(5237 S. K. m. 53, 58, 289) (2004 S. K. m. 106, 110) (5271 S. K. m. 280)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Samsun C. Başsavcılığının 14/10/2014 tarihli, 2014/20670 soruşturma nolu iddianamesi ile sanık hakkında muhafaza görevini kötüye kullanma suçunu işlediğinden bahisle 5237 Sayılı TCK'nun 289/1, 53, 58 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Samsun 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/01/2017 tarihli, 2014/395 (E) ve 2017/24 (K) sayılı kararı ile sanığın atılı suçu işlediği gerekçesiyle cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık istinaf başvuru dilekçesinde özetle; eksik inceleme sonucunda savunma hakkının kısıtlandığını ve hakkında usul ve yasalara aykırı olarak mahkumiyet kararı verildiğini belirterek hükmü istinaf etmiştir.
Katılan vekili istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesinin kararında bir isabetsizlik bulunmadığını, sanığın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek hükmü istinaf etmiştir.
Kamu davasına konu somut olaya ilişkin mevzuatta;
5237 sayılı TCK'nın madde 289/(1) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Kişinin bu malın sahibi olması halinde, verilecek ceza yarı oranında indirilir.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan suçun konusunu oluşturan eşyayı kovuşturma başlamadan önce geri veren veya bunun mümkün olmaması halinde bedelini ödeyen kişi hakkında verilecek cezaların beşte dördü indirilir.
(3) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan malın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle kaybolmasına veya bozulmasına neden olan kişi, adlî para cezası ile cezalandırılır.
(4) Bir suça ilişkin soruşturma veya kovuşturma kapsamında elkonulan eşyayı amacı dışında kullanan kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." hükümlerini içermektedir.
2004 sayılı İİK. nın 106/1. maddesinde; "(Değişik fıkra :02/07/2012-6352 S.K./21.md.) Alacaklı, haczolunan mal taşınır ise hacizden itibaren altı ay, taşınmaz ise hacizden itibaren bir yıl içinde satılmasını isteyebilir."
Aynı yasanın 110/1. maddesinde ise; "Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya icra müdürü tarafından verilecek karar gereği gerekli gider onbeş gün içinde depo edilmezse veya talep geri alınıp da kanuni müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar. Hacizli malın satılması yönündeki talep bir defa geri alınabilir." hükmü yer almaktadır.
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçunda, failin güvenilir kişi sıfatıyla, muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş malı teslim amacına uygun olarak muhafaza ve istenildiğinde iade yükümlülüğünün bulunduğu ve failin, kendisine teslim edilmiş olan mahcuz ya da rehinli malı teslim amacı dışında tasarrufta bulunması halinde failin eylemi müeyyide altına alınmaktadır.
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçu esas itibariyle güveni kötüye kullanma suçunun özel bir şeklini oluşturmaktadır. Mahcuz ya da rehinli mal kişiye özel bir görev gereği teslim edilmekte olup kişi kendisine teslim edilen malları muhafaza görevi ile ödevlendirilmektedir.
Bu suç ile korunan hukuki yarar, kamu otoritesidir. Kamu görevinin yasaya uygun şekilde yürütülebilmesi için, kamu idaresinin iradesi ve otoritesi korunmakta ve kamu hizmetinin düzenli yürütülmesi amacıyla kamu idaresine karşı gelinmesi önlenmektedir.
TCK'nın 289/1. maddesinde, suçun konusunu oluşturan mahcuz ya da rehinli mal üzerinde teslim amacı dışında, tasarrufta bulunulması suçu oluşturmaktadır. Muhafaza haczi sırasında, mahcuz malların bozulması, tahrip olması, satılması, kullanılması suretiyle tüketilmesi gibi hallerle, malın o sırada bulunmaması suç olarak tanımlanmaktadır. Malı o sırada bulunmaması fail tarafından makul bir şekilde açıklandığı takdirde, savunmasının araştırılması ve malın aynen muhafaza edildiğinin anlaşılması durumunda suçun oluşmadığının kabul edilmesi gerekmektedir.
Söz konusu mahcuz, rehinli mal ya da herhangi bir nedenle el konulmuş olan malların malikinin, yediemin olarak muhafaza etme amacıyla verilen kişi olması durumunda verilecek ceza yarı oranında indirilir hükmü getirilmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
İlk Derece Mahkemesince katılan bankanın alacağını tahsil amacıyla Samsun 8. İcra Müdürlüğünün 2014/3668 Esas sayılı dosyası ile sanık Y. A. hakkında icra takibi başlatıldığı ve 23/06/2014 tarihinde adreste yapılan haciz ile haczedilen malların sanığa yediemin olarak teslim edilmesine karar verildiği, yedidiemin tutanağın sanık tarafından imzalandığı, 04/09/2014 tarihinde tekrar haciz mahaline gidildiğinde mahcuz malların yerinde bulunmadığı, sanık Y. A. tarafından haczedilip yediemin olarak muhafaza için bırakılan menkul malları muhafaza etmediği, sanığın savunmasında; olay tarihinde bir kısım cep telefonlarının haczedildiği ancak haciz tutanağını incelemeden imzaladığı beyan edilmiş ise de, sanığın bu yöndeki savunmalarının kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu değerlendirilerek itibar edilmediği ve üzerine atılı muhafaza görevini kötüye kullanma suçunu işlediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin sanığın atılı suçtan mahkumiyetine ilişkin kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dolayısıyla 5271 sayılı CMK'nun 280/1-a maddesi dikkate alındığında sanık hakkında verilen İlk Derece Mahkemesinin kararında, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre usul ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşılmakla sanığın yerinde görülmeyen İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Kararın İlk Derece Mahkemesince ilgililere tebliğine, kesin olmak üzere 06/11/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)