(3713 S. K. m. 3, 5, 7) (5237 S. K. m. 53, 54, 58, 63, 314) (7201 S. K. m. 11) (5271 S. K. m. 280, 284, 286, 289)
Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 05/01/2015 tarih 2015/25 esas sayılı iddianamesi ile; Sanık hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma ve Terör Örgütü Propagandası suçlarından TCK'nın 314/2, 3713 S.Y.'nın 5.md., TCK.'nun 53, 58, 63 ve 54. Maddeleri ve 3713 S.Y.'nın 7/2, TCK.'nun 53, 58, 63. Maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı,
Yapılan yargılama sonunda Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından sanığın silahlı terör örgüten üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair mahkumiyet hükmü kurulduğu,
İş bu mahkumiyet kararına karşı sanık H. A. müdafii tarafından süresinde yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya daireye verilmekle, heyetçe incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Kamu davasına konu somut olaya ilişkin mevzuatta;
3713 sayılı yasanın 1. Maddesinde; "(Değişik fıkra: 15/07/2003 - 4928 S.K./20. md.) Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir." hükmü yer almaktadır.
Türk Ceza Hukuku bakımından terörün tanımı ve hangi suçların terör suçu sayılacağı 3713 sayılı Kanunda gösterilmiştir. Kanunun 1. maddesinde gösterilen terör tanımına göre bir eylemin terör eylemi sayılabilmesi için;
a- Eylem, cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerini içermelidir,
b- Eylemle, Anayasada belirtilen,
-Cumhuriyetin niteliklerini,
-Siyasî, hukukî, sosyal, laik ve ekonomik düzenini değiştirmek,
-Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak,
-Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek,
-Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek,
-Temel hak ve hürriyetleri yok etmek,
-Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amaçlanmalıdır.
c- Eylemi gerçekleştiren failler bir örgüte mensup olmalıdır,
d- Eylem suç teşkil etmelidir.
Bu genel terör tanımı dışında, 3713 sayılı Kanunun 3. maddesinde doğrudan terör suçları (26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır.) ve 4. maddesinde de, işlenme bağlamına göre;
(Aşağıdaki suçlar 1 inci maddede belirtilen amaçlar doğrultusunda suç işlemek üzere kurulmuş bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlendiği takdirde, terör suçu sayılır:
a) Türk Ceza Kanununun 79, 80, 81, 82, 84, 86, 87, 96, 106, 107, 108, 109, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 142, 148, 149, 151, 152, 170, 172, 173, 174, 185, 188, 199, 200, 202, 204, 210, 213, 214, 215, 223, 224, 243, 244, 265, 294, 300, 316, 317, 318 ve 319 uncu maddeleri ile 310 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.
b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan suçlar.
c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
ç) 10/7/2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
d) Anayasanın 120 nci maddesi gereğince olağanüstü hal ilan edilen bölgelerde, olağanüstü halin ilanına neden olan olaylara ilişkin suçlar.
e) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 inci maddesinde tanımlanan suç.) dolayısıyla terör suçları gösterilmiştir.
5237 sayılı yasanın 314. Maddesinde; "(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silâhlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır. " silahlı örgüt kuran, yöneten ve üyeliği suçlarına ilişkin yasal hüküm yer almaktadır.
TCK'nın 314. Maddesi bakımından, bir oluşumun, bir yapılanmanın silahlı terör örgütü sayılabilmesi için;
a-Hiyerarşik yapıya, sıkı bir disipline, eylemli bir işbirliğine sahip olan ve en az üç kişiden oluşan, yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli bir örgüt mevcut olmalıdır.
b-Bu örgüt, Türk Ceza Kanununun ikinci kitap, dördüncü kısım, dördüncü ve beşinci bölümlerde yer alan suçları "amaç suç" olarak işlemek üzere kurulmuş olmalıdır,
c-Bu örgüt silahlı olmalıdır.
Silahlı örgüt üyeliği suçu; silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Bu bakımdan eylemin iradi olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle hareket edilmiş olması gerekir. Suç, örgüte üye olma fiilinin gerçekleştiği anda tamamlanmakla birlikte, üyelik süresince eylem temadi etmektedir. Örgüte üye olmak fiili bir katılma olup örgüte üye olmak için örgüt yöneticilerinin rızasının varlığına gerek yoktur, tek taraflı iradeyle bile örgüte katılmak mümkündür.
Ayrıca terör örgütlerinin yurtiçi ve yurtdışındaki kamplarına örgüte katılmak üzere eleman göndermenin, bu örgütlere üye sağlamanın başlıca yollarından biri olduğu, terör örgütlerinin amaç suçun işlenmesi yolunda güven, disiplin ve sıkı irtibata önem veren iş bölümüne dayalı hiyerarşik düzene sahip yapılar olarak istihbarat, gizlilik, güvenlik ve denetim konularında duyarlı oldukları, işleyiş ve yapılanma itibariyle bu özellikleri gösteren terör örgütlerinin, örgütün "hiyerarşik yapısına" dahil edilmek üzere gönderilen elemanları, irtibat halinde olmadıkları, güvenilir bulmadıkları, denetlemedikleri kaynaklardan kabul etmeyecekleri gibi, gizlilik ve güvenlik kuralları ile hiyerarşiye uymayan kişilerin bu tür faaliyetlerine de izin vermeyecekleri, terör örgütlerine yeni eleman temin etme, barındırma, gönderme veya ulaşımını sağlama gibi faaliyetlere ilişkin organizasyonun örgütsel yapı dışında değerlendirilemeyeceği göz önüne alınmalıdır.
Bu bilgiler ışığı altında somut olay incelendiğinde;
Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 05/01/2015 tarih 2015/25 esas sayılı iddianamesi ile; İletişimin dinlenildiği ve teknik takibin yapıldığı dönemde DHKP/C isimli terör örgütüne yakın olduğu bilinen Karadeniz Özgürlükler Derneğine sanığın gittiği, örgüte yakın olduğu bilenen halkınsesi.tv isimli internet sitesinde çıkan haberler sonrasında sanık H. A.'ın haber içerikleri doğrultusunda faaliyet göstermesi, sanık Hüseyin Aktaş'ın terör örgütü DHKP/C tarafından açıkça hedef yapılan Gazi Mahallesi eylemleri sırasında görevli polis memuru A. A.'ın yerini, kendisine gazeteci süsü vererek öğrenmeye çalışması, örgütsel faaliyet olarak değerlendirilmiş, daha evvelinde de DHKPC ile ilgili terör örgütüne yardım ve terör örgütü propagandası suçundan ceza almış olması rağmen, aynı nitelikteki eylemlerine artırarak devam etmesi, eylemlerinin sürekliliği, terör örgütüne ait internet sitesinden yapılan yayınlar sonrasında sanığın harekete geçmesi, kendi beyanında telefon konuşması esnasında kendisini 'halk cephesinden H.' diye tanıtması, evinde yapılan aramada terör örgütü DHKP/C üyesi ve liderlerine ait resimler ile örgüte yakın dergiler ele geçirilmesi bir arada değerlendirildiğinde sanığın daha önceleri yardım etme suçundan ceza aldığı DHKP/C terör örgütünün bir üyesi olduğundan bahisle hakkında cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı,
Yapılan yargılama sonunda sanık hakkında atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair mahkumiyeti cihetine gidildiği,
İş bu mahkumiyet kararına karşı sanık H. A. müdafii tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosyanın yapılan tetkiki sonucu;
1-Sanık H. A. tarafından "Ankara 64. Noterliğince tanzim olunan 22 Nisan 2016 tarih 17113 yevmiye nolu vekaletname" ile toplamda 11 avukata vekalet verdiğine dair dosyaya vekaletname ibraz edildiği,
Vekaletnameli avukatlardan Av. D. B. Ü. 'ın sanık H.'in vekilliğinden çekildiğine dair dosyaya 03/10/2016 tarihli dilekçe sunulduğu,
Av. D. B. Ü.'ın vekillikten çekildiğine dair dilekçenin ilk derece mahkemesince sanık H. A.'a 18 Ekim 2016 günü tebliğ olunması üzerine sanık H. A. tarafından İstanbul Barosu avukatlarından Av. Y. T.'in yeni avukatı olduğuna dair 24/10/2016 hakim havalesi bulunan dilekçenin dosyaya sunulduğu,
Sanık H. A.'ın vekaletnameli avukatı Av. A. Ü. tarafından 28/12/2016 tarihli gerekçeli mazeret dilekçesinin sunulmuş olduğu,
İlk derece mahkemesince 29/12/2016 tarihli celsede sanık D. B. müdafii Av. A. Ü.'ın mazeret dilekçesi sunduğunun zapta geçildiği,
Her ne kadar Av. A. Ü. tarafından dosyaya sunulan 28/12/2016 tarihli mazeret dilekçesi başlığında sanık D. B. ismini yazıp sanık H. A.'ın ismi yazılmamış ise de Ankara 64. Noterliğince tanzim olunan 22 Nisan 2016 tarih 17113 yevmiye nolu vekaletname ile Av. A. Ü.'ın sanık H. A.'ın vekaletnameli vekilliğinin devam edip, vekillikten azledildiğine ya da vekillikten çekildiğine dair dosyada her hangi bir dilekçenin bulunmadığı, kaldı ki sanık H. A. lehine istinaf dilekçesinin de müdafii Av. A. Ü. tarafından dosyaya sunulduğu,
Bu durum karşısında sanık H. A. müdafiinin, kısa kararın verildiği son celsede dosyaya sunmuş olduğu gerekçeli mazeret dilekçesi hususunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmeden yokluğunda mahkumiyet hükmü kurmak suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
2-7201 sayılı yasının 11. Maddesinde; "Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir." hükmü karşısında sanık H. A. hakkında mahkumiyet kararının vekaletnameli müdafilerinden birine tebliği gerekirken bundan zühul olunarak sanığa tebliğ edilmiş olması,
Kanuna aykırı olup sanık H. A. yönünden tesis olunan mahkumiyet kararına vaki sanık H. A. müdafiinin istinaf başvurusu bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5271 sayılı CMK'nın 289/1-h maddesi delaletiyle aynı yasanın 280/1-b maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Dosyanın hükmü veren Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5271 sayılı CMK'nın 284 ve 286/1 maddesi uyarınca kesin olmak üzere 06.03.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)