(5237 S. K. m. 39, 53, 58, 289) (5271 S. K. m. 223, 280)
Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında istinaf incelenmesinin Dairemizde yapılan açık duruşması sonunda;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Erbaa Cumhuriyet Başsavcılığının 08/03/2016 tarih ve 2016/169 Esas sayılı iddianamesinde; sanık hakkında muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan TCK'nun 39/2.a.b.c delaletiyle 289/1, 53, 58 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Erbaa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/02/2017 tarih ve 2016/80 esas 2017/40 karar sayılı kararı ile sanık hakkında muhafaza görevine kötüye kullanma suçundan 2 ay 15 gün hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık tarafından 22/03/2017 tarihinde itiraz ettiği, itirazın süresinde yapılmadığından Erbaa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/03/2017 tarih ve 2016/80 esas 2017/40 karar sayılı ek karar ile reddedildiği, o yer C. Savcısı A.M.E. tarafından kararın 15/02/2017 tarihinde istinaf edildiği anlaşılmıştır.
O yer C. Savcısı 15/02/2017 tarihli istinaf başvurusunda sanık hakkında verilen usul ve esas yönünden kanuna aykırı bulunduğundan kararın sanık lehine istinafen kaldırılmasını talep ettiği anlaşılmıştır.
Erbaa 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen hükme karşı o yer C.Savcısı tarafından istinaf yoluna başvurulmuş olmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan o yer C.Savcısının istinaf dilekçesi içeriğine göre heyetçe yapılan müzakere sonucunda, istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiş, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; İncelenen rapor doğrultusunda suçun sübutunun yeniden yargılama ve heyetçe duruşma yapılarak değerlendirilmesi kanısına ulaşıldığından, 5271 Sayılı CMK'nun 280/1-c maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
SANIK O. K. DAİREMİZCE YAZILAN TALİMAT MAHKEMESİNCE ALINAN SAVUNMASINDA; "Ben önceki savunmalarımı tekrar ediyorum, şu aşamada söyleyeceğim başkaca birşey yoktur" şeklinde savunmada bulunmuştur.
SANIK O. K.’IN İLK DERECE MAHKEMESİNDEKİ İFADESİNDE: "Ben suça konu arabayı daha önce öğretim üyesi birinden satın almıştım, ancak araç aldığımda da daha önce öğrenciler tarafından linç edildiği için düşük fiyata hasarlı olarak satın aldım, daha sonra Halk Bankası ile aramızdaki sözleşmeye binaen araba üzerinde rehin kurdurdum, araba eşimin üzerine kayıtlı idi, her ne kadar iddianamede araba yakalandıktan sonra benim söz konusu parçaları söktüğüm iddia edilse de arabanın yakalaması çıktığında zaten araba tamirhanede idi, parçaları sökülmüş ve bu sökülen parçalar da Ankara Ostim sanayisine gönderilmişti, benim o parçaları söküp Ankara'ya göndermekteki amacım o parçaları yaptırarak tekrar arabaya takmak sureti ile arabayı satarken daha yüksek bir bedel elde edebilmekti, maddi sebepler nedeni ile o parçalar henüz geri dönmedi, zaten daha sonra da ben parçaların akıbetini takip edemedim, ancak yine özellikle belirtmek isterim ki arabam için yakalama kararı çıktığında zaten söz konusu parçalar çıktan sökülmüştü, tüm bu nedenler dolayı üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, öncelikle beraatime karar verilmesini istiyorum, eğer mahkeme aksi kanaatte ise, hakkımda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesini talep ederim, ifademde maddi sıkıntılar nedeni ile gönderemediğimi belirtmiş isem de Ankara'da ki ustanın 8.000,00 TL istemesi nedeni ile parayı tamamlayamadığım için parçalar bana gelmedi, tanık beyanına bir diyeceğim yoktur" şeklinde savunmada bulunmuştur.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA: "Erbaa 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin sanık O.. K.. hakkında Muhafaza Görevini Kötüye Kullanmak suçundan dolayı vermiş olduğu hükmün CMK'nun 280/2. maddesi gereğince kaldırılarak,
Sanık ile Türkiye Halk Bankası A.Ş arasında kredi sözleşmesi akdedildiği, hakkında aynı suçtan verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararı kesinleşen B.. K.. isimli şahsın adına kayıtlı 60 NP 0.. plaka sayılı aracın doğmuş ve doğacak tüm borçların teminatı olarak kredi sözleşmesine rehnedildiği, rehin sözleşmesinin rehin veren sıfatı ile B.. tarafından akdedildiği ve B..'ün uhdesine rehinli aracın bırakıldığı, aracın teslim amacına uygun muhafaza yükümlülüğünün B.. üzerinde olduğu, sanık O..'un ise aracın fiili kullanıcısı olup adına herhangi bir resmi kaydın bulunmadığı bu sebeple Muhafaza Görevini Kötüye Kullanma suçundan dolayı sorumluluğunun bulunmayacağı gibi, Muhafaza Görevini Kötüye Kullanma suçunun konusu "resmen teslim olunan" mal olup, bankalar ile kredi talebinde bulunanlar arasında düzenlenen rehin sözleşmesi nedeniyle yapılan teslimlerde "resmen teslim" keyfiyeti gerçekleşmeyeceğinden anılan suçun unsurları yönünden oluşmaması nedeniyle sanığın beraatine karar verilmesi talep ve mütalaa olunur " şeklinde mütalaada bulunmuştur.
Sanığa isnat olunan suça ilişkin yasal düzenlemelerde;
5237 sayılı TCK' nun Madde 289/(1) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Kişinin bu malın sahibi olması halinde, verilecek ceza yarı oranında indirilir.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan suçun konusunu oluşturan eşyayı kovuşturma başlamadan önce geri veren veya bunun mümkün olmaması halinde bedelini ödeyen kişi hakkında verilecek cezaların beşte dördü indirilir.
(3) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan malın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle kaybolmasına veya bozulmasına neden olan kişi, adlî para cezası ile cezalandırılır.
(4) Bir suça ilişkin soruşturma veya kovuşturma kapsamında elkonulan eşyayı amacı dışında kullanan kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." hükümlerini içermektedir.
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçunda, failin güvenilir kişi sıfatıyla, muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş malı teslim amacına uygun olarak muhafaza ve istenildiğinde iade yükümlülüğünün bulunduğu ve failin, kendisine teslim edilmiş olan mahcuz ya da rehinli malı teslim amacı dışında tasarrufta bulunması halinde failin eylemi müeyyide altına alınmaktadır.
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçu esas itibariyle güveni kötüye kullanma suçunun özel bir şeklini oluşturmaktadır. Mahcuz ya da rehinli mal kişiye özel bir görev gereği teslim edilmekte olup kişi kendisine teslim edilen malları muhafaza görevi ile ödevlendirilmektedir.
Bu suç ile korunan hukuki yarar, kamu otoritesidir. Kamu görevinin yasaya uygun şekilde yürütülebilmesi için, kamu idaresinin iradesi ve otoritesi korunmakta ve kamu hizmetinin düzenli yürütülmesi amacıyla kamu idaresine karşı gelinmesi önlenmektedir.
TCK 289/1 maddesince suçun konusunu oluşturan mahcuz ya da rehinli mal üzerinde teslim amacı dışında, tasarrufta bulunulması suçu oluşturmaktadır. Muhafaza haczi sırasında, mahcuz malların bozulması, tahrip olması, satılması, kullanılması suretiyle tüketilmesi gibi hallerle, malın o sırada bulunmaması suç olarak tanımlanmaktadır. Malı o sırada bulunmaması fail tarafından makul bir şekilde açıklandığı takdirde, savunmasının araştırılması ve malın aynen muhafaza edildiğinin anlaşılması durumunda suçun oluşmadığının kabul edilmesi gerekmektedir.
Söz konusu mahcuz, rehinli mal ya da herhangi bir nedenle el konulmuş olan malların malikinin, yediemin olarak muhafaza etme amacıyla verilen kişi olması durumunda verilecek ceza yarı oranında indirilir hükmü getirilmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
İddia, savunma, araç rehin sözleşmesi, 05/02/2013 tarihli kredi sözleşmesi ve tüm dosyanın yapılan tetkiki sonucu; Niksar İcra Müdürlüğü'nün 2014/883 Esas sayılı dosyasının onaylı örneği, 12/02/2015 tarihli haciz zabıt varakası, sanıkların savunmaları, yeminli dinlenen tanıkların beyanları ele alındığında, Niksar İcra Dairesinin 2014/883 esas sayılı dosyasında yakalaması bulunan 60 NP 001 plaka sayılı aracın yakalandığı ve söz konusu aracın İcra Müdürlüğünün 2015/82 talimat numarası ile 12/02/2015 tarihinde Erbaa Yenice otoparkında düzenlenen haciz zabıt varakasında araçta ABS beyni, bagaj kapısı, kontak anahtarı gibi birden çok parçanın olmadığının tespit edildiği, takip dosyasının borçluları hakkında suç duyurunda bulunulduğu, sanık O.. K.. araçtaki parçaların söküldüğünü, fakat sökülme işleminin arabanın yakalaması yapıldığında yapılmış olduğunu beyan etmiş olup dinlenen tanıklar ve sanık O.. K.. kaçamaklı ikrarda bulunmuş olup, sanık O.. K.'nın üzerine atılı muhafaza görevini kötüye kullanma suçunu işlediği sabit görülerek ilk derece mahkemesince sanığın cezalandırılması cihetine gidilmiş ise de Yargıtay 16. CD nin 15/03/2016 tarih 2015/8361 esas 2016/1875 karar ve aynı dairenin 02/04/2015 tarih 2015/659 esas 2015/529 karar sayılı içtihatları da dikkate alındığında 5237 sayılı TCK'nın 289. maddesinde tanımlanan suçun oluşabilmesi için “resmen teslim olunan bir malın” bulunması gerekmekte olup; yargılamaya konu olayda banka tarafından 05/02/2013 tarihli kredi sözleşmesi ile verilen kredinin yanı sıra doğmuş ve doğacak tüm borçların teminatı olarak suça konu 60 NP 001 plakalı araca ilişkin araç rehin sözleşmesi imzalanmış olup söz konusu aracın tesliminin bu kapsamda kalmayıp sanığa resmen teslim olunan bir aracın bulunmadığı, dolayısıyla sanık O.. K..'nın üzerine atılı suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı anlaşıldığından, sanığın üzerine atılı suçtan İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün kaldırılarak beraatine karar vermek gerekmiş ve tüm bu nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Sanık O.. K.. hakkında muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan Erbaa 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen 02/02/2017 tarihli, 2016/80 esas ve 2017/40 sayılı kararının CMK'nın 280/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Sanık O.. K..'nın üzerine atılı muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun unsurları oluşmadığı anlaşılmakla CMK' nın 223/2-b maddesi gereğince sanığın atılı suçtan BERAATİNE,
3-Yargılama giderlerinin kamu üzerine bırakılmasına,
Dair; sanığın yokluğunda, Cumhuriyet Savcısı S. S.'in (34353) huzurunda, Yargıtay nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere, yüze karşı karar verilenler açısından tefhim tarihinden itibaren, yokluğunda verilenler açısından tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Dairemize veya başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine veya herhangi bir Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemesine dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunulması, cezaevinde bulunanlar yönünden aynı süre içerisinde bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle hükmün temyiz edilebileceğine dair, temyiz etmediği taktirde hükmün kesinleşeceği hususu da belirtilerek, isteme uygun olarak oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/09/2017 (¤¤)