(2709 S. K. m. 120) (2863 S. K. m. 68) (5237 S. K. m. 44, 53, 62, 314, 320) (6415 S. K. m. 4) (5271 S. K. m. 131, 176, 190, 231, 280) (3713 S. K. m. 1, 3) (6831 S. K. m. 110)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Tokat C.Başsavcılığının 18/10/2016 tarihli, 2016/7596 soruşturma no, 2016/1466 esas nolu iddianamesi ile sanıklar ......, ......, ...... ve ...... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 3713 Sayılı Kanunun 7/1 Yollamasıyla 5237 Sayılı TCK'nın 314/2, 3713 Sayılı Kanunun 5/1, 5237 Sayılı TCK'nın 44, 221/4, 53, 63 maddeleri, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun 4/1, 5237 Sayılı TCK'nın 44,53,63 maddeleri gereğince ayrı ayrı cezalandırılmaları, sanık ...... hakkında ise Silahlı Terör Örgütü Kurma ve/veya Yönetme suçundan 3713 Sayılı Kanunun 7/1 Yollamasıyla 5237 Sayılı TCK'nın 314/1-2, 3713 Sayılı Kanunun 5/1, 5237 Sayılı TCK'nın 44, 221/4, 53, 63 maddeleri gereğince, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun 4/1, 5237 Sayılı TCK'nın 44,53,63 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Tokat Ağır Ceza Mahkemesinin 16/12/2016 tarihli, 2016/302 esas, 2016/334 sayılı kararı ile terör örgütüne üye olmak suçundan 5237 Sayılı TCK'nun 314/2, 3713 Sayılı Yasanın 5/1, TCK'nun 221/4 ve 62. Maddeleri gereğince sanıklar ...... ve ......'un neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezası ile sanık ......'ın neticeten 2 yıl 1 ay hapis cezası ile sanık ......'in neticeten 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
1-) Tokat C. Savcısı ...... (......) 17/01/2017 tarihli dilekçesi ile; sanık ......, ...... ve ...... hakkında alt sınırdan ceza tayin edilmesinin, diğer sanıklar ...... ve ...... hakkında ise TCK'nun 221/4 maddesi gereğince en üst hadden (3/4) indirim yapılmasının yasalara aykırı olduğunu belirterek hükmü istinaf etmiştir.
2-) Sanık ...... müdafi 20/01/2017 tarihli dilekçesi ile; müvekkili sanığın 2011 yılı itibariyle kendi iradesi ile yapı ile bağlantısını sonlandırdığını, yapının 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında "silahlı terör örgütü" niteliğini kazanması da göz önüne alındığında müvekkili sanığın üzerine atılı suçun kanuni tanımında öngörülen kast unsurunun oluşmadığını belirterek, müvekkilinin beraatine karar verilmesini talep ederek hükmü istinaf etmiştir.
3-) Sanık ...... müdafi 26/01/2017 tarihli dilekçesi ile; örnek Yargıtay içtihatları dikkate alınarak müvekkili sanık ...... hakkında öncelikle beraat kararı verilmesini, zira atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığını, aksi kanaate ulaşılması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ederek hükmü istinaf etmiştir.
4-) Sanık ...... müdafii 26/01/2017 tarihli dilekçesi ile; müvekkili sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığını, atılı suçun manevi unsurunun özel kast olduğunu, müvekkili sanığın beraatine karar verilmesini talep ederek hükmü istinaf etmiştir.
5-) Sanık ...... vekili 01/02/2017 tarihli dilekçesi ile; müvekkili sanığın terör örgütüne; cebir ve şiddet unsurlarını birlikte taşıyan amaçlarını bilip isteyerek üye olduğuna ve üyeliğini devam ettirdiğine ilişkin delil olmadığını, dolayısıyla atılı suçun unsurlarının oluşmadığını, özel kastın da oluşmadığını, müvekkilinin beraatine karar verilmesini, aksi kanaate ulaşılması halinde lehine olan hükümlerin uygulanmasını talep ederek hükmü istinaf etmiştir.
6-) Sanık ...... 06/02/2017 tarihli dilekçesi ile; atılı suçu kabul etmediğini, örgüt ile bağlantısının olmadığını, hakkında beraat kararı verilmesini talep ederek hükmü istinaf etmiştir.
7-) Sanık ...... 19/12/2016 tarihli dilekçesi ile, sanık ...... 19/12/2016 tarihli dilekçesi ile, sanık ...... 22/12/2016 tarihli dilekçesi ile süre tutum talebinde bulunduklarını belirterek hükmü istinaf ettikleri görülmüştür.
8-) Sanık ...... 19/12/2016 tarihli dilekçesi ile, sanık ...... 30/01/2017 tarihli dilekçesi ile, sanık ...... 30/01/2017 tarihli dilekçesi ile banka hesapları ve malvarlıkları üzerinde bulunan tedbirlerin kaldırılmasını talep ettikleri görülmüştür.
Dosyanın Dairemizin 2017/169 esas sırasına kayıt edildiği anlaşılmış, sanıklar ......, ......, ...... ve ......'ın üzerlerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan tesis olunan hükümlere vaki istinaf isteminin Dairemizin 2017/318 esas sırasına kayıt edilerek, iş bu sanıklar yönünden istinaf istemlerinin yeni esas üzerinden değerlendirilmesine, sanık ...... hakkında Silahlı Terör Örgütü Kurma ve/veya Yönetme suçundan tesis olunan hükme vaki istinaf isteminin ise 5271 Sayılı CMK'nun 280. Maddesinin 1.fıkrasının (b) bendi kapsamı dışında kalan hukuka aykırılık nedenlerinin bulunduğunun değerlendirilmesi ve aykırılık hallerinin yeniden yargılama yapılarak giderilebileceği kanısına ulaşıldığından 5271 Sayılı CMK'nun 280/1-c maddesi uyarınca Dairemizin 2017/169 esas numaralı dosyası üzerinden sanık ...... yönünden davanın yeniden görülmesine ve duruşma işlemlerine başlanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Sanıkların FETÖ terör örgütüne üye oldukları iddiasıyla yapılan yargılama sonunda mahkemece mahkumiyetlerine karar verilmiştir. Öncelikle FETÖ terör örgütünün nasıl bir örgüt olduğunun belirlenmesi gerekmektedir.
Dosyada mevcut Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen rapor ve Anayasa Mahkemesinin 2016/6 (Değişik iş), 2016/12 sayılı kararına göre;
1960’lı yıllarda Fetullah Gülen isimli kişi tarafından kurulan ve dini bir grup olarak nitelenen, “Gülen Cemaati”, “Hizmet Hareketi”, “Cemaat” ve “Camia” gibi isimlerle anılan bir yapılanmanın faaliyetlerini eğitim ve din başta olmak üzere zamanla birçok alanda genişlettiği ve yüzü aşkın ülkede yaygınlaştırdığı bilinmektedir.
Bu yapılanmanın gerçek amacının devleti ele geçirmek olduğu, bu amaçla tüm kamu kurum ve kuruluşlarında; özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), mülki idare birimleri, yargı teşkilatı, kolluk birimleri, eğitim kurumları gibi yerlerde kadrolaştığı ve bu kişilerin devletin amaçlarından ziyade yapılanmanın amaçları doğrultusunda faaliyette bulundukları iddiaları öteden beri kamuoyunda tartışılmaktadır.
Bu iddialar zamanla kamuoyunda tartışma konusu olmanın ötesine geçmiş ve pek çok soruşturma ve kovuşturmaya konu edilmiştir. Bu yapılanma, ilgili soruşturma ve kovuşturmalarda “Fetullahçı Terör Örgütü” (FETÖ) ve/veya “Paralel Devlet Yapılanması” (PDY) olarak isimlendirilmiştir.
Genel Olarak FETÖ/PDY’nin Yapısı ve Faaliyetleri Açılan soruşturma ve kovuşturmalarda FETÖ/PDY’nin yapısı ve faaliyetleri hakkında genel olarak şu iddialar ileri sürülmüştür:
Yapılanmanın kendisine atfettiği kutsallığın doğal bir sonucu olarak vatan, devlet, millet, ahlak, hukuk, temel hak ve hürriyetler de dâhil olmak üzere her şeyin değer bakımından kendisinden sonra geldiği anlayışına sahip olduğu,
Eğitim ve din alanındaki faaliyetleriyle toplumda meşruiyet kazanmaya çalıştığı,
Bünyesinde bulunan ışık (talebe) evleri, okullar, yurtlar ve dershaneler aracılığıyla ulaştığı gençleri amaçları doğrultusunda yetiştirerek kadrolarını oluşturduğu,
İtaat ve teslimiyet temelinde oluşturulmuş ve üstte “kâinat imamı” olarak Fetullah Gülen’in olduğu kıta, ülke, eyalet, il, ilçe, semt, mahalle ve ev imamlarından oluşan dikey hiyerarşisinin bulunduğu,
Temel örgütlenmesinin imamlara bağlı zincirler şeklinde olduğu, yönetici üst kadro dışındaki her biriminin bağımsız hücreler şeklinde örgütlendiği, böylece her bir örgüt mensubunun en fazla bir üst sorumlusunu ve bir altında bulunan örgüt mensubunu tanımasının sağlandığı,
Tüm mensuplarını sadakat ve bağlılık yönünden sınıflandırdığı, en üst sınıfta bulunan mensuplarının yönetici olarak görevlendirildiği,
Fetullah Gülen’in atadığı ve yalnızca kendisinin bildiği kişiler vasıtasıyla örgütün iç işleyişini denetleyen ve lidere rapor eden ayrı bir yapılanmanın olduğu,
Yöneticilerinin ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri ve gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin önemli bir bölümünün “kod isim” kullandığı, mensuplarının tanınmayı önlemek amacıyla kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile mensuplarının bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu,
Mensuplarının gelirlerinin belli bir oranının “himmet” adı altında alındığı,
Yapılanmadan ayrılmak isteyen kişilere baskı uygulandığı ve çeşitli yaptırımlarda bulunulduğu,
Fetullah Gülen’in “Her yerde olmalısınız. Her yerde değilseniz hiçbir yerde değilsinizdir.” talimatı gereği yapılanmanın başta TSK, emniyet teşkilatı, Milli İstihbarat Teşkilâtı (MİT) ve yargı organları olmak üzere neredeyse tüm kamu kurum ve kuruluşlarında; siyasi partiler, sendikalar, vakıf ve dernekler ile ticari kuruluşlar gibi sivil organizasyonlarda örgütlendiği,
Kamu görevlisi olan mensuplarının yapılanmaya olan aidiyetlerinin devlete olandan önce geldiği,
Yapılanmanın kamuda görev almak veya görevde yükselmek için yapılan sınavlarda sorulacak soruları önceden elde ederek mensuplarına vermek suretiyle kamu kurumlarında haksız şekilde kadrolaştığı ve mensuplarının önemli görevlere gelmesini sağladığı,
Yapılanmaya dâhil olmayan kamu görevlilerinin kurum içerisinde etkili olmalarını önlemek için, bu kişilerin itibarını sarsacak isimsiz ve imzasız ihbarlarda bulunulduğu, internet ya da basın aracılığıyla yayınlar yapıldığı,
Kamu kurum ve kuruluşlarında kadrolaşmış olan mensuplarının stratejik birimlere (personel, istihbarat, özel kalem, bilişim, muhasebe vb.) yerleşmeye teşvik edildiği,
Her kurum ve kuruluş için belirlenen sorumlu bir kişiye (“abi”) bağlı olarak hiyerarşik bir düzende mevcut idari sisteme paralel bir yapının oluşturulduğu,
Yapılanmaya dâhil olmayan kişilerle ilgili bilgilerin kaydedildiği ve bu kayıtların arşivlendiği,
Yapıya mensup kamu görevlileri vasıtasıyla kişisel verilerin, devlete ait gizli bilgi ve belgelerin ele geçirildiği ve arşivlendiği,
Toplumdaki karşılığı sınırlı olan yapılanmanın kamu kurum ve kuruluşlarındaki mensuplarının oranının toplumsal karşılığı ile kıyaslanamayacak kadar yüksek olduğu,
Yapılanmanın, paralel bir devlet yapılanmasına dönüştüğü, devlet ve toplum üzerinde “vesayet” oluşturduğu,
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tüm anayasal kurumlarını (yasama, yürütme, yargı erklerini) ele geçirmeyi ve bundan sonra devleti, toplumu ve fertleri kendi ideolojisi doğrultusunda yeniden şekillendirerek oligarşik özellikler taşıyan bir zümre eliyle ekonomik, toplumsal ve siyasal gücü yönetmeyi hedeflediği,
Ulusal ve uluslararası düzeyde siyasi ve ekonomik ittifaklar kurduğu belirtilmiş
Milli Güvenlik Kurulu kararında bu örgütle ilgili;
30/10/2014 Tarihli Toplantıda
“Milli güvenliğimizi tehdit eden ve kamu düzenini bozan iç ve dış legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanmalar ve illegal oluşumlar ile yürütülen mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulanmıştır.”
30/12/2014 Tarihli Toplantıda
“Paralel devlet yapılanması ve illegal oluşumlarla yürütülen mücadele hakkında Kurul’a bilgi arz edilmiş, mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulanmıştır.”
26/2/2015 Tarihli Toplantıda
“Paralel devlet yapılanması ve legal görünüm altında faaliyet gösteren illegal oluşumlara karşı yürütülen ulusal ve uluslararası çalışmalar hakkında Kurul’a bilgi sunulmuştur.”
29/4/2015 Tarihli Toplantıda
“Milli güvenliği tehdit eden paralel devlet yapılanması ve illegal oluşumlara karşı yürütülen mücadele hakkında tafsilatlı bilgi arz edilmiş, mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesine vurgu yapılmıştır.”
29/6/2015 Tarihli Toplantıda
“Milli güvenliğimizi tehdit eden, başta paralel devlet yapılanması olmak üzere, tüm yasadışı oluşumlara karşı yürütülen mücadeleye kararlılıkla devam edileceği bir kez daha dile getirilmiştir.”
2/9/2015 Tarihli Toplantıda
“Paralel devlet yapılanmasıyla, yurt içinde ve yurt dışında, illegal ekonomik boyutu da dâhil olmak üzere sürdürülmekte olan mücadelenin kararlılıkla devam ettirileceği belirtilmiştir.”
21/10/2015 Tarihli Toplantıda
“Milli güvenliğimizi tehdit eden ve terör örgütleriyle işbirliği içerisinde hareket eden paralel devlet yapılanmasına karşı yürütülen kararlı mücadelenin çok yönlü olarak sürdürüleceği teyit edilmiştir.”
18/12/2015 Tarihli Toplantıda
“Paralel devlet yapılanmasıyla yurt içinde ve yurt dışında sürdürülmekte olan mücadelenin kararlılıkla devam ettirileceği teyit edilmiştir.”
27/1/2016 Tarihli Toplantıda
“Milli güvenliğimize yönelik iç ve dış tehditler ile … paralel devlet yapılanmasına … karşı yurt içinde ve yurt dışında sürdürülen mücadele etraflıca değerlendirilmiştir.”
24/3/2016 Tarihli Toplantıda
“Vatandaşlarımızın huzur ve güvenliği ile kamu düzeninin sağlanması amacıyla yürütülen faaliyetler kapsamlı şekilde görüşülmüştür. Bu çerçevede; … paralel devlet yapılanmasına karşı alınan tedbirlerin uygulanması üzerinde durulmuştur.”
26/5/2016 Tarihli Toplantıda
“Vatandaşlarımızın huzur ve güvenliği ile kamu düzeninin sağlanması amacıyla yürütülen faaliyetler, terör ve teröristle mücadelede gelinen aşama, milli güvenliğimizi tehdit eden ve bir terör örgütü olan paralel devlet yapılanmasına karşı alınan tedbirler görüşülmüştür.” şeklinde kararlar alınmıştır.
Sanıkların üzerlerine atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçuna ilişkin mevzuat hükümleri değerlendirildiğinde;
3713 sayılı yasanın 1. Maddesinde; "(Değişik fıkra: 15/07/2003 - 4928 S.K./20. md.) Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir." hükmü yer almaktadır.
Türk Ceza Hukuku bakımından terörün tanımı ve hangi suçların terör suçu sayılacağı 3713 sayılı Kanunda gösterilmiştir. Kanunun 1. maddesinde gösterilen terör tanımına göre bir eylemin terör eylemi sayılabilmesi için;
a- Eylem, cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerini içermelidir,
b- Eylemle, Anayasada belirtilen,
-Cumhuriyetin niteliklerini,
-Siyasi, hukuki, sosyal, laik ve ekonomik düzenini değiştirmek,
-Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak,
-Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek,
-Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek,
-Temel hak ve hürriyetleri yok etmek,
-Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amaçlanmalıdır.
c- Eylemi gerçekleştiren failler bir örgüte mensup olmalıdır,
d- Eylem suç teşkil etmelidir.
Bu genel terör tanımı dışında, 3713 sayılı Kanunun 3. maddesinde doğrudan terör suçları (26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır.) ve 4. maddesinde de, işlenme bağlamına göre;
(Aşağıdaki suçlar 1 inci maddede belirtilen amaçlar doğrultusunda suç işlemek üzere kurulmuş bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlendiği takdirde, terör suçu sayılır:
a) Türk Ceza Kanununun 79, 80, 81, 82, 84, 86, 87, 96, 106, 107, 108, 109, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 142, 148, 149, 151, 152, 170, 172, 173, 174, 185, 188, 199, 200, 202, 204, 210, 213, 214, 215, 223, 224, 243, 244, 265, 294, 300, 316, 317, 318 ve 319 uncu maddeleri ile 310 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.
b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan suçlar.
c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
ç) 10/7/2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
d) Anayasanın 120 nci maddesi gereğince olağanüstü hal ilan edilen bölgelerde, olağanüstü halin ilanına neden olan olaylara ilişkin suçlar.
e) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 inci maddesinde tanımlanan suç.) dolayısıyla terör suçları gösterilmiştir.
5237 sayılı yasanın 314. Maddesinde; "(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır." silahlı örgüt kuran, yöneten ve üyeliği suçlarına ilişkin yasal hüküm yer almaktadır.
TCK'nın 314. maddesi bakımından, bir oluşumun, bir yapılanmanın silahlı terör örgütü sayılabilmesi için;
a-Hiyerarşik yapıya, sıkı bir disipline, eylemli bir işbirliğine sahip olan ve en az üç kişiden oluşan, yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli bir örgüt mevcut olmalıdır.
b-Bu örgüt, Türk Ceza Kanununun ikinci kitap, dördüncü kısım, dördüncü ve beşinci bölümlerde yer alan suçları "amaç suç" olarak işlemek üzere kurulmuş olmalıdır,
c-Bu örgüt silahlı olmalıdır.
Silahlı terör örgütü üyeliği suçu; silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Bu bakımdan eylemin iradi olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle hareket edilmiş olması gerekir. Suç, örgüte üye olma fiilinin gerçekleştiği anda tamamlanmakla birlikte, üyelik süresince eylem temadi etmektedir. Failin, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetleri silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturacaktır. Örgüte üye olmak, fiili bir katılma olup örgüte üye olmak için örgüt yöneticilerinin rızasının varlığına gerek yoktur, tek taraflı iradeyle bile örgüte katılmak mümkündür.
FETÖ örgütünü değerlendirirken Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ve dosyada mevcut Emniyet Genel Müdürlüğü bilgilendirme raporunda da belirtildiği üzere; bu örgütün diğer örgütlerden farklı olarak hem legal görünümlü illegal hem de illegal faaliyetlerde bulunduğu anlaşılmakla; örgüt suçu açısından sadece illegal faaliyetlerin aranması ve bunların değerlendirilmesi bu örgütü anlama ve çözme açısından yeterli olmayacaktır. Bu nedenle ;
Sanıkların eylemleri değerlendirilirken tüm faaliyetleri tek tek ve ayrıca bir bütün halinde gözetilmelidir. Bazen tek bir eylem örgüt üyeliği için yeterli olurken, işin içinde legal gibi görünüp, illegal birçok faaliyetin de olması halinde bu eylemlerin ayrıca bir bütün olarak da ele alınması ve buna göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekir.
Buna göre somut olay değerlendirildiğinde;
Her ne kadar sanıklar ikrar edip etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmakla birlikte benzer savunmalarında, 2013 yılına kadar bu yapının içinde olduklarını, yapının terör örgütü olduğunu bilmediklerini, 15 Temmuz 2016 tarihinde yapılan darbe teşebbüsünden sonra terör örgütü olduğunu anladıklarını, kaldı ki bu tarihten çok daha önce bu yapıyla alakalarını kestiklerini belirterek atılı suçu kabul etmemişlerse de;
-Sanık ...... bakımından yapılan incelemede; sanığın, FETÖ ile irtibatlı ...... Eğitim A.Ş'ye ortaklığının bulunduğu ve bu ortaklığını savunmasına göre de 2014 yılı sonunda devrettiği, yine bu yapıyla bağlantılı Tokat Aktif İş Adamları Derneğine üye olduğu, bu üyeliğinin de 23/07/2016 tarih ve 667 Sayılı KHK ile bu derneğin kapatılmasına kadar devam ettiği, derneğe 2013-2014-2015 yıllarına ait üyelik aidatlarını da ödediği, sanık ve eşinin, yapının bankası olarak bilinen BANKASYA'da hesabının bulunması, bir dönem bu bankanın avukatlığını yapmış olması, sanığın kuruluşundan itibaren örgütün Tokat Avukatlar Ünitesinin mütevelli heyetinde yer almış olması, buna yönelik ikrarı, diğer sanıklar ......, ...... ve ......'un aynı yöndeki beyanları, 2014-2016 yılları arasında FETÖ'ye yönelik yapılan soruşturmalarda bu yapıya mensup bazı kişilerin avukatlığını yaptığına dair ikrarı, yine burs, yardım, himmet adı altında ödemelerle örgüte para yardımı yapması, bununla ilgili de ikrarı, 16/10/2016 tarihli araştırma tutanağı içeriği hep birlikte değerlendirildiğinde;
-Sanık ...... bakımından yapılan incelemede;
Sanığın öğrencilik yıllarından itibaren örgütün hücre evlerinde kalması, avukatlık yapmaya başlamasının ardından kuruluşundan itibaren örgütün Tokat İli Avukatlar Ünitesinden mütevelli heyetinde yer almış olması, buna yönelik ikrarı, FETÖ ile irtibatlı ...... Eğitim A.Ş, ...... Eğitim A.Ş'nin bir dönem avukatlığını yapmış olması, kendisinin ve eşinin yapının bankası olarak bilinen BANKASYA'da hesabının bulunması, özellikle eşi adına bankada 2013 yılında fazla miktarda paranın bulunması, diğer sanıklar ......, ...... ve ......'un sanığın örgütün Tokat ili Avukatlık Ünitesinin kuruluşunda etkin rol aldığına dair beyanları, bu kapsamda bu üniteyle ilgili Ankara'da yapılan toplantılara gitmiş olması, yine burs, yardım, himmet adı altında ödemelerle örgüte para yardımı yapması, bununla ilgili de ikrarı, örgüt mensuplarına hukuki yardımda bulunması, özellikle sanık ......'un müdafi huzurunda emniyetteki 17/10/2016 tarihli ifadesinde, sanık ......'ın yanına gelerek 2016 yılında "Abiler istiyor" diyerek cemaat üyelerine yapılan operasyonlarla ilgili avukat olarak görev yapmalarını istediğini, bunun üzerine kendisinin iki şüphelinin müdafiliğini yaptığını, cemaat mensubu kişilerin avukatlarını tespitte sanık ......'ın etkili olduğunu, hatta 15 Temmuz'dan sonraki ilk pazartesi de ......'ın yanına gelip avukat ihtiyacı olduğunu söylediğini, ifadelerle alakalı koordine işini ......'ın yaptığını belirtmiş olması, sanık ......'ın eşinin cep telefonunda Kakao Talk ve Line isimli program ile internet üzerinde iz kaybettirmek amacıyla kullanılan VPN programının yüklü oluşu, sanık hakkında örgüte maddi yardımda bulunduğuna dair ihbar tutanağı hep birlikte değerlendirildiğinde;
-Sanık ...... bakımından yapılan incelemede;
Sanığın örgütün Tokat İli Avukatlar Ünitesi içerisinde yer alması, ünitenin oluşturulmasında etkin rol oynaması, bu ünite içerisinde sohbetlere katılması, örgüte himmet, burs, adı altında para vererek yardım yapması, örgüt üyelerine mesleğinin avukatlık olması nedeniyle örgüt lehine örgüt hiyerarşisi içerisinde örgüt sorumlularının talimatları doğrultusunda hukuki yardımda bulunması, bununla ilgili emniyette vermiş olduğu 17/10/2016 tarihli ifadesinde; sanık ......'ın yanına gelerek 2016 yılında "Abiler istiyor" diyerek cemaat üyelerine yapılan operasyonlarla ilgili avukat olarak görev yapmalarını istediğini, bunun üzerine kendisinin iki şüphelinin müdafiliğini yaptığını, cemaat mensubu kişilerin avukatlarını tespitte sanık ......'ın etkili olduğunu, hatta 15 Temmuz'dan sonraki ilk pazartesi de ......'ın yanına gelip avukat ihtiyacı olduğunu söylediğini, ifadelerle alakalı koordine işini ......'ın yaptığını belirtmiş olması, sanık ......'un örgüte üye olduğu hususunda sanıklar ......, ...... ve ...... beyanları, bu beyanların aynı yönde olup birbirleriyle örtüşüyor olması, aracında yapılan aramada örgüt lideri F. GÜLEN'in bir adet kasetinin bulunmuş olması, ikrarı hep birlikte değerlendirildiğinde;
-Sanık ...... bakımından yapılan incelemede;
Sanığın 2008-2011 yılları arasında Tokat İli Avukatlık Ünitesinin bağlı olduğu Karadeniz Bölge sorumlusu olduğu iddia edilen ve soruşturması ayrı devam eden ......'ın yardımcılığını yaptığı, bu dönemde ......'ın kurucusu olduğu Güven Tahkim ve Hukuk Derneğinin kurulum aşamasında Samsun'dan Tokat'a derneğin Tokat ilinde de kurulumu ile ilgili olarak sanıklar ......, ...... ve ...... ile görüşmeler yapmak amacıyla geldiği, ünitenin kurulmasında aktif rol oynadığı, diğer sanıklardan örgüte yardım amacıyla himmet, kurban ve burs adı altında para topladığı, Tokat ilinde topladığı paraları (diğer illerde toplanan paralarla birlikte) Ankara ilinde Fetullah GÜLEN'in avukatı ...... isimli şahsa elden teslim ettiği, Tokat Avukatlar ünitesi tarafından Tokat ilinde açılan hukuk ünitesi evine sohbetlere geldiği, bununla ilgili ikrarı, sanık ......'un ifadelerinde Tokat ili Avukatlık Ünitesinin kurulmasına sanık ......'un öncülük yaptığını belirtmesi, ve diğer sanıklar ...... ve ......'nın 04/10/2016 tarihinde tam ve kesin olarak teşhis etmeleri, sanığın Bank Asya hesabının bulunmadığı ancak eşi ......'un Bank Asya hesabının bulunduğunun belirlenmesi, örgütle bağını kestiğini belirtmesine rağmen dosyada mevcut 20/10/2016 tarihli Tokat Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü'nün cevabi yazısında; sanık ......'in FETÖ ile bağlantılı Samsun ilinde kurulu ve 23/07/2016 tarih, 667 Sayılı KHK ile kapatılan Güven Hukuk Tahkim ve Arabuluculuk Derneğinde üyeliğinin bulunması ve 2015 yılı Mayıs ayına kadar örgütle bağlantılı "Kimse yok mu?" derneğinde çalışmış olması hep birlikte değerlendirildiğinde;
Sanıkların örgütün talimatı doğrultusunda Tokat ili Avukatlar Ünitesini kurup, bu ünite altında faaliyetlerde bulundukları, özellikle FETÖ mensuplarına yönelik soruşturmalarda hukuki yardımda bulundukları, bu eylemlerini suç tarihine kadar da kesintisiz devam ettirdikleri, eylemlerinin yoğunluğu, çeşitliliği ve sürekliliği gözetildiğinde; bu örgütle organik bağlarının bulunduğu, bu nedenle üzerlerine atılı FETÖ terör örgütüne üye olma suçunu işledikleri anlaşılmakla; haklarında İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Sanıklar ......, ......, ...... ve ......'ın yakalandıktan sonra örgütün yapısına, üyelerine ve eylemlerine ilişkin bilgiler vererek etkin pişmanlıkta bulundukları dosya kapsamına göre anlaşılmakla; haklarında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına dair karar ve indirim oranları ile ilgili ayrıca sanıklar ...... ve ...... hakkında CMK'nun 231. maddesinin uygulanmamasına yönelik yapılan istinaf talepleri mahkemenin gerekçesine göre yerinde görülmemiştir.
Sanık ...... vekili istinaf dilekçesinde; iddianamenin sanıklara tebliği ile sanık savunmalarının hazırlanması için verilmesi gereken 7 günlük sürenin verilmediğini belirtmiş ise de; 14/11/2016 tarihli ilk celsede sanıklara CMK'nun 176 ve 190. maddeleri uyarınca duruşmaya ara verilmesini isteme haklarının hatırlatıldığı, sanıkların da bu süreden feragat ettiklerini, duruşmaya ara verilmesini istemediklerini, savunmada bulunacaklarını belirttiklerinin görülmesi karşısında bu istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.
Dolayısıyla 5271 sayılı CMK'nun 280/1-a maddesi dikkate alındığında sanıklar ......, ......, ...... ve ...... hakkında verilen İlk Derece Mahkemesinin kararında, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre usul ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşılmakla yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan REDDİNE,
Sanık ...... 19/12/2016 tarihli dilekçesi ile, sanık ...... 30/01/2017 tarihli dilekçesi ile, sanık ...... 30/01/2017 tarihli dilekçesi ile; Tokat Sulh Ceza Hakimliğinin 31/08/2016 tarihli, 2016/3776 D.İŞ sayılı kararı ile malvarlıkları ve banka hesaplarına tedbir konulduğunu, tedbirlerin kaldırılmasını talep ettikleri görüldüğünden, üzerine tedbir konulan malvarlığı ve banka hesaplarındaki mevduatların, mahkum olunan suçun işlenmesi ile elde edildiğine dair somut ve kesin delillerin bulunmamasına göre, talepleri yerinde görülerek 5271 Sayılı CMK'nun 131. maddesi gereğince iş bu sanıkların banka hesapları ve mal varlıkları üzerinde bulunan tedbirlerin KALDIRILMASINA, bununla ilgili işlemlerin Tokat C.Başsavcılığınca yerine getirilmesine,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Kararın İlk Derece Mahkemesince ilgililere tebliğine, kesin olmak üzere 07.03.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)