(2709 S. K. m. 141) (5237 S. K. m. 6, 35, 37, 53, 54, 58, 62, 86, 103, 109, 297) (237 S. K. m. 6) (5271 S. K. m. 34, 230, 284, 286, 289) (YCGK 19.09.2006 T. 2006/4-202 E. 2006/196 K.) (YCGK 21.05.2002 T. 2002/6-95 E. 2002/252 K.)
Çorum C. Başsavcılığı 19/04/2016 gün, 2016/1204 nolu iddianame ile sanıklar S. T., E. A. ve Ş. Ş.hakkında müştekiyi basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde kasten yaralama, İnfaz Kurumuna veya Tutukevine Yasak Eşya Sokma suçundan 5237 sayılı TCK'nun 37.maddesi delaletiyle TCK'nun 86/1, 86/3.e, 297/1, 53, 54 ve 58. Maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmaları talebiyle Çorum 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
Yapılan yargılama sonunda sanıkların atılı suçu işledikleri sabit görüldüğünden mahkumiyetlerine karar verildiği,
İş bu mahkumiyet kararlarına karşı süresinde yapılan istinaf başvuruları üzerine dosya daireye verilmekle, heyetçe incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Kamu davasına konu somut olaya ilişkin mevzuatta;
Kasten yaralama suçunun düzenlediği 5237 Sayılı TCK'nun 86 maddesinde "(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."
5237 sayılı TCK.nın 86/3-e maddesinde; "(3) Kasten yaralama suçunun; ........ e) Silâhla,.............İşlenmesi hâlinde, şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır."
5237 sayılı TCK.nın 62/2. Maddesinde; "(2) Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulabilir. Takdiri indirim nedenleri kararda gösterilir."
İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçunun düzenlendiği 5237 sayılı TCK.nın 297/1. Maddesinde; " İnfaz kurumuna veya tutukevine silâh, uyuşturucu veya uyarıcı madde veya elektronik haberleşme aracı sokan veya bulunduran kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun konusunu oluşturan eşyanın, temin edilmesi veya bulundurulması ayrı bir suç oluşturduğu takdirde; fikrî içtima hükümlerine göre belirlenecek ceza yarı oranında artırılır."
237 sayılı TCK.nın 6. Maddesinde; "f) Silâh deyiminden;
1. Ateşli silâhlar,
2. Patlayıcı maddeler,
3. Saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet,
4. Saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler,
5. Yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeler," silah sayılmaktadır.
Yargıtay CGK.nın 2006/4-202 esas 2006/196 karar sayılı içtihadında da belirtildiği gibi 5237 sayılı Yasanın 297. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen suçun maddi unsuru, infaz kurumu veya tutukevine silah sokulması yahut bulundurulması olduğuna göre, suça konu nesnenin 5237 sayılı Yasanın 6. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde silah olarak tanımlanan maddelerden olup olmadığı saptanmalıdır.
Bu bilgiler ışığı altında somut olay incelendiğinde;
Çorum C. Başsavcılığı 19/04/2016 gün, 2016/1204 nolu iddianame ile, Müşteki T. Ç.'ın, Sanıklar S. T., E. A. ve Ş. Ş.'le olay öncesinde aynı koğuşta kalmaya başladıkları, sanıkların koğuşa yeni gelen T. Ç.'ın koğuşlarında kalmasını istemedikleri, bu nedenle sanıklar ile müşteki arasında husumet başladığı, olay günü olan 27.05.2015 tarihinde sanıkların müşteki ile aralarındaki tartışmayı sonlandırmak bahanesiyle müşteki olay günü çay ve çerez hazırlayarak bahçe dedikleri yere davet ettikleri, müştekinin bu davete icabetle sanıkların yanına gittiği, sanıkların olay yerine hazırlıklı geldikleri, daha önce hazırlamış oldukları ve emanet adını verdikleri çek pas sopaların ucuna sabitlenmiş kırılmış makas parçalarıyla müştekiyi; 3 adet 0,5 cm boynunun sol yanında sağ klavikula üstünde ve sağ üst katranda kesi olacak şekilde yaraladıkları iddiası ile eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK' nun 37. maddesi delaletiyle TCK'nun 86/1, 86/3.e, 297/1, 53, 54 ve 58. Maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmaları talebiyle Çorum 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
Yapılan yargılama sonunda Sanıklar S. T., E. A. ve Ş. Ş.'in müştekiyi kendi el yapımları aletle kasten yaralama suçundan 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, yine sanıklar S. T., E. A. ve Ş. Ş.'in infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına dair karar verildiği,
Verilen iş bu mahkumiyet kararlarına karşı sanık S. T. müdafii Av. G. G. B., sanık E. A. müdafii Av. H. G., O yer C.Savcısı, sanık Ş. Ş.ile sanık E. A. tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olduğu görülmüştür.
İncelenen dosya kapsamına göre, istinafa konu kararda haklarında mahkumiyet kararları verilen sanıklar hakkında atılı İnfaz Kurumuna veya Tutukevine Yasak Eşya Sokma suçundan tesis olunan mahkumiyet kararının gerekçesiz olduğu, Yargıtay C.G.K.’nın 21/05/2002 95/252 sayılı kararı ile benzer bir çok kararda açıklandığı üzere; mahkeme kararları “gerekçeli” olmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141. maddesine göre de “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmalıdır.”
Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklamasıdır. Gerekçe, dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde “denetime elverişli”, yeterli ve yasal olmalıdır.
Bir hüküm, sorun, gerekçe ve sonuç kısımlarından oluşmalı, gerekçede suçun yasal unsurları başta olmak üzere sabit ve muhakkak sayılan olaylar ve eğer kanıt başka olaylardan çıkarılmışsa bunlar gösterilmeli, hangi kanıtlara neden itibar edildiği, hangilerinin geçersiz sayıldığı vurgulanıp, ortaya konulmalıdır.
İddia, savunma ve kanıtlar “denetime elverişli biçimde” değerlendirilip, ortaya konulmadan tarafların iddia ve savunma anlatımları yazılmasıyla yetinilerek, “gerekçesiz” hüküm kurulması suretiyle Anayasanın 141/3. CMK’nın 34 ve 230 maddelerine aykırı davranılması,
Kabule göre de;
1-İstinafa konu gerekçeli kararın 4. sayfasında sanıkların üzerlerine atılı kasten yaralama suçu yönüyle yapılan değerlendirmede, sanıkların iyi hal ve tavırları değerlendirilerek bu durumun sanıklar lehine takdiri indirim nedeni sayıldığının karara derç olunmasına rağmen, hüküm kısmında sanıklar hakkında kasten yaralama suçu yönünden mahkumiyetleri yönüne gidilip 5237 Sayılı TCK'nun 62. maddesinin sanıklar hakkında uygulanmayarak gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulması,
2-Adli Emanetin 2015/1193 sırasında kayıtlı suç konusu eşyaların niteliklerinin ve hangi mevzuat ya da cezaevi idaresi emriyle cezavine sokulması ve bulundurulması yasaklanan eşyalardan olup olmadıklarının objektif ve denetlenebilir bir şekilde ortaya konulması açısından hem duruşmada incelenmeleri ve hem de kifayetli bir bilirkişi incelemesine tabi tutulup ölçü ve ebatlarını ve fotoğraflarını içeren bilirkişi raporunun evraka eklenmeyerek hüküm tesis edilmesi,
3-Sanık E. A. hakkında tekerrüre esas alınan Söke 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 13/07/2010 tarih 2008/96 esas 2010/303 karar sayılı ilamın esas ve karar numarası ile karara konu suçun (2010/12 esas 2011/257 karar, mala zarar verme suçu) gerekçeli karara yanlış yazılması,
4-Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 18.06.2013 gün 2013/8-151/304 sayılı ilamında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının tekerrüre esas alınması gerektiği cihetle; adli sicil kaydında yer alan ilamlar celp edilip incelenerek daha ağır bir cezayı içeren ilamının tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bu bağlamda;
a-Sanık Ş. Ş.'in tekerrüre esas alınan Bafra Ağır Ceza Mahkemesinin 04/03/2013 tarih 2012/108 esas 2013/52 karar sayılı ilamının gerekçe gösterilerek 12 yıl 6 ay hapis cezasına hüküm giydiğinden bahisle tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiş ise de; Söz konusu Bafra Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/108 esas 2013/52 karar sayılı ilamında sanık hakkında TCK'nun 103/2, 4 ve 35/2 maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis ve TCK'nun 109/2, 3-f ve 109/5. maddesi uyarınca 6 yıl hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiş olup mahkemesince tekerrüre esas alınacak olan ilamın en ağır cezayı içeren ilam olması gerekirken her iki suçtan hükmedilen ve yanlış olarak toplanan 12 yıl 6 ay hapis cezasının tekerrüre esas alınması,
b-Sanık S. T.'ın tekerrüre esas alınan Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/06/2011 tarih 2010/12 esas 2011/257 karar sayılı ilamının gerekçe gösterilerek Cebir, tehdit veya hile kullanılarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 6 yıl hapis cezasına hüküm giydiğinden bahisle tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiş ise de; Söz konusu Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/06/2011 tarih 2010/12 esas 2011/257 karar sayılı ilamında sanık hakkında TCK'nun 103/1-a, 103/4, 103/6 ve 62. maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve TCK'nun 109/1,3-a,5 ve 62. maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiş olup ve mahkemesince tekerrüre esas alınacak olan ilamın en ağır cezayı içeren ilam olması gerekirken Cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen ve miktarı yanlış olarak belirtilen cezanın tekerrüre esas alınması,
Hususları Kanuna aykırı olup sanık S. T. müdafii Av. G. G. B., sanık E. A. müdafii Av. H. G., O yer C.Savcısı, sanık Ş. Ş.ve sanık E. A.'ın istinaf başvuruları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5271 sayılı CMK'nın 289/1-g maddesi delaletiyle aynı yasanın 280/1-b maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Dosyanın hükmü veren Çorum 2. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5271 sayılı CMK'nın 284 ve 286/1 maddesi uyarınca kesin olmak üzere 09.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)