(5237 S. K. m. 52, 53, 62, 289) (2004 S. K. m 106, 110) (5271 S. K. m. 280, 303)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Çarşamba C. Başsavcılığının 19/11/2017 tarihli, 2014/1418 soruşturma nolu iddianamesi ile sanık hakkında muhafaza görevini kötüye kullanma suçunu işlediği iddiasıyla 5237 Sayılı TCK'nun 289/1-1.cümle, 53 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Çarşamba 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/07/2017 tarihli, 2014/592 (E) ve 2017/630 (K)sayılı kararı ile sanık hakkında üzerine atılı suçtan sevk maddeleri gereğince mahkumiyetine karar verilmiştir.
Sanık istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek hükmü istinaf etmiştir.
Katılan vekili istinaf dilekçesinde özetle; Sanık hakkında mahkumiyet kararı verilirken alt sınırdan uzaklaşılmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek hükmü istinaf etmiştir.
Kamu davasına konu somut olaya ilişkin mevzuatta;
5237 sayılı TCK' nun Madde 289/(1) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Kişinin bu malın sahibi olması halinde, verilecek ceza yarı oranında indirilir.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan suçun konusunu oluşturan eşyayı kovuşturma başlamadan önce geri veren veya bunun mümkün olmaması halinde bedelini ödeyen kişi hakkında verilecek cezaların beşte dördü indirilir.
(3) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan malın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle kaybolmasına veya bozulmasına neden olan kişi, adlî para cezası ile cezalandırılır.
(4) Bir suça ilişkin soruşturma veya kovuşturma kapsamında elkonulan eşyayı amacı dışında kullanan kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." hükümlerini içermektedir.
2004 sayılı İİK. nın 106/1. maddesinde; "(Değişik fıkra :02/07/2012-6352 S.K./21.md.) Alacaklı, haczolunan mal taşınır ise hacizden itibaren altı ay, taşınmaz ise hacizden itibaren bir yıl içinde satılmasını isteyebilir."
Aynı yasanın 110/1. Maddesinde ise; "Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya icra müdürü tarafından verilecek karar gereği gerekli gider onbeş gün içinde depo edilmezse veya talep geri alınıp da kanuni müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar. Hacizli malın satılması yönündeki talep bir defa geri alınabilir." hükmü yer almaktadır.
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçunda, failin güvenilir kişi sıfatıyla, muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş malı teslim amacına uygun olarak muhafaza ve istenildiğinde iade yükümlülüğünün bulunduğu ve failin, kendisine teslim edilmiş olan mahcuz ya da rehinli malı teslim amacı dışında tasarrufta bulunması halinde failin eylemi müeyyide altına alınmaktadır.
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçu esas itibariyle güveni kötüye kullanma suçunun özel bir şeklini oluşturmaktadır. Mahcuz ya da rehinli mal kişiye özel bir görev gereği teslim edilmekte olup kişi kendisine teslim edilen malları muhafaza görevi ile ödevlendirilmektedir.
Bu suç ile korunan hukuki yarar, kamu otoritesidir. Kamu görevinin yasaya uygun şekilde yürütülebilmesi için, kamu idaresinin iradesi ve otoritesi korunmakta ve kamu hizmetinin düzenli yürütülmesi amacıyla kamu idaresine karşı gelinmesi önlenmektedir.
TCK 289/1 maddesince suçun konusunu oluşturan mahcuz yada rehinli mal üzerinde teslim amacı dışında, tasarrufta bulunulması suçu oluşturmaktadır. Muhafaza haczi sırasında, mahcuz malların bozulması, tahrip olması, satılması, kullanılması suretiyle tüketilmesi gibi hallerle, malın o sırada bulunmaması suç olarak tanımlanmaktadır. malı o sırada bulunmaması fail tarafından makul bir şekilde açıklandığı takdirde, savunmasının araştırılması ve malın aynen muhafaza edildiğinin anlaşılması durumunda suçun oluşmadığının kabul edilmesi gerekmektedir.
Söz konusu mahcuz, rehinli mal ya da herhangi bir nedenle el konulmuş olan malların malikinin, yediemin olarak muhafaza etme amacıyla verilen kişi olması durumunda verilecek ceza yarı oranında indirilir hükmü getirilmektedir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
İlk Derece Mahkemesinin "Sanığın savunması, katılan vekilinin beyanları, tanıkların beyanı ve tüm dosya kapsamı itibariyle; katılan şirket tarafından sanık hakkında Samsun 6. İcra Müdürlüğünün 2013/8562 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, 16/12/2013 tarihinde söz konusu icra dosyası için sanığın iş yerinde Çarşamba İcra Müdürlüğü görevlilerinin haciz işlemleri yaptıkları, Çarşamba İcra Müdürlüğü görevlilerinin sanığın iş yerinde bulunan bir kısım eşyaları haczederek 16/12/2013 tarihli haciz tutanağıyla yediemin olarak sanığa teslim ettikleri, sanığın borcunu ödememesi üzerine 14/03/2013 tarihinde yeniden haciz işlemleri için söz konusu iş yerine gidildiği, ancak daha önce haczedilen ve sanığa yediemin olarak teslim edilen bir kısım malların mahallinde bulunmadığının tespit edildiği, alınan tanık beyanı ve haciz tutanaklarıyla yukarıdaki anlatımın doğrulandığı, bu şekilde sanığın üzerine atılı suçu işlediği kanaati mahkememizde hasıl olmuştur." şeklindeki gerekçesiyle atılı suçtan sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı TCK' nun Madde 289/1. Maddesinde" Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Kişinin bu malın sahibi olması halinde, verilecek ceza yarı oranında indirilir." hükmü yer almakta olup, somut olayda hacizli malların sanığa ait olması karşısında hakkında mahkumiyet hükmü kurulurken bu hususun gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın istinaf başvurusu bu yönden yerinde görülmüş ise de, bu aykırılıkların giderilmesi 5271 sayılı CMK'nın 303/1 ve 280/1-a. maddeleri uyarınca yeniden yargılama yapmayı gerektirmeyip düzeltilmesi mümkün olduğundan; hükmün 2, 3, 4 ve 5. bendlerinin hükümden tamamen çıkarılarak, yerlerine sırasıyla,
"2-Hacizli malların sanığa ait olduğu anlaşıldığından 289/1-son cümlesi gereğince cezasının yarı oranında indirilerek 1 AY 15 GÜN HAPİS VE 2 GÜN KARŞILIĞI ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
3-Sanığın dosyaya yansıyan kişiliği ve verilecek cezanın geleceği üzerindeki olası etkisi nazara alınarak hakkında tayin olunan cezadan 5237 sayılı TCK’nın 62/1. maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 1 AY 7 GÜN HAPİS VE 1 GÜN KARŞILIĞI ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
4-Sanığa verilen ceza üzerinde başkaca artırım ve indirim yapılmasına takdiren YER OLMADIĞINA,
5-5237 sayılı TCK'nın 52/2. maddesi gereğince, sanığın kişiliği, ekonomik ve sosyal durumu dikkate alınarak doğrudan gün karşılığı olarak verilen cezasının 1 gün karşılığı 20,00 TL'den paraya çevrilerek 20 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, sonuç olarak sanığın 1 AY 7 GÜN HAPİS VE 20 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, "
ibarelerinin eklenmesi suretiyle (hükmün diğer bendlerinin geçerliliğini aynen koruyarak) hükmün DÜZELTİLEREK, CMK'nın 303. maddesi delaletiyle aynı yasanın 280/1-a maddesi uyarınca diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükme yönelik sanığın ve katılan vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Kararın İlk Derece Mahkemesince ilgililere tebliğine, kesin olmak üzere 20.12.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)