(5237 S. K. m. 53, 289) (5271 S. K. m. 280, 286)
Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 25/01/2016 tarih 2016/792 sayılı iddianamesiyle, sanık hakkında Muhafaza Görevini Kötüye Kullanma suçundan 5237 Sayılı TCK'nun 289/1 ve 53 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile Samsun 7. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
Yapılan yargılama sonunda sanık hakkında atılı suçtan beraatine dair karar verildiği, verilen karara karşı katılan kurum tarafından süresinde yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya daireye verilmekle, heyetçe incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Kamu davasına konu somut olaya ilişkin mevzuatta;
5237 sayılı TCK'nun Madde 289/(1) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Kişinin bu malın sahibi olması halinde, verilecek ceza yarı oranında indirilir.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan suçun konusunu oluşturan eşyayı kovuşturma başlamadan önce geri veren veya bunun mümkün olmaması halinde bedelini ödeyen kişi hakkında verilecek cezaların beşte dördü indirilir.
(3) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan malın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle kaybolmasına veya bozulmasına neden olan kişi, adlî para cezası ile cezalandırılır.
(4) Bir suça ilişkin soruşturma veya kovuşturma kapsamında elkonulan eşyayı amacı dışında kullanan kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." hükümlerini içermektedir.
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçunda, failin güvenilir kişi sıfatıyla, muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş malı teslim amacına uygun olarak muhafaza ve istenildiğinde iade yükümlülüğünün bulunduğu ve failin, kendisine teslim edilmiş olan mahcuz ya da rehinli malı teslim amacı dışında tasarrufta bulunması halinde failin eylemi müeyyide altına alınmaktadır.
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçu esas itibariyle güveni kötüye kullanma suçunun özel bir şeklini oluşturmaktadır. Mahcuz ya da rehinli mal kişiye özel bir görev gereği teslim edilmekte olup kişi kendisine teslim edilen malları muhafaza görevi ile ödevlendirilmektedir.
Bu suç ile korunan hukuki yarar, kamu otoritesidir. Kamu görevinin yasaya uygun şekilde yürütülebilmesi için, kamu idaresinin iradesi ve otoritesi korunmakta ve kamu hizmetinin düzenli yürütülmesi amacıyla kamu idaresine karşı gelinmesi önlenmektedir.
TCK 289/1 maddesince suçun konusunu oluşturan mahcuz ya da rehinli mal üzerinde teslim amacı dışında, tasarrufta bulunulması suçu oluşturmaktadır. Muhafaza haczi sırasında, mahcuz malların bozulması, tahrip olması, satılması, kullanılması suretiyle tüketilmesi gibi hallerle, malın o sırada bulunmaması suç olarak tanımlanmaktadır. Malı o sırada bulunmaması fail tarafından makul bir şekilde açıklandığı takdirde, savunmasının araştırılması ve malın aynen muhafaza edildiğinin anlaşılması durumunda suçun oluşmadığının kabul edilmesi gerekmektedir.
Söz konusu mahcuz, rehinli mal ya da herhangi bir nedenle el konulmuş olan malların malikinin, yediemin olarak muhafaza etme amacıyla verilen kişi olması durumunda verilecek ceza yarı oranında indirilir hükmü getirilmektedir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 25/01/2016 tarih 2016/792 sayılı iddianamesiyle, sanığın katılan kurumdan taşıt kredisi çekip akabinde 34 SSC … plakalı araçla ilgili taşıt rehni sözleşmesinin imzalandığı, kredinin ödenmemesi üzerine sanık hakkında menkul rehninin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibine geçildiği, 28/12/2015 günü yapılan haciz işlemi sırasında aracın bir kısım parçalarının söküldüğünün tespiti üzerine katılan vekilinin şikayette bulunup sanık hakkında atılı suçtan kamu davasının açıldığı;
Yapılan yargılama sonunda sanık hakkında atılı suçtan beraatine dair karar verildiği, verilen karara karşı katılan kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş olduğu görülmüştür.
Her ne kadar sanık hakkında TCK.nın 289/1. Maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; 5237 Sayılı TCK'nun 289. Maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun konusunun "resmen teslim olunan mal" olması gerektiği, sanık hakkında yapılan takip sonucu fiilen haczedilip yediemin sıfatıyla söz konusu aracın sanığa teslim edilmediği, katılan banka ile sanık arasında taşıt rehni sözleşmesi nedeniyle yapılan teslimde "resmen teslim" keyfiyetinin bulunmadığı gözetilerek, muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun oluşmayacağı anlaşıldığından, yasal unsurları itibariyle oluşmayan müsnet suçtan ilk derece mahkemesince verilen beraat kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.(Nitekim Yargıtay 9. CD 30/10/2013 tarih 2013/6525 esas, 2013/13018 karar, 2013/6561 esas 2013/13009 karar sayılı içtihatları da benzer mahiyettedir).
Tüm bu açıklamalar ışığında, her ne kadar katılan vekili istinaf dilekçesinde beraat kararının usul ve yasaya aykırı olup kaldırılması gerektiğini beyan etmiş ise de, dosya içerisinde mevcut sanık savunması, iddia, savunma, Samsun 9. İcra Müdürlüğünün dosyası ve tüm dosya kapsamı ile 5271 sayılı CMK'nun 280/1-a maddesi de dikkate alındığında, sanığın üzerine atılı muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan tesis olunan beraatine dair ilk derece mahkemesinin kararında, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve taktirine, incelenen dosya kapsamına göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren Samsun 7. Asliye Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5271 sayılı CMK'nın 286/2-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 21.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)