(5271 S. K. m. 2, 193, 223, 280) (5237 S. K. m. 289) (6183 S. K. m. 4)
Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında istinaf incelenmesinin Dairemizde yapılan açık duruşması sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Trabzon C. Başsavcılığının 08/02/2016 tarih ve 2016/620 esas sayılı iddianamesiyle, sanığın üzerine atılı muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davası sonucunda, Trabzon 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/12/2016 tarih ve 2016/137 esas, 2016/781 sayılı kararıyla sanığın üzerine atılı suçtan 2 ay 15 gün hapis cezasından çevrilme 1.500,00 TL adli para cezası ve 4 tam gün adli para cezası karışlığı 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, iş bu karara karşı sanık müdafi tarafından istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Söz konusu istinaf başvurusu ve başvuruya konu kararın niteliği ile suç tarihine ve sanık müdafinin istinaf dilekçesi içeriğine göre, heyetçe yapılan müzakere sonucunda, istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiş,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; inceleme raporu doğrultusunda suçun sübutunun yeniden yargılama ve heyetçe duruşma yapılarak değerlendirilmesi kanısına ulaşıldığından, 5271 Sayılı CMK'nun 280/1-c maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
Sanık ve müdafine duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiyelerin tebliğ edilmelerine rağmen duruşmaya katılmamışlardır. CMK'nın 2/1-f maddesinde kovuşturmanın iddianamenin kabulü ile başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi ifade ettiğinin belirtildiği, istinaf başvurusunun sanık müdafi tarafından yapıldığı, aleyhe istinaf talebinin bulunmadığı, CMK'nun 193/2 maddesi gözetildiğinde ve sanığın daha önce ifadesi de alınmış olduğundan Dairemizce yeniden savunmasının alınması dosya kapsamına göre lüzumlu görülmediğinden, savunmasının alınması yönündeki ara kararından vazgeçilmesine, dosyada bulunan eski savunmalarının okunulması ile yetinilmesine karar verilmiştir.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA: Her ne kadar sanık A. Z. hakkında Trabzon 4. İcra Müdürlüğünün dosyası gereği yapılan haciz işlemi sırasında sanığın çalıştığı iş yerinde yapılan haciz sırasında hacizli eşyaların belirlenip sanığa yediemin sıfatıyla tesliminden sonra, daha sonra yapılan açık arttırma işlemi sırasında 1000 ton kömür teslim edilmesine rağmen 100 ton kömür bulunması nedeniyle sanık hakkında muhafaza görevini kötüye kullanmak suçundan TCK'nın 289/1. maddesi gereğince cezalandırılması için hüküm kurulmuş ise de, sanığın atılı suçlamayı kabul etmediği, iş yerinde çalışan olarak kendisinin alel acele çağrılıp tam olarak haczedilen kömür miktarı tartılıp belirlenmeksizin göz kararıyla kendisine teslim edildiğini, kesinlikle teslim edilen kömür miktarı dışında başkaca kömür teslim edilmediğini belirtmesi, icra işlemini gerçekleştiren icra memurunun da sanık savunması doğrultusunda haciz işlemi sırasında kömürü tartmaksızın göz kararıyla tutanağın düzenlendiğini belirtmesi karşısında, sanığın savunmasının aksine, muhafaza görevini kötüye kullanmak suçunu işlediğine ilişkin cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığı anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesinin mahkumiyet hükmünün kaldırılarak sanık hakkında atılı suçtan beraat kararı verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur şeklinde mütalaada bulunmuştur.
Sanığa isnat olunan suça ilişkin yasal düzenlemede;
5237 sayılı TCK' nun Madde 289/(1) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Kişinin bu malın sahibi olması halinde, verilecek ceza yarı oranında indirilir.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan suçun konusunu oluşturan eşyayı kovuşturma başlamadan önce geri veren veya bunun mümkün olmaması halinde bedelini ödeyen kişi hakkında verilecek cezaların beşte dördü indirilir.
(3) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan malın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle kaybolmasına veya bozulmasına neden olan kişi, adlî para cezası ile cezalandırılır.
(4) Bir suça ilişkin soruşturma veya kovuşturma kapsamında elkonulan eşyayı amacı dışında kullanan kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." hükümlerini içermektedir.
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçunda, failin güvenilir kişi sıfatıyla, muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş malı teslim amacına uygun olarak muhafaza ve istenildiğinde iade yükümlülüğünün bulunduğu ve failin, kendisine teslim edilmiş olan mahcuz ya da rehinli malı teslim amacı dışında tasarrufta bulunması halinde failin eylemi müeyyide altına alınmaktadır.
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçu esas itibariyle güveni kötüye kullanma suçunun özel bir şeklini oluşturmaktadır. Mahcuz ya da rehinli mal kişiye özel bir görev gereği teslim edilmekte olup kişi kendisine teslim edilen malları muhafaza görevi ile ödevlendirilmektedir.
Bu suç ile korunan hukuki yarar, kamu otoritesidir. Kamu görevinin yasaya uygun şekilde yürütülebilmesi için, kamu idaresinin iradesi ve otoritesi korunmakta ve kamu hizmetinin düzenli yürütülmesi amacıyla kamu idaresine karşı gelinmesi önlenmektedir.
TCK 289/1 maddesince suçun konusunu oluşturan mahcuz ya da rehinli mal üzerinde teslim amacı dışında, tasarrufta bulunulması suçu oluşturmaktadır. Muhafaza haczi sırasında, mahcuz malların bozulması, tahrip olması, satılması, kullanılması suretiyle tüketilmesi gibi hallerle, malın o sırada bulunmaması suç olarak tanımlanmaktadır. Malın, o sırada bulunmaması fail tarafından makul bir şekilde açıklandığı takdirde, savunmasının araştırılması ve malın aynen muhafaza edildiğinin anlaşılması durumunda suçun oluşmadığının kabul edilmesi gerekmektedir.
Söz konusu mahcuz, rehinli mal ya da herhangi bir nedenle el konulmuş olan malların malikinin, yediemin olarak muhafaza etme amacıyla verilen kişi olması durumunda verilecek ceza yarı oranında indirilir hükmü getirilmektedir.
Ayrıca 6183 sayılı yasanın 84/1. Maddesinde; "Menkul mallar tahsil dairelerince, köylerde ihtiyar kurullarınca haciz yapıldığı tarihin üçüncü gününden itibaren üç ay içinde satışa çıkarılır." hükmü yer almaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Sanık A. Z. hakkında Trabzon 4. İcra Müdürlüğünün takip dosyasında sanığın çalıştığı iş yerinde yapılan haciz sırasında hacizli eşyaların belirlenip sanığa yediemin sıfatıyla tesliminden sonra yapılan açık arttırma işlemi sırasında 1000 ton kömür teslim edilmesine rağmen 100 ton kömür bulunması nedeniyle sanık hakkında muhafaza görevini kötüye kullanmak suçundan TCK'nın 289/1. maddesi gereğince cezalandırıldığı, sanığın atılı suçlamayı kabul etmediği, iş yerinde işçi olarak çalıştığından kendisinin alel acele çağrılıp haczedilen kömürlerin miktarı tartılıp belirlenmeksizin göz kararıyla kendisine teslim edildiğini, kesinlikle teslim edilen kömür miktarı dışında başkaca kömür teslim edilmediğini ifade etmesi, icra işlemini gerçekleştiren icra memurunun da sanık savunması doğrultusunda haciz işlemi sırasında kömürü tartmaksızın göz kararıyla tutanağın düzenlendiğini belirtmesi karşısında, sanığın savunmasının aksini doğrulayan ve muhafaza görevini kötüye kullanmak suçunu işlediğine ilişkin cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığı anlaşılmakla, sanık A. Z. hakkında Ünye 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen 18/11/2016 tarih, 2016/343 esas ve 2016/1104 sayılı kararının CMK'nın 280/2. maddesi gereğince kaldırılmasına, sanığın üzerine atılı suçtan beraat kararı vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Sanık A. Z. hakkında Trabzon 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/12/2016 tarih 2016/137-781 E.K. sayılı kararı ile muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet kararının CMK'nın 280/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Sanık A. Z.in üzerine atılı muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla; CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince sanığın atılı suçtan BERAATİNE,
3-Dosyada yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerine bırakılmasına,
Dair; sanık ve müdafiisinin yokluğunda, Cumhuriyet Savcısı C. D.'ın (34278) huzurunda, muhafaza görevini kötüye kullanmak suçundan verilen beraat kararının Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere, yüze karşı verilenler açısından tefhim tarihinden itibaren, yokluğunda verilenler açısından tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde Dairemize veya başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine veya herhangi bir Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemesine dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunulması, cezaevinde bulunanlar yönünden aynı süre içerisinde bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle hükmün temyiz edilebileceğine dair, isteme uygun olarak oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18.04.2017 (¤¤)