(5237 S. K. m. 50, 52, 53, 62, 289) (5271 S. K. m. 223, 280) (6183 S. K. m. 84)
Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında yapılan istinaf incelenmesinin yapılan açık duruşması sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Fatsa C. Başsavcılığı'nın 28/06/2016 tarih ve 2016/803 Esas sayılı iddianamesi ile sanık T. A. hakkında muhafaza görevini kötüye kullanma suçunu işlediğinden bahisle hakkında 5237 Sayılı TCK'nun 289/3 ve 53/1maddeleri gereğince cezalandırılması istemi ile Fatsa 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
Sanık hakkında Fatsa 2. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 21/10/2016 tarih 2016/557 esas 2016/656 karar sayılı kararı ile sanığın TCK nın 289/1, 62/1, 52/2, 50/1-a ve 52/4. Maddeleri uyarınca neticeten 1.500,00 TL hapisten çevrili ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Katılan SGK vekili 24/10/2016 tarihli dilekçesi ile verilen kararı sanığın aleyhine olacak şekilde istinaf etmek istediğini belirtmiştir.
Fatsa 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen hükme karşı katılan SGK vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş olmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan katılan vekilinin istinaf dilekçesi içeriğine göre heyetçe yapılan müzakere sonucunda, istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiş, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; incelenen rapor doğrultusunda suçun sübutunun yeniden yargılama ve heyetçe duruşma yapılarak değerlendirilmesi kanısına ulaşıldığından, 5271 Sayılı CMK'nun 280/1-c maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
SANIK T. A. İLK DERECE MAHKEMESİNCE ALINAN İFADESİNDE; Ben bu konuda daha önce hazırlıkta ifade vermiştim. O ifademi aynen tekrar ederim. Devamla, 14/03/2012 tarihinde SGK Kurumu tarafından iş yerime fiili haciz uygulandı, haciz tutanağında iş yerimdeki mallar bana yeddiemin olarak bırakılmıştır, ben yeddieminin hukuki sorumluluğunu sonradan öğrendim, 26/05/2015 tarihinde dükkanımı devretmiştim, yeniden hacize gelindiğinde kurumun hakkımda şikayetçi olduğunu öğrendim, borcumu kamu alacaklarının yapılanmasına ilişkin kanun çerçevesinde taksitle ödemek üzere başvurdum, suçlamayı bu şekli ile kabul ediyorum, öncelikle beraatimi talep ederim, mahkeme aksi kanaatte ise hakkımda lehe olan hükümlerin ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını talep ederim. Hakkımda şikayetten vazgeçme olduğu takdirde vazgeçmeyi kabul ederim şeklinde savunmada bulunmuştur.
Dairemizce istinaf aşamasında iddianameye ve hacze konu malların satışa çıkarılıp çıkarılmadığı, satışa çıkarılmış ise ne zaman çıkarıldığının tespiti amacıyla Sosyal Güvenlik Kurumu Ordu İl Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen 06/01/2017 tarih 108842 sayıl cevabi yazıda; borçlu sanık hakkında 03/04/2013 günü iş yerinde fiili haciz işlemi yapılıp 42 kalem menkul mal haczedilerek sanığa yediemin olarak teslim olunduğu, ancak yediemin olan sanığın iş yerine 26/05/2015 günü tekrar gidildiğinde iş yerinde bir başkasının faaliyet gösterdiğinin tespiti üzerine sanığa mahcuz malların teslimi amacıyla gönderilen tebligatın sanığa 15/10/2015 günü tebliğ olunduğunun bildirildiği görülmüştür.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA: Fatsa 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin sanık T. A. hakkında vermiş olduğu Muhafaza Görevini Kötüye Kullanmak suçundan dolayı hükmün kaldırılarak sanık hakkında her ne kadar yerel mahkeme tarafından atılı suçu işlediği kanaatiyle mahkumiyetine karar verilmiş ise de;
Dosyada bulunan sanık savunması, SGK Ordu Sosyal Güvenlik il Müdürlüğü'nün dairenize hitaben göndermiş olduğu 06/01/2017 tarihli üst yazı ve ekleri ile tüm dosyanın incelenmesi sonucunda,
Sanığın iş yerinde 03/04/2013 tarihinde fiili haciz işlemi yapıldığı, 42 kalem menkul malın haczedildiği ve haczedilen malların yedi emin olarak sanığa teslim edildiği, 26/05/2015 tarihinde ikinci kez sanığa ait iş yerine girildiğinde, iş yerinde başka bir şahsın faaliyet gösterdiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla 6183 sayılı kanunun 84/1. maddesi uyarınca hacizli malların haciz yapıldığı tarihin 3. Gününden itibaren 3 ay içinde satışa çıkartılmaması nedeni ile haczin düştüğü ve bu nedenle yüklenen suçun unsurları yönünden oluşmadığı anlaşılmakla, sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmesi talep ve mütalaa olunur şeklinde mütalaada bulunmuştur.
Sanığa isnat olunan suça ilişkin yasal düzenlemede;
5237 sayılı TCK' nun Madde 289/(1) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle el konulmuş olan mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Kişinin bu malın sahibi olması halinde, verilecek ceza yarı oranında indirilir.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan suçun konusunu oluşturan eşyayı kovuşturma başlamadan önce geri veren veya bunun mümkün olmaması halinde bedelini ödeyen kişi hakkında verilecek cezaların beşte dördü indirilir.
(3) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle el konulmuş olan malın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle kaybolmasına veya bozulmasına neden olan kişi, adlî para cezası ile cezalandırılır.
(4) Bir suça ilişkin soruşturma veya kovuşturma kapsamında el konulan eşyayı amacı dışında kullanan kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." hükümlerini içermektedir.
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçunda, failin güvenilir kişi sıfatıyla, muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle el konulmuş malı teslim amacına uygun olarak muhafaza ve istenildiğinde iade yükümlülüğünün bulunduğu ve failin, kendisine teslim edilmiş olan mahcuz ya da rehinli malı teslim amacı dışında tasarrufta bulunması halinde failin eylemi müeyyide altına alınmaktadır.
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçu esas itibariyle güveni kötüye kullanma suçunun özel bir şeklini oluşturmaktadır. Mahcuz ya da rehinli mal kişiye özel bir görev gereği teslim edilmekte olup kişi kendisine teslim edilen malları muhafaza görevi ile ödevlendirilmektedir.
Bu suç ile korunan hukuki yarar, kamu otoritesidir. Kamu görevinin yasaya uygun şekilde yürütülebilmesi için, kamu idaresinin iradesi ve otoritesi korunmakta ve kamu hizmetinin düzenli yürütülmesi amacıyla kamu idaresine karşı gelinmesi önlenmektedir.
TCK 289/1 maddesince suçun konusunu oluşturan mahcuz yada rehinli mal üzerinde teslim amacı dışında, tasarrufta bulunulması suçu oluşturmaktadır. Muhafaza haczi sırasında, mahcuz malların bozulması, tahrip olması, satılması, kullanılması suretiyle tüketilmesi gibi hallerle, malın o sırada bulunmaması suç olarak tanımlanmaktadır. malı o sırada bulunmaması fail tarafından makul bir şekilde açıklandığı takdirde, savunmasının araştırılması ve malın aynen muhafaza edildiğinin anlaşılması durumunda suçun oluşmadığının kabul edilmesi gerekmektedir.
Söz konusu mahcuz, rehinli mal ya da herhangi bir nedenle el konulmuş olan malların malikinin, yediemin olarak muhafaza etme amacıyla verilen kişi olması durumunda verilecek ceza yarı oranında indirilir hükmü getirilmektedir.
Ayrıca 6183 sayılı yasanın 84/1. Maddesinde; "Menkul mallar tahsil dairelerince, köylerde ihtiyar kurullarınca haciz yapıldığı tarihin üçüncü gününden itibaren üç ay içinde satışa çıkarılır." hükmü yer almaktadır.
İddia, sanık savunması, SGK cevabı yazısı, ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanık hakkında kamu alacağı nedeniyle katılan kurumca icra takibi başlatılıp 14/03/2012 günü 933714 nolu haciz tutanağı ile 6183 sayılı yasa uyarınca 42 menkul mal üzerinde fiili haciz işlemi yapılıp sanığa yediemin sıfatıyla teslim olunduğu, ancak 24/05/2015 günü sanığın iş yerinde yapılan kontrollerde iş yerinde B. G. isimli bir şahsın olup menkul mahcuz malların iş yerinde bulunmaması ve sanığa yapılan tebliğe rağmen mahcuz menkul malları teslim etmediği gerekçesiyle yapılan suç duyurusu üzerine hazırlanan iddianame ile sanık hakkında yapılan yargılama sonucu ilk derece mahkemesince mahkumiyet kararı verilmiş ise de, 6183 sayılı Kanunun 84/1. maddesi uyarınca malların haczedildiği tarihin üçüncü gününden itibaren üç ay içinde satışa çıkarılmasının zorunlu olduğu, somut olayda; 14/03/2012 tarihinde haczedilen menkul mallar yönünden belirtilen zorunluluklara uyulmadan ve süresinden sonra, teslim edilen malların 15/10/2015 tarihinde tebliğ edilen yazı ile istenmesi nedeniyle, haciz ve muhafaza görevi ile görevlendirme işleminin sona erdiği anlaşılmakla yüklenen suçun unsurları itibari ile oluşmadığı gözetilmeden sanığın beraatine karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, nitekim Yargıtay 16 CD nin 19/03/2015 tarih 2015/24 esas 2015/207 karar ve 24/03/2016 tarih 2015/8493 esas 2016/1862 karar sayılı içtihatları de benzer mahiyette olup ilk derece mahkemesinin sanık hakkındaki mahkumiyet kararının 5271 sayılı CMK.nın 280/2. Maddesi uyarınca kaldırılıp aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Sanık T. A. hakkında Fatsa 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 21/10/2016 tarih 2016/557 esas ve 2016/656 karar sayılı kararı ile verilen hükmün CMK'nın 280/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Sanık T. A.'ın üzerine atılı Muhafaza Görevini Kötüye Kullanma suçunun unsurları oluşmadığından CMK' nın 223/1-b maddesi gereğince sanığın atılı suçtan BERAATİNE,
3-Yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde BIRAKILMASINA,
Dair; sanığın yokluğunda, katılan kurum vekilinin yüzüne karşı ve Cumhuriyet Savcısı S. S.'in (34353) huzurunda, Yargıtay nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere, yüze karşı verilenler açısından tefhim tarihinden itibaren, yokluğunda verilenler açısından tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde Dairemize veya başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine veya herhangi bir Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemesine dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunulması, cezaevinde bulunanlar yönünden aynı süre içerisinde bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle hükmün temyiz edilebileceğine dair talebe uygun olarak oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21.03.2017 (¤¤)