunun;
e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,.....
işlenmesi hâlinde, iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Değişik cümle: 03/04/2013-6456 S.K./40.mad) Ancak, (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz." hükmü bulunmaktadır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK'nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
İlk Derece Mahkemesince; katılanlar ve mağdurların ilaç almadıkları halde maaşlarında ilaç harcamaları sebebiyle kesintiler yapıldığını tespit ettikleri, daha sonra eczanelerde kendi adlarına alınan ilaçların sorgulamasını yaptıklarında bir çok ilacın bilgileri dışında yazdırılarak eczanelerden alındığını görmeleri üzerine, bu olay ile ilgili olarak Samsun İl Sağlık Müdürlüğü'ne yapmış oldukları şikayet üzerine yapılan soruşturma sonucu açılan dava içeriğine göre Stablon" isimli ilacın bağımlısı olan sanık K. Ç.'ın, bu ilacı kendisi için temin edebilmek amacıyla, mağdurlar O. K. ve M. K. ile annesinin amcası olan katılanlar R. E. ve eşi A. E.'nın bilgileri dışında, mağdurlar ve katılanların T.C. Kimlik Numaralarını kullanarak, sağlık kuruluşlarında sadece T.C. Kimlik Numarası ile muayene edilerek ilaç yazılabilmesinden istifade etmek suretiyle, 15/01/2010 tarihi ile 25/10/2011 tarihleri arasında, farklı hastane ve doktorlara bu ilacı ve bu ilaç yanında dikkat çekmemesi için başka ilaçları birçok kez reçete ettirdiği, reçeteleri değişik eczanelere götürdüğü, bu reçetelerin arkalarını mağdurlar ve katılanlar yerine sahte olarak imzaladığı, ilaçları teslim aldığı, bu şekilde kamu kurumu niteliğinde bulunan Sosyal Güvenlik Kurumu'nun eczanelere haksız ödemede bulunmasına sebebiyet vermek suretiyle, zincirleme şekilde resmi evrakta sahtecilik ve zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediği, sanığın katılan kurum SGK'nın zararını kovuşturma aşamasında tazmin ettiği ancak adlarına ilaç yazılması nedeniyle maaşlarında kesinti yapılan mağdurların ve eczane sahibi bir kısım katılanların zararlarını karşılamadığı, sanığın aynı şekilde, başkaca mağdurlara karşı, 2009 yılında işlediği eylemleri nedeniyle Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/12/2011 tarih, 2011/196 Esas ve 2011/343 Karar sayılı kararı ile, TCK'nın 204/1, 43/1 ve TCK'nın 158/1-e-son, 43/1 maddeleri gereğince mahkumiyetine dair kararın, Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 26/11/2015 tarih, 2013/17885 Esas ve 2015/31459 Karar sayılı ilamı ile onandığı, sanık hakkında mahkumiyet kararı kesinleşen bu suçun suç tarihi ile dava konusu suç tarihi arasında TCK 43. Maddesinin uygulanmasını gerektirecek bir süreklilik olup olmadığı yönünden inceleme yapıldığında; dava konusu eylemlerin bir kısmının sanık hakkında kesinleşen karardan sonra olduğu her iki suç tarihi arasında uzun sayılabilecek bir süre bulunduğu, dava konusu eylemlerin anılan mahkemenin 2011/196 Esas ve 2011/343 Karar sayılı ilamındaki eylemlerin devamı sayılamayacağı farklı tarihlerde işlenen aynı mahiyette eylemler olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince sanığın atılı suçlardan ayrı ayrı mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
Hakkında katılma kararı verilen C. E. G., İ. D., A. M. T., N. D., E. B., F. T. Ş., Ş. A., F. Ç., A. B., H. Y., G. Ö., Z. Ç., Ö. T., S. K., Ö. P., Z. Z. A., F. M., Samsun SGK İl Müdürlüğü'nün kararda müşteki olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiş,
Yine mağdurlar O. K. ve M. K.'nin gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi de mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
Sanık hakkında 2008- 2011 yılları arasında gerçekleştirdiği benzer nitelikteki eylemlerinden dolayı 4 ayrı iddianame düzenlenmiştir. Sanık hakkında düzenlenen ilk iddianame 12/05/2011 tarihli iddianamedir. Sanık hakkında bu iddianame ile kamu davası açıldıktan sonra 14/12/2011 tarihinde ikinci iddianame düzenlenmiş, 08/06/2012 tarihinde üçüncü iddianame düzenlenmiş, 26/02/2013 tarihinde ise dördüncü iddianame düzenlenmiştir.
Sanık hakkında düzenlenen 12/05/2011 tarihli ilk iddianame Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 2011/196 esas ve 2011/343 karar sayılı kararı ile karara bağlanmıştır ve sanık hakkında bu mahkemece verilen mahkumiyet kararı Yargıtay nezdinde onanmak suretiyle kesinleşmiştir.
Sanık hakkında 14/12/2011 tarihli iddianame ile açılan kamu davası, 08/06/2012 tarihli iddianame ile açılan kamu davası ve 26/02/2013 tarihli kamu davası ile açılan iddianameler kovuşturma aşamasında birleştirilmiştir. İstinaf incelemesine konu mahkumiyet kararına dayanak iddianameler bu üç iddianamedir.
Sanık müdafii istinaf dilekçesinde sanık hakkında ilk açılan iddianamedeki eylemler ile sonrakilerinin aynı nitelikte olduğunu, sonradan açılan kamu davalarının mükerrer olduğunu iddia etmiş ise de; sanık hakkında ilk açılan 12/05/2011 tarihli iddianame ile sanığın eylemleri hukuki kesintiye uğramıştır.
Sanık hakkında açılan 2. Davanın (14/12/2011 tarihli) iddianamesindeki belirtilen sahtecilik ve dolandırıcılığa konu 21 adet reçetenin bir kısmı ilk iddianame tarihinde önceki tarihli ise de; bu iddianamede belirtilen,
1-) 17/08/2011 tarihinde Samsun Gazi Devlet Hastanesinden yazdırılan
2-) 25/10/2011 tarihinde Aile hekimi Dr. C. D.’na yazdırılan
3-) 11/09/2011 tarihinde Samsun Özel Büyük Anadolu Hastanesinden yazdırılan
4-) 25/11/2011 tarihinde Aile hekimi Dr. H. Y.'e yazdırılan
5-) 29/11/2011 tarihinde Samsun Gazi Devlet Hastanesinden yazdırılan,
Toplam 5 adet reçete,
Sanık hakkında açılan 3. Davanın (08/06/2012 tarihli) iddianamesinde belirtilen sahtecilik ve dolandırıcılığa konu 12 adet reçetenin bir kısmı ilk iddianame tarihinde önceki tarihli ise de; bu iddianamede belirtilen,
1-) 20/05/2011 tarihinde Samsun Özel Büyük Anadolu Hastanesinden yazdırılan
2-) 25/07/2011 tarihinde Samsun Özel Büyük Anadolu Hastanesinden yazdırılan
3-) 20/08/2011 tarihinde Samsun Özel Büyük Anadolu Hastanesinden yazdırılan
Toplam 3 adet reçete olmak üzere, 8 adet reçetenin tarihleri ilk iddianame tarihinden sonradır.
Belirtilen bu reçetelerin tarihleri (sahtecilik ve dolandırıcılık eylemlerinin tarihleri) ilk iddianame tarihinden sonra olduğu için sanığın önceki eylemlerinin ilk iddianamenin tanzimi ile kesintiye uğradığı, sanığın bu tarihten sonraki eylemlerinin ayrı ve yenilenen kast ile işlediğinin kabulünün gerekeceği, her ne kadar ilk derece mahkemesince sanığın ilk iddianame tanzimi tarihinden önceki eylemleri ile sonraki eylemleri karar yerinde gösterilerek bu ayrım karar gerekçesinden belirtilmemiş ise de; yukarıda açıklandığı üzere sanığın ilk iddianame ile hukuki kesintiye uğrayan eylemlerinden sonra yenilenen ayrı bir kast ile toplam 8 adet reçete daha yazdırmak suretiyle üzerine atılı sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlediği, bu eylemlerinin kendi arasında zincirleme suç olarak nitelendirilmesinin gerekeceği, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin kararının netice itibariyle doğru olduğu;
Dolayısıyla 5271 sayılı CMK'nun 280/1-a maddesi dikkate alındığında sanık hakkında verilen İlk Derece Mahkemesinin kararında; yukarıda belirtilen eleştiriler dışında, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre usul ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşılmakla sanık müdafiinin yerinde görülmeyen İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Kararın İlk Derece Mahkemesince ilgililere tebliğine, kesin olmak üzere 27.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)