(5237 S. K. m. 53, 58, 63, 314) (5271 S. K. m. 280)
Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında istinaf incelenmesinin yapılan açık duruşması sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Sinop C. Başsavcılığı'nın 22/08/2017 günlü, 2017/459 esas sayılı iddianamesi ile, sanığın, silahlı terör örgütü yöneticisi olma suçundan TCK'nın 314/1, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile Sinop Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
Sinop Ağır Ceza Mahkemesinin 12/10/2017 tarihli, 2017/142 esas ve 2017/132 sayılı kararı ile sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine karar verildiği, sanık, sanık müdafi ve O Yer Cumhuriyet Savcısının istinaf başvurularına istinaden dosyanın Dairemizin 2017/864 esas esasına kaydı yapılmıştır.
Sanık E. Y. 15/10/2017 tarihli istinaf başvuru dilekçesinde özetle, hakkında verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın bozulmasına karar verilmesini talep ederek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Sanık müdafi Av. İ. H. G. 16/10/2017 tarihli istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin hiçbir illegal örgüte üye olmadığını, yasalara uygun hareket ettiğini, devletin çıkarlarını gözeten birisi olduğunu, bu yapıda olan müvekkili için silahlı terör örgütü yöneticiliği suçlamasının bile çok büyük bir ceza olduğunu, müvekkili hakkında verilen kararın kaldırılmasını davanın istinaf Mahkemesinde yeniden görülmesini, müvekkilinin mağdur olmaması için bihakkın veya adli kontrol düzenlemeleriyle tahliye edilmesine karar verilmesini talep ederek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
O Yer Cumhuriyet Savcısı 10/10/2017 havale tarihli istinaf başvuru dilekçesinde;
Sanık E. Y. hakkında Sinop Ağır Ceza Mahkemesince silahlı terör örgütü yöneticiliği suçundan mahkumiyet kararı verilmiş ise de; ceza miktarının tayininde alt sınırdan uzaklaşılmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Sanığın adına kayıtlı GSM hattı üzerinden kullandığı tespit edilen By-Lock içeriklerinden örgüt içinde memurlardan sorumlu imam konumunda görev aldığı sorumluluğu altında bulunan örgüt mensuplarına örgüt adına önem arz edecek talimatlar verdiği ve bu haliyle sanığın örgüt içinde üst düzey konumda yer aldığı anlaşılmış olup İlk Derece Mahkemesince sanığa verilecek ceza miktarının tayininde sanığın kastının, eyleminin yoğunluluğunun kıstas alınması gerektiği halde, bu hususun göz ardı edilerek silahlı terör örgütü yöneticiliği suçundan alt sınırdan ceza verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi kararın bozulmasına karar verilmesini talep ederek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
SANIK E. Y. SEGBİS SİSTEMİ İLE DAİREMİZCE ALINAN SAVUNMASINDA " ben, savunmamı yazılı olarak hazırladım, yaklaşık 8 sayfadır, mahkemeye göndereceğim, bu savunmamı okumak istiyorum, dedi.
Savunmasını okudu. Savunmasında; önceki savunmaları doğrultusunda atılı suçu kabul etmediğini belirterek beraatine karar verilmesini, tutuklu kaldığı süre de gözetilerek tahliye edilmesini, en azından adli kontrol kararı verilmesini talep ediyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
SANIK MÜDAFÎ DAİREMİZDE VERMİŞ OLDUĞU BEYANINDA: " önceki savunmalarımızı aynen tekrar ederiz, müvekkilin şuanda okumuş olduğu 8 sayfadan oluşan savunma da aynen iştirak ediyoruz, bize göre müvekkil suçsuzdur, bu nedenle beraatine ve tahliyesine karar verilmesi gerekir, bylock kavramını biz 15 Temmuz 2016 yılında yapılan hain darbe girişimi sonrasında öğrendik ve bir telefon hattına bylock yüklenmesi için icap-kabul şeklinde bir uygulamanın olması gerektiğini yani bir yükleyenin bir de kabul edenin olması gerektiğini zannediyorduk ancak daha sonra morbeyin denilen bir uygulama ile kişinin rızası dışında da telefon hattına bylock yüklendiğini gördük, bu nedenle cezaevlerinden birçok insan tahliye edilmiştir, bu durumun dikkate alınmasını talep ediyoruz, müvekkilin aleyhinde beyanda bulunan etkin pişmanlıkta bulunan tanık R. T. 'in beyanlarını kabul etmiyoruz, beyanları hayatın olağan akışına uygun değildir, müvekkil bank asyaya para yatırdığını kabul etmektedir ancak para yatırmasının sebebi bankanın mevduatını arttırmaya yönelik değildir, kişi inancı gereği faizsiz bir banka ile çalışmak isteyebilir, bu istek sorgulanmaması gerekir, kaldı ki her eylem işlendiği zaman suç ise cezalandırılır, müvekkil yaklaşık 18 aydır tutukludur, eşi, ailesi, çocukları mağdurdur, dosya kapsamına göre biz müvekkilin beraatine ve tahliyesine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise lehine olan hükümlerin uygulanmasını talep ediyoruz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA: " Her ne kadar sanık E. Y. hakkında Sinop Ağır Ceza Mahkemesince silahlı terör örgütü yöneticiliği suçundan mahkumiyet kararı verilmiş ise de, sanığın adına kayıtlı GSM hattı üzerinden kullandığı tespit edilen BYLOCK içeriklerinden örgüt içinde memurlardan sorumlu imam konumunda görev aldığı, sorumluluğu altında bulunan örgüt mensuplarına örgüt adına önem arz edecek talimatlar verdiği ve bu aliyle sanığın örgüt içinde üst düzey konumda yer aldığı anlaşılmış ise de; dosyada bulunan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde; sanığın eylemlerinin silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçunu oluşturmadığı, eyleminin örgüt üyeliği düzeyinde kaldığı, örgüt üyelerine eylem yaptırma gücünün bulunmadığı, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin hükmünün kaldırılarak sanığın silahlı terör örgütü üyeliği suçundan cezalandırılmasına, örgüt içindeki konumu dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle ceza tayinine karar verilmesi, sanığın üzerine atılı suçun niteliği, uygulanacak ceza miktarı dikkate alınarak hükmen tutukluluk halinin devamına karar verilmesi, adli emanete kayıtlı döküman, kitap ve cd lerin dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur." şeklinde mütalaada bulunmuştur.
Silahlı terör örgütü üyeliği suçu; silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Bu bakımdan eylemin iradi olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle hareket edilmiş olması gerekir. Suç, örgüte üye olma fiilinin gerçekleştiği anda tamamlanmakla birlikte, üyelik süresince eylem temadi etmektedir. Failin, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetleri silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturacaktır. Ancak faile, örgüt tarafından verilen önemli bir görev veya sorumluluk, tek başına failin örgüt üyesi olduğunu ortaya koyabilecektir. Öte yandan örgüte üye olmak, fiili bir katılma olup örgüte üye olmak için örgüt yöneticilerinin rızasının varlığına gerek yoktur, tek taraflı iradeyle bile örgüte katılmak mümkündür. Örgüte üye olmak; örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir.
Silahlı terör örgütü yöneticiliği suçunda ise; örgüt yöneticisi, örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde örgütün amacına uygun biçimde işleyişini sağlayan, örgüt üyelerine görev veren ve genel stratejiyi belirleyen kimselerdir. Örgüt yöneticisi olmak için örgütün kurucusu olmak gerekmez. Yöneten kavramı içerisine sadece lider girmez. Örgütün bir lideri fakat birden fazla yöneteni olabilir. Yöneteni tespitte örgütün hiyerarşik yapısı, organizasyon şeması ve kişilerin yüklendikleri görevler önemlidir. Fail hiyerarşik olarak örgüt mensuplarının üzerinde bulunuyor, geniş bir coğrafi alanda; iş bölümü yapabiliyor, örgütün üyeleri üzerinde sevk ve idarede bulunuyor, örgütsel faaliyetlerin organizasyonunda, icrasında, harekete geçiren, engelleyen veya durduran olarak rol oynayabiliyor, bu faaliyetleri denetleyebiliyor ise, yönetici olarak kabul edilmelidir.(Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 2015/7734 esas ve 2017/5200 sayılı kararı)
Yine örgütün il sorumlularına talimat veren, rapor alan, altında bulunan il sorumlularının yerlerini değiştiren failin, örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde örgüt amacına uygun biçimde işleyişini sağladığı gözetilerek yönetici olduğu kabul edilmelidir.
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amacı, yapılanması ve eylemleri ile ilgili olarak benzer konuda verilmiş Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/04/2017 tarihli, 2015/3 esas ve 2017/3 sayılı kararında, FETÖ/PDY adlı silahlı terör örgütünün, küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda belirtilen Cumhuriyetin temel niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1.maddesinde tanımlanan, amaca ulaşmak için silah başta olmak üzere her türlü cebir ve şiddeti araç olarak kullanan 5237 sayılı TCK'nın 314/1-2. maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
Öte yandan FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının, örgüt içinde gizli haberleşme programı olarak kullandıkları ByLock üzerinde durmak gerekir.
ByLock uygulamasına ilişkin hazırlanan teknik raporda ve yukarıda zikredilen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas ve 2017/3 sayılı kararında da belirtildiği üzere, ByLock programının, global bir uygulama görüntüsü altında münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanımına sunulmak amacıyla oluşturulduğu ve söz konusu programın, anılan silahlı terör örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğunun somut delillere dayanması nedeniyle, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliğinin sübutu için, bu ağa dahil olmanın yeterli olduğu, sanıkların ağ içinde başka bir kişi ile görüşme yapmış olmasının da gerekmediği, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğu ve programın, gizlilik prensibi dahilinde örgüt içi haberleşmeyi sağlamak amacıyla kullanıldığı sabittir.
Dolayısıyla ByLock haberleşme programına FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisinde faaliyet göstermeyen hiçbir kişinin ulaşmasının mümkün olmadığı, örgütün kendi üyesi ve elemanı saymadığı hiç kimseye bu programı yüklemediği, kural olarak, silahlı terör örgütü üyeliği suçunun sübutunda, failin, örgütsel eylem ve faaliyetleriyle ilgili süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk unsuru aranmakta ise de, münhasıran örgüt mensuplarının haberleşme aracı olarak kullandığı yetkili birimlerce ortaya konulan bylock programını yükleyen veya kullanan şahısların, tek başına bu eylemleri nedeniyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi olduklarının kabulü gerektiği,
Bu nedenle, ByLock programına ilişkin resmi kurumlarca ortaya konulan bilgi ve kayıtlar, soruşturma veya kovuşturma aşamasında aksi ispatlanmadıkça FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçunun sübutunu gösteren kesin bir delildir.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde;
Sanık E. Y. hakkında Sinop Ağır Ceza Mahkemesince silahlı terör örgütü yöneticiliği suçundan mahkumiyet kararı verilmiş ise de,
Benzer konuda verilmiş Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/7734 esas ve 2017/5200 sayılı kararı ile yerleşik diğer Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, örgüt yöneticisi olmak için örgütün kurucusu olmak gerekmediği, yöneten kavramı içerisine sadece liderin girmediği, zira örgütün bir lideri fakat birden fazla yöneteni olabileceği, yöneteni tespitte, örgütün hiyerarşik yapısı, organizasyon şeması ve kişilerin yüklendikleri görevlerin önemli olduğu, failin hiyerarşik olarak örgüt mensuplarının üzerinde bulunması, geniş bir coğrafi alanda; örgüt üyeleri arasında iş bölümü yapabiliyor olması, örgütün üyeleri üzerinde sevk ve idarede bulunabilmesi, örgütsel faaliyetlerin organizasyonunda, icrasında, harekete geçiren, engelleyen veya durduran olarak rol oynayabilmesi ve bu faaliyetleri denetleyebiliyor olması halinde failin yönetici olarak kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.
Somut olayda sanığın, adına kayıtlı GSM hattı üzerinden kullandığı tespit edilen BYLOCK içeriklerinden örgüt içinde memurlardan sorumlu imam konumunda görev aldığı, sorumluluğu altında bulunan örgüt mensuplarına örgüt adına önem arz edecek talimatlar verdiği, yine sanığın, örgütün suç gelirlerini aklama ve finansman merkezi olarak kullandığı BANK ASYA'dan konut kredisi kullanması ve bireysel emeklilik hesabı açtırması, çocuklarını bu yapıya ait Ö. H. B. Kolejine 17/25 Aralık sürecinden sonra dahi göndermesi, yine çocuğunu bu yapıya ait F. Dersanesine göndermesi, bir dönem FETÖ'nün sözde Sinop il imamı olduğu tespit edilen itirafçı N. A.'ın ifadesinde, sanığı, memurlar ile ilgilenmesi, memurlara sohbet düzenlemesi ve cemaate kazandırması için görevlendirdiğini, sanığın Sinop ilinde çalışan memurların imamı olduğunu beyan etmesi, yine itirafçı R. T.'in ifadesinde, sanık ile örgüt bünyesinde son zamanlara kadar toplantı ve sohbetler yaptıklarını, sanığın memurlardan sorumlu olduğunu, kendisine ByLock programını sanığın kurduğunu beyan etmesi, yine itirafçı M. S.'un ifadesinde, sanığın, memurlardan sorumlu olup memurlara sohbet veren kişi olduğunu, 17/25 Aralık sürecinden sonra düzenlenen Zaman Gazetesi veya dergilerin aboneliklerinin çoğaltılmasına ilişkin seminerlere katıldığını beyan etmesi, yine itirafçı E. S.'un ifadesinde sanığın sohbet verdiğini ve mütevelli denilen yani örgüte maddi yardım yapan kişilerden olduğunu duyduğunu beyan etmesi, yine itirafçı Y. K.'nın ifadesinde, sanığın ilden gelip gazete ve dergi aboneleri ve burs veren kişilere ilişkin bilgileri alan ve örgüt faaliyetlerine bu zamana kadar devam eden kişilerden olduğunu beyan etmesi, yine bir başka dosyada FETÖ şüphelisi olan D. Ö.'nün ifadesinde sanığın evinde sohbete katıldığını beyan etmesi, sanığın, BYLOCK programı üzerinden çok sayıda yazışma ve paylaşımlarda bulunması, sanığın FETÖ terör örgütü ile iltisaklı olduğu için kapatılan Sinop Çalışanlar Derneği'ne üyeliğinin bulunması, yine sanığın FETÖ ile iltisaklı Aktif Eğitim Sendikasına 29/08/2012 ve 10/04/2013 tarihleri arasında üye olması, sanığın yapılan ev aramasında çok sayıda FETÖ ile iltisaklı yayınlardan olan T., M., Z., F., G. yayınlarına ait kitap, okul kitabı vb doküman, BANK ASYA'ya ait dilekçe, sözleşme, makbuzlar ve kerdi kartı, Aktif Eğitim Sen'e ait üyelik kimlik kartı, O. A Ş ve Ö. H. B. Kolejine ait tahsilat makbuzları ve hediyelik eşyalar bulunması, yine sanığın HTS kayıtlarının incelenmesinde diğer FETÖ sanık veya şüphelileri ile çok sayıda telefon görüşme kaydının bulunması, sanığın 17-25 Aralık sürecinden sonra dahi FETÖ/PDY örgütü bünyesinde aktif şekilde faaliyetlerine devam ettiğinin anlaşılması karşısında, sanığın süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylemlerinin silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçunu oluşturmayıp, silahlı terör örgütüne üye olma suçuna vücut verdiği, zira, sanığın, geniş bir coğrafi alanda, örgüt üyeleri arasında iş bölümü yapabiliyor olduğuna, örgütün üyeleri üzerinde sevk ve idarede bulunabildiğine, örgütsel faaliyetlerinin organizasyonunda, icrasında, harekete geçiren, engelleyen veya durduran olarak rol oynayabildiğine dair somut ve kesin delillerin tespit edilemediği, sanığın, örgüt içerisindeki konumunun amir statüsünde olduğu, dolayısıyla eylemlerinin silahlı terör örgütü üyeliği boyutunda kaldığı, bu sebeple İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak sanığın silahlı terör örgütü üyeliği suçundan cezalandırılmasına ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Sanık E. Y. hakkında Sinop Ağır Ceza Mahkemesinin 12/10/2017 tarihli, 2017/142 esas ve 2017/132 sayılı kararının CMK'nın 280/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Sanık E. Y.in eyleminin FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü üye olma suçunu oluşturduğu anlaşılmakla; eylemine uyan TCK'nın 314/2. maddesi uyarınca suçun işleniş şekli, sanığın suç kastının yoğunluğu, örgütün niteliği, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle taktiren ve teşdiden 7 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
3-Sanığın eyleminin 3713 sayılı Yasanın 3. maddesi kapsamında yer alan terör suçu olması dikkate alınarak cezası 3713 sayılı Yasanın 5/1. bendi gereğince yarı oranında artırılarak sanığın 10 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
4-Sanığın duruşmadaki olumlu tutum ve davranışları, cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak cezasından 5237 sayılı TCK'nın 62/1. maddesi gereğince taktiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın NETİCETEN 8 YIL 9 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
5-Sanık hakkında başkaca artırım ve indirim hükmünün tatbikine YER OLMADIĞINA,
6-Sanık hakkında yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK' nun 231 ve 5237 sayılı TCK' nın 50 ve 51. maddelerinin uygulanmasına YER OLMADIĞINA,
7-Sanığın kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak, 5237 sy TCK’nın 53/1. maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar YOKSUN BIRAKILMASINA,
8-5237 Sayılı TCK'nın 58/9. maddesi uyarınca sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre ÇEKTİRİLMESİNE, sanık hakkında cezanın infazından sonra DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİNİN UYGULANMASINA,
9-Sanık hakkında verilen ceza miktarı ile tutuklulukta kaldığı süre gözetildiğinde adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı değerlendirildiğinden HÜKMEN TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA, (hüküm özetinin Sinop Cezaevi Müdürlüğü'ne gönderilmesine)
10-Sanığın hükmen tutukluluk halinin devamına dair karara karşı, kararın tefhiminden itibaren 7 gün içerisinde Dairemize sunulacak veya Dairemize gönderilmek üzere havale ettirilecek bir dilekçe ile ya da zapta geçirilmek koşuluyla Zabıt Katibine beyanda bulunmak suretiyle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3.Ceza Dairesine İTİRAZ edilebileceğinin ihtarına, (İHTARAT YAPILDI)
11-Sanık hakkında hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucu doğuran haller nedeniyle geçirilmiş sürelerin 5237 sayılı TCK'nın 63. maddesi uyarınca aldığı cezadan MAHSUBUNA,
12-Karar kesinleştiğinde, Sinop C. Başsavcılığı Adli Emanetinin 2016/397 sırasında kayıtlı sanığa ait el konulan materyallerin incelenmesi neticesinde suç delili bulunmayanların sanığa İADESİNE, suç delili bulunan materyallerin ise DOSYADA DELİL OLARAK SAKLANMASINA,
13-İstinaf aşamasından önce İlk Derece Mahkemesince yapılan 4 adet tebligat gideri 50,00 TL, 1 adet posta gideri 22,95 TL ve istinaf aşamasında yapılan 1 adet davetiye gideri 12,50 TL olmak üzere toplam 85,45 TL yargılama giderinin giderinin sanıktan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA
Dair; sanığın ve sanık müdafînin SEGBİS vasıtasıyla yüzüne karşı, Cumhuriyet Savcısı S. S.'in (34353) huzurunda, Yargıtay nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere, yüze karşı karar verilenler açısından tefhim tarihinden itibaren, yokluğunda verilenler açısından tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Dairemize veya başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine veya herhangi bir Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemesine dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunulması, cezaevinde bulunanlar yönünden aynı süre içerisinde bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle hükmün temyiz edilebileceğine dair, temyiz etmediği taktirde hükmün kesinleşeceği hususu da belirtilerek, isteme uygun olarak oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/01/2018 (¤¤)