(5237 S. K. m. 53, 58, 62, 297)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Samsun C. Başsavcılığının 28/04/2016 tarihli, 2016/11238 soruşturma no, 2016/3964 nolu iddianamesi ile sanık hakkında infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçunu işlediğinden bahisle 5237 Sayılı TCK'nun 297/1, 53, 54, 58 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Samsun 5.Asliye Ceza Mahkemesinin 15/03/2017 tarihli, 2016/801 esas, 2017/370 sayılı kararı ile sanığın üzerine infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçunu işlediğinden bahisle 5237 Sayılı TCK'nun 297/1, 62, 53, 58 maddeleri gereğince neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Sanık istinaf başvuru dilekçesinde; suça konu malzemenin kurum kantininde satıldığını, kullanılmasının yasak olmadığını, bu malzemelerin kendisine ait olmadığını, koğuştaki bir arkadaşının açık cezaevine gitme hakkı yanmasın diye bu malzemelerin kendisine ait olduğunu kabul ettiğini, bu malzemelerin kendisine ait olmadığını belirterek hükmü istinaf etmiştir.
Sanığa isnat olunan suça ilişkin yasal düzenlemelerde;
5237 sayılı TCK.nın 297/1. Maddesinde; "İnfaz kurumuna veya tutukevine silâh, uyuşturucu veya uyarıcı madde veya elektronik haberleşme aracı sokan veya bulunduran kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun konusunu oluşturan eşyanın, temin edilmesi veya bulundurulması ayrı bir suç oluşturduğu takdirde; fikrî içtima hükümlerine göre belirlenecek ceza yarı oranında artırılır."
5237 sayılı TCK.nın 6. Maddesinde; "f) Silâh deyiminden;
1. Ateşli silâhlar,
2. Patlayıcı maddeler,
3. Saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet,
4. Saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler,
5. Yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeler," silah sayılmaktadır.
Yargıtay CGK.nın 2006/4-202 esas 2006/196 karar sayılı içtihadında da belirtildiği gibi 5237 sayılı Yasanın 297. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen suçun maddi unsuru, infaz kurumu veya tutukevine silah sokulması yahut bulundurulması olduğuna göre, suça konu nesnenin 5237 sayılı Yasanın 6. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde silah olarak tanımlanan maddelerden olup olmadığı saptanmalıdır.
Somut olay değerlendirildiğinde;
Her ne kadar mahkemece sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesine rağmen tekerrüre esas alınan ilam kararda gösterilmemiş ise de ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.01.2013 tarih ve 2012/6-1431 E ve 2013/18 K sayılı kararı ile 2012/13-1444 E ve 2013/305 K sayılı kararında kabul edildiği üzere, hükümde sanığın mükerrir olduğunun belirtilmesinin yeterli olduğu, ayrıca tekerrüre esas alınan ilamın gösterilmesine gerek olmadığı, sanık hakkında birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde ise bunlardan en ağırının tekerrüre esas alınması gerektiği hususlarının infaz aşamasında gözetilebileceği anlaşılmakla, tekerrüre esas alınan ilamın kararda gösterilmeyişi bozma konusu yapılmayıp sadece bu hususun eleştirilmesi ile yetinilmiştir.
Sanığın savunması, tanık U. B.’ın beyanı, dosya içerisinde mevcut 25/12/2016 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, olay tarihinde Samsun E tipi cezaevinde D blok birinci kısım D-3 odasında kontrol yapıldığı, hükümlü olarak kalan sanığın yatağından X-RAY cihazıyla yapılan aramada yatağın içerisine gizlenmiş iki adet çakmaktan bozma falçata, bir adet meyve bıçağı, bir adet elektrik kablosu, çeşitli mürekkeplerin bulunduğu, bilirkişi raporunda;" bir beyaz çakmağın yan kısmı ısıtılıp, eritilmek suretiyle falçata ağzından bir parça konularak kesici alete dönüştürülmüş, bir adet mavi renkli çakmak, iki yanı aynı şekilde eritilmek suretiyle içerisine falçata tabir edilen bıçağın ağzından bir bölüm takılarak çift yönlü kesici bir alet elde edilmiş, ayrıca yeşil renkli sabit kabzalı meyve bıçağının bir bölümü kesilmek suretiyle kısaltılmış, fiilen saldırı ve savunmada kullanmaya elverişli, diğer eşyalar kapsamında değerlendirdiğimizde silah kategorisine girmektedir" denildiği anlaşılmış olup, sanığın üzerine atılı suçu bu şekilde işlediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin mahkumiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dolayısıyla 5271 sayılı CMK'nun 280/1-a maddesi dikkate alındığında sanık hakkında verilen İlk Derece Mahkemesinin kararında, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve taktirine, incelenen dosya kapsamına göre usul ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşılmakla sanığın yerinde görülmeyen İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Kararın İlk Derece Mahkemesince ilgililere tebliğine, kesin olmak üzere 31.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)