(2709 S. K. m. 36, 142) (5237 S. K. m. 204, 257) (5271 S. K. m. 3, 4, 6, 280, 286, 289) (1163 S. K. m. 62 )
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan katılan kurum vekilinin istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanıklara isnat 5237 sayılı TCK'nın 207. maddesinle düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunda suçun konusu, özel belgedir. Söz konusu suçu oluşturan hareketlerden biri, özel belgeyi sahte olarak düzenlemektir. Özel belge esasında mevcut olmadığı hâlde, mevcutmuş gibi sahte olarak üretilmektedir.
Suç, gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmek suretiyle de işlenebilir. Bu seçimlik hareketle, esasında mevcut olan özel belge üzerinde silmek veya ilaveler yapmak suretiyle değişiklik yapılmaktadır. Mevcut olan özel belge üzerinde sahtecilikten söz edebilmek için, yapılan değişikliğin aldatıcı nitelikte olması gerekir. Aksi takdirde, özel belgeyi bozma suçu oluşur.
Söz konusu suçun tamamlanabilmesi için, bu iki seçimlik hareketten birinin gerçekleşmesinin yanı sıra, düzenlenen sahte belgenin kullanılması gerekir.
Suçun oluşması için, bir unsur olarak kullanmanın gerçekleşmesi gerekir. Kullanmadan maksat, bu sahte belgenin herhangi bir hukuki ilişkide veya herhangi bir hukuki işlem tesisinde dikkate alınmasını sağlamaya çalışmaktır.
Maddenin ikinci fıkrasında, başkaları tarafından sahte olarak düzenlenmiş olan bir özel belgenin kullanılması, suç olarak tanımlanmıştır. Bu suçun oluşabilmesi için, kullanan kişinin, belgenin sahte olduğunu bilmesi gerekir. Yani bu suç, ancak doğrudan kastla işlenebilir.
Yine 5237 Sayılı TCK'nun 204/2 maddesinde; " Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." hükmünü içermektedir.
Yine 5237 Sayılı TCK'nun 257/1 maddesinde "Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." hükmünü içermektedir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
5271 sayılı yasanın 3. Maddesinde; "(1) Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir."
Aynı yasanın 4. Maddesinde ise; "Davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında re'sen karar verebilir. 6 ncı Madde hükmü saklıdır." hükümleri yer almaktadır.
Görev kuralı, kamu düzenine ilişkindir. Sanık için görevli mahkemede yargılanmak bir güvencedir. Anayasanın 142. maddesine göre mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir. “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36/2. maddesine göre de “hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” Bu nedenledir ki taraflar aralarında anlaşarak görev kuralını bertaraf edemezler. Görev kuralı; kamu düzenine ilişkin, hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkının doğal sonucu bir ilke olduğundan, mahkemeler baktıkları davalarda, görevli olup olmadıklarını yargılamanın her aşamasında re’sen gözetmek durumundadırlar. 1412 sayılı CMUK’nda karşılığı bulunmayan CMK’nun “Görevli olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri” başlıklı 7. maddesine göre “Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür.” Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görerek vereceği karar “hukuka kesin aykırılık” sebebidir (CMK m. 289/1-d).
Somut olay değerlendirildiğinde;
İddianamede SS Karacaköy Koooperatifi başkanı ve başkan yardımcısı olan sanıkların, müşteki U. Ü.'ın kooperatif toplantısında hazır bulunmadığı halde hazır bulunmuşçasına isminin karşısına imza attıkları, bu şekilde kooperatif toplantı tutanağında sahtecilik yapmak suretiyle atılı özel belgede sahtecilik suçunu işledikleri iddia edilen kamu davasında; 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 62/son maddesi uyarınca, kooperatif yönetim kurulu üyeleri ile memurlarının kooperatifin para ve malları ile evrak ve belgeleri üzerinde işledikleri suçlar nedeniyle kamu görevlisi gibi cezalandırılacağı cihetle; eylemlerin sübuta ermesi halinde 5237 sayılı TCK'nun 204/2. maddesinde yazılı "memurun resmi belgede sahteciliği" suçunu oluşturup oluşturamayacağına ilişkin delilleri takdir ve değerlendirme görevinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kanuna aykırı olup, hükmün başkaca yönler incelenmeksizin sanıklar hakkında tesis olunan beraat kararına vaki katılan vekilince yapılan istinaf başvurusu bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün başkaca yönler incelenmeksizin 5271 sayılı CMK'nın 289/1-d maddesi delaletiyle aynı yasanın 280/1-d maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Dosyanın hükmü veren Sinop 2. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5271 sayılı CMK'nın 286/2-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 25.01.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)