(AİHS m. 10) (2709 S. K. m. 26, 90, 141) (3713 S. K. m. 1, 3, 4, 7) (5237 S. K. m. 43, 314) (5271 S. K. m. 34, 230, 232, 284, 286, 289) (YILMAZ VE KILIÇ - TÜRKİYE DAVASI) (ZANA - TÜRKİYE DAVASI)
Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından sanıklar hakkında verilen mahkumiyet ve beraat kararlarına karşı bir kısım sanıklar müdafiileri ile O yer C.Savcısı tarafından süresinde yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya daireye verilmekle, heyetçe incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Silahlı terör örgütüne üye olma suçu mevzuatta;
3713 sayılı yasanın 1. Maddesinde; "(Değişik fıkra: 15/07/2003 - 4928 S.K./20. md.) Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir." hükmü yer almaktadır.
Türk Ceza Hukuku bakımından terörün tanımı ve hangi suçların terör suçu sayılacağı 3713 sayılı Kanunda gösterilmiştir. Kanunun 1. maddesinde gösterilen terör tanımına göre bir eylemin terör eylemi sayılabilmesi için;
a- Eylem, cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerini içermelidir,
b- Eylemle, Anayasada belirtilen,
-Cumhuriyetin niteliklerini,
-Siyasî, hukukî, sosyal, laik ve ekonomik düzenini değiştirmek,
-Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak,
-Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek,
-Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek,
-Temel hak ve hürriyetleri yok etmek,
-Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amaçlanmalıdır.
c- Eylemi gerçekleştiren failler bir örgüte mensup olmalıdır,
d- Eylem suç teşkil etmelidir.
Bu genel terör tanımı dışında, 3713 sayılı Kanunun 3. maddesinde doğrudan terör suçları (26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır.) ve 4. maddesinde de, işlenme bağlamına göre;
(Aşağıdaki suçlar 1 inci maddede belirtilen amaçlar doğrultusunda suç işlemek üzere kurulmuş bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlendiği takdirde, terör suçu sayılır:
a) Türk Ceza Kanununun 79, 80, 81, 82, 84, 86, 87, 96, 106, 107, 108, 109, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 142, 148, 149, 151, 152, 170, 172, 173, 174, 185, 188, 199, 200, 202, 204, 210, 213, 214, 215, 223, 224, 243, 244, 265, 294, 300, 316, 317, 318 ve 319 uncu maddeleri ile 310 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.
b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan suçlar.
c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
ç) 10/7/2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
d) Anayasanın 120 nci maddesi gereğince olağanüstü hal ilan edilen bölgelerde, olağanüstü halin ilanına neden olan olaylara ilişkin suçlar.
e) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 inci maddesinde tanımlanan suç.) dolayısıyla terör suçları gösterilmiştir.
5237 sayılı yasanın 314. Maddesinde; "(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır. " silahlı örgüt kuran, yöneten ve üyeliği suçlarına ilişkin yasal hüküm yer almaktadır.
TCK'nın 314. Maddesi bakımından, bir oluşumun, bir yapılanmanın silahlı terör örgütü sayılabilmesi için;
a-Hiyerarşik yapıya, sıkı bir disipline, eylemli bir işbirliğine sahip olan ve en az üç kişiden oluşan, yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli bir örgüt mevcut olmalıdır.
b-Bu örgüt, Türk Ceza Kanununun ikinci kitap, dördüncü kısım, dördüncü ve beşinci bölümlerde yer alan suçları "amaç suç" olarak işlemek üzere kurulmuş olmalıdır,
c-Bu örgüt silahlı olmalıdır.
Silahlı örgüt üyeliği suçu; silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Bu bakımdan eylemin iradi olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle hareket edilmiş olması gerekir. Suç, örgüte üye olma fiilinin gerçekleştiği anda tamamlanmakla birlikte, üyelik süresince eylem temadi etmektedir. Örgüte üye olmak fiili bir katılma olup örgüte üye olmak için örgüt yöneticilerinin rızasının varlığına gerek yoktur, tek taraflı iradeyle bile örgüte katılmak mümkündür.
Ayrıca terör örgütlerinin yurtiçi ve yurtdışındaki kamplarına örgüte katılmak üzere eleman göndermenin, bu örgütlere üye sağlamanın başlıca yollarından biri olduğu, terör örgütlerinin amaç suçun işlenmesi yolunda güven, disiplin ve sıkı irtibata önem veren iş bölümüne dayalı hiyerarşik düzene sahip yapılar olarak istihbarat, gizlilik, güvenlik ve denetim konularında duyarlı oldukları, işleyiş ve yapılanma itibariyle bu özellikleri gösteren terör örgütlerinin, örgütün "hiyerarşik yapısına" dahil edilmek üzere gönderilen elemanları, irtibat halinde olmadıkları, güvenilir bulmadıkları, denetlemedikleri kaynaklardan kabul etmeyecekleri gibi, gizlilik ve güvenlik kuralları ile hiyerarşiye uymayan kişilerin bu tür faaliyetlerine de izin vermeyecekleri, terör örgütlerine yeni eleman temin etme, barındırma, gönderme veya ulaşımını sağlama gibi faaliyetlere ilişkin organizasyonun örgütsel yapı dışında değerlendirilemeyeceği göz önüne alınmalıdır.
Terör örgütü propagandası yapma suçu mevzuatta;
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 11.04.2013 tarih ve 6459 sayılı yasanın 8. maddesi ile değişik 7/2. maddesi:
"(Değişik fıkra: 11/04/2013-6459 S.K./8. md) Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın ve yayın organlarının suçun işlenmesine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında da bin günden beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Aşağıdaki fiil ve davranışlar da bu fıkra hükümlerine göre cezalandırılır:
a) (Mülga bent: 27/03/2015-6638 S.K./10.md.)
b) Toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmese dahi, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde;
1. Örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin asılması ya da taşınması,
2. Slogan atılması,
3. Ses cihazları ile yayın yapılması,
4.Terör örgütüne ait amblem, resim veya işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi.
İkinci fıkrada belirtilen suçların; dernek, vakıf, siyasî parti, işçi ve meslek kuruluşlarına veya bunların yan kuruluşlarına ait bina, lokal, büro veya eklentilerinde veya öğretim kurumlarında veya öğrenci yurtlarında veya bunların eklentilerinde işlenmesi halinde bu fıkradaki cezanın iki katı hükmolunur." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
İfade özgürlüğü T.C. Anayasasının 26. ve Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına dair Sözleşmenin 10. maddesi ile teminat altına alınmıştır.
İfade özgürlüğünün kullanımına meşru bir müdahale için;
1- Müdahalenin kanunlarda öngörülmüş olması,
2- Ulusal güvenlik, toprak bütünlüğü, kamu emniyeti, kamu düzeninin sağlanması ve suçun işlenmesinin önlenmesi, sağlığın korunması, ahlakın, başkalarının şöhret ya da haklarının korunması, gizli tutulması kaydıyla alınmış bilgilerin açıklanmalarının engellenmesi ve yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanmasına ilişkin değerlerden bir veya birkaçını korumaya yönelik olmalıdır.
3- Müdahale demokratik bir toplumda gerekli bulunmalıdır.
İfade özgürlüğü terörle mücadele kapsamında en çok müdahale ve sınırlamaya maruz kalan temel haklardandır. Nitekim 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7/2. maddesindeki propaganda yasağı bu duruma örnek teşkil etmekle birlikte kanun koyucu maddede zaman zaman yaptığı değişikliklerle özgürlüğü genişletmiştir. Bu amaçla 11.04.2013 tarih ve 6459 sayılı Kanunun 8. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu; terör örgütünün propagandası suçunun oluşabilmesi için; örgütün "cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek şekilde" yapılması zorunlu kılınarak, sınırlamanın AİHS'ne uygun hale getirilmesi amaçlanmıştır. Ancak, Aynı Kanunun 7. maddesinin 2. fıkranın b bendinde ise; toplantı ve gösteri yürüyüşünde gerçekleşmese dahi, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde;
1- Örgüte ait resim veya işaretlerin asılması ya da taşınması,
2- Slogan atılması,
3- Ses cihazları ile yayın yapılması,
4-Terör örgütüne ait amblem, resim veya işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi,
Şeklindeki fiil ve davranışlar propaganda suçundan cezalandırılacaktır. Bu düzenleme ile kanun koyucu herhangi bir unsurun varlığına bağlı olmaksızın bu suçun oluşacağını kabul edilmek suretiyle ifade özgürlüğü parametrelerini dışlayan tipe uygun eylem tanımlaması yapılmıştır.
T.C. Anayasasının 90/son maddesine göre "usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konularda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır."
Temel hak ve hürriyetlere ilişkin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ekli protokoller Türkiye Büyük Millet Meclisince onaylanmıştır. Anayasal düzenleme karşısında, ifade özgürlüğüne ilişkin Avrupa Sözleşmesinin 10. maddesi bir iç düzenleme şekline dönüşmüştür.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de; kişinin hakkı ile toplumun çıkarı ve özellikle kişinin temel ifade özgürlüğü hakkı ve demokratik toplumun terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı kendini korumaya ilişkin meşru hakkı arasında bir denge kurulması ihtiyacını beraberinde getirmektedir. (Zana v. Türkiye) Devletlerin terör ile mücadelesinin zorluklarına vurgu yaparak, müdahalenin acil bir toplumsal ihtiyaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, hedeflenen meşru amaca uygun olup olmadığını, devlet yetkililerince ileri sürülen gerekçelerin ilgili ve yeterli bulunup bulunmadığı ortaya konulmalıdır. (Yılmaz ve Kılıç/Türkiye davası)
Terör ile mücadele kendine özgü bir takım zorlukları barındırdığından devletler bu mücadelede daha geniş bir takdir marjına sahip olduğu kabul edilmekle birlikte terör ile mücadelede bir hukuk rejimidir. Uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerin ihmal edilebileceği bir alan değildir.
Toplantı veya gösteri yürüyüşünde olsun veya olmasın; yazı veya sözler (atılan slogan, taşınan pankart veya giyilen üniforma) ile verilen mesajın şiddete çağrı, tahrik ve teşvik edici ya da silahlı direnişe ve isyana davet şeklinde veya insan da saldırgan duygular oluşturacak biçimde anlamsız bir nefret yaratarak şiddetin doğmasına uygun bir ortamı kışkırtacak nefret söylemi olup olmadığı değerlendirilmeli, doğrudan veya dolaylı şiddete çağrı var ise sanığın kimliği, konumu, konuşulan yer ve zamanı gibi açık ve yakın tehlike testi bakımından analize tabi tutulmalıdır.
İfade özgürlüğü sadece memnuniyetle karşılanan zararsız veya önemsiz sayılan insanların kayıtsız kalabileceği bilgi ve fikirler için değil, aynı zamanda demokratik toplumu şekillendiren çoğulculuğun, hoşgörünün ve geniş fikirliliğin doğasında bulunan bir gereklilik olarak saldırgan, şok eden, rahatsızlık veren veya ayrılık yaratabilen fikirler için de uygulanabilmelidir.
Bu bilgiler ışığında istinaf dilekçeleri ve somut olay değerlendirildiğinde;
a-Sanıklar U. Ş., G. E., H. T., D. T. (Erkoç), H. T., E. Ö., İ. D. T., G. T., İ. E., A.Y., H. G., C. Y., G. D. müdafilerince özetle; müvekkilleri hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinin gerekçesiz olup, atılı suçların yasal unsurları itibarıyla oluşmadığından beraatlerine karar verilmesi gerekçesiyle istinaf isteminde bulunmuşlardır.
b-O yer Cumhuriyet Savcısı ise 09/04/2017 tarihli istinaf dilekçesiyle;
-Sanık E. Ö. hakkında 16/01/2012 tarihli terör örgütü propagandası eylemi nedeniyle mükerrer olarak cezalandırıldığı,
-Sanık E. Ö. hakkında 16/03/2012 tarihli terör örgütü propagandası yapmak suçundan açılan kamu davası ile ilgili olarak hüküm tesis edilmediği,
-Sanık C. Ş. hakkında 07/01/2012 tarihli terör örgütü propagandası yapmak suçundan açılan kamu davası ile ilgili olarak hüküm tesis edilmediği,
-Sanık G. E. hakkında 23/02/2012 tarihli terör örgütü propagandası yapmak suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken beraatine karar verilmesi,
-Sanıklar D. T., G. T., H. T., İ. D. T., G. E., E. Ö. ve H. G. hakkında 16-17-18/03/2012 tarihli terör örgütü propagandası yapmak suçundan mahkumiyetlerine kararı verilmesi gerekirken beraatlerine karar verilmesi,
-Sanık G. E. hakkında 31/03/2012 tarihli terör örgütü propagandası yapmak suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken beraatine karar verilmesi,
-Sanıklar H. T., D. T. ve H. G. hakkında 13/04/2012 tarihli terör örgütü propagandası yapmak suçundan mahkumiyetlerine kararı verilmesi gerekirken beraatlerine karar verilmesi,
-Sanık H. T. hakkında 31/12/2011 tarihli terör örgütü propagandası yapmak suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken beraatine karar verilmesi,
-Sanık İ. D. T. hakkında 16/01/2012 tarihli terör örgütü propagandası yapmak suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken beraatine karar verilmesi,
-Sanık İ. D. T. hakkında 04/04/2012 tarihli terör örgütü propagandası yapmak suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken beraatine karar verilmesi,
-Sanık G. T. hakkında 07/01/2012 tarihli terör örgütü propagandası yapmak suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken beraatine karar verilmesi,
-Sanık C. Ş. hakkında 16/03/2012 tarihli terör örgütü propagandası yapmak suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken beraatine karar verilmesi,
Nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının istinafen bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dosyanın yapılan tetkiki sonucu;
O yer Cumhuriyet Savcısı tarafından sanık E. Ö. hakkında 16/03/2012 tarihli terör örgütü propagandası yapmak suçundan açılan kamu davasından hüküm tesis edilmediği gerekçesiyle istinaf isteminde bulunulmuş ise de atılı suçtan sanık hakkında beraat kararı verilmiş olup bu beraat kararını da Cumhuriyet Savcısının istinaf etmiş olması karşısında bu suç yönünden hüküm kurulmadığına dair istinaf isteminin yerinde olmadığı görülmüştür.
Her ne kadar ilk derece mahkemesince, istinaf incelemesine konu atılı suçlardan sanıkların mahkumiyetlerine ve beraatlerine karar verilmiş ise de;
1-Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34/1, 230, 232 ve 289. maddeleri gereğince mahkeme kararlarının Yargıtay/Bölge Adliye Mahkemesi denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtay/Bölge Adliye Mahkemesinin bu işlevini yerine getirmesi için gerekçede iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi bu delillere göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanıkların eylemlerinin ve yüklenen suçların unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması, delillerle sonuç arasında bağ kurulması, sübutu kabul edilen ve suç oluşturan eylemlerin belirlenmesi ve yasal öğelerinin gösterilmesi gerektiği gözetilmeden iddianame, mütalaa, ifadeler gibi belgelerin kes kopyala yapıştır yöntemi ile karar oluşturularak gerekçesiz olarak suçların sübutu kabul edilerek Anayasa ve 5271 sayılı Kanun'un amir hükümlerine aykırı şekilde gerekçesiz hüküm kurulması,
Bu bağlamda bir kısım sanıklara isnat olunan silahlı terör örgütü üyeliği suçuna esas olmak üzere, sanıkların terör örgütü üyeliği kapsamında örgütle bağ kurup hangi eylem/eylemlerine katıldıkları, bunlara ilişkin tutanak ya da delillerin nelerden ibaret olduğu, atılı suçun yasal unsurlarının oluşup oluşmadığı hususunun karar yerinde tartışmasız bırakılması,
Yine bir kısım sanıklara isnat olunan muhtelif tarihlerde silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçuna esas olmak üzere, sanıkların katıldığı propaganda eylemlerine esas olmak üzere kolluk güçlerince hazırlanan tutanakların karar yerinde gösterilmediği gibi sanıklara isnat olunan atılı propaganda suçuna esas olmak üzere hangi davranış veya sözlerin propaganda kapsamında kaldığı ve atılı terör örgütü propagandası suçunun yasal unsurlarının ne şekilde oluştuğu hususunun karar yerinde tartışmasız bırakılması,
Kabule göre de;
1-Sanıklara isnat olunan istinafa konu suçlar yönünden, her bir eylem ayrı ayrı açıklanmadan genel bir anlatımla mahkumiyetlerine ya da beraatlerine karar verilmesi,
2-Sanık E. Ö. hakkında 16/01/2012 tarihinde işlemiş olduğu terör örgütü propagandası yapmak suçundan açılan kamu davasından iki defa mahkumiyetine karar verilmesi,
3-Sanık C. Ş. hakkında 07/01/2012 ve 13/04/2012 tarihlerinde terör örgütü propagandası yapmak suçlarından açılan kamu davası ile ilgili olarak her hangi bir hüküm tesis edilmemiş olması,
4- Yargıtay 16. CD nin 09/12/2015 tarih 2015/3971 esas 2015/5129 karar ve aynı dairenin 17/04/2015 tarih 2015/1040 esas 2015/1050 karar sayılı içtihatlarındaki açıklamalar da dikkate alındığında, sanıklara isnat olunan muhtelif tarihlerdeki silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçları yönünden, örgütün eylem çağrılarının bulunup bulunmadığı belirlendikten sonra her bir ayrı çağrı ile işlenen propaganda eyleminin ayrı suç oluşturacağı, aynı eylem çağrısı ile işlenen birden fazla propaganda eylemlerinin ise tek suç oluşturmakla birlikte TCK'nın 43. maddesi uyarınca artırılması gerektiği nazara alınarak sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerektiği değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
5-Bir kısım sanıklara isnat olunan silahlı terör örgütü üyeliği suçunun temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden, suç tarihinin yakalanma tarihi olduğu gözetilerek her bir sanık yönünden suç tarihinin ayrı ayrı tespit edilip gerekçeli karar başlığında
gösterilmeyerek 5271 sayılı CMK.nın 232/2-c maddesine aykırı davranılması,
6-Yine bir kısım sanıklara isnat olunan silahlı terör örgütü üyeliği suçu yönünden ise;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçunun temadi eden suçlardan olması nazara alınarak, UYAP kayıtlarının tetkikinde sanıklar G. E., H. T., İ. D. T. ve U. Ş. hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından açılmış dava dosyalarının bulunduğu tespit edilmekle; söz konusu dosyalar getirtilerek derdest ise birleştirme hususunun düşünülmesi, birleştirme imkanı bulunmadığı ya da verilen hükmün kesinleşmiş olması halinde kesinleşmiş dosyaların onaylı örnekleri dosya arasına alınıp anılan dosyada sanıkların üzerine atılı eylem ve faaliyetler belirlendikten ve dosyamızda aynı eylem ve faaliyetler nedeniyle mükerrer yargılama yapılıp yapılmadığı hiç bir duraksamaya yer bırakmayacak biçimde saptanıp önceki mahkumiyetlerine konu olan ve mahkemece sabit görülen eylem ve deliller çıkarıldıktan sonra bir bütün halinde değerlendirilip sonucuna göre; üyelik suçunun oluşumu için eylemlerde çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk bulunup bulunmadığı, hukuki ve fiili kesinti sonrası örgütsel faaliyetlerine devam edip etmedikleri tartışılarak, sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hususları,
Kanuna aykırı ve bir kısım sanıklar müdaiileri ile O yer C. Savcısının istinaf başvurusu bu itibarla yerinde görüldüğünden, bu aşamada hükmün başkaca yönleri incelenmeksizin 5271 sayılı CMK'nın 289/1-h maddesi delaletiyle aynı yasanın 280/1-b maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Dosyanın hükmü veren Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5271 Sayılı CMK'nun 284 ve 286/1 maddesi uyarınca kesin olmak üzere 05.07.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)