(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 232, 237, 279, 280, 289) (3713 S. K. m. 1, 3) (5237 S. K. m. 39, 220, 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315, 320) (6831 S. K. m. 110) (16. CD. 24.04.2017 T. 2015/3 E. 2017/3 K.) (YCGK 18.11.2014 T. 2013/8-830 E. 2014/502 K.)
Sanıklar hakkında Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/07/2017 tarihli, 2017/214 esas ve 2017/155 karar sayılı ilamıyla, müsnet suçlardan kurulan mahkumiyet hükmüne karşı sanıklar müdafi Av. A. Ü. tarafından süresinde yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya Daireye verilmekle, heyetçe incelendi;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
İstinaf isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
A-İddianamede ihbar eden olarak gösterilen R. B. vekili Avukat T. K.'nın davaya katılma talebi ile hükme yönelik istinaf başvurusunun yapılan incelenmesinde;
Benzer konuda verilmiş Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nın 01.11.2016 tarih, 2016/11-367 esas ve 2016/390 sayılı kararı, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 18.07.2017 tarih, 2016/7162 esas ve 2017/4786 sayılı kararı, aynı Dairenin 08.06.2016 tarih, 2016/3015 esas ve 2016/3761 sayılı kararı, 23.03.2016 tarih, 2015/5502 esas ve 2016/1728 sayılı kararı, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 15.11.2011 tarih, 2009/17624 esas ve 2011/28470 sayılı kararları da dikkate alındığında, silahlı terör örgütüne üye olma ve örgüte yardım etme suçlarının niteliği itibariyle suçtan doğrudan zarar görmesi söz konusu olmayan ve İlk Derece Mahkemesince duruşmadan haberdar edilmeyen R. B. vekilinin davaya katılma istemi ile vaki istinaf başvurusunun 5271 sayılı CMK.nın 237/2 ve 279/1-b maddesi uyarınca REDDİNE,
Kararın R. B. vekiline TEBLİĞİNE,
Talep eden R. B. vekilinin davaya katılma ve istinaf isteminin reddine ilişkin karara karşı 5271 sayılı CMK'nın 279/3. maddesi uyarınca kararın tebliği tarihinden itibaren 7 gün içerisinde, Dairemize veya başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine veya herhangi bir Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemesine dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunulması, cezaevinde bulunanlar yönünden aynı süresi içerisinde bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi tarafından incelenmek amacıyla İTİRAZ kanun yolu açık olmak üzere,
B-Sanıklar L. E. ve M. Ö. müdafinin istinaf başvurusunun incelemesine gelince;
Sanıkların üzerlerine atılı suçlara ilişkin mevzuat hükümleri incelendiğinde;
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1.maddesinde; "(Değişik fıkra: 15/07/2003 - 4928 S.K./20. md.) Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir." hükmü yer almaktadır.
Türk Ceza Hukuku bakımından terörün tanımı ve hangi suçların terör suçu sayılacağı 3713 sayılı Kanunda gösterilmiştir. Kanunun 1. maddesinde gösterilen terör tanımına göre bir eylemin terör eylemi sayılabilmesi için;
a-Eylem, cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerini içermelidir,
b-Eylemle, Anayasada belirtilen,
-Cumhuriyetin niteliklerini,
-Siyasî, hukukî, sosyal, laik ve ekonomik düzenini değiştirmek,
-Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak,
-Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek,
-Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek,
-Temel hak ve hürriyetleri yok etmek,
-Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amaçlanmalıdır.
c-Eylemi gerçekleştiren failler bir örgüte mensup olmalıdır,
d-Eylem suç teşkil etmelidir.
Bu genel terör tanımı dışında, 3713 sayılı Kanunun 3. maddesinde doğrudan terör suçları (26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır.) ve 4. maddesinde de, işlenme bağlamına göre;
(Aşağıdaki suçlar 1 inci maddede belirtilen amaçlar doğrultusunda suç işlemek üzere kurulmuş bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlendiği takdirde, terör suçu sayılır:
a) Türk Ceza Kanununun 79, 80, 81, 82, 84, 86, 87, 96, 106, 107, 108, 109, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 142, 148, 149, 151, 152, 170, 172, 173, 174, 185, 188, 199, 200, 202, 204, 210, 213, 214, 215, 223, 224, 243, 244, 265, 294, 300, 316, 317, 318 ve 319 uncu maddeleri ile 310 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.
b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan suçlar.
c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
ç) 10/7/2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
d) Anayasanın 120 nci maddesi gereğince olağanüstü hal ilan edilen bölgelerde, olağanüstü halin ilanına neden olan olaylara ilişkin suçlar.
e) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 inci maddesinde tanımlanan suç.) dolayısıyla terör suçları gösterilmiştir.
5237 sayılı yasanın 314. Maddesinde; "(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silâhlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır." şeklinde, silahlı örgüt kuran, yöneten ve üyeliği suçlarına ilişkin yasal hükümler yer almaktadır.
TCK'nın 314. maddesi bakımından, bir oluşumun veya yapılanmanın silahlı terör örgütü sayılabilmesi için;
a-Hiyerarşik yapıya, sıkı bir disipline, eylemli bir işbirliğine sahip olan ve en az üç kişiden oluşan, yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli bir örgüt mevcut olmalıdır.
b-Bu örgüt, Türk Ceza Kanununun ikinci kitap, dördüncü kısım, dördüncü ve beşinci bölümlerde yer alan suçları "amaç suç" olarak işlemek üzere kurulmuş olmalıdır,
c-Bu örgüt silahlı olmalıdır.
Silahlı terör örgütü üyeliği suçu; silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Bu bakımdan eylemin iradi olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle hareket edilmiş olması gerekir. Suç, örgüte üye olma fiilinin gerçekleştiği anda tamamlanmakla birlikte, üyelik süresince eylem temadi etmektedir. Failin, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetleri silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturacaktır. Ancak faile, örgüt tarafından verilen önemli bir görev veya sorumluluk, tek başına failin örgüt üyesi olduğunu ortaya koyabilecektir. Öte yandan örgüte üye olmak, fiili bir katılma olup örgüte üye olmak için örgüt yöneticilerinin rızasının varlığına gerek yoktur, tek taraflı iradeyle bile örgüte katılmak mümkündür.
Silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçu yönünden; 5237 sayılı TCK'nın 39. maddesinde düzenlenen suça iştirak kapsamındaki yardım etme ile aynı Kanunun 220/7. maddesinde tanımlanan örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek eylemleri nitelik itibariyle birbirlerinden farklıdır. Sanığın örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenecek somut bir suça dair kasta dayanan ve yardım teşkil eden eyleminin, hem yardım edilen suç bakımından şeriklik kapsamında hem de şartları varsa amaç suç yönünden faillik kapsamında değerlendirilmesi gerekirken somut bir olaya dayanmayan ancak örgüt faaliyeti kapsamında kullanılmak/değerlendirilmek üzere gerçekleştirilen yardımların TCK’nın 220/7 maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı gözetilmelidir.
FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile ilgili, Anayasa Mahkemesinin 04/08/2016 tarihli kararı ve Yargıtay 16. Ceza Dairesinin yukarıda anılan 24/04/2017 tarihli kararları ile dosyada mevcut Emniyet Genel Müdürlüğünün raporunda da belirtildiği üzere; bu örgütün diğer örgütlerden farklı olarak hem legal görünümlü illegal hem de illegal faaliyetlerde bulunduğu anlaşılmakla; silahlı terör örgütü suçu açısından sadece illegal faaliyetlerin aranması ve bunların değerlendirilmesi bu örgütü anlama ve çözme açısından yeterli olmayacaktır. Bu nedenle, sanıkların eylemleri değerlendirilirken tüm faaliyetleri tek tek ve ayrıca bir bütün halinde gözetilmelidir. Bazen tek bir eylem silahlı terör örgütü üyeliği için yeterli olurken, işin içinde legal gibi görünüp, illegal birçok faaliyetin de olması halinde bu eylemlerin ayrıca bir bütün olarak da ele alınması ve buna göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekir.
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amacı, yapılanması ve eylemleri ile ilgili olarak benzer konuda İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verilmiş ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanmış Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/04/2017 tarihli, 2015/3 esas ve 2017/3 sayılı kararında, FETÖ/PDY adlı silahlı terör örgütünün, küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda belirtilen Cumhuriyetin temel niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1.maddesinde tanımlanan, amaca ulaşmak için silah başta olmak üzere her türlü cebir ve şiddeti araç olarak kullanan 5237 sayılı TCK'nın 314/1-2. maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde;
1-) Sanıklardan L. E. yönünden yapılan incelemede; sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde, sanığın diğer eylemlerinin yanında, suç tarihinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı çok sayıda haberlerin yapıldığı "Manşet" adlı gazetenin kurucusu ve sorumlusu olduğu, Manşet gazetesinin yayın politikasında örgüt lideri ve örgüt faaliyetlerine ilişkin düzenli olarak yayın yapılmış olduğu, söz konusu yayınların örgüt lideri ve örgüt lehine devlet kurumlarını ve devleti hedef gösterici nitelikte olduğu, yapılan haber, analiz ve yorumlarda örgütün kamuoyunda itibarını arttırma ve eylemlerine meşruiyet kazandırma çabasının bulunduğu, örgütün, kamuoyu ve devlet organları tarafından bariz bir şekilde gayrı hukuki olduğu bilinen eylemlerini hukuki ve meşru gösterme gayreti ile hareket edildiği, yapılan bu haber, yorum ve analizlerin örgütün talimatları doğrultusunda, örgütsel bağlılık bilinci ile yapıldığı ve eleştiri, haber alma ve basın özgürlüğü sınırlarını aştığı belirtilmiş ise de, Manşet isimli gazete'nin hangi tarihli sayı ve nüshasında yazılan yazı, haber, analiz ve yorumların yukarıda belirtilen niteliklere haiz olduğunun ortaya konulmadığı, bu hususun gerekçeli kararda gösterilmediği,
Yine gerekçeli kararda, aşamalarda alınan tanık beyanlarına göre, sanığın örgüt ile irtibatlı gazete ve haber sitelerinde örgütü destekleyici yazılar yazdığı, sanığın özellikle Manşet Gazetesinde ve bir çok haber sitesinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünü destekleyici yazılar yazdığı belirtilmiş ise de, destekleyici nitelikte olduğu ifade edilen yazıların hangi tarihte, hangi haber sitelerinde ne şekilde yayınlandığının ortaya konulmadığı, içeriklerinin kararda yer almadığı,
Sanığın tespit edilen sosyal paylaşım sitelerinden FETÖ/PDY silahlı terör örgütünü destekleyici bir çok paylaşımda bulunduğu belirtilmiş ise de, bu paylaşımların ne zaman, hangi sosyal paylaşım sitesinde ne şekilde yer aldığının gerekçeli kararda gösterilmediği, paylaşımların içeriğinin gerekçeli kararda ortaya konulmadığı,
2- Sanıklardan M. Ö. yönünden yapılan incelemede; sanık hakkında silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün gerekçesinde, sanığın yazılı diğer eyleminin yanında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı çok sayıda haberlerin yapıldığı "Manşet" isimli gazetenin yazı işleri müdürü olduğu, Manşet gazetesinin yayın politikasında örgüt lideri ve örgüt faaliyetlerine ilişkin düzenli olarak yayın yapılmış olduğu, söz konusu yayınların örgüt lideri ve örgüt lehine devlet kurumlarını ve devleti hedef gösterici nitelikte olduğu, yapılan haber, analiz ve yorumlarda örgütün kamuoyunda itibarını arttırma ve eylemlerine meşruiyet kazandırma çabasının açıkça görüldüğü, örgütün kamuoyu ve devlet organları tarafından bariz bir şekilde gayrı hukuki olduğu anlaşılan ve bilinen eylemlerini hukuki ve meşru gösterme gayreti ile hareket edildiği, yapılan bu haber, yorum ve analizlerin örgütün talimatları doğrultusunda, örgütsel bağlılık bilinci ile yapıldığı ve eleştiri, haber alma ve basın özgürlüğü sınırlarını aştığı, sanığın yazı işleri müdürü olarak yapılan yayınlar kapsamında sorumlu olduğu, sanığın aynı gazetede örgütü ve liderini övücü nitelikte haber, yorum ve analizleri yazı işleri müdürü olarak yayımlayarak örgüte maddi- manevi yardım faaliyetlerinde bilerek ve isteyerek bulunduğu belirtilmiş ise de,
Manşet isimli gazetenin hangi tarihli sayı ve nüshasında yazılan yazı, haber, analiz ve yorumların, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lehine devlet kurumlarını ve devleti hedef gösterici nitelikte olduğu, örgütün kamuoyunda itibarını arttırma ve eylemlerine meşruiyet kazandırma çabasını taşıdığı, örgütün bilinen eylemlerini hukuki ve meşru gösterme gayreti ile hareket edildiği, yayınların örgütsel bağlılık bilinci ile yapıldığı ve eleştiri, haber alma ve basın özgürlüğü sınırlarını aştığı, örgütü ve liderini övücü nitelikte haber, yorum ve analiz niteliklerine haiz olduğunun ortaya konulmadığı, gerekçeli kararda bu hususların gösterilmediği, yazıların başlık ve içeriklerine değinilmediği,
Bu sebeple, her iki sanık yönünden müsnet suçlardan kurulan mahkumiyet hükümlerinin gerekçesiz olduğu anlaşılmakla,
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3, 5271 sayılı CMK'nın 34, 230 ve 232. maddeleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 18/11/2014 gün, 2013/8-830 esas ve 2014/502 kararı uyarınca hükmün gerekçesinde, kararın dayanağı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, varsa katılan beyanları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın üzerine atılı eylemin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması, iddianamede belirtilen suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğine ilişkin gerekçenin dosyadaki delillerle ilintili bulunması, gerekçenin, iddianamedeki iddiaları karşılaması, bu suretle dava konusu eylemin oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise suç olarak tanımlanıp tanımlanmayacağı, ya da kanıtların mahkumiyete yeterli olup olmadığı hususundaki mahkeme kabulünün duraksamaya yol açmayacak biçimde kararda gösterilmesi gerekirken, somut olayda hangi tarihli yazı, haber, yorum, analiz veya paylaşımların müsnet suçların yasal unsurlarını oluşturduğu hususunun kanıtlarıyla birlikte ortaya konulmadan, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141, CMK'nın 34, 230 ve 232. maddelerine aykırı davranılmak suretiyle müsnet suçlardan kurulan mahkumiyet hükümlerinin bu yönlerden gerekçesiz bırakılmış olması,
Kabule göre de;
Sanıklardan M. Ö. hakkında silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan hüküm kurulurken uygulama maddesinin "TCK'nın 220/7 ve 314/3. maddeleri yollamasıyla TCK'nın 314/2. maddesi" olarak gösterilmesi yerine, önce TCK'nın 314/2. maddesinden ceza tayin edilip ardından TCK'nın 220/7. maddesi gereğince uygulama yapılmış olması,
Kanuna aykırı ve sanıklar müdafî Av. A. Ü.ın istinaf başvurusu bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, başkaca yönleri incelenmeksizin 5271 sayılı CMK'nın 289/1-g maddesi delaletiyle aynı yasanın 280/1-b maddesi uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine, 29.11.2017 tarihinde kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. (¤¤)