(2709 S. K. m. 138) (5237 S. K. m. 3, 50, 51, 53, 58, 61, 62, 63, 314) (3713 S. K. m. 1, 3, 5) (5271 S. K. m. 231, 280) (YCGK 26.09.2017 T. 2017/16-956 E. 2017/370 K.) (16. CD. 14.07.2017 T. 2017/1443 E. 2017/4758 K.)
Yukarıda açık kimliği yazılı sanıklar hakkında istinaf incelenmesinin yapılan açık duruşması sonunda;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Amasya C Başsavcılığının 19/02/2018 tarih, 2018/690 soruşturma, 2018/423 esas, 2018/60 iddianame sayılı iddianamesi ile; Sanık M. A. hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan eylemine uyan 3713 sayılı yasanın 7/1 maddesi yollamasıyla Türk Ceza Kanunu 314/2, 53/1, 58/9, 63. maddeleri, Terörle Mücadele Kanununun 5. maddeleri gereğince cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır
Amasya Ağır Ceza Mahkemesi'nin 11/12/2018 tarihli, 2018/177 (E) ve 2018/937 (K) sayılı kararı ile; sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında verilen mahkumiyet kararına karşı sanık müdafî tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, söz konusu başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafinin istinaf dilekçesi içeriğine göre, heyetçe yapılan müzakere sonucunda; istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilerek, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; suçun sübutunun yeniden yargılamayı gerektirmesi kanısına ulaşıldığından, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-e maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine ve sanık yönünden duruşma hazırlığı işlemlerine başlanılmasına karar verilmiştir.
SANIK ....... DAİREMİZCE SEGBİS VASITASIYLA ALINAN SAVUNMASINDA: "Atılı suçu işlemedim, bylock kullandığım iddia edilmektedir, bunu kabul etmiyorum, dosyada mevcut bununla ilgili veriler çelişkilidir, bu hususta bilirkişi raporu alınmasını talep etmiştim, ancak reddedildi, ....... Medyada evimin geçimini sağlamak amacıyla çalıştım, mayıs 2016 da ayrıldım, o tarihlerde zaten kayyum tarafından yönetiliyordu, dernek üyeliğim ise örgütsel faaliyet olarak nitelendirilemez, iş fırsatı olur diye üye olmuştum, çünkü dernekte iş adamları da bulunmaktaydı, daha sonra ayrıldım, bankasya maaş hesabımdır, TMSF ye devrinden sonra da bu banka ile çalışmaya devam ettim, termal otelde kurum tarafından yapılan değerlendirme toplantısına katıldım, örgütsel bir faaliyet değildir, aleyhime beyanda bulunan tanıkların hiçbirisi mahkemede dinlenmemiştir, kaldı ki bu kişilerde kendi dosyalarında sanıktırlar, kendilerini kurtarmak amacıyla aleyhime beyanda bulunduklarını düşünüyorum, bir kısmı da beyanlarını değiştirdiği halde karara bu geçmemiştir, üzerime atılı suçu kabul etmiyorum, işlemedim, 16 aydır tutukluyum, ailem de maddi ve manevi anlamda mağdurdur, beraatimi ve tahliyemi talep ederim. Ben bylock kullanmadım, tutanağı da kabul etmiyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
SANIK MÜDAFÎ AV. .......'IN DAİREMİZCE SEGBİS VASITASIYLA ALINAN BEYANINDA: "Daha önceki sözlü ve yazılı savunmalarımızı ile istinaf dilekçemizin içeriğini tekrar ederiz, müvekkilin üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı kanaatindeyiz, zira bu suçu işlediğine ilişkin delil olarak dosyada belirtilenlerden bir tanesi bu yapı ile iltisaklı bir kurumda çalıştığı iddiasıdır, bu kurum bir medya dağıtım şirketi olup müvekkil geçimini sağlamak amacıyla bu şirkette çalışmıştır, dernek üyeliği delil olarak gösterilmiştir, bu dernekte ne tür bir suç işlenmiştir, müvekkilde nasıl buna iştirak etmiştir, bu belirtilmemiştir, …. termal otelde kalmış olması ve yurt dışı gezilerinin örgütsel amaçla yapıldığına dair dosyada herhangi bir delil yoktur, bankasya hareketleri mutat bankacılık faaliyeti çerçevesinde olup, talimatla para yatırdığı iddiası da ispat edilememiştir, bylock kullandığı istihbari ve mit raporlarına dayandırılmaktadır, anayasa ve yargısal kararlara göre bu raporlar delil olarak değerlendirilemez, müvekkil aleyhine beyanda bulunan bir çok tanık dinlenmemiştir, kaldı ki bu kişilerin çoğu aynı zamanda kendi dosyalarında sanıktırlar, bu nedenle bu tanıkların beyanlarının müvekkil aleyhine delil olarak değerlendirilmemesi gerekir, dolayısıyla tüm dosya kapsamına göre müvekkilin atılı suçu işlediğine dair kanaatimizce delil yoktur, bu nedenle hakkında beraat kararı verilmesini talep ederiz, mahkeme aksi kanaatte ise eylemlerin işlendiği tarih gözetilerek TCK'nın 30 maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanmasını talep ederiz, mahkeme ceza verecek ise alt sınırdan ceza tayin edilerek lehine olan hükümlerin uygulanması ve kararla birlikte tahliye edilmesi talep ederiz." şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA: "Amasya Ağır Ceza Mahkemesinin sanık M. A. hakkında üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dolayı yapmış olduğu yargılama sonucunda verilen mahkumiyet kararına sanık ve sanık müdafii tarafından lehe yapılan istinaf başvuruları sonucunda, dairece açılan duruşmada alınan sanık savunması ve dosyada bulunan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde; Amasya Ağır Ceza mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksikliğin olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşılmakla, sanık lehine yapılan istinaf talebinin CMK'nun 280/2. maddesi gereğince esastan reddine, sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, atılı suçun katalog suçlardan bulunması, kaçma ihtimali ve adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı gözetilerek sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur" şeklinde mütalaa beyanında bulunmuştur.
Silahlı terör örgütü üyeliği suçu; silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Bu bakımdan eylemin iradi olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle hareket edilmiş olması gerekir. Suç, örgüte üye olma fiilinin gerçekleştiği anda tamamlanmakla birlikte, üyelik süresince eylem temadi etmektedir. Failin, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetleri silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturacaktır. Ancak faile, örgüt tarafından verilen önemli bir görev veya sorumluluk, tek başına failin örgüt üyesi olduğunu ortaya koyabilecektir. Öte yandan örgüte üye olmak, fiili bir katılma olup örgüte üye olmak için örgüt yöneticilerinin rızasının varlığına gerek yoktur, tek taraflı iradeyle bile örgüte katılmak mümkündür.
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amacı, yapılanması ve eylemleri ile ilgili olarak benzer konuda İlk Derece Mahkemesi sıfatı ile verilmiş ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26/09/2017 tarihli kararıyla onanan Yargıtay 16. Ceza Dairesinin24/04/2017 tarihli, 2015/3 esas ve 2017/3 sayılı kararında, FETÖ/PDY adlı silahlı terör örgütünün, küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda belirtilen Cumhuriyetin temel niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1. maddesinde tanımlanan, amaca ulaşmak için silah başta olmak üzere her türlü cebir ve şiddeti araç olarak kullanan 5237 sayılı TCK'nın 314/1-2. maddesi kapsamında kalan silahlı bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
Öte yandan FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının, örgüt içinde gizli haberleşme programı olarak kullandıkları ....... üzerinde durmak gerekir. ....... uygulamasına ilişkin hazırlanan teknik raporda ve yukarıda zikredilen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas ve 2017/3 sayılı kararında da belirtildiği üzere, bu uygulama üzerinden, sesli arama, yazılı mesajlaşma, e-posta iletimi ve dosya transferinin gerçekleştirilebildiği, bununla, kullanıcıların, örgütsel mahiyetteki haberleşme ihtiyaçlarının, başka herhangi bir haberleşme aracına ihtiyaç duyulmadan karşılandığı, ....... programının, global bir uygulama görüntüsü altında münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanımına sunulmak amacıyla oluşturulduğu ve söz konusu programın, anılan silahlı terör örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğunun somut delillere dayanması nedeniyle, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliğinin sübutu için, bu ağa dahil olmanın yeterli olduğu, sanıkların ağ içinde başka bir kişi ile görüşme yapmış olmasının da gerekmediği, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğu ve programın, gizlilik prensibi dahilinde örgüt içi haberleşmeyi sağlamak amacıyla kullanıldığı sabittir. Dolayısıyla ....... haberleşme programına FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisinde faaliyet göstermeyen hiçbir kişinin ulaşmasının mümkün olmadığı, örgütün kendi üyesi ve elemanı saymadığı hiç kimseye bu programı yüklemediği, kural olarak, silahlı terör örgütü üyeliği suçunun sübutunda, failin, örgütsel eylem ve faaliyetleriyle ilgili süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk unsuru aranmakta ise de, münhasıran örgüt mensuplarının haberleşme aracı olarak kullandığı yetkili birimlerce ortaya konulan ....... programını yükleyen veya kullanan şahısların, tek başına bu eylemleri nedeniyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi olduklarının kabulü gerektiği, bu nedenle,....... programına ilişkin resmi kurumlarca ortaya konulan bilgi ve kayıtlar, soruşturma veya kovuşturma aşamasında aksi ispatlanmadıkça FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçunun sübutunu gösteren kesin bir delildir.
Yapılan yargılama, toplanan deliller, sanıkların savunmaları, tanık beyanı, bylock tespit ve değerlendirme tutanak ve içerikleri ve tüm dosya kapsamına göre;
Dairemizce yapılan değerlendirmede;
Sanığın; ayrıntıları ve sair hukuki mahiyeti Yargıtay CGK.nın 26.09.2017 tarih 2017/16 MD-956 esas, 2017/370 karar ve Yargıtay 16. CD.nin 24/04/2017 tarih ve 2015/3 esas, 2017/3 (İlk Derece Sıfatıyla) karar sayılı kararında ve yine Yargıtay 16. CD.nin 14/07/2017 tarih ve 2017/1443-4758 sayılı içtihatlarında açıklandığı üzere; oluşturulması, dahil olunması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı .......'u kullandığının anlaşılması, FETÖ/PDY Terör Örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı kurum/kurumlarda çalıştığına dair SGK kaydının bulunması, FETÖ/PDY Terör Örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı YESİAD'a üyeliğinin bulunması, örgütün sözde liderinin örgütün finans kurumu olarak bilinen …… Katılım Bankasının içine düştüğü mali sıkıntıdan kurtarılması amacıyla mensuplarına bu bankaya para yatırılması ve kurumsal bünyesinin güçlendirilmesi yönünde talimat verdiği tarihten sonra adı geçen bankaya para yatırması, tanık beyanlarına göre; sanığın örgüt üyesi olmayan kimsenin dışarıdan harici olarak katılamadığı, her ne kadar belli bir sürece kadar legal görünümle dini saiklerle yapılmış olsa da sonrasında aslında örgüte dair kararların alınıp, talimatların hiyerarşik bir silsilede aktarıldığı, maddi yönden örgütün ihtiyaçlarını karşılamak için himmet, burs, yardım adı altında paraların toplandığı, katılan sorumluların ve imamların ifşa olmamak için kod isimler kullandığı sohbet adı altında yapılan toplantılara katılıp/organize etmesi ve bu toplantılarda zaman zaman sohbet abiliği yapması, burs adı altında örgüte para toplaması, örgüt içinde örgüte müzahir yayınların abonelik işlemleri ile ilgilenmesi, tanıklar B. B. ve E. A.'nun telefonlarına bylock programını yüklemesi karşısında; sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine ilişkin İlk Derece Mahkemesinin kabulünde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak; Sanık M. A. hakkında temel ceza belirlenirken Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK'nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saiki de göz önünde bulundurularak; hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekmesine rağmen, temel cezanın üst sınıra yakın olacak şekilde belirlenmesi suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayininde isabet bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, 5237 sayılı TCK'nın 3 ve 61. maddesindeki ölçütler nazara alınarak sanığın müsnet suçtan alt sınırdan hakkaniyete uygun şekilde uzaklaşılarak cezalandırılmasına, sanık hakkında verilen ceza miktarı ile tutuklulukta kaldığı süre gözetildiğinde adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı değerlendirildiğinden hükmen tutukluluk halinin devamına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Sanık ....... hakkında Amasya Ağır Ceza Mahkemesinin 11/12/2018 tarihli, 2018/177 esas ve 2018/937 sayılı kararının CMK'nın 280/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Sanık.......'ın eyleminin FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olma suçunu oluşturduğu anlaşılmakla; eylemine uyan TCK'nın 314/2. maddesi uyarınca suçun işleniş şekli ve özellikleri dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle takdiren ve teşdiden 6 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
3-Sanığın eyleminin 3713 sayılı Yasanın 3. maddesi kapsamında yer alan silahlı terör suçu olması dikkate alınarak cezası 3713 sayılı Yasanın 5/1. bendi gereğince yarı oranında artırılarak sanığın9 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
4-Sanığın duruşmadaki olumlu tutum ve davranışları, cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak cezasından 5237 sayılı TCK'nın 62/1. maddesi gereğince taktiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın NETİCETEN 7 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
5-Sanık hakkında başkaca artırım ve indirim hükmünün tatbikine YER OLMADIĞINA,
6-Sanık hakkında yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK'nun 231 ve 5237 sayılı TCK'nın 50 ve 51. maddelerinin uygulanmasına YER OLMADIĞINA,
7-Sanığın kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak, 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar YOKSUN BIRAKILMASINA,
8-5237 sayılı TCK'nın 58/9. maddesi uyarınca sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre ÇEKTİRİLMESİNE, sanık hakkında cezanın infazından sonra DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİNİN UYGULANMASINA,
9-Sanık hakkında hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucu doğuran haller nedeniyle geçirilmiş sürelerin 5237 sayılı TCK'nın 63. maddesi uyarınca aldığı cezadan MAHSUBUNA,
10-a-Sanık ....... hakkında verilen ceza miktarı ile tutuklulukta kaldığı süre gözetildiğinde adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı değerlendirildiğinden HÜKMEN TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA, (hüküm özetinin ilgili Cezaevi Müdürlüğü'ne gönderilmesine)
b-Sanığın hükmen tutukluluk halinin devamına dair karara karşı kararın tefhiminden itibaren 7 gün içerisinde Dairemize sunulacak veya Dairemize gönderilmek üzere havale ettirilecek bir dilekçe ile ya da zapta geçirilmek koşuluyla Zabıt Katibine beyanda bulunmak suretiyle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3.Ceza Dairesine İTİRAZ edilebileceğinin ihtarına, (ihtarat yapıldı)
11-Sanığa ait soruşturma aşamasında el konulan, suç teşkil etmeyen ve imajları alınan madde ve materyallerin bilirkişi incelemesinden döndükten sonra karar kesinleştiğindeSAHİBİNE İADESİNE,
12-İlk derece mahkemesince yargılama nedeni ile yapılan 2 tebligat gideri olarak 28,00 TL, posta gideri olarak 49,30 TL, 19/10/2018 tarihli sarf kararı gereğince 150,00 TL olmak üzere toplam 227,30 TL'nin sanıktan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
13-Dairemizce yapılan yargılama giderinin kararın sanık lehine düzeltildiğinden KAMU ÜZERİNDE BIRAKILMASIN,
Dair; sanık ve müdafîninsegbis vasıtasıyla yüzüne karşı,Cumhuriyet Savcısı ........'in (34353) huzurunda, Yargıtay nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere, yüze karşı karar verilenler açısından tefhim tarihinden itibaren, yokluğunda verilenler açısından tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Dairemize veya başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine veya herhangi bir Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemesine dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunulması, cezaevinde bulunanlar yönünden aynı süre içerisinde bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle hükmün temyiz edilebileceğine dair, temyiz etmediği taktirde hükmün kesinleşeceği hususu da belirtilerek, isteme kısmen uygun olarak oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/04/2019 (¤¤)