(5237 S. K. m. 53, 289) (5271 S. K. m. 223, 231, 280, 286, 303)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Suluova C. Başsavcılığının 05/04/2010 tarihli, 2010/736 soruşturma nolu iddianamesi ile sanık hakkında muhafaza görevini kötüye kullanma suçunu işlediği iddiasıyla 5237 Sayılı TCK'nun 289/1-1.cümle, 53 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Suluova (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 30/12/2010 tarihli, 2010/204-172 E-K sayılı ilamı ile sanığın üzerine atılı suçu işlediği gerekçesiyle mahkumiyetine, yasal koşulları oluştuğundan CMK'nun 231 maddesi gereğince hakkında verilen mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 08/02/2011 tarihinde kesinleştiği, sonraki süreçte Suluova Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/290 esas, 2013/69 sayılı kararı ile sanık hakkında kasıtlı ve yeni bir suçtan (suç tarihi16/08/2012) mahkumiyet hükmü kurulması üzerine ihbarda bulunulması üzerine dosyanın yeniden esasa kayıt edilerek yargılama yapıldığı ve Suluova Asliye Ceza Mahkemesinin 28/09/2017 tarihli, 2017/191 (E) ve 2017/344 (K) sayılı kararı ile sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanmasına karar verildiği görülmüştür.
Sanık istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek hükmü istinaf etmiştir.
Kamu davasına konu somut olaya ilişkin mevzuatta;
5237 sayılı TCK'nın madde 289/(1) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Kişinin bu malın sahibi olması halinde, verilecek ceza yarı oranında indirilir.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan suçun konusunu oluşturan eşyayı kovuşturma başlamadan önce geri veren veya bunun mümkün olmaması halinde bedelini ödeyen kişi hakkında verilecek cezaların beşte dördü indirilir.
(3) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan malın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle kaybolmasına veya bozulmasına neden olan kişi, adlî para cezası ile cezalandırılır.
(4) Bir suça ilişkin soruşturma veya kovuşturma kapsamında elkonulan eşyayı amacı dışında kullanan kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." hükümlerini içermektedir.
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçunda, failin güvenilir kişi sıfatıyla, muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş malı teslim amacına uygun olarak muhafaza ve istenildiğinde iade yükümlülüğünün bulunduğu ve failin, kendisine teslim edilmiş olan mahcuz ya da rehinli malı teslim amacı dışında tasarrufta bulunması halinde failin eylemi müeyyide altına alınmaktadır.
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçu esas itibariyle güveni kötüye kullanma suçunun özel bir şeklini oluşturmaktadır. Mahcuz ya da rehinli mal kişiye özel bir görev gereği teslim edilmekte olup kişi kendisine teslim edilen malları muhafaza görevi ile ödevlendirilmektedir.
Bu suç ile korunan hukuki yarar, kamu otoritesidir. Kamu görevinin yasaya uygun şekilde yürütülebilmesi için, kamu idaresinin iradesi ve otoritesi korunmakta ve kamu hizmetinin düzenli yürütülmesi amacıyla kamu idaresine karşı gelinmesi önlenmektedir.
TCK 289/1 maddesince suçun konusunu oluşturan mahcuz yada rehinli mal üzerinde teslim amacı dışında, tasarrufta bulunulması suçu oluşturmaktadır. Muhafaza haczi sırasında, mahcuz malların bozulması, tahrip olması, satılması, kullanılması suretiyle tüketilmesi gibi hallerle, malın o sırada bulunmaması suç olarak tanımlanmaktadır. malı o sırada bulunmaması fail tarafından makul bir şekilde açıklandığı takdirde, savunmasının araştırılması ve malın aynen muhafaza edildiğinin anlaşılması durumunda suçun oluşmadığının kabul edilmesi gerekmektedir.
Söz konusu mahcuz, rehinli mal ya da herhangi bir nedenle el konulmuş olan malların malikinin, yediemin olarak muhafaza etme amacıyla verilen kişi olması durumunda verilecek ceza yarı oranında indirilir hükmü getirilmektedir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Her ne kadar ilk derece mahkemesince "sanığın kendisine teslim edilen malları satış gününde hazır etmediği ve bu anlamda suçun unsurlarının oluştuğu" gerekçesiyle mahkumiyetine karar verilmiş ise de;
Ayrıntıları Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 03/11/2016 tarih 2016/2689 esas, 2016/5392 karar sayılı ilamında ve diğer pek çok ilamında da belirtildiği üzere; 5237 sayılı TCK'nın 289/1. maddesinde tanımlanan suçun oluşabilmesi için failin muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan mal üzerinde satma, yok etme, kaybetme gibi teslim amacı dışında tasarrufta bulunması gerektiği, yedieminlik kurumunun yediemine yalnızca kendisine teslim edilen hacizli malı saklama ve iade etme yükümlülüğü yüklediği, yedieminin mahcuz malları satış yerine götürme yükümlülüğünün bulunmadığı, dolayısıyla sırf hacizli malın satış yerine götürülmemesinin suçun maddi öğesini oluşturmadığı, sanığın 22/12/2009 tarihinde haczedilerek yediemin sıfatıyla kendisine teslim edilen mahcuz mallar üzerinde, teslim amacı dışında bir tasarrufta bulunduğuna dair dosyaya yansıyan bir delil bulunmadığı gibi bu yönde bir iddianın da olmadığı dolayısıyla sanığa atılı suçun yasal unsurları itibariyle oluşmayacağı anlaşılmakla sanık hakkındaki ilk derece mahkemesinin mahkumiyet kararının kaldırılarak sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekmektedir.
5271 Sayılı CMK'nın Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma başlıklı 280. Maddesi 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle, "bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “(c)” ibaresi “(a), (c), (d)” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkraya (a) bendinden sonra gelmek üzere (b) ve (c) bentleri eklenmiş, mevcut (b) ve (c) bentleri (d) ve (e) bentleri olarak teselsül ettirilmiştir." Şeklinde değiştirilmiş, yapılan değişiklik sonucu 5271 Sayılı CMK'nun 280. Maddesi ;
Madde 280 – (1) Bölge adliye mahkemesi, (…) (1) dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;
a) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
Şeklinde değiştirilmiştir.
Kendisine atıf yapılan 5271 Sayılı CMK'nun 303/1-a maddesi ise;
Madde 303 – (1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir:
a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse... şeklindedir.
Yukarıda da izah edildiği üzere, dosyada olayın daha ziyade aydınlanmasının gerektiren bir durumun bulunmadığı, mevcut deliller ve dosya içeriğinin karar vermeye yeterli olduğu kanaatine ulaşılmış, mevcut deliller ışığında sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurları itibarıyla oluşmaması nedeniyle, Suluova Asliye Ceza Mahkemesinin 28/09/2017 tarihli, 2017/191 (E) ve 2017/344 (K) sayılı kararı ile hakkında verilen mahkumiyet hükmünün 5271 Sayılı CMK'nun 303/1-a ve 5271 Sayılı CMK'nun 280/1-a maddelerince KALDIRILMASINA,
Sanık hakkında muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasından, atılı suçun yasal unsurları itibarıyla oluşmaması nedeniyle 5271 Sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince BERAATİNE,
Yapılan yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına,
Dosyanın hükmü veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
5271 sayılı CMK'nın 286/2-d maddesi uyarınca kesin olmak üzere 04.01.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)