(5271 S. K. m. 280, 289) (5237 S. K. m. 43, 52, 53, 62, 155)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanık ve müdafiinin istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Bafra C. Başsavcılığının 05/06/2008 tarihli, 200/1466 soruşturma no, 2008/414 nolu iddianamesi ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinden bahisle 5237 Sayılı TCK'nun 155/2, 43/1-2, 53/1-3 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Bafra 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/01/2017 tarihli, 2008/534 esas, 2017/44 sayılı kararı ile sanığın üzerine atılı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinden bahisle 5237 Sayılı TCK'nun 155/2, 43/2 delaletiyle 43/1, 62/1, 52/2, 53 maddeleri gereğince neticeten 2 yıl 1 ay hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık İsmet Hisar 10/04/2017 tarihli dilekçesi ile; atılı suçu kabul etmediğini, malzemelerin taşeron firmaya ait olduğunu, lehine olan delillerin toplanmadığını belirterek hükmü istinaf etmiştir.
Sanık İsmet Hisar müdafi Av. Mehmet Sinan Yiğit 11/04/2017 tarihli dilekçesi ile; müvekkili sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün kaldırılarak kararın bozulmasını talep etmiştir.
Sanık hakkında hükmedilen 10 gün netice adli para cezasının TCK'nun 52/2 maddesine göre günlüğü takdiren 20 TL'den hesap edilerek 200 TL adli para cezası yerine 100 TL adli para cezası olarak belirlenmesi aleyhe istinaf başvurusu olmadığından sadece eleştiri konusu yapılmıştır.
Ancak;
Sanık savunmasında; suça konu malzemelerin mülkiyetinin kendisine ait olduğunu, müştekinin yetkili olduğu firma ile aralarındaki sözleşmeye göre; inşaatta kullanılan suça konu malzemelerin kendi firması tarafından temin edileceğinin de yazılı olduğunu savunduğuna göre;
Ayrıntıları Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2014/6389 Esas, 2016/8620 Karar sayılı benzer ilamında da belirtildiği üzere; suça konu malzemelerini mülkiyetinin kime ait olduğunun, malzemelerin müştekinin yetkilisi olduğu firma tarafından mı temin edilip sanığa teslim edildiğinin, yoksa sanığın savunmasında beyan ettiği gibi suça konu malzemelerin kendisince mi temin edildiğinin araştırılarak, gerekirse bu konudaki taraflar arasındaki var olduğu iddia edilen sözleşmenin de temin edilerek incelenip, bu hususun açıklığa kavuşturulmasından sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, sanığın savunmasında ileri sürdüğü sonuca mutlak etkili bu hususların araştırılmadan hüküm tesis edilerek savunma hakkının kısıtlanması,
Kanuna aykırı olup, sanık ve müdafînin istinaf başvuruları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün başkaca yönleri incelenmeksizin 5271 sayılı CMK'nın 289/1-h maddesi delaletiyle aynı yasanın 280/1-b maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine, kesin olmak üzere 16.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)