(5237 S. K. m. 3, 53, 54, 55, 61, 314) (5271 S. K. m. 100, 280, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiinin istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sinop C. Başsavcılığının 27/04/2017 tarihli, 2017/1190 soruşturma nolu iddianamesi ile sanık hakkında silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçunu işlediğinden bahisle 5237 Sayılı TCK'nun 314/1, 551, 53/1, 54/1, 55/1, 58/9, 63, 3713 Sayılı Yasanın 5/1, 6415 Sayılı Yasanın 3/b maddesi delaleti ile 4/1 maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sinop Ağır Ceza Mahkemesinin 26/07/2017 tarihli, 2017/67 (E) ve 2017/107 (K) sayılı kararı ile sanığın üzerine atılı suçu işlediği gerekçesiyle neticeten 22 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık müdafii istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek hükmü istinaf etmiştir.
Sanığın soruşturma aşamasında müdafii huzurunda çok ayrıntılı bir şekilde vermiş olduğu ifadesindeki ikrarı, kullanmış olduğu 0545 ….. nolu telefonda örgüt elemanlarınca kullanılan gizli haberleşme programı Bylock kaydının tespit edilmiş olması, başka dosyaların şüpheliler İ. Ö., Ç. K., B. G., M. S., R. T., Y. K.'nın beyanları gözetildiğinde üzerine atılı silahlı terör örgütü yöneticiliği suçunu işlediğine dair ilk derece mahkemesince yapılan kabulde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte sanığa en üst hadden ceza tayin edilmesi hukuka uygun değildir.
Zira bu konudaki 5237 sayılı TCK’nun “cezanın belirlenmesini” düzenleyen 61. maddesinin 1. fıkrası; “Hâkim, somut olayda; a) Suçun işleniş biçimini, b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları, c) Suçun işlendiği zaman ve yeri, d) Suçun konusunun önem ve değerini, e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını, g) Failin güttüğü amaç ve saiki, göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler”, şeklindedir.
Buna göre; herhangi bir suç nedeniyle alt ve üst sınırlar arasında bir ceza belirlenmesi gerektiğinde, göz önünde bulundurulması gereken ölçüt, 5237 sayılı TCK’nun 61. maddenin 1. fıkrasındaki düzenlemedir.
Öte yandan 5237 sayılı TCK’nun “Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlıklı 3. maddesi uyarınca işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında “orantı” bulunması, böylelikle suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği de göz önünde bulundurulacaktır.
İki sınır arasında cezanın belirlenmesi yetkisi mahkemenin takdirine bağlı hususlardan olmakla beraber bu takdir hakkı kullanılırken TCK'nın 61. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen hususların göz önünde tutulması gerekecektir. (Nitekim benzer konuda verilmiş Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 2016/394-2016/4484 E-K sayılı sayılı kararı da aynı istikamettedir)
Sanığın (imam) örgüt yöneticisi olarak kabul edildiği yer Sinop İlidir. Cezanın belirlenmesinde; sanığın sorumluluk sahası olarak kabul edilen Sinop ilinin nüfusunun diğer büyük illere nazaran azlığı, bu ildeki örgütsel faaliyetlerin diğer büyük illere oranla daha az yoğunlukta oluşu da nazara alınmalıdır.
Sanık hakkında öngörülen cezanın alt sınırı da nazara alınmak suretiyle, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca TCK’nın 61/1. maddesindeki ölçütlere ve TCK’nın 3/1. maddesindeki orantılılık ilkesine göre uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, TCK 61. Madde metninde yazılı ibareleri teşdit gerekçesi olarak yazmak suretiyle cezayı bireyselleştirmeden, gerekçesiz şekilde en üst hadden ceza tayini,
Kanuna aykırı ve sanık müdafînin istinaf başvurusu bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün başkaca yönleri incelenmeksizin 5271 sayılı CMK'nın 289/1-g maddesi delaletiyle aynı yasanın 280/1-b maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesini gösterir somut olguların varlığının bulunması, atılı suçun CMK'nın 100/3-a-11 maddesinde belirtilen katalog suçlardan olması, cezasının alt ve üst sınırı dikkate alındığında, kaçma şüphesinin varlığı nedeniyle adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı anlaşılmakla, SANIĞIN TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA, tutukluluk halinin devamına ilişkin kararın sanığa ve müdafiine Dairemizce tebliğine, tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinde itiraz hakkının bulunduğunun sanık ve müdafiiine ihtarına,
Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine, bozma kararı yönünden kesin olmak üzere 18.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)