(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 98, 176, 190, 191, 199, 230, 231, 232, 280, 286, 289) (5237 S. K. m. 53, 289) (2004 S. K. m. 106, 110) (YCGK 21.05.2002 T. 2002/6-95 E. 2002/252 K.)
Çorum C. Başsavcılığının 25/02/2015 tarihli 2015/843 Esas sayılı iddianamesi ile; Sanık Tuğçe Karagöz'ün müşteki şirkete borçlu olduğu, Konya 5. İcra Müdürlüğünün 2013/10241 E. Sayılı icra dosyası ile Çorum 2. İcra Müdürlüğü'nün 2013/294 Tlm. dosyası üzerinden 26/11/2013 tarihinde sanığın iş yerinde haciz işlemi yapılarak 250 çift Atiker marka bayan ayakkabısının haczedildiği ve yediemin olarak sanığa teslim edildiği, sanığın borcunu ödemeyerek haczedilen 250 çift ayakkabı ile birlikte adresten taşınarak ve ayakkabıları başkalarına satarak tasarrufta bulunmak suretiyle üzerine atılı suçu işlediği bahisle hakkında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 289/1, 53/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda sanık hakkında Çorum 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/12/2016 tarih 2015/210 esas 2016/634 sayılı kararı ile mahkumiyeti cihetine gidildiği, mahkumiyet kararına karşı O yer C.Savcısı tarafından süresinde yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya daireye verilmekle, heyetçe incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Kamu davasına konu somut olaya ilişkin mevzuatta;
5237 sayılı TCK'nun Madde 289/(1) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Kişinin bu malın sahibi olması halinde, verilecek ceza yarı oranında indirilir.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan suçun konusunu oluşturan eşyayı kovuşturma başlamadan önce geri veren veya bunun mümkün olmaması halinde bedelini ödeyen kişi hakkında verilecek cezaların beşte dördü indirilir.
(3) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan malın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle kaybolmasına veya bozulmasına neden olan kişi, adlî para cezası ile cezalandırılır.
(4) Bir suça ilişkin soruşturma veya kovuşturma kapsamında elkonulan eşyayı amacı dışında kullanan kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." hükümlerini içermektedir.
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçunda, failin güvenilir kişi sıfatıyla, muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş malı teslim amacına uygun olarak muhafaza ve istenildiğinde iade yükümlülüğünün bulunduğu ve failin, kendisine teslim edilmiş olan mahcuz ya da rehinli malı teslim amacı dışında tasarrufta bulunması halinde failin eylemi müeyyide altına alınmaktadır.
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçu esas itibariyle güveni kötüye kullanma suçunun özel bir şeklini oluşturmaktadır. Mahcuz ya da rehinli mal kişiye özel bir görev gereği teslim edilmekte olup kişi kendisine teslim edilen malları muhafaza görevi ile ödevlendirilmektedir.
Bu suç ile korunan hukuki yarar, kamu otoritesidir. Kamu görevinin yasaya uygun şekilde yürütülebilmesi için, kamu idaresinin iradesi ve otoritesi korunmakta ve kamu hizmetinin düzenli yürütülmesi amacıyla kamu idaresine karşı gelinmesi önlenmektedir.
TCK 289/1 maddesince suçun konusunu oluşturan mahcuz yada rehinli mal üzerinde teslim amacı dışında, tasarrufta bulunulması suçu oluşturmaktadır. Muhafaza haczi sırasında, mahcuz malların bozulması, tahrip olması, satılması, kullanılması suretiyle tüketilmesi gibi hallerle, malın o sırada bulunmaması suç olarak tanımlanmaktadır. Malı o sırada bulunmaması fail tarafından makul bir şekilde açıklandığı takdirde, savunmasının araştırılması ve malın aynen muhafaza edildiğinin anlaşılması durumunda suçun oluşmadığının kabul edilmesi gerekmektedir.
Söz konusu mahcuz, rehinli mal ya da herhangi bir nedenle el konulmuş olan malların malikinin, yediemin olarak muhafaza etme amacıyla verilen kişi olması durumunda verilecek ceza yarı oranında indirilir hükmü getirilmektedir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanık hakkında kendisine yediemin sıfatı ile bırakılan malları hazır etmeyerek üzerine atılı muhafaza görevini kötüye kullanma suçunu işlediğinden bahisle hakkında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 289/1, 53/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda sanık hakkında Çorum 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/12/2016 tarih 2015/210 esas 2016/634 sayılı kararı ile mahkumiyetine dair hüküm kurulduğu, O yer Cumhuriyet Savcısı tarafından verilen mahkumiyet hükmüne karşı istinaf yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
-Sanık hakkında atılı suçtan kamu davası açılması üzerine mahkemesince 10/03/2015 tarihli tensip zaptı gereği iddianame ekli duruşma gününü bildirir davetiyenin çıkarıldığı, söz konusu davetiyenin 18/03/2015 günü bila tebliğ iade edildiği, sanığın adresinin tespit olunması üzerine 08/12/2015 günlü duruşmada CMK.nın 98 ve 199. Maddeleri uyarınca yakalama kararı çıkarıldığı, iş bu yakalama emrine istinaden sanığın 17/08/2016 günü yakalanarak mahkemesince iddianamenin yüzüne okunarak aynı gün savunmasının alındığı; Ancak 5271 sayılı CMK.nın 176/4. Maddesinde yer alan; "(4) Yukarıdaki fıkralar gereğince, çağrı kâğıdının tebliğiyle duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunması gerekir." hükmü ile aynı yasanın 190/2. Maddesinde yer alan; " (2) 176 ncı Maddede belirlenen süreye uyulmamış ise duruşmaya ara verilmesini istemeye hakkı olduğu sanığa hatırlatılır." hükmü karşısında 5271 sayılı CMK'nin 176/1. maddesi uyarınca çağrı kağıdı ile kendisine iddianame tebliğ edilmeyen ve savunması alınmadan önce de 5271 sayılı CMK'nin 191/1-3-b maddesi uyarınca iddianame okunup 5271 sayılı sayılı CMK'nin 176/4. maddesi uyarınca belirlenen bir haftalık savunma hakkı süresi hatırlatılmadan sanığın sorgusu yapılmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
-Ayrıca istinafa konu kararda hakkında mahkumiyet kararı verilen sanık hakkında muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan tesis olunan kararın gerekçesiz olduğu, Yargıtay C.G.K.’nın 21/05/2002 95/252 sayılı kararı ile benzer bir çok kararda açıklandığı üzere; mahkeme kararları “gerekçeli” olmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141. maddesine göre de “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmalıdır.”
Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklamasıdır. Gerekçe, dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde “denetime elverişli”, yeterli ve yasal olmalıdır.
Bir hüküm, sorun, gerekçe ve sonuç kısımlarından oluşmalı, gerekçede suçun yasal unsurları başta olmak üzere sabit ve muhakkak sayılan olaylar ve eğer kanıt başka olaylardan çıkarılmışsa bunlar gösterilmeli, hangi kanıtlara neden itibar edildiği, hangilerinin geçersiz sayıldığı vurgulanıp, ortaya konulmalıdır.
İddia, savunma ve kanıtlar “denetime elverişli biçimde” değerlendirilip, ortaya konulmadan tarafların iddia ve savunma anlatımları yazılmasıyla yetinilerek, “gerekçesiz” hüküm kurulması suretiyle Anayasanın 141/3. CMK’nın 34 ve 230 maddelerine aykırı davranılması,
Kabule göre de;
1-2004 sayılı yasanın 106/1. Maddesinde; "Alacaklı, haczolunan mal taşınır ise hacizden itibaren altı ay, taşınmaz ise hacizden itibaren bir yıl içinde satılmasını isteyebilir."
Aynı yasanın 110/1. Maddesinde de; "Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya icra müdürü tarafından verilecek karar gereği gerekli gider onbeş gün içinde depo edilmezse veya talep geri alınıp da kanuni müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar. Hacizli malın satılması yönündeki talep bir defa geri alınabilir." hükmü yer almakta olup, sanık hakkında katılan şirkete olan borcu nedeniyle Konya 5. İcra Müdürlüğünün 2013/10241 esas sayılı dosyası ile kambiyo senedine mahsus haciz yoluyla takibe geçilmesi ve alacaklı vekilinin istemi karşısında talimat yoluyla Çorum 2. İcra Müdürlüğünün 2013/294 talimat sayılı dosyası üzerinde yapılan 26/11/2013 günlü haciz işlemi sırasında 250 çift Atiker marka, muhtelif renk ve modellerde ayakkabının haczedilerek yediemin sıfatıyla sanığa teslimi karşısında yukarıda belirtilen Konya 5. İcra Müdürlüğünün 2013/10241 esas sayılı takip dosyası getirtilip incelenerek alacaklının 26/11/2013 günlü haciz tarihinden itibaren altı aylık yasal süre içinde satış isteminde bulunup bulunmadığının tespit edilmemesi,
2-Sanık hakkında, eyleminin sübutu halinde 5271 sayılı CMK.nın 231. Maddesinin uygulama koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti açısından, Konya 5. İcra Müdürlüğünün 2013/10241 esas sayılı takip sayılı dosyası incelenerek ya da yazışma yapılarak takibe konu borcun kapatılıp kapatılmadığının tespit olunmaması,
3-5271 sayılı CMK.nın, "Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar başlıklı" 232/2-c maddesinde yer alan; "c) Beraat kararı dışında, suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi," hükmü karşısında gerekçeli karar başlığında suç tarihinin genel bir biçimde 2014 yazılması, suç tarihinin hiç bir tereddüde mahal bırakılmayacak şekilde tespiti ile karar başlığında gösterilmemesi,
Hususlarının kanuna aykırı olup O yer Cumhuriyet Savcısının istinaf başvurusu bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5271 sayılı CMK'nın 289/1-g maddesi delaletiyle aynı yasanın 280/1-b maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Dosyanın hükmü veren Çorum 5. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5271 sayılı CMK'nın 286/2-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 23.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)