(5237 S. K. m. 53, 62, 267)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunanın istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Ordu C. Başsavcılığının 02/03/2011 tarihli, 2009/2556 soruşturma nolu, 2011/267 nolu iddianamesi ile sanığın üzerine atılı iftira suçunu işlediğinden bahisle 5237 Sayılı TCK'nun 267/1, 53 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Ordu 2.Asliye Ceza Mahkemesi 09/02/2017 tarihli, 2016/550 esas, 2017/112 sayılı kararı ile sanığın üzerine atılı iftira suçunu işlediğinden bahisle 5237 Sayılı TCK'nun 267/1, 62/1, 53 maddeleri gereğince neticeten 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık vekili istinaf başvuru dilekçesi ile; müvekkilinin üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığını, müvekkili hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğini belirterek hükmü istinaf etmiştir.
Somut olayda sanığa atfedilen eylem; yaptırdığı inşaatında çalıştırdığı işçisi H. K.'i sigortalı olarak gösteren muhasebecisi mağdur hakkında, bu işçiyi inşaatında çalışmadığı halde sigortalı olarak göstererek sahtecilik yaptığını iddia edip, mağdurun işlemediğini bildiği bir suçu işlemişcesine yetkili makamlara ihbarda bulunmak, böylece mağdur hakkında soruşturma başlatılmasına neden olarak iftira suçunu işlediğine ilişkindir.
1-) Sanık savunmasında suçlamayı kabul etmeyerek, gerçekte H. K. isimli bir kişinin inşaatında hiç çalışmadığını, dolayısıyla mağdur hakkında yapmış olduğu suç duyurusunun iftira olmadığını beyan ettiği, suçun sübutu hususunun H. K. isimli kişinin, sanığa ait inşaatta gerçekten çalışıp çalışmadığının belirlenmesi ile açıklığa kavuşması mümkün olabilecektir. H. K. isminin hayali bir isim olmayıp gerçek bir kişi olduğu SGK kayıtlarından anlaşılmakta olup, sanığın savunmasında geçen H. K.'in tanık sıfatıyla beyanı alınmaksızın savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi,
2-) Kabul ve uygulamaya göre de;
a-Sanığın eşi olan tanık N. A.'ın "inşaat ile ilgili işlerle yeğeni tanık S. D.'in ilgilendiği, kendisinin ilgilenmediği" şeklindeki beyanı ile tanık S. D.'in "inşaat ile ilgili işlerle kendisinin değil sanığın eşi N. A.'ın ilgilendiği" şeklindeki beyanları arasındaki çelişkinin giderilerek, mağdurun H. K.'in inşaatta çalıştığına dair bilgiyi sanığın değil eşi N. A.'ın işyerine gelerek kendisine bildirdiği, kendisinin de sanığın eşinin bu beyanına istinaden H. D.'i sigortalı olarak gösterdiği şeklindeki beyanlarından hangisine itibar edildiğinin değerlendirilmesinin gerekliliği,
b-Ayrıca hükme esas alınan tanıklardan S. D.'in soruşturma sırasında kollukça alınan beyanında "H. K. ile beraber sanığa ait inşaatta çalıştıklarını" beyan ettiği kovuşturma sırasında alınan beyanında ise "sanığa ait işyerinde çalışmadığını" beyan etmesi, karşısında mahkemece beyanlardan hangisine itibar edildiğinin değerlendirilmesinin gerekliliği,
c-Yine hükme esas alınan tanıklardan M. A.'nın soruşturma sırasında kollukça alınan beyanında "H. K. ile beraber sanığa ait inşaatta çalıştıklarını" beyan ettiği kovuşturma sırasında alınan beyanında ise "sanığa ait işyerinde çalışmadığını sanığın inşaatının evine yakın olması nedeniyle ara sıra inşaata uğradığında isminin H. K. olduğunu konuşmalardan öğrendiği bir kişiyi inşaatta çalışırken gördüğü" şeklindeki beyanlarından hangisine itibar edildiğinin değerlendirilmesinin gerekliliği,
Mahkemece mağdur ve tanıkların hem aşamalardaki hem de birbirleri ile örtüşmeyen beyanları arasındaki çelişkinin giderilmeye çalışılması, giderilemediği takdirde yöntemince irdelenip, hangi anlatıma hangi nedenle üstünlük tanındığı açıklanıp tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuksal durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik kovuşturma ve yeterli olmayan gerekçe ile sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı olup sanık vekilinin istinaf başvuruları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5271 Sayılı CMK'nun 289/1-h-g maddesi delaletiyle aynı yasanın 280/1-b maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine, kesin olmak üzere 28.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)