(2709 S. K. m. 120) (3713 S. K. m. 1, 3, 5) (5237 S. K. m. 53, 58, 63, 79, 80, 81, 82, 84, 86, 87, 96, 106, 107, 108, 109, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 142, 148, 149, 151, 152, 170, 172, 173, 174, 185, 188, 199, 200, 202, 204, 210, 213, 214, 215, 221, 223, 224, 243, 244, 265, 294, 300, 302, 307, 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316, 317, 318, 319, 320) (5271 S. K. m. 280, 286)
Giresun 2. Ağır Ceza Mahkemesince sanıklar hakkında verilen mahkumiyet kararına karşı sanıklar müdafiileri tarafından süresinde yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya daireye verilmekle, heyetçe incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanıkların üzerine atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçuna ilişkin mevzuat hükümleri değerlendirildiğinde;
3713 sayılı yasanın 1. Maddesinde; "(Değişik fıkra: 15/07/2003 - 4928 S.K./20. md.) Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir." hükmü yer almaktadır.
Türk Ceza Hukuku bakımından terörün tanımı ve hangi suçların terör suçu sayılacağı 3713 sayılı Kanunda gösterilmiştir. Kanunun 1. maddesinde gösterilen terör tanımına göre bir eylemin terör eylemi sayılabilmesi için;
a- Eylem, cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerini içermelidir,
b- Eylemle, Anayasada belirtilen,
-Cumhuriyetin niteliklerini,
-Siyasî, hukuki, sosyal, laik ve ekonomik düzenini değiştirmek,
-Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak,
-Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek,
-Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek,
-Temel hak ve hürriyetleri yok etmek,
-Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amaçlanmalıdır.
c- Eylemi gerçekleştiren failler bir örgüte mensup olmalıdır,
d- Eylem suç teşkil etmelidir.
Bu genel terör tanımı dışında, 3713 sayılı Kanunun 3. maddesinde doğrudan terör suçları (26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır.) ve 4. maddesinde de, işlenme bağlamına göre;
(Aşağıdaki suçlar 1 inci maddede belirtilen amaçlar doğrultusunda suç işlemek üzere kurulmuş bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlendiği takdirde, terör suçu sayılır:
a) Türk Ceza Kanununun 79, 80, 81, 82, 84, 86, 87, 96, 106, 107, 108, 109, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 142, 148, 149, 151, 152, 170, 172, 173, 174, 185, 188, 199, 200, 202, 204, 210, 213, 214, 215, 223, 224, 243, 244, 265, 294, 300, 316, 317, 318 ve 319 uncu maddeleri ile 310 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.
b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan suçlar.
c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
ç) 10/7/2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
d) Anayasanın 120 nci maddesi gereğince olağanüstü hal ilan edilen bölgelerde, olağanüstü halin ilanına neden olan olaylara ilişkin suçlar.
e) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 inci maddesinde tanımlanan suç.) dolayısıyla terör suçları gösterilmiştir.
5237 sayılı yasanın 314. Maddesinde; "(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır. " silahlı örgüt kuran, yöneten ve üyeliği suçlarına ilişkin yasal hüküm yer almaktadır.
TCK'nın 314. maddesi bakımından, bir oluşumun, bir yapılanmanın silahlı terör örgütü sayılabilmesi için;
a-Hiyerarşik yapıya, sıkı bir disipline, eylemli bir işbirliğine sahip olan ve en az üç kişiden oluşan, yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli bir örgüt mevcut olmalıdır.
b-Bu örgüt, Türk Ceza Kanununun ikinci kitap, dördüncü kısım, dördüncü ve beşinci bölümlerde yer alan suçları "amaç suç" olarak işlemek üzere kurulmuş olmalıdır,
c-Bu örgüt silahlı olmalıdır.
Silahlı terör örgütü üyeliği suçu; silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Bu bakımdan eylemin iradi olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle hareket edilmiş olması gerekir. Suç, örgüte üye olma fiilinin gerçekleştiği anda tamamlanmakla birlikte, üyelik süresince eylem temadi etmektedir. Failin, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetleri silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturacaktır. Örgüte üye olmak, fiili bir katılma olup örgüte üye olmak için örgüt yöneticilerinin rızasının varlığına gerek yoktur, tek taraflı iradeyle bile örgüte katılmak mümkündür.
Yargılamaya konu suç ile ilgili etkin pişmanlık ise 5237 sayılı TCK.nın 221. maddesinde "(1) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle soruşturmaya başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce, örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan kurucu veya yöneticiler hakkında cezaya hükmolunmaz.
(2) Örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin, gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.
(3) Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanan örgüt üyesinin, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.
(4) Suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan (Ek ibare: 29/06/2005 - 5377 S.K.26.md) ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi hâlinde, hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz. Kişinin bu bilgileri yakalandıktan sonra vermesi hâlinde, hakkında bu suçtan dolayı verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır.
(5) Etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur. Denetimli serbestlik tedbirinin süresi üç yıla kadar uzatılabilir.
(6) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.8.md) Kişi hakkında, bu maddedeki etkin pişmanlık hükümleri birden fazla uygulanmaz." şeklinde yer almaktadır.
Genel Olarak FETÖ/PDY’nin Yapısı ve Faaliyetleri;
Açılan soruşturma ve kovuşturmalarda FETÖ/PDY’nin yapısı ve faaliyetleri hakkında genel olarak şu iddialar ileri sürülmüştür:
Yapılanmanın kendisine atfettiği kutsallığın doğal bir sonucu olarak vatan, devlet, millet, ahlak, hukuk, temel hak ve hürriyetler de dahil olmak üzere her şeyin değer bakımından kendisinden sonra geldiği anlayışına sahip olduğu,
Eğitim ve din alanındaki faaliyetleriyle toplumda meşruiyet kazanmaya çalıştığı,
Bünyesinde bulunan ışık (talebe) evleri, okullar, yurtlar ve dershaneler aracılığıyla ulaştığı gençleri amaçları doğrultusunda yetiştirerek kadrolarını oluşturduğu,
İtaat ve teslimiyet temelinde oluşturulmuş ve üstte “kâinat imamı” olarak Fetullah Gülen’in olduğu kıta, ülke, eyalet, il, ilçe, semt, mahalle ve ev imamlarından oluşan dikey hiyerarşisinin bulunduğu,
Temel örgütlenmesinin imamlara bağlı zincirler şeklinde olduğu, yönetici üst kadro dışındaki her biriminin bağımsız hücreler şeklinde örgütlendiği, böylece her bir örgüt mensubunun en fazla bir üst sorumlusunu ve bir altında bulunan örgüt mensubunu tanımasının sağlandığı,
Tüm mensuplarını sadakat ve bağlılık yönünden sınıflandırdığı, en üst sınıfta bulunan mensuplarının yönetici olarak görevlendirildiği,
Fetullah Gülen’in atadığı ve yalnızca kendisinin bildiği kişiler vasıtasıyla örgütün iç işleyişini denetleyen ve lidere rapor eden ayrı bir yapılanmanın olduğu,
Yöneticilerinin ve üyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri ve gizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin önemli bir bölümünün “kod isim” kullandığı, mensuplarının tanınmayı önlemek amacıyla kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bu nedenle yapılanma ile mensuplarının bağının ortaya konulmasının oldukça zor olduğu,
Mensuplarının gelirlerinin belli bir oranının “himmet” adı altında alındığı,
Yapılanmadan ayrılmak isteyen kişilere baskı uygulandığı ve çeşitli yaptırımlarda bulunulduğu,
Fetullah Gülen’in “Her yerde olmalısınız. Her yerde değilseniz hiçbir yerde değilsinizdir.” talimatı gereği yapılanmanın başta TSK, emniyet teşkilatı, Millî İstihbarat Teşkilâtı (MİT) ve yargı organları olmak üzere neredeyse tüm kamu kurum ve kuruluşlarında; siyasi partiler, sendikalar, vakıf ve dernekler ile ticari kuruluşlar gibi sivil organizasyonlarda örgütlendiği,
Kamu görevlisi olan mensuplarının yapılanmaya olan aidiyetlerinin devlete olandan önce geldiği,
Yapılanmanın kamuda görev almak veya görevde yükselmek için yapılan sınavlarda sorulacak soruları önceden elde ederek mensuplarına vermek suretiyle kamu kurumlarında haksız şekilde kadrolaştığı ve mensuplarının önemli görevlere gelmesini sağladığı,
Yapılanmaya dahil olmayan kamu görevlilerinin kurum içerisinde etkili olmalarını önlemek için, bu kişilerin itibarını sarsacak isimsiz ve imzasız ihbarlarda bulunulduğu, internet ya da basın aracılığıyla yayınlar yapıldığı,
Kamu kurum ve kuruluşlarında kadrolaşmış olan mensuplarının stratejik birimlere (personel, istihbarat, özel kalem, bilişim, muhasebe vb.) yerleşmeye teşvik edildiği,
Her kurum ve kuruluş için belirlenen sorumlu bir kişiye (“abi”) bağlı olarak hiyerarşik bir düzende mevcut idari sisteme paralel bir yapının oluşturulduğu,
Yapılanmaya dâhil olmayan kişilerle ilgili bilgilerin kaydedildiği ve bu kayıtların arşivlendiği,
Yapıya mensup kamu görevlileri vasıtasıyla kişisel verilerin, devlete ait gizli bilgi ve belgelerin ele geçirildiği ve arşivlendiği,
Toplumdaki karşılığı sınırlı olan yapılanmanın kamu kurum ve kuruluşlarındaki mensuplarının oranının toplumsal karşılığı ile kıyaslanamayacak kadar yüksek olduğu,
Yapılanmanın, paralel bir devlet yapılanmasına dönüştüğü, devlet ve toplum üzerinde “vesayet” oluşturduğu,
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tüm anayasal kurumlarını (yasama, yürütme, yargı erklerini) ele geçirmeyi ve bundan sonra devleti, toplumu ve fertleri kendi ideolojisi doğrultusunda yeniden şekillendirerek oligarşik özellikler taşıyan bir zümre eliyle ekonomik, toplumsal ve siyasal gücü yönetmeyi hedeflediği,
Ulusal ve uluslararası düzeyde siyasi ve ekonomik ittifaklar kurduğu tespit edilmiştir.
Milli Güvenlik Kurulu kararında bu örgütle ilgili;
30/10/2014 tarihli toplantıda,
“Milli güvenliğimizi tehdit eden ve kamu düzenini bozan iç ve dış legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanmalar ve illegal oluşumlar ile yürütülen mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulanmıştır.”
30/12/2014 tarihli toplantıda,
“Paralel devlet yapılanması ve illegal oluşumlarla yürütülen mücadele hakkında Kurul’a bilgi arz edilmiş, mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulanmıştır.”
26/02/2015 tarihli toplantıda,
“Paralel devlet yapılanması ve legal görünüm altında faaliyet gösteren illegal oluşumlara karşı yürütülen ulusal ve uluslararası çalışmalar hakkında Kurul’a bilgi sunulmuştur.”
29/04/2015 tarihli toplantıda,
“Milli güvenliği tehdit eden paralel devlet yapılanması ve illegal oluşumlara karşı yürütülen mücadele hakkında tafsilatlı bilgi arz edilmiş, mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesine vurgu yapılmıştır.”
29/06/2015 tarihli toplantıda,
“Milli güvenliğimizi tehdit eden, başta paralel devlet yapılanması olmak üzere, tüm yasadışı oluşumlara karşı yürütülen mücadeleye kararlılıkla devam edileceği bir kez daha dile getirilmiştir.”
02/09/2015 tarihli toplantıda,
“Paralel devlet yapılanmasıyla, yurt içinde ve yurt dışında, illegal ekonomik boyutu da dâhil olmak üzere sürdürülmekte olan mücadelenin kararlılıkla devam ettirileceği belirtilmiştir.”
21/10/2015 tarihli toplantıda,
“Milli güvenliğimizi tehdit eden ve terör örgütleriyle işbirliği içerisinde hareket eden paralel devlet yapılanmasına karşı yürütülen kararlı mücadelenin çok yönlü olarak sürdürüleceği teyit edilmiştir.”
18/12/2015 tarihli toplantıda,
“Paralel devlet yapılanmasıyla yurt içinde ve yurt dışında sürdürülmekte olan mücadelenin kararlılıkla devam ettirileceği teyit edilmiştir.”
27/01/2016 tarihli toplantıda,
“Millî güvenliğimize yönelik iç ve dış tehditler ile … paralel devlet yapılanmasına … karşı yurt içinde ve yurt dışında sürdürülen mücadele etraflıca değerlendirilmiştir.”
24/03/2016 tarihli toplantıda,
“Vatandaşlarımızın huzur ve güvenliği ile kamu düzeninin sağlanması amacıyla yürütülen faaliyetler kapsamlı şekilde görüşülmüştür. Bu çerçevede; … paralel devlet yapılanmasına karşı alınan tedbirlerin uygulanması üzerinde durulmuştur.”
26/05/2016 tarihli toplantıda,
“Vatandaşlarımızın huzur ve güvenliği ile kamu düzeninin sağlanması amacıyla yürütülen faaliyetler, terör ve teröristle mücadelede gelinen aşama, millî güvenliğimizi tehdit eden ve bir terör örgütü olan paralel devlet yapılanmasına karşı alınan tedbirler görüşülmüştür.” şeklinde kararlar alınmıştır.
FETÖ örgütünü değerlendirirken Anayasa Mahkemesinin 2016/6 (Değişik iş), 2016/12 sayılı 04/08/2016 tarihli kararı ve dosyada mevcut Emniyet Genel Müdürlüğü bilgilendirme raporunda da belirtildiği üzere; bu örgütün diğer örgütlerden farklı olarak hem legal görünümlü illegal hem de illegal faaliyetlerde bulunduğu anlaşılmakla; örgüt suçu açısından sadece illegal faaliyetlerin aranması ve bunların değerlendirilmesi bu örgütü anlama ve çözme açısından yeterli olmayacaktır. Bu nedenle, sanığın eylemleri değerlendirilirken tüm faaliyetleri tek tek ve ayrıca bir bütün halinde gözetilmelidir. Bazen tek bir eylem örgüt üyeliği için yeterli olurken, işin içinde legal gibi görünüp, illegal birçok faaliyetin de olması halinde bu eylemlerin ayrıca bir bütün olarak da ele alınması ve buna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekir.
Ayrıca Yargıtay 16. CD.nin 24/04/2017 tarih 2015/3 esas 2017/3 karar yine aynı dairenin 14/07/2017 tarih 2017/1443 esas 2017/4758 karar sayılı içtihatları ile de "Kendisini kısaca ‘Hizmet’ olarak tanımlayan FETÖ/PDY; Paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "Altın Nesil" adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan suigeneris bir suç örgütüdür.
Örgütün türü ve niteliği açısından değerlendirme yapıldığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet ettiği, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkı gizlediği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp, örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu, demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükumet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidara gelmek olduğu, bu amacı gerçekleştirmek için Polis ve Jandarma teşkilatı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisine haiz kurumlara sızan üyeleri vasıtasıyla, meşru organlara ve halka karşı silahlı saldırıda bulunmak suretiyle amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirdiğinin, anılan örgüt mensupları hakkında 15 Temmuz darbe girişiminden ya da örgüte mensubiyetlerinden dolayı açılıp bir kısmı derdest olan ya da mahkemelerce karara bağlanan davalar, bu davalarda dinlenen itirafçı sanıkların savunmaları ve gizli-açık tanık anlatımları, örgüt lider ve yöneticilerinin açık kaynaklardaki yazılı ve sözlü açıklamaları, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün örgüt hakkındaki raporu gibi olgu ve tespitler dikkate alındığında; FETÖ/PDY küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak; Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Bu örgüt kuruluşundan 15 Temmuz sürecine kadar örgüt lideri Fethullah Gülen tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir. Sahip olduğu ya da mensuplarının tasarrufunda bulunan araç gereç bakımından 5237 sayılı TCK'nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır." şeklindeki gerekçelerle FETÖ/PDY'yi silahlı terör örgütü olarak kabul edilmiştir.
Ayrıca Yargıtay 16. CD.nin aynı esas ve sayılı kararlarında; ByLock isimli iletişim sistemi ile ilgili olarak "....ByLock uygulamasının global bir uygulama görüntüsü altında münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanımına sunulduğu soncuna varılmıştır." yine aynı kararda "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanılması amacıyla oluşturulmuş ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğunun somut delillere dayanması nedeniyle, bu ağa dahil olan sanığın ağ içinde başka bir kişi ile görüşme yapmış olması da gerekmez." tespitinde bulunulmuştur.
Yine Yargıtay 16. CD.nin 2015/3 esas 2017/3 karar sayılı içtihadı ile; "MİT tarafından yasal olarak elde edildiği kabul edilen dijital materyaller üzerinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi ile CMK.nın 134. Maddesi gereğince Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliğinden alınan "inceleme kopyalama ve çözümleme" kararına istinaden bilgisayar, bilgisayar kütüklerindeki iletilerin tespiti işleminde herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığına..." karar verilmiştir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanık M. O.’un FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin haberleşme aracı olarak kullandığı BYLOCK isimli programı 01.03.2015 tarihinden itibaren kullanıyor olması, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile iltisakı nedeniyle OHAL kapsamında çıkartılan KHK ile kamu görevinden ihraç edilmiş olması, örgütün finans kurumu olan ve zor durumda bulunan Bank Asya’yı kurtarmak amaçlı örgütün elebaşısı Fetullah Gülen tarafından yapılan çağrıdan sonra bankaya para yatırmış olması, sanığın görev yaptığı sırada FETÖ/PDY Terör Örgütü ile olan iltisakı nedeniyle 23/07/2016 tarihli KHK ile kapatılan Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğini 17-25 aralık sürecinden sonraki tarihi kapsayacak şekilde 06.01.2014 tarihinden sendikanın kapatılış tarihine kadar sürdürmüş olması, yine sanığın FETÖ/PDY Terör Örgütü ile olan iltisakı nedeniyle KHK ile kapatılan Altın Nesil Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği üyeliğini, Yönetim Kurulu Asıl Üyeliğini derneğin kapatılış tarihine kadar sürdürmüş olması, gerek sanığın geçmişinde, gerekse çocuklarının FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün eğitim kurumlarına devam etmiş olması, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün sohbet adı altında düzenlenen örgütsel toplantılarına katılması hususları bir arada değerlendirildiğinde şüphelinin terör örgütü ile olan maddi ve manevi örgütsel bağlantısını 2014 yılından sonra da kesmediği hususları göz önüne alındığında üzerine atılı "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçunu işlediği iddiası ile sanığın eylemine uyan TCK'nın 314/2, 53/1, 58/9, 63, 3713 sayılı yasanın 5/1 maddeleri gereğince cezalandırılması;
Sanık M. İ.’ın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile iltisakı nedeniyle OHAL kapsamında çıkartılan KHK ile kamu görevinden ihraç edilmiş olması, örgütün finans kurumu olan ve zor durumda bulunan Bank Asya’ yı kurtarmak ve destek olmak amacıyla amaçlı örgütün elebaşısı Fetullah Gülen tarafından yapılan çağrıdan sonra bankaya para yatırmış olması, sanığın görev yaptığı sırada FETÖ/PDY Terör Örgütü ile olan iltisakı nedeniyle 23/07/2016 tarihli KHK ile kapatılan Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğini 17-25 aralık sürecinden sonraki tarihi kapsayacak şekilde 01.06.2012 tarihinden sendikanın kapatılış tarihine kadar sürdürmüş olması, yukarıda ayrıntılı olarak beyanları bildirilen tanık şüpheli ve müşteki beyanlarında sanık M. İ.’ ın Ordu ili İkizce ilçesinde öğretmen olarak görev yaptığı 2007-2015 yılları içerisinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün faaliyetlerini yürütmesi burada “İlçe ABİLİĞİ” görevinde bulunması, sohbet ve toplantıları organize etmesi, Zaman gazetesi dağıtımını fiilen yapması, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün sohbet adı altında düzenlenen örgütsel toplantılarına katılması, organize etmesi, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün propaganda amacı olarak kullandığı kurban dağıtımı, yiyecek yardımı adı altında örgütsel çalışmalara katılması, aramada ele geçirilen örgütsel dökümanlar, CD-DVD incelemesinde örgütün propaganda amacı ile hazırladığı bir çok video görüntüleri ile dosyadaki sair hususlar bir arada değerlendirildiğinde sanığın terör örgütü ile olan maddi ve manevi örgütsel bağlantısını 2014 yılından sonra da kesmediği, "Silahlı Terör Örgütü Kurma veya Yönetme" suçunu işlediği iddiası ile sanığın eylemine uyan TCK'nın 314/1, 53/1, 58/9, 63, 3713 sayılı yasanın 5/1 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi istemiyle kamu davası açılmıştır.
Yapılan yargılama sonunda sanıklar hakkında atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına dair karar verilmiştir.
Verilen iş bu mahkumiyet kararına karşı sanıklar müdafiileri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Dosyanın yapılan incelemesi sonucu,
1-Sanık M. O. yönünden yapılan incelemede;
Sanık M. O.'un BYLOCK programı kullanması, bu programın dışarıya sızmamış olması, örgüt üyelerinin tamamı tarafından bylock programının kullanılmadığı, bu durumun da örgüt içerisinde sanığa güvenildiğini gösterdiği, Bank Asya'da işlemler yapmış olması, KHK ile kapatılan Aktif-Sen ve Altın Nesil isimli kuruluşların üyesi olması göz önünde bulundurulduğunda, sanığın eylemlerinin süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik arz etmesi ve örgütün hiyerarşik yapısına dahil olması nedeniyle ilk derece mahkemesince sanığın üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine dair kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
5271 sayılı CMK'nun 280/1-a maddesi dikkate alındığında, sanık M. O. üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine dair ilk derece mahkemesinin kararında, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafinin yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının REDDİNE,
2-Sanık M. İ. yönünden yapılan incelemede ise;
Dosyanın yapılan incelemesinde sanığın ikametinde yapılan aramada silahlı terör örgütü olan FETÖ/PDY ile irtibat ve ihtisallı olan Zaman Gazetesi, Sızıntı Dergisi, FETÖ/PDY ye ait CD ve sanığın Aktif-Sen üyesi olduğuna dair üye kartının ele geçirilmesi, 23/07/2016 tarihli KHK ile kapatılan Aktif-Sen in üyesi olması, Bank Asya'da hesabının bulunması, soruşturma ve kovuşturma aşamasında dinlenen tanık beyanları, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası Zaman Gazetesi ile Sızıntı Dergisinin kapatılmasına kadar aboneliğinin devam etmesi, bunların haricinde de Yeni Ü., G., H., Y. ve A. dergilerine aboneliğinin bulunması ve dosya kapsamı dikkate alındığında sanığın böylece organik bağ ve hiyerarşik yapı içerisinde süreklilik, çeşitlilik gösteren eylemleri nedeniyle silahlı terör örgütü üyesi olup sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair istinaf itirazlarının reddine, ANCAK;
Soruşturma aşamasında müdafi huzurunda kolluk güçlerince sanığın 02/09/2016 günü alınan ifadesinde 1995 yılında Gazi Üniversitesi Kastamonu Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliğine kayıt yaptırıp öğrencilik yıllarının birinci senesinde Milli Gençlik Vakfında, ikinci senesinde Hak Yol Vakfında kalıp, üçüncü sınıfta cemaatlerle alakası olmayan bir evde yarım dönem kaldığı, ikinci dönemde ise E. T. ile kendisinin Hataylı olduğunu bildiği sınıf öğretmeni öğrencisi A., Kahramanmaraşlı olduğunu bildiği 1996 yılı mezun olan T. isimli şahsın kaldığı "Cebrail Mah. Güzel Sok Huzur Apt. No:5" sayılı adrese yerleştiği, burada kaldığı sürece Kastamonu A. F. dershanesi öğretmeni olan H. Ç. isimli hocanın sohbet verdiği, kendisinin bu dershanenin yurdunda belletmen olarak görev yaptığını, öğrencilere de ahlaki içerikli sohbetler verdiğini, 2011-2012 yılları içerisinde Kimse Yok Mu Derneği içerisinde kurban dağıtımı için R. G. isimli şahıs ile birlikte Gürcüstan'a gittiklerini, mezun olduktan sonra Ordu ili İkizce İlçesine atandığını ve bu dönemde İ. Özel Etüt Eğitim Merkezi açıldığını, Y. A.'ın burada sohbet hocalığı yaptığını, Espiye ilçesinde ise eşinin Espiyeli olması nedeniyle bu ilçedeki Y. B. Erkek Öğrenci Yurduna esnaf olan N. B. isimli şahısla bir kez gidip ilahiyat öğrencisi Erzurumlu Y. P. 'ın sohbet yaptığı gibi bilgiler vermesi ve kovuşturma aşamasında bu ifadesini tekrarlayarak ifadesinden dönmemiş olması karşısında Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 09/11/2016 tarih, 2016 /10501 esas, 2016/5567 karar, yine aynı dairenin 25/01/2017 tarih, 2016/6421 esas, 2017/359 karar ve yine aynı dairenin 10/05/2017 tarih, 2017/1219 esas, 2017/3938 karar sayılı içtihatlarındaki açıklamalar da dikkate alındığında sanık Musa İnan'ın örgüt içindeki konumu ve faaliyeti ile uyumlu şekilde örgütün yapısı, örgüte katılma şekli bilgi vermesi karşısında sanık hakkında 5237 Sayılı TCK'nın 221 maddesinde yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin karar yerinde tartışılmayarak hükmün bu yönden gerekçesiz bırakılmış olması hususu kanuna aykırı olup hükmün sanık Musa İnan yönünden BOZULMASINA,
Dosyanın hükmü veren Giresun 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın istinaf başvurusunda bulunanlara Dairemizce tebliğine,
Sanık M. İ. yönünden verilen karar yönünden;5271 sayılı CMK'nın 286/2-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle,
Sanık M. O. yönünden verilen karar yönünden ise; Yargıtay nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde Dairemize veya başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine veya herhangi bir Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemesine dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunulması, cezaevinde bulunanlar yönünden aynı süre içerisinde bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle hükmün temyiz edilebileceğine dair, temyiz etmediği taktirde hükmün kesinleşeceği hususu da belirtilerek, 20/09/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)