(5271 S. K. m. 90, 98, 280) (5237 S. K. m. 50, 53, 58, 61, 62, 63, 220, 221, 314) (3713 S. K. m. 1, 3, 5)
Yukarıda açık kimliği yazılı sanık ........ hakkında istinaf incelenmesinin Dairemizde yapılan açık duruşması sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 14/092017 tarih ve 2017/2629 esas sayılı iddianamesi ile, sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davası sonucunda, Trabzon 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/12/2017 tarihli, 2017/113 esas ve 2017/52 sayılı kararıyla sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği, iş bu mahkumiyet kararına karşı, O Yer Cumhuriyet Savcısı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Söz konusu istinaf başvurusu ve başvuruya konu kararın niteliği ile suç tarihine ve O Yer Cumhuriyet Savcısının istinaf dilekçe içeriğine göre, heyetçe yapılan müzakere sonucunda, istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiştir.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; inceleme raporu doğrultusunda suçun sübutunun yeniden yargılama ve heyetçe duruşma yapılarak değerlendirilmesi kanısına ulaşıldığından, 5271 sayılı CMK'nun 280/1-e maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
SANIK ........ TALİMAT MAHKEMESİNDE SEBGİS SİSTEMİ ARACILIĞIYLA DAİREMİZCE ALINAN SAVUNMASINDA: "Ben atılı suçla ilk derece mahkemesinde savunmada bulundum aynen tekrar ederim telefon hattımda Bylock çıktığı iddiasıyla 24/02/2017 tarihinde gözaltına alındım, gözaltında iken etkin pişmanlıkta bulunmak istediğimi belirttim ve FETÖ/PDY terör örgütü ile ilgili tüm bildiklerimi ayrıntılı bir şekilde anlattım, kişilerin isimlerini verdim, teşhiste bulundum, daha önce beyanda bulunmam gerektiğine dair bilgim yoktu, olsaydı daha önce ifade verirdim, öncelikle beraatimi, olmadığı takdirde lehime olan kanun hükümlerinin uygulanmasını ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ediyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
SANIK ........ İLK DERCE MAHKEMESİDEKİ SAVUNMASINDA: "Üzerime atılı suçlamaya ilişkin soruşturma aşamasında verdiğim beyanları tekrar ediyorum. Ben 2005 yılında polislik sınavlarına girdim. Niğde polis okulundan 2007'de mezun oldum. Bu yapıyla ilk kez polislik görevine atandıktan sonra Aksaray ilinde görev yaparken tanıştım. 2007-2010 arası Aksaray'da, 2010-2015 Erzurum, 2015-2016 Trabzon'da çalıştım. Trabzon'da görev yaparken bu yapıyla bir bağlantım olmadı. Ben en son Erzurum'da görev yaparken 17/25 aralık sürecinden sonra bu yapıyla bağlantımı kopardım. Bylock tespit edilen ........ no'lu GSM hattı benim adıma kayıtlıdır. Bu hattı 2007'den beri kullanıyorum. ........ no'lu GSM hattı da benim üzerime kayıtlı olup eşim tarafından kullanılır. Ben evimizde televizyon olmadığı için internetten dizi film izlerken benim internetim bittiğinde eşimin internetini kullanıyordum. Yani eşimin kullandığı hatta bylock yüklenmedi. 17/25 aralık'tan önce sohbet toplantılarına gelen ........ ismini kullanan (kod adı mı yoksa gerçek ismi mi bilmiyorum) Devlet Su İşlerinde mühendis olarak görev yapan sohbet abisi yüklemişti. Ben 17/25 aralık olayları olunca bu olayların arkasında o dönem cemaat olarak adlandırılan bu yapının olup olmadığını sordum. Tereddütlerimi ve eleştirilerimi ilettim. Kendisi ile uzun bir süre görüşmedim. En sonra 2014 yılının ağustos ayında görüştük. Bana dini zikirleri, duaları, ervadı eskar'ları atmak için bu programı yükledi. Bu programı google play'den telefonuma indirdi. Çalışmayınca kendi telefonundan blutot'la attı. Bu program üzerinden sadece ........ isimli şahısla görüştüm. Telefonumda 1 ay kadar kaldıktan sonra bu program telefonumu hem dondurduğu hemde ülkemizde gelişen olaylardan rahatsızlık duyduğum için telefonumdan kaldırdım dedi.
Sanığa 06/03/2017 tarihli kolluk beyanı okundu, soruldu: Doğrudur bana aittir dedi.
Sanığa soruşturma beyanlarına istinaden düzenlenen 09/03/2017 tarihli fotoğraflı teşhis tutanağı okundu, soruldu: Doğrudur bana aittir. Bana ifademde belirttiğim sohbet abilerinin sohbet hocalarının fotoğraflarını göstereceklerdi ancak gösterilmediği için herhangi bir teşhis yapamadım. Daha doğrusu gözaltımın son günüydü. Mahkemeye çıkmam gerekiyor denildi. Biz seni sonra çağırıp teşhis ettiririz dediler. Ancak bu tarihe kadar çağırmadılar dedi.
Sanığa 07/03/2017 tarihli savcılık beyanı okundu, soruldu: Doğrudur bana aittir dedi.
Sanığa ........ no'lu GSM hattına ait ........ ID no'lu tespit değerlendirme tutanağı okundu, soruldu: ........ kullanıcı adı bana aittir. Ancak ben 6125 olarak hatırlıyorum. Memleketimin ve çalıştığım ilin plakasını seçtiğimi hatırlıyorum. ID'yi ekleyenler ve ID'nın eklediği kısımlarda adı geçen ........, ........, ........ Erzurum Çevik Kuvvet'te polis memuru olarak görev yapar. ........ ifademde belirttiğim ........ isimli kişidir. Bylock'u bana yükleyen ........, ........'ın hattını kullanıyordu ancak ben ekli gözüken polis memurları ile bylock üzerinden hiç yazışmadım, bu kişileri eklemedim, bu kişiler tarafından eklenmedim" şeklinde savunmada bulunmuştur.
SANIK MÜDAFİ SEGBİS SİSTEMİ İLE DAİREMİZCE ALINAN BEYANINDA:"Ek savunma için süre talep etmiyoruz, ilk derece mahkemesinde vermiş olduğumuz savunmalarımızı aynen tekrar ederiz, müvekkil gerek soruşturma aşamasında gerekse kovuşturma aşamasında bu yapıyla ilgili tüm bildiklerini samimi bir şekilde anlatmıştır. Birçok dosyada da tanık olarak beyanına başvurulmuştur. Biz bu nedenle öncelikle ilk derece mahkemesinin kararının yerinde olduğunu düşünüyoruz, istinaf talebi bu nedenle reddedilsin, mahkeme aksi kanaatte ise etkin pişmanlık nedeniyle azami oranda indirim yapılarak müvekkil hakkında lehe olan hükümler uygulanmak suretiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ediyoruz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
SANIK MÜDAFİ İLK DERECE MAHKEMESİNDEKİ BEYANINDA:"Müvekkil hakkında soruşturma başlatılır başlatılmaz 06/03/2017 tarihinde kollukta 8 sayfadan ibaret detaylı bir ifade vermiş. Bu ifadesinde 40'tan fazla kişinin ismini vermiştir. Biz müvekkilin beraatini talep ediyoruz. Şayet mahkeme cezalandırma yönünde kanaatte ise müvekkil hakkında TCK 221/3.maddenin tatbiki gerekir. Yine aksi kanaatte ise mahkeme asgari hadden ceza tayin edilerek yine azami hadden indirim yapılarak ve sonuç cezanın da erteleme, HAGB müesseselerine çevrilmesini talep ediyoruz " şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:"Sanığın adına kayıtlı ........ ve ........ numaralı GSM hatları üzerinden FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan Bylock isimli programı kullandığının tespit edildiği, sanığın örgütsel sohbet adını verdikleri toplantılara katıldığı ve diğer örgüt mensuplarıyla örgütsel hiyerarşi dahilinde irtibatını sürdürdüğüne dair hakkında beyanların mevcut olduğu, sanığın soruşturma aşamasında örgütün yapısı ve faaliyetleri hakkında faydalı bilgiler vermek suretiyle etkin pişmanlıkta bulunduğu anlaşılmakla üzerine atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçundan etkin pişmanlık uygulanmak suretiyle TCK'nın 314/2, 3713 sayılı TMK'nın 5/1, TCK'nın 221/4-son cümle, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince cezalandırılması gerekirken TCK'nın 221/3. Maddesi uyarınca hakkında ilk derece mahkemesince ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu görülmekle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak sanığın TCK'nın 314/2, 3713 sayılı TMK'nın 5/1, TCK'nın 221/4-son cümle, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur" şeklinde mütalaada bulunmuştur.
Silahlı terör örgütü üyeliği suçu;silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Bu bakımdan eylemin iradi olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle hareket edilmiş olması gerekir. Suç, örgüte üye olma fiilinin gerçekleştiği anda tamamlanmakla birlikte, üyelik süresince eylem temadi etmektedir. Failin, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetleri silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturacaktır. Ancak faile, örgüt tarafından verilen önemli bir görev veya sorumluluk, tek başına failin örgüt üyesi olduğunu ortaya koyabilecektir. Öte yandan örgüte üye olmak, fiili bir katılma olup örgüte üye olmak için örgüt yöneticilerinin rızasının varlığına gerek yoktur, tek taraflı iradeyle bile örgüte katılmak mümkündür.
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amacı, yapılanması ve eylemleri ile ilgili olarak benzer konuda İlk Derece Mahkemesi sıfatı ile verilmiş ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26/09/2017 tarihli kararıyla onanan Yargıtay 16. Ceza Dairesini........4/04/2017 tarihli, 2015/3 esas ve 2017/3 sayılı kararında, FETÖ/PDY adlı silahlı terör örgütünün, küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda belirtilen Cumhuriyetin temel niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1.maddesinde tanımlanan, amaca ulaşmak için silah başta olmak üzere her türlü cebir ve şiddeti araç olarak kullanan 5237 sayılı TCK'nın 314/1-2. maddesi kapsamında kalan silahlı bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
KAMU DAVASINA KONU SOMUT OLAYLA İLGİLİ ETKİN PİŞMANLIK HÜKÜMLERİNE İLİŞKİN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE:
Türk Ceza Kanunu’nun 221. maddesinde “Etkin pişmanlık” düzenlenmiştir. Bu hükümle, gerek suç işlemek amacıyla örgüt kurma (TCK m.220) ve gerekse silahlı örgüt (TCK m.314) suçlarını işleyip de etkin pişmanlık gösteren faillerin örgüt suçlarından, yani amaç suç işlenmeksizin veya işlenen amaç suçlar dışında kalan suç örgütü ile ilgili suçlardan dolayı affedilmeleri veya cezalarında önemli bir indirime gidilmesi mümkün kılınmıştır.
5237 sayılı TCK.nun 221/1. maddeye göre; suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle ceza soruşturmasına başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce, kurduğu veya yönettiği örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan kurucu veya yöneticiler hakkında cezaya hükmedilmeyecektir.
5237 sayılı TCK.nun 221. maddeye göre suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle soruşturmaya henüz başlanmamış ve örgütün amacı doğrultusunda da suç işlenmemiş olmalıdır. Ancak bu şartların varlığı halinde, örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan örgüt kurucu veya yöneticileri hakkında örgüt suçundan dolayı cezaya hükmedilemez. Örgütünü dağıtmayan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayamayan örgüt kurucusu veya yöneticisi, etkin pişmanlığa bağlı cezasızlık halinden yararlanamaz.
5237 sayılı TCK.nun 221/2 maddeye göre; örgüt üyesinin, suç örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenen bir suça iştirak etmeksizin ve gönüllü olarak örgütten ayrıldığını, yani örgütle üyelik ilişkisini kestiğini ilgili makamlara bildirmesi halinde, örgüt suçundan soruşturma başlatılıp başlatılmadığına bakılmaksızın suç örgütüne üyelik suçundan hakkında ceza hükmedilmeyecektir.
Bu hükme göre; örgüt üyesinin, hiyerarşik yapısına dahil olduğu örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak katılmaksızın ve gönüllü olarak örgütten ayrıldığını kolluğa veya cumhuriyet başsavcılığına bildirmesi durumunda cezaya hükmedilemeyecektir. Bu etkin pişmanlık durumunda; örgüt üyesinin örgüt tarafından işlenen veya teşebbüs edilen herhangi bir suça katılmamalı ve gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmeli ve bizce yakalanmamalıdır. Örgüt üyesi yakalanmayıp da, hakkında soruşturma başlatılsa ve bu arada kendisi ilgili makamlara örgütten ayrıldığını gönüllü olarak bildirse, örgüt üyesi hakkında suç örgütü üyeliğinden cezaya hükmedilmeyecektir. Üye yakalanırsa gönüllü bildirim ortadan kalkar ve yerini yakalanmaya bağlı etkin pişmanlık alır. TCK m.221’in ikinci fıkrasında öngörülen etkin pişmanlık halinin tatbiki için, örgüt üyesinin örgütle ilgili faydalı bilgiyi ilgili makama verip vermediğine bakılmaz.
5237 sayılı TCK.nun 221/3 maddeye göre; suç örgütünün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanan örgüt üyesi hakkında, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi cezaya hükmedilmeyecektir. Suç örgütü üyesi tarafından verilen bilginin, örgütün dağılmasını veya örgüt mensuplarının yakalanmasını sağlaması şart değildir. TCK m.221/3’ün uygulanabilmesi için, pişmanlık duyan suç örgütü üyesinin bilgileri samimi olarak adli makamlara aktarması ve bunların da elverişli, somut bilgiler olması yeterlidir.
Bu hükmün tatbiki için; yakalanan örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen herhangi bir suça katılmaması ve pişmanlık duyup örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi şartları aranmaktadır. Hükümde; örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamak değil, sağlamaya elverişli, yani somut ve makul bilgilerin adli makamlara veya adli makamlara bilgi aktaran idari makamlara verilmesi yeterli görülmüştür.
5237 sayılı TCK.nun 221. maddesinin dördüncü fıkrasının düzenlenmesinin gerekçesi; “Kişi, suç işlemek için kurulmuş olan örgütün kurucusu, yöneticisi veya üyesi olmakla birlikte,örgütün ulaştığı yapılanma itibarıyla dağılmasını sağlama imkânından yoksun olabilir. Bu durumda bile, söz konusu sıfatları taşıyan kişilerin belli şartlarda etkin pişmanlıktan yararlanması sağlanabilmelidir. Bu düşüncelerle maddenin dördüncü fıkrası düzenlenmiştir” şeklinde ifade edilmiştir. Bu nedenle de örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmemiş ve yakalanmış olan fail, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi verememiş ancak örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermiş ise 4. fıkra uyarınca cezasından indirim yapılacaktır.
5237 sayılı TCK.nun 221/4 maddeye göre; suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan kişinin gönüllü olarak teslim olup, suç örgütünün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi halinde, bu kişi hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçu nedeniyle cezaya hükmedilmeyecektir. Bu hükmün tatbiki için, gönüllü olarak teslim olan örgüt mensubu tarafından suç örgütünün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen amaç suçlarla ilgili bilgileri adli makamlara aktarması yeterlidir. Örgüt mensubu kendi isteğiyle adli makamlara teslim olmayıp da yakalandıktan sonra bu bilgileri verdiği takdirde, hakkında suç örgütü suçu kapsamında verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirime gidilecektir.
5237 sayılı TCK.nun 221/4. madde de iki etkin pişmanlık hali düzenlenmiştir. Birincisine göre; suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan veya üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek veya isteyerek yardım eden kişilerden bahsedilerek, yani 5237 sayılı TCK.nun 220. maddesinde sayılan tüm süjelere yer verilerek, gönüllü olarak teslim olma, yani yakalanmama ve ek olarak örgütün yapısı ve bunun yanında faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi verilmesi şartları aranmış, ancak bu şartların varlığı durumunda fail hakkında cezaya hükmedilmeyeceği belirtilmiştir. Cezasızlık öngören etkin pişmanlığın uygulanabilmesi için; 5237 sayılı TCK.nun 220. maddesinde sayılan faillerin gönüllü olarak teslim olmaları, yakalanmamaları ve bunun yanında örgütün yapısı ile varsa faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili yararlı, yani somut ve makul bilgilerin verilmesi, 5237 sayılı TCK.nun 221/4. maddesinin ilk cümlesinde sayılan etkin pişmanlık halinin tatbiki için aranan şartlardır.
5237 sayılı TCK.nun 221/4. maddesinin ikinci cümlesinde öngörülen etkin pişmanlığa bağlı azaltılmış ceza ile aynı maddenin ilk cümlesinde öngörülen cezasızlık halinin farkı, failin yakalanıp yakalanmaması ile ilgilidir. Örgüt suçu mütemadi, yani neticesi devam eden bir suç olduğundan fail, CMK m.90’a veya 98’e göre çıkarılan yakalama emrine bağlı olarak yakalanırsa, bu durumda cezasızlık değil, örgüt suçundan verilen cezanın üçte birden dörtte üçe kadar indirilmesi gündeme gelecektir. Cezanın üçte birden dörtte üçe kadar indirilmesinin tayin ve takdiri ise, somut olayın özelliklerine ve 5237 sayılı TCK.nun 61 ve 62. maddelere göre cezayı bireyselleştirecek mahkemeye aittir.
5237 sayılı TCK.nun 221. maddesine göre, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamalarında etkin pişmanlık uygulanabilir.
5237 sayılı TCK.nun 221. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları arasında fark vardır. Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine katılmadan yakalanan örgüt üyesi; pişmanlık duyması kaydı ile, örgütün dağılmasına veya mensuplarının yakalanmasına elverişli bilgiler vermesi halinde, bu bilgilerin verilme aşamasının soruşturma veya kovuşturma olduğuna bakılmaksızın hakkında cezai hükmolunmaz.
Maddenin dördüncü fıkrasında ise 5237 sayılı TCK.nun 220. maddesinde sayılan faillerin gönüllü teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti kapsamında işlenen suçlarla ilgili bilgi vermeleri halinde, bu kişiler hakkında örgüt kurma, yönetme veya örgüte üye olma suçu nedeniyle ceza verilmez. Bu cezasızlık hali, soruşturma veya kovuşturma aşamasında ortaya çıkabilir. Kişinin yakalanacağından veya cezalandırılacağından korkarak teslim olması da gönüllü teslim olma kapsamında kabul edilmelidir.
Kişinin örgütle veya örgütün faaliyetleri ile ilgili bilgileri, CMK m.90 veya 98’e göre yakalandıktan sonra vermesi halinde, fail hakkında tam cezasızlık değil, indirimli cezasızlık uygulanacaktır.
Etkin pişmanlık, suçu ortadan kaldırmaz ve sadece cezanın tatbik edilmemesine veya kısmen tatbikine dayanak olur. Bu sebeple; elkoyma, kayyımlık gibi tedbirlerden sonra şartları oluşan müsaderenin varlığı durumunda etkin pişmanlıktan yararlanan sanığın suçta kullanılan veya suçtan elde ettiği malı ile ilgili mülkiyetine son verilecektir. Bu konu ile ilgili özel düzenleme yapılmadığı takdirde, sanığın suçta kullandığı veya suçtan elde ettiği malvarlığı etkin pişmanlığa dahil olmayacaktır.
Etkin pişmanlık yararlanan sanık açısından, diğer sanıklara karşı bir haksızlık mıdır? Hayır değildir. Çünkü etkin pişmanlık; bir suça karıştığı için pişmanlık duyan failin, suçun cezasından tümden veya kısmen muaf tutulmasının karşılığında yararlı bilgiler vererek, maddi hakikatin ortaya çıkmasına ve adalete ulaşılmasına yardım etmesi anlamını taşır.
Yararsız, verimsiz veya bir başkasına suç atarak kurtulmak suretiyle etkin pişmanlıktan faydalanmak isteyenlerin tespiti nasıl yapılacaktır? Bu noktada; somut olayın özelliklerine, fail tarafından verilen bilgilerin altının ve üstünün doğru ve dayanaklı olmadığına, yani işe yarayıp yaramadığına bakılmalıdır. Bunun dışında; failin soyut ve sırf kendisini suçtan kurtarmaya yönelik başkalarını suçlayan beyanları, etkin pişmanlık kapsamında değer taşımayacaktır.
GEREKÇE:
Yapılan yargılama, toplanan deliller, sanık savunmaları, tanık beyanları, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü Fotoğraf Teşhis Tutanağı ve Araştırma Tutanağı ile Bylock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı, tutanak içerikleri, müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamına göre Dairemizce yapılan değerlendirmede;
Sanık ........'nın 2005 senesinde Niğde Polis Okulunu kazandığı, bu süreçte FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile hiçbir irtibatı bulunmadığı ancak 2007 senesinde Aksaray iline polis memuru olarak atandıktan sonra ilk irtibatının gerçekleştiği ve örgüt evlerinde kalmaya başladığı, daha sonra 2010 yılında tayin olduğu Erzurum ilinde de bu bağlantıyı devam ettirdiği ve 2015 yılında Trabzon iline atandıktan sonra örgütle irtibatını kestiğinin sanık anlatımlarıyla anlaşıldığı,
Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının özel bir yazılım ve haberleşme programı olan ve örgüt içi haberleşmeyi sağlayan ByLock programını ........ numaralı GSM hattında, ........ İD numarasıyla, ........ İMEİ no'lu cihazda 11/11/2014 tarihinde "............." kullanıcı adıyla kulandığının KOM Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan bylock içeriğine ait tespit ve değerlendirme tutanağının inclenmesinden anlaşıldığı,
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan gelen CD'nin incelenmesinde, Bylock tespit edilen hatlara dair yapılan HIS sorgularında ........ no'lu GSM hattının 03/09/2014 tarihinden 30/09/2014 tarihine kadar bylock programı tarafından kullanılan ........ IP no'lu serverde 854, bylock tespit edilen ........ no'lu GSM hattının 11/08/2014 tarihinden 12/10/2014 tarihine kadar bylock programı tarafından kullanılan ………, ........ IP no'lu serverlerde 1999 adet kaydının bulunduğu tespit edildiği, Mevcut tespitlerin sanığın bylock kullanımına dair ikrarını da destekler mahiyette olduğu,
Sanığın haklarında soruşturma yürütülen örgüt üyeleriyle irtibatlı olduğu, örgütün bağının artırılması, örgüte elaman kazandırılması ve örgüte finansal destek sağlanması amacıyla haftada bir yada iki defa düzenlenen sohbet adı altındaki örgütsel toplantılara katıldığı, bu toplantılarda örgüt elebaşısı Fetullah Gülen'in kitaplarının okunarak, CD' lerinin izlendiği, örgüte kaynak sağlamak amacıyla bu toplantılarda himmet adı altında para toplandığı, sanığın örgütle irtibatı ve iltisakını samimi olarak ikrar ettiği, sanığın sohbet adı altında düzenlenen örgüt toplantılarına katıldığının anlaşıldığı,
Yukarıda genel olarak örgütün yapısı, işleyiş şekli, yaptığı eylemler, amaçladığı hedefler gözetildiğinde; sanık ........'nın örgüt yöneticilerinin kayıtsız şartsız talimatları doğrultusunda hareket ettiği, diğer üyelerle sürekli irtibat halinde olduğu, bu irtibatının yalnızca örgüt üyeleri tarafından gizli haberleşmede kullanılan program olan ByLock vasıtasıyla sağladığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün sohbet adı altında düzenlediği toplantılara katıldığı ve Bylock kullanımı ve münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü için oluşturalap bu örgüt mensuplarınca kullanılan Bylock programını örgütün hiyeyarşik yapısı kapsamındaki haberleşmesinde gizliliği temin etmek için dosya kapsamında tespit edilen tarihlerde kullandığı anlaşılan sanığın; anılan programın niteliği de göz önüne alındığında, faaliyetlerindeki süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk durumu da dikkate alındığında silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği değerlendirilmiş ise de;
Sanığın etkin pişmanlıktan faydalanma iradesini ortaya koyduktan sonra görev yaptığı Aksaray ve Erzurum illerindeki örgütün faaliyetlerine ilişkin bilgi verdiği, döneminde karşılaştığı örgüt mensuplarının isimlerini, örgütün gizli haberleşme programı Bylock isimli programını kullandıklarını, bu programı telefonuna kimin yüklediğini, örgütsel toplantılarda sözde sohbet hocalığı yapanları, bu örgütsel toplantılara kimlerin katıldığı, örgütün emniyet yapılanmasından sorumlu kişileri ayrıntılı biçimde soruşturma aşamasında anlattığı ve anlatılanlara istinaden düzenlenen 09/03/2017 ve 10/03/2017 tarihli araştırma ve teşhis tutanaklarının dosya içinde bulunduğu, yargılama aşamasında ise soruşturma aşamasındaki beyanlarını tekrarladığı sonuç olarak etkin pişmanlık hükümlerini düzenleyen TCK'nın 221/3 maddesi kapsamında örgütün çalıştığı birimlerdeki yapılanması ile ilgili olarak bildiği ve bilebileceği tüm bilgileri verdiği anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında TCK'nın 221/3 maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,
Etkin pişmanlık hükmünün TCK'nın 221. maddesinde düzenlendiği, TCK'nın 221/3 maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verebilmek için bu maddeyle ilgili yapılan açıklamada da belirtildiği üzere, kişinin suç örgütünün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi gerektiği, bu kapsamda verilen bilginin örgütün dağılmasını, çökmesini sağlamaya yönelik olması ya da örgütün önemli bir faaliyetini deşifre etmesi gerekmekte olup tek başına sanığın tanıdığı sınırlı sayıda örgüt mensuplarının isimlerini vermesinin bu maddenin uygulanma şartlarını oluşturmadığı, kaldı ki hakkında soruşturma başladıktan sonra etkin pişmanlıkta bulunduğu, bu haliyle sanık hakkında TCK'nın 221/2-4 maddesi gereğince etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmış olup sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın kaldırılarak sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine karar verilip sabıkasız oluşu, işlenen suç nedeniyle bir kamu zararının meydana gelmemiş olması, verilen ceza miktarı ve sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda Dairemizde olumlu kanaat oluştuğundan hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Sanık ........ hakkında Trabzon 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/12/2017 tarihli, 2017/113 esas ve 2018/52 sayılı kararının CMK'nın 280/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Sanık ........'nın üzerine atılı FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü üye olma suçunu işlediği anlaşılmakla; eylemine uyan TCK'nın 314/2. maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi gözetilerek alt sınırdan ceza tayini ile takdiren 5 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
3-Sanığın eyleminin 3713 sayılı Yasanın 3. maddesi kapsamında yer alan terör suçu olması dikkate alınarak cezası 3713 sayılı Yasanın 5/1. bendi gereğince yarı oranında artırılarak sanığın 7 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
4-Sanığın etkin pişmanlıkta bulunduğu anlaşılmakla örgüt içerisinde bulunduğu konum ve verdiği bilgiler gözetilerek cezasından TCK 221/4-2 maddesi gereğince takdiren ¾ oranında indirim uygulanarak 1 YIL 10 AY 15 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
5-Sanığın duruşmadaki olumlu tutum ve davranışları, cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak cezasından 5237 sayılı TCK'nın 62/1. maddesi gereğince taktiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın NETİCETE........ YIL 6 AY 22 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
6-Sanık hakkında başkaca artırım ve indirim hükmünün tatbikine YER OLMADIĞINA,
7-Sanık hakkında yasal şartları oluşmadığından 5237 sayılı TCK'nın 50. maddesinin uygulanmasına YER OLMADIĞINA,
8-Sanığın kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak, 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar YOKSUN BIRAKILMASINA,
9-Etkin pişmanlıktan yararlanan sanık hakkında TCK'nun 221/5 maddesi gereğince 1 YIL SÜREYLE DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİNE HÜKMOLUNMASINA,
10-5237 Sayılı TCK'nın 58/9. maddesi uyarınca sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre ÇEKTİRİLMESİNE, sanık hakkında cezanın infazından sonra DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİNİN UYGULANMASINA,
11-a-Sanığa hükmolunan netice cezanın 2 seneden az olması, sabıkasız olması ve yeniden suç işlemeyeceği hususunda Dairemizde olumlu kanaat oluştuğundan 5320 sayılı Kanunun geçici 7/2. maddesi delaletiyle CMK 231/5 maddesi gereğince sanık hakkındaki HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,
b-CMK 231/8 maddesi gereğince hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanığın şartsız olarak 5 YIL SÜREYLE DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİNE TABİ TUTULMASINA,
c-CMK 231/10 maddesi gereğince denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmediği takdirde açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşürülmesine,
12-Sanık hakkında hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucu doğuran haller nedeniyle geçirilmiş sürelerin 5237 sayılı TCK'nın 63. maddesi uyarınca aldığı cezadan MAHSUBUNA,
13-Sanık ........ hakkında Trabzon 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından CMK 109/3-a maddesi gereğince konulan ADLİ KONTROL KARARININ karar kesinleştiğinde KALDIRILMASINA,
14-Soruşturma aşamasında el konulan Dijital Materyallerin karar kesinleştiğinde sahibine İADESİNE,
15-Yargılama sırasında yapılan ve terkin sınırı altında kaldığı anlaşılan giderlerin HAZİNEYE BIRAKILMASINA,
Dair; sanığın (SEGBİS vasıtasıyla) ve sanık müdafinin yüzüne karşı, Cumhuriyet Savcısı ……..'ın (……..) huzurunda, Yargıtay nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere, yüze karşı karar verilenler açısından tefhim tarihinden itibaren, yokluğunda verilenler açısından tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Dairemize veya başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine veya herhangi bir Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemesine dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunulması, cezaevinde bulunanlar yönünden aynı süre içerisinde bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle hükmün temyiz edilebileceğine dair, temyiz etmediği taktirde hükmün kesinleşeceği hususu da belirtilerek, isteme uygun olarak oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20/06/2018 (¤¤)