(2709 S. K. m. 141) (5237 S. K. m. 53, 58, 267, 268) (5271 S. K. m. 34, 158, 230, 232, 280, 286, 289)
Çorum C. Başsavcılığının 08/12/2016 tarih ve 2016/840 esas nolu iddianamesi ile; Çorum 3.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/360 Esas sayılı dosyasında 01/12/2015 tarihinde görülmekte olan duruşma esnasında tanık olarak beyanı alınan sanık C. Y.'in; suça konu motosikleti sokaklarda yaşayan ve açık kimlik bilgilerini tam olarak bilmediği A. isimli bir şahıstan aldığını ve o dönemde aralarındaki husumetten dolayı motosikleti Y.Ç.'den aldığını beyan ettiği şeklinde ifadede bulunması üzerine suç duyurusunda bulunulduğu olayla ilgili olarak soruşturma işlemlerine başlanıldığı; şüpheli C.'ın Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadesinde öncelikle mahkemedeki verdiği ifadenin doğru olduğunu, ifadenin bir kısmında ise bu zamana kadar verdiği ifadenin yanlış olduğunu doğru ifade vereceğini söyleyerek motosikletin gerçekte Y. tarafından çalındığını ve hakkında delil yetersizliğinden ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen patronu B.'in de motosikletin çalıntı olduğunu bilerek Y.'dan satın aldığını, mahkemedeki ifadesinde Y.'a iftira atmadığını ancak doğruları da söylemediğini beyan ettiği; şüpheli C.'ın ifadesine göre hakkında 2015/3173 nolu soruşturma kapsamında iddianame tanzim edilen Y. Ç.ile ilgili yine C.'ın mahkemedeki beyanına binaen beraat kararı verildiği, bu iddianamenin C.ın yalan olduğunu duruşma sırasında belirttiği beyanına göre düzenlendiği, şüphelinin bu şekilde işlemediğini bildiği hâlde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat ederek iftira suçunu işlediğinden bahisle hakkında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 267/1, 58, 53/1.maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda sanık hakkında Çorum 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/12/2016 tarih 2016/206 esas 2016/659 sayılı kararı ile mahkumiyeti cihetine gidildiği, mahkumiyet kararına karşı sanık ve sanık müdafii tarafından süresinde yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya daireye verilmekle, heyetçe incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Kamu davasına konu somut olaya ilişkin mevzuatta;
5237 sayılı TCK'nun “İftira” başlıklı 267. maddesinde; “(1) Yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği hâlde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idarî bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2)Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması hâlinde, ceza yarı oranında artırılır.
(3)Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(4)Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması hâlinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.
(5)Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti hâlinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; süreli hapis cezasına mahkûmiyeti hâlinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına hükmolunur.
(6)Mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.
(7) İftira sonucunda mağdur hakkında hapis cezası dışında adlî veya idarî bir yaptırım uygulanmışsa; iftira eden kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(8)İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar.
(9)Basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararı, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilân olunur. İlân masrafı, hükümlüden tahsil edilir”
TCK.nın 268. Maddesinde ise "(1)İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır." hükümlerine yer verilmiştir.
İftira suçu, failin suçsuz olduğunu bildiği bir kimseye suç atmasıdır. Özgü suç olarak düzenlenmediği için herkes tarafından işlenebilen iftira suçunda, hukuka aykırı olarak yapılan suç isnadı ile soruşturma başlatılma imkanı bulunduğu takdirde bu suç oluşacaktır. Soruşturma sonucunda takipsizlik kararı verilmesi veya açılan davanın beraatla sonuçlanması suçun oluşumu açısından önem taşımamaktadır. İhbar veya şikâyetin 5271 sayılı CMK'nun 158. maddesinde gösterilen Cumhuriyet savcılığı, kolluk, mahkemeler, valilik, kaymakamlık ve yurtdışında konsolosluklara yapılması gerekir.
İhbar veya şikâyet, failin suçsuz olduğunu bildiği, başka deyişle suçsuzluğunda şüphe bulunmayan kimse aleyhinde yapılmış olmalıdır. Bu bakımdan, gerçekte işlenmiş bir suç mevcut bulunur, ancak üzerinde şüphe ve iddianın yoğunlaşmış olması nedeniyle ihbar veya şikâyet edilen kişinin suçluluğu kanıtlanamazsa, suçlanan beraat etmiş olsa dahi iftira suçunun unsurları oluşmayacaktır.
TCK'nun 268. maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması, TCK'nun 267/1. maddesinde tanımlanan “iftira” suçunun oluşması için ise, yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunmak suretiyle işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın üzerine atılı iftira suçundan cezalandırılması istemi ile Çorum 5. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda sanık hakkında Çorum 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/12/2016 tarih 2016/206 esas 2016/659 sayılı kararı ile mahkumiyeti cihetine gidildiği, mahkumiyet kararına karşı sanık ve sanık müdafiince istinaf yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
İstinafa konu kararda hakkında mahkumiyet kararı verilen sanık hakkında iftira suçundan tesis olunan kararın gerekçesiz olduğu, Yargıtay C.G.K.’nın 21/05/2002 95/252 sayılı kararı ile benzer bir çok kararda açıklandığı üzere; mahkeme kararları “gerekçeli” olmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141. maddesine göre de “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmalıdır.”
Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklamasıdır. Gerekçe, dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde “denetime elverişli”, yeterli ve yasal olmalıdır.
Bir hüküm, sorun, gerekçe ve sonuç kısımlarından oluşmalı gerekçede suçun yasal unsurları başta olmak üzere sabit ve muhakkak sayılan olaylar ve eğer kanıt başka olaylardan çıkarılmışsa bunlar gösterilmeli, hangi kanıtlara neden itibar edildiği, hangilerinin geçersiz sayıldığı vurgulanıp, ortaya konulmalıdır.
İddia, savunma ve kanıtlar “denetime elverişli biçimde” değerlendirilip, ortaya konulmadan tarafların iddia ve savunma anlatımları yazılmasıyla yetinilerek, “gerekçesiz” hüküm kurulması suretiyle Anayasanın 141/3. CMK’nın 34 ve 230 maddelerine aykırı davranılması,
Kabule göre de;
1-Yargılamaya konu iftira suçunun mağduru Y.Ç.ün celp olunup, olayla ilgili şikayet ve delillerinin tespit olunmaması,
2-Her ne kadar Çorum 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/360 esas sayılı dosyasının bir kısım duruşma tutanakları dosya içerisine alınmış ise de, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının tespiti ve denetimi açısından Çorum Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 06/04/2015 tarih 2015/ 1424 esas sayılı iddianamenin yer aldığı Çorum 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/360 esas sayılı sırasına kaydı yapılan dosyanın iddianame öncesine ilişkin soruşturma aşamasındaki tüm belgelerin (özellikle sanık C. Y.'in ifade tutanaklarının) tastikli suretinin dosya içerisine alınmaması,
3-5271 sayılı CMK.nın Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar başlıklı 232/2-c maddesinde yer alan; "c) Beraat kararı dışında, suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi," hükmü karşısında gerekçeli karar başlığında suç tarihinin genel bir biçimde 2015 yazılması, suç tarihinin hiç bir tereddüde mahal bırakılmayacak şekilde tespiti ile karar başlığında gösterilmemesi,
Hususlarının kanuna aykırı olup sanık C. Y. ve Sanık müdafii Av. F. D.'ın istinaf başvuruları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5271 sayılı CMK'nın 289/1-g maddesi delaletiyle aynı yasanın 280/1-b maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Dosyanın hükmü veren Çorum 5. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5271 sayılı CMK'nın 286/2-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 23.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)