(1136 S. K. m. 59) (2004 S. K. m. 140, 355) (5237 S. K. m. 204, 257) (5018 S. K. m. 71)
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Çorum Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 24/02/2016 gün ve 2016/1487 Sor., 2016/737 Esas, 2016/56 nolu iddianamesi ile; müşteki M.'in şikayet dilekçesi istinaden yapılan soruşturma sonucunda, önceden tanış olan şüphelilerin fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek Osmancık İcra Müdürlüğünün 2007/599 takip sayılı dosyasından şüpheli S. B.'nın O.. Anaokulundan almakta olduğu maaşı üzerine konulan haciz ve maaş kesintilerinin iş bu dosyanın alacaklısı olan şikayetçi M. G.'in aleyhine ve Osmancık İcra Müdürlüğünün 2014/607 takip sayılı dosyası alacaklısı lehine olacak şekilde; şüpheli S. B.'nın azmettirmesi ile şüpheli Osmancık İcra Müdürü S. T.'nun 10.02.2015 tarihinde önce UYAP sisteminden şikayetçi M. G.'in alacaklısı olduğu 2007/599 takip sayılı dosyaya girerek aynı gün saat 13:14:13 de borçlu S. B.'nın SGK sorgusunu yaptığı ve iş bu dosyadan maaş haczi yazıldığını gördüğü, o saat itibariyle 2007/599 takip sayılı dosyasından yazılan haciz müzekkeresinin Okul Müdürlüğüne henüz teslim edilmediği şüpheliler arasında bilinmesi nedeniyle iş bu dosyadan yazılan haciz müzekkeresinin sıra yönünden önüne geçebilmek için Osmancık İcra müdürlüğünün 2014/607 takip sayılı dosyasından maaş haciz işlemlerini yapmak için 10.02.2015 tarihinde Saat 13:16:54 de sisteme İcra Müdürü S. T. tarafından girildiği ve Borçlu S. B.'nın SGK sorgusunun yapıldığı, 10.02.2015 tarih saat 13:16:57 de borçlunun SGK bilgilerinin raporunun alındığı, aynı tarih saat: 13:21:17 de haciz kaydı ve maaş bilgilerinin girildiği, aynı tarih saat 13:22:34 de icra dairesi genel yazı hazırlandığı, aynı tarih saat 13:23:38 de gelen evrak kaydedildiği , aynı tarih saat 13:24:32 de yeni taraf olarak O.. Anaokulu Müdürlüğünün eklendiği, saat 13:24:33 de okulun adresinin eklendiği, aynı tarih saat 13:24:58’de tebligat bilgilerinin kaydedildiği ve bu şekilde maaş haczinin 3. Kişi olan okul idaresine tebliğ için tebligat zarfının hazırlandığı ve tüm bu işlemlerin 10.02.2015 tarihinde yapılmasına rağmen ve maaş haciz müzekkere tarihi UYAP sistemi tarafından haciz müzekkeresine yapıldığı tarih otomatik olarak (10.02.2015 tarihi) düşmesine rağmen şüpheli İcra Müdürü tarafından müzekkere üzerindeki tarih silinerek yerine 09.02.2015 tarihi yazıldığı ve maaş haciz müzekkere tebligatı UYAP sistemi üzerinden 10.02.2015 tarihinde hazırlanmasına rağmen tebligat zarfına tebliğ edildiği tarih olarak 09.02.2015 tarihi yazıldığı, bu şekilde şüpheli İcra Müdürü S. T.'nun 5237 sayılı TCK'nın 204/2 fıkrasında yazılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği, şüpheli S. B.'nın özgü suç niteliğindeki Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahtecilik Suçunun azmettiricisi olduğu; sanık A. D. K.'ın, İcra Müdürü S. T. tarafından sahte olarak düzenlenen maaş haciz müzekkeresini ve tebligat zarfını bu özelliklerini bilerek elden tebliğ aldığı ve tebligatı 10.02.2015 tarihinde almış olmasına rağmen tebligatı bir gün önce (09.02.2015 tarihinde) almış gibi göstererek Okul müdür yardımcısı U. A.'a resmi belge niteliğindeki Gelen evrak defterine 09.02.2015 tarihi olarak bilerek kaydettirdiği ve bu şekilde üzerine atılı 5237 sayılı TCK'nın 204/2 fıkrasında yazılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği, şüpheli S. B.'nın özgü suç niteliğindeki Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahtecilik Suçunun azmettiricisi olduğu; Okul müdürü sanık A. D. K.'ın İcra Müdürlüğü tarafından gönderilen maaş haciz müzekkeresi gereği 2011 yılı 9,10, ve 11. aylar ile 2014 yılı 3. aya ilişkin maaş kesintilerini tam olarak yapmadığı ve gerekçelerini İcra Müdürlüğüne bildirmediği, bu şekilde İİK'nun 357. Maddesi gereğince başlatılan soruşturmada 5237 sayılı TCK'nın madde 257/2. Fıkrasında düzenlenen görevi ihmal suçunu işlediği; sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek hileli davranışlarla müştekinin zararına olarak şüpheli S. B.'nın azmettirmesi sonucu şüpheliler S. T. ve A. D. K.'ın iştirak halinde ve kamu kurum ve kuruluşlarını araç olarak kullanarak nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri, soruşturma safhasında müştekinin zararının ödendiği tüm dosya kapsamından anlaşılmakla atılı suçlardan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık V. A. T. hakkında ise; yapılan soruşturma sonucu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 21/12/2015 tarih 35163 sayılı soruşturma izni verilmesi üzerine Osmancık C. Başsavcılığınca 14/03/2016 tarih 2016/4 fezleke numarası ile Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmek üzere kovuşturma izni verilmesi amacıyla fezleke düzenlendiği, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünce 13/04/2016 tarih 11405 sayılı yazısı ile sanık hakkında iddianame tanzimi amacıyla Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesine verilmek üzere soruşturma dosyasının 1136 sayılı Yasanın 59/1-2 maddesi uyarınca o yer C. Başsavcılığına gönderildiği, Sungurlu C. Başsavcılığınca sanık hakkında 13/05/2016 tarih 2016/22 sayılı iddianamesi ile Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesine kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliğine ve görevi kötüye kullanmaya azmettirme suçundan düzenlenen iddianame sonucunda Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesince 10/06/2016 tarih 2016/41 esas, 2016/55 sayılı kararı ile son soruşturma açılmasına karar verilip dosyanın Çorum Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi üzerine Çorum 1. Ağır Ceza Mahkemesince 2016/185 esas, 2016/209 sayılı kararı ile birleştirme kararı verilerek sanık V. A. T. hakkındaki yargılamanın Çorum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/77 esas sayılı dosyası üzerinden yürütülmüştür.
Çorum 1.Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;
1-Sanıklar S. B., S. T. ve A. D. K. hakkında atılı nitelikli dolandırıcılık suçundan beraatlerine,
2-Sanık S. T. hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan açılan kamu davasından 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
3-Sanık A. D. K. hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan 2 yıl 6 ay hapis, görevi ihmal suçundan açılan kamu davasından ise 2 ay 15 gün hapis cezası verilip görevi ihmal suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği,
4-Sanık S. B. hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahtecilik suçuna azmettirmesi suçundan verilen mahkumiyet kararının hüküm açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği,
5-Sanık V. A. T. hakkında ise açılan kamu davalarının kül halinde kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliğini oluşturduğundan bahisle 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık S. T. müdafi Av. H. A.'ın 24/04/2017 tarihli süre tutum dilekçesinde; ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğundan yasal süre içerisinde istinafa başvurduğunu belirtmiş, daha sonra sunmuş olduğu 18/07/2017 havale tarihli gerekçeli istinaf dilekçesinde; yerel mahkeme kararın kaldırılarak davanın istinaf mahkemesinde yeniden duruşmalı olarak görülmesine ve ilgili bilirkişi incelemesi ve uyap ekranında keşif yapılması kararı ve yeni tanığın dinlenilmesine karar verilmesi ve yargılamanın yapılarak müvekkilinin beraatine karar verilemesini ceza davasının istinaf mahkemesinde yeniden görülmesi mümkün değilse, hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesini karar verilmesini talep etmiştir.
Sanık S. T. müdafi Av. M. G.'ın 21/04/2017 tarihli süre dilekçesinde; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğundan bozularak kaldırılmasını talep etmekle hükmü istinaf etmiş daha sonra sunmuş olduğu 18/07/2017 havale tarihli sunmuş olduğu gerekçeli istinaf dilekçesinde: yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi sonucu kaldırılarak dosyanın yeniden duruşmalı olarak görülmesine ve akabinde müvekkilinin beraatine, yeniden görülmesi mümkün değilse hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesini talep etmiştir.
Sanık V. A. T.'nun 20/04/2017 tarihli sunmuş olduğu dilekçesinde; yerel mahkemece hakkında verilen mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle hükmü istinaf etmiştir.
Sanık V. A. T. vekili Av. U. S. H.'nin 16/07/2017 tarihli dilekçesinde; istinaf başvurusunun duruşmalı olarak kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak müvekkilinin beraatine karar verilmesini talep etmekle hükmü istinaf etmiştir.
Sanık A. D. K. müdafi Av. K. B. Ö.'ün 21/04/2017 tarihli süre tutum dilekçesinde; yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmekle hükmü istinaf etmiş, daha sonra sunmuş olduğu 17/07/2017 tarihli gerekçeli istinaf dilekçesinde; müvekkili hakkında verilen soruşturma izni verilmemesi kararı nedeniyle dosyanın bozulmasına, aksi halde verilen kararın esas yönünden incelenerek bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Sanıklar S. T. ve V. A. T. vekilleri Av. Ü. Ö.'in 13/10/2017 havale tarihli ek istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle yasal unsurları yönünden oluşmayan "resmi belgede sahtecilik" suçundan müvekkillerinin beraatine karar verilmesini, aksi kanaat oluşması halinde savunmaların aksine sahtecilik kastı ile hareket ettiklerine dair cezalandırılmalarına yeterli kesin, somut ve inandırıcı delil bulunmayan müvekkillerinin eylemlerinin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı dikkate alınarak, sabıkaları bulunmayan müvekkilleri hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Çorum 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen hükme karşı sanık V. A. T. ile müdafileri ve sanıklar S. T. ile A. D. K. müdafileri tarafından istinaf yoluna başvurulmuş olmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanık V. A. T. ile müdafileri ve sanıklar S. T. ile A. D. K. müdafilerinin istinaf dilekçeleri içeriğine göre heyetçe yapılan müzakere sonucunda, istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiş, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; İncelenen rapor doğrultusunda suçun sübutunun yeniden yargılama ve heyetçe duruşma yapılarak değerlendirilmesi kanısına ulaşıldığından, 5271 Sayılı CMK'nun 280/1-c maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
SANIK V. A. T.'NUN BİRLEŞTİRİLEN 2016/185 ESAS SAYILI DOSYADA 11/10/2016 TARİHİNDE ALINAN SAVUNMASINDA; "Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açıldığında bu süreçte ayrıntılı yazılı savunmalarımı bildirmiştim, aynen tekrar ederim, üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, yine mahkemenizin 2016/77-E. Sayılı dava dosyası aynı konuya ilişkindir, her iki dava dosyasının birleştirilmesine bir diyeceğim yoktur" şeklinde savunma yapmıştır.
SANIK V. A. T. 30/03/2017 TARİHİNDE İLK DERECE MAHKEMESİNDE ALINAN SAVUNMASINDA; "Mütalaaya katılmıyorum, yaptığım işlemlerle herhangi bir usulsüzlük yoktur, sırf eşimin icra müdürü olmasından dolayı böyle bir ithamla karşı karşıya kaldım, eşim Osmancık'ta göreve başladığında ben de kaydımı Çorum barosuna aktararak büromu Osmancık’a taşıdım, O. Ç.’ı daha önce Ankara’dan tanırım, bu kişiye M. B.'dan alacağının olduğunu söyledi, M. B. ile görüştüğümde borcu olduğunu kabul etti, 10.000 ya da 20.000 TL üzerinden takip başlattık, benim yaptığımda usulsüzlük bir durum yoktur, biz usulüne uygun olarak maaş haczini göndermişiz, diğer konular beni bağlamaz, O. Ç.’ın Osmancıkla herhangi bir bilgisi yoktur, sanırım parayı M.’e Ankara'da vermiş, beraatimi talep ediyorum" şeklinde savunma yapmıştır.
SANIK V. A. T. 18/04/2017 TARİHİNDE İLK DERECE MAHKEMESİNDE ALINAN SAVUNMASINDA; "Mütalaaya karşı beyanlarımı bildirmiştim, sırf eşimin icra müdürü olması dolayısıyla bu davaya muhatap oldum, herhangi bir suç işleme kastım bulunmamaktadır, her şeyin gereğini yaptım, muvazaa kastımda yoktur, 09/02/2015 tarihinde haciz talebinde bulunmuş isem de masraf getirmediğimden dolayı iş ertesi güne kaldı, ertesi gün çocuğumu bıraktığım okula gittiğimde okul müdürüne durumu izah ettim, SGK kayıtlarından borçlunun okulda çalıştığını öğrendiğimden müdüre hanıma sizde böyle birisi çalışıyor mu diye sorarak durumu teyit etmek istedim, birkaç gün öncesinde M. B. ile borcu ödeyip ödemeyeceği hususunda kendisi ile görüşmüştük, ödemeyeceğim deyince birazcık canım sıkıldı, okul müdürüne bu durumu anlatınca Kaymakamlıkta işinin olduğunu söyleyince bende evrakı elden tebliğ alabilir misiniz dedim, o da tamam dedi, öğleden sonra Adliye yeni açılmıştı, saat 13.00 civarı birlikte Adliye’ye geçtik, tebligatın yapıldığı sırada İcra Dairesinde değildim, muvazaa kastım olsa 7,5 ay bir süre beklenmezdi, S. B.’yı korumak amacıyla böyle bir takip yapıldığı iddia edilmektedir, biz S. B.’nın eşi M. B. hakkında da takip yürüttük, M. B. borca batık bir insandır, kurtarılacak herhangi birşeyi yoktur, üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum" şeklinde savunma yapmıştır.
SANIK V. A. T. 'NUN DAİREMİZCE ALINAN SAVUNMASINDA;" Bir avukat olarak burada bu şekilde yargılanmaktan üzgünüm, 2014/607 esas sayılı icra takibinde alacaklı vekili olarak görev yaptım, bu icra takibinin muvazzalı olduğunu kabul etmiyorum, müvekkilimin talimatı doğrultusunda hareket ettim, atılı suçları işlemedim beraatimi talep ediyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
SANIK S. T. 02/06/2016 TARİHİNDE İLK DERECE MAHKEMESİNDE ALINAN SAVUNMASINDA; "Olay tarihinde Osmancık İcra Müdürlüğünde müdür olarak görev yapıyordum, ön bürodan ayrıntılı savunmalarımı bildirmiştim, aynen tekrar ederim, olayda herhangi bir suç kastım bulunmamaktadır, kamu zararı ya da mağduriyet söz konusu değildir, atılı suçlamayı kesinlikle kabul etmiyorum, taraflarla hiç bir bağlantım yoktur, sadece çocuğum o okulda okuyordu, tanımadığım bir insan için yine tanımadığım bir insanın beni suça azmettirmesi mümkün değildir, işlemleri yasaya uygun olarak yaparım, bir tarih hatası yaptım, buraya atanmamla bu olayın hiç bir ilgisi yoktur, rotasyondan dolayı buraya atandım, C. Savcısı benden safahatı istemişti, ben de bu dosyaların safahat bilgilerini resmi yazı olmaksızın kendim elden C. Savcısına götürdüm, on dokuzunda yazıyı elden verdikten sonra yirmisinde resmi yazı ile ek karar alarak tarihteki hatayı düzelttim, havaleyi dokuzu olarak basmışım, bu olayda en ufak kastım yoktur, müştekiye 1.500 TL'nin ödenmesine ilişkin bilgi sahibi değilim, müştekiyi tanımazdım, ilk defa kendisini burada gördüm" şeklinde savunma yapmıştır.
SANIK S. T. 30/03/2017 TARİHİNDE İLK DERECE MAHKEMESİNDE ALINAN SAVUNMASINDA; "Suçlamayı kabul etmiyorum, savunmalarımı yaptım, sırf eşimin dosyası diyerek buradayım, hatırlamadığım bir konudan dolayı yargılanıyorum ve hayatım kararıyor, masraf verilmeden maaş haciz işlemlerinin yapılması mümkün değildir, maaş haciz müzekkereleri kuruma ulaştığı anda işleme konulur, ben süreyi 9 olarak hatırlıyorum, ben bu işlemi uyaptan yapmışım, işlem tarihleri saniyesine kadar uyaptan tespit edilebiliyor, ben nasıl bir menfaat temin edebiliyim, herhangi bir zarar oluşmamıştır, maaş haciz işlemlerini kurum işleme koyar, benim maaş haczini öne geçirmek gibi bir yetkim yoktur, iki yıldır bu olaydan dolayı mağdur oldum, ben S. B.’yı tanımıyorum, okul müdürüyle nasıl samimi olayım, çok kötü tesadüfün içerisinde kaldım, hukuk fakültesi mezunuyum, 80 TL için yargılanıyorum, mesleğimden oluyorum, okuduğum okuldan oluyorum, vicdanınıza sesleniyorum, başka bir şey söylemiyorum" şeklinde savunma yapmıştır.
SANIK S. T. 18/04/2017 TARİHİNDE İLK DERECE MAHKEMESİNDE ALINAN SAVUNMASINDA; "Olay tarihinde Osmancık Adliyesinde İcra Müdürlüğü’nün bulunduğu kısımda ben, müdür yardımcısı B. Ö. ve zabıt katibi B. P. birlikte görev yapıyorduk, ben M. G. ile ilgili olarak vekilinin İcra Dairesine geldiğini görmedim, o gün ben öğleden sonra haciz yada kıymet takdir işlemleri için İcra Dairesi dışarısına çıkmış olabilirim, öğleden önce İcra Dairesinde masamda olduğumu hatırlıyorum, bu süre içerisinde M. G. vekilinin İcra Dairesine geldiğini görmedim, M. G. ile ilgili dosyada masraf yatırılmadığı için haciz yazısının gönderilmediğinden haberim yoktu, 2007/599-Takip sayılı dosyaya 10/02/2015 günü saat 13.14’te yanlışlıkla girmiştim, bu kayıtlardan da anlaşılacağı üzere hemen sistemden çıktım, kaydın iki üç kez atmasına bakılmamalıdır, bir giriş yapıldığı zaman diğer kayıtlarda otomatikman çıkmaktadır, herhangi bir kasıtla bu dosya için giriş yapmadım, eşim her gün saat 13.00 civarı çocuğumun bulunduğu ana okuluna giderdi, eşim çocuğu bıraktıktan sonra borçluyu görmüş, resmi çalışıp çalışmadığını sormuş, Okul müdürüne elden tebliğ yetkisi almadığını söylemiş, o da getirin ama ben olmayacağım, Kaymakamlığa gideceğim demiş, Kaymakamlık Adliye ile bitişik idi, daha sonra eşim evrakı Adliyede size tebliğ edelim demiş, eşim ile okul müdürü birlikte İcra Dairesine gelmişlerdir, elden tebliğden daha ziyade evrakın kurum kayıtlarına işlenme anı ve işlenmesi önemlidir, saati daha önemli olabilmektedir, tarih hatası yaptığımı kabul ediyorum, ancak bunu bilerek yapmadım, titiz çalışan birisiyim, işlemleri resmiyete dökmek isteyen birisiyim, bununla birlikte benim ekranlarımı Savcılığın takip etmesi diye bir şey söz konusu değildir, üç ayda bir Savcılık ve İcra Hakimi denetleme yapmaktadır, ancak safahat bilgileri denetleme sırasında incelenmez, tarih hatası yaptığımın farkındayım, bunu bilmiyordum, Savcı bey 2007/599-takip sayılı dosyada kesintilere ilişkin işin içinden çıkamayınca beni çağırdı, safahat bilgilerini çıkarıp vermeyi kendim teklif ettim ve safahat bilgilerini çıkarıp Savcı beye resmi yazı olmadan verdim, müzekkere üzerindeki tarih hatasından haberim bile yoktu, ben Savcı beye maaş haciz müzekkeresinde tarih otomatik olarak düşer, burda bir yanlışlık olabilir dedim, ekranımıza baktığımızda genel yazılardan yazmışım, genel yazılarda bu tarz şeylerin olabileceğini söyleyerek Savcı beye kusura bakmayın dedim, tarih hatasını yaptığımı bilmediğim bundan bellidir, elimle UYAP’taki tarihte herhangi bir değişiklik yapmadım, müzekkere de ki tarihi elle değiştirmedim, bir hata yaptım ve dört kişi bu hatadan mağdur oldu, bir kastım yoktur" şeklinde savunma yapmıştır.
SANIK S. T.'NUN DAİREMİZCE ALINAN SAVUNMASINDA: "Gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında vermiş olduğu sözlü ve yazılım beyanlarımı tekrar ediyorum, kasıtlı herhangi bir işlem yapmadım, kanuna ve usulü uygun olarak icra işlemlerini yaptığımı düşünüyorum bu nedenle beraatimi talep ediyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
SANIK A. D. K. 02/06/2016 TARİHİNDE İLK DERECE MAHKEMESİNDE ALINAN SAVUNMASINDA; "O.. Anaokulunda okul müdürü olarak görev yapıyorum, suçlamaları kabul etmiyorum, bana gelen yazılara göre işlem yaptım, görevimi kötüye kullanmadım, S. T. okulumuzun velisidir, özel olarak kendisini tanımazdım, çocuğu bizde öğrenim görmekteydi, ben icra müdürlüğüne giderek kendisinden maaş haciz belgesini aldım ve aynı gün bunu işleme koydum, bunun dışında başka bir şey yapmadım, S. hanımın eşi çocuğunu okula bırakmaya gelmişti, okulumuzda çalışan S. B.'yla ilgili evrak olduğunu söyledi, ben de bunun herhangi bir sakıncası olur mu diye sordum, o da olmaz deyince İcra Müdürlüğüne gidip belgeyi elden almayı düşündüm, daha önceki dönemlerde de icrayla ilgili yazıları avukatlar elden evrakı okulumuza bırakıyorlardı, yalnız ben kendim bizzat elden yazı almamıştım, U. beyin bana getirdiği evrak üzerinde bu tarihten daha önceki bir tarihi görmüştüm, sanırım 28/01/2014 gibi bir tarihti, ben de evrakın bana getirildiği günün tarihini atarak evrakı imzaladım, ben evrakı icra müdürlüğünden aldıktan sonra işlerim vardı, daha sonra bu evrakı kaydetmesi için U. A.'a verdim, üzerindeki tarihe dikkat etmedim, sabah saatleri değildi, öğlen saatlerinde vermiştim" şeklinde savunma yapmıştır.
SANIK A. D. K. DAİREMİZCE ALINAN SAVUNMASINDA: "Bende gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasındaki beyanlarımı aynen tekrar ederim görevimi yerine getirdim, suç işlemedim beraatimi talep ediyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
MÜŞTEKİ MUTTALİP G. İLK DERECE MAHKEMESİNDE 26/01/2017 TARİHİNDE ALINAN BEYANINDA: "Ben daha önce yapmış olduğum beyanlarımı tekrar ederim, ben sanık V. A. T. 'dan şikayetçi değilim, davaların birleştirilmesine bir diyeceğim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
MÜŞTEKİ MUTTALİP G. İLK DERECE MAHKEMESİNDE 02/06/2017 TARİHİNDE ALINAN BEYANINDA: "Sanıkların hiç birisinden ŞİKAYETÇİ DEĞİLİM, başlangıçta kendilerinden şikayetçi olmuştum, daha sonra şikayetimi geri aldım, daha önceki beyanlarımı tekrar ediyorum, maaş kesintisi düzene girdiğinden alacaklarım ödendi, maaş kesintisi işleme konulmayana kadarki döneme ilişkin 1.500 TL kadar bir para da hesabıma yatırıldı, bu paranın kim tarafından yatırıldığını bilmiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK B. D. İLK DERECE MAHKEMESİNDE ALINAN BEYANINDA; "Osmancık İcra Müdürlüğünün 2007/599 takip sayılı dosyasında müşteki M. G. adına icra takibinde bulunmuştum, Osmancık İcra Müdür Yardımcısı B. Ö.'den dosyaya bakmasını istemiştim, o da masraf yatırılmadığı için maaş haciz müzekkeresinin gönderilemediğini söylemişti, bunun üzerine yazıyı alarak elden okula bırakmıştım, okula hangi tarihte yazıyı bıraktığım evrak üzerinde belirtilmişti, bu evrakı okul müdür yardımcısı U. beye verdiğimi hatırlıyorum, o da evrakı okul müdürüne götürmüştü, evrakı imzalayanın okul müdürü olduğunu biliyorum, evrakı iki suret olarak saat 16.00 civarında götürdüğümü hatırlıyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK M. B. İLK DERECE MAHKEMESİNDE ALINAN BEYANINDA; "Osmancık C. Başsavcılığında 11/05/2015 tarihinde vermiş olduğum ifademi aynen tekrar ediyorum, şikayetten sonra M. G.'in şikayetini geri alması için eşim kendisiyle görüşmüştü, bundan sonra M. G.'in avukatının bürosuna giderek bildirdikleri 1.500 TL parayı avukat beye verdim, avukat bey maaş kesintisi yapılmamasından kaynaklı bu kadar bir paranın ödenmesi gerektiğini söylemişti" şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK U. A. İLK DERECE MAHKEMESİNDE ALINAN BEYANINDA; "O.. Anaokulunda müdür yardımcısı olarak görev yapıyorum, olay tarihinde de aynı görevdeydim, okul müdürümüz D. hanım tarihini tam olarak hatırlayamadığım bir günde çantasından bir evrak çıkararak bu evrakı kaydetmemi istedi, evrakı kaydederken konusunu biliyordum, bu evrak icra müdürlüğünden gelen maaş haciz evrakı idi, belgenin üstündeki tarihe bakarak evrakı kaydettim, aynı gün Avukat B. D. bana başka bir maaş haczine ilişkin evrakı elden teslim etti, ben de bu evrakı D. hanıma verdim, D. hanım da evrakın üzerine teslim alındığına dair tarih ve imza attı, bir örneğini B. beye elden geri verdim, her iki evrakta aynı gün gelmişti, hatırladığım kadarıyla saat 16.00-16.30 civarında bu ikinci evrak getirilmişti, daha önceki beyanlarımı kabul etmiyorum, evrak kayıt defterine ben evrakların üzerindeki tarihleri yazdım, müdüre hanım bana bu evrak 1 gün önce geldi şeklinde bir şey söylemedi, beyanlarım yanlış anlaşılmış ve bu şekilde tutanağa geçmiş, müdüre hanımın verdiği evrak üzerindeki tarihi esas alarak kayıt yaptım, diğer belgede ise daha önceki tarih vardı, ancak ben müdüre hanımın evrakı imzaladığı tarihi esas alarak kayıt yaptım, ifademi okuyunca ben de şaşırdım, D. hanımın evrakı bana sabah saatlerinde verdiğini hatırlıyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK B. Ö. İLK DERECE MAHKEMESİNDE ALINAN BEYANINDA; "2014 yılı Ağustos ayında Osmancık İcra Müdürlüğüne İcra Müdür yardımcısı olarak atandım, 2015 yılı Temmuz ayında İcra Müdürü oldum, halen Osmancık İcra Müdürü olarak görevime devam ediyorum, şu anda yeni Adliye’ye taşındık, daha önce Osmancık Kaymakamlığının yan tarafında bulunan Osmancık Adliyesi içerisinde bulunuyorduk, İcra Dairesi tek bir odadan ibaretti ve bu odada İcra Müdürü S. T., ben ve zabıt katibi arkadaş görev yapıyorduk, o tarihte B. P.’in görev yapıp yapmadığını hatırlayamıyorum, M. G. dosyasını hatırlıyorum, olay tarihinde öğleden sonra sanırım mesaiyi yarılamıştık, M. G. vekili olan Av. B. Dağ yanıma gelerek S. B.’nın SGK kaydını bir sorgulayalım, müzekkere dosyada kalmış, bizde masraf vermemişiz, müzekkere de yazılan yerde çalışıyorsa müzekkereyi elden bu yere götüreyim dedi, SGK kaydına baktım, borçlunun aynı iş yerinde çalıştığını tespit ettim, o da müzekkereyi alıp İcra Dairesinden ayrıldı, öğleden önce ve bahsettiğim saatten öncesinde M. G. vekili Av. B. D.’ı İcra Dairesinde görmedim, kendisi bu zaman dilimlerinde İcra Dairesine gelmemiştir, alacaklı vekili yada alacaklının kendisi telefonla da bana herhangi bir şey sormadı, A. D. K. ismini olaydan sonra öğrendim, kendisini şu anda görsem tanımam, tebligat işlemleri sırasında orada olmayabilirim, ben o gün kimseye elden tebliğ işlemi yapmadım, Dairede zaman zaman elden tebliğ işlemleri yapılmaktadır, dosyada masraf varsa haciz yazılarını kurumlara gönderiyoruz, satış istenmemiş dosyalara genellikle masraf yatırılmıyor, dosyada tebligat masrafını karşılayacak para yada pul varsa yazışmaları yapabiliyoruz, haciz yazısının tebliği için gerekli masraf dosyada yoksa biz müzekkereyi dosyaya bırakıyoruz, yazıyı tebliğe gönderemiyoruz, Sariye hanım eşiyle ilgili işlemlerde hassasiyet göstererek bunları siz yapın diyordu, genellikle eşinin işlemlerini biz yapardık, Av. B. D.’ın elden tebliğ için yazılı bir talebi olmadı, aynı yerde çalışıyorsa ben bu evrakı okula götüreyim dedi, bende evrakı kendisine verdim, okul tarafından bize gönderilen evraka dikkat etmedim, böyle bir evrak olup olmadığını da hatırlamıyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA: "Her ne kadar Çorum 1. Ağır Ceza Mahkemesince Osmancık icra müdürü sanık S. T. eşi avukat A. T. ve O.. Anaokulu müdürü A. D. K. hakkında fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek ve fiil üzerinde ortak hakimiyet kurmak suretiyle Osmancık İcra Müdürlüğünün 2014/607 esas sayılı icra takip dosyasından yazılan maaş haczinin mağdur M. G.'in takip ettiği icra dosyası olan 2007/599 esas sayılı takip dosyasından yapılan maaş haczinin önüne geçmesi için muvazalı şekilde 2014/607 icra takip dosyasının oluşturulmasını sağladıktan sonra icra müdürlüğünden maaş haczi için 2007/599 sayılı dosyaya istinaden yazılan müzekkereye yönelik işlemin ikinci sıraya atılmasını sağlayacak şekilde müzekkere yazılış tarihini bilerek bir gün sonra işlem yapılmış olmasına rağmen uyap kaydına bir gün öncesi tarih yazılıp işlemin bir gün sonra gerçekleştirilmesini sağlamak suretiyle kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu birlikte işlediklerinden bahisle mahkumiyetlerine dair hüküm kurulmuş ise de, dosya kapsamında Osmancık İcra Müdürlüğünde 2014/607 esas sayılı icra takip dosyasının gerçek alacağa yönelik olmadığı halde, muvazalı şekilde oluşturulduğuna dair delillerin mevcut olmadığı, sanıkların resmi belgede sahtecilik suçuna yönelik fikir ve eylem birliğiyle hareket ettiklerini gösterir somut delillerin mevcut olmadığı, sanıkların meslekleri ve bulundukları görev dikkate alındığında adı geçen okulda aşçı olarak zaman zaman çalışan düşük gelirli S. B.'nın maaş haczinin geciktirilmesi halinde kendilerine yönelik fayda elde ettikleri iddiasında bulunmanın hayatın olağan akışına uygun düşmediği, sanıkların bulundukları görev itibariyle bu tarz ve kendilerine mesleki olarak zarar verecek bir harekete kalkışmalarının söz konusu olamayacağı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2010/10572-213 Esas-Karar sayılı ilamında belirttiği üzere maaş haczine ilişkin işlemlerin sıra cetveli yerine geçtiği, ayrıca sıra cetveli yapmaya gerek bulunmadığı, icra müdürlüğünce bu konuda müzekkere yazılmasına gerek bulunmadığı şeklindeki karar içeriği, sanıkların kastının bulunmayışı, faydasız sahtecilik nedeniyle sanıkların cezalandırılma olasılığının bulunmaması nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı değerlendirilerek sanıklar hakkındaki mahkumiyet hükümlerinin kaldırılarak ayrı ayrı beraatlerine dair karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur." şeklinde mütalaada bulunmuştur.
Osmancık 1. İcra müdürlüğünün 2007/99 esas sayılı dosyasının yapılan tetkikinde; alacaklısının M. G., borçluların S. B., M. B., takip dayanağının 02/07/2007 tanzim tarih, 05/11/2007 ödeme tarihli 60.000,00 TL tutarlı senede dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emirlerinin borçlulara tebliğ üzerine borçlular tarafından dosyaya sunulan 04/12/2007 tarihli ve borçluların imzalarını ihtiva eden dilekçe ile borçlarını kabul ettiklerine dair dosyaya belge sundukları, bu hali ile takibin kesinleştiği, alacaklı vekilince iş bu dosya üzerinde borçlu S. B.'nın Osmancık ilçesi O.. Anaokulunda hizmetli olarak çalışması nedeniyle maaşına haciz işlemi yapılması için 08/06/2010, 24/04/2013, 03/12/2013 ve 07/01/2014 tarihlerinde icra müdürlüğünden talepte bulunulduğu görülmüştür.
Osmancık İcra Dairesinin 2014/607 esas sayılı dosyasının yapılan tetkikinde ise; alacaklının O. Ç., borçluların M. B., S. B. olup, alacak tutarının 20.000,00 TL olduğu, borçlular hakkında ilamsız takibe geçildiği, ödeme emrinin borçlulara 12/06/2014 günü tebliğ üzerine itirazda bulunmamaları nedeniyle takibin kesinleşmiş olduğu, bunun üzerine alacaklı vekili Av. V. A. T. tarafından borçluların SGK kaydının sorgulanarak çalışmakta olduğu kuruma maaş haciz müzekkeresi yazılmasını 27/06/2014 günü icra müdürlüğünden talep ettiği, yine alacaklı vekilince 09/02/2015 günlü dilekçesi ile borçlu S. B.nın maaşına haciz işleminin yapılmasını talep ettiği, bunun üzerine Osmancık İcra Dairesince hazırlanan 09/02/2015 düzenleme tarihli maaş haciz müzekkeresinin O.. Anaokulu Müdürlüğüne hitaben Anaokulu Müdürü olan A. D. K.'a icra Dairesinde 09/02/2015 günü elden tebliğ edilmiş olduğu görülmüştür.
Sanığa isnat olunan suça ilişkin yasal düzenlemelerde;
Kamu davasına konu Resmi Belgede Sahtecilik somut olaya ilişkin mevzuatta;
2004 sayılı İİK.nın 355. Maddesinde; "Devlet işlerinde veya hususi müesseselerde bulunan borçlu memur veya müstahdemlerin maaş ve ücretlerinden kesilmesi için icra dairelerinden yapılacak tebligatın kanuni muhatapları haczin icra edildiğini ve borçlunun maaş ve ücreti miktarını nihayet bir hafta içinde bildirmeğe ve borç bitinceye kadar icra dairesinin tebligatı mucibince haczolunan miktarı tevkif edip hemen daireye göndermeğe mecburdurlar.
Memurun maaş, ücret veya memuriyetinde yahut başka bir şubeden maaş almağı mucip olacak surette vuku bulacak tebeddülleri ve hizmetine nihayet verildiği takdirde bu keyfiyeti de mal memuru veya daire amiri yahut hususi müesseselerin kanuni muhatapları derhal icra dairesine bildirmeğe ve ikinci halde haciz muamelesinden o şube veya amirini haberdar etmeğe mecburdur."
Yine aynı yasanın 140/3. Maddesinde ise; "Bununla beraber ilk üç sıraya kayıt için muteber olan tarih haciz talebi tarihidir." hükmü yer almaktadır
Resmi belgede sahtecilik suçunun temel şekli TCK'nun 204/1-2. maddesinde; "Bir resmî belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmî bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmî belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” biçiminde düzenlenmiştir.
Suçun konusu resmi belgedir. Suçla korunan hukuki yarar ise kamu güveni olup, suçun mağduru da toplumu oluşturan tüm bireylerdir. Bununla birlikte suçun işlenmesiyle haksızlığa uğrayan gerçek ve tüzel kişilerin suçtan zarar görmeleri mümkün olduğundan, gerçek ve tüzel kişiler de yargılamaya katılabileceklerdir.
Resmi belgede sahtecilik suçu seçimlik hareketli bir suç olarak tanımlanmıştır. Birinci seçimlik hareket, resmi belgeyi sahte olarak düzenlemektir. Bu seçimlik hareketle, resmi belge esasında mevcut olmadığı hâlde, mevcutmuş gibi sahte olarak üretilmektedir. İkinci seçimlik hareket, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmektir. Bu seçimlik hareketle, esasında mevcut olan resmi belge üzerinde silmek veya ilaveler yapmak suretiyle değişiklik yapılmaktadır. Birinci ve ikinci seçimlik hareketle bağlantılı olarak belirtilmek gerekir ki; sahteciliğin, belge üzerindeki bilgilerin bir kısmına veya tamamına ilişkin olmasının, suçun oluşması açısından bir önemi bulunmamaktadır. Üçüncü seçimlik hareket ise, sahte resmi belgeyi kullanmaktır. Kullanılan sahte belgenin kişinin kendisi veya başkası tarafından düzenlenmiş olmasının bir önemi yoktur. Kullanma mütemadi suç şeklinde de gerçekleşebilir.
Suçun oluşabilmesi için düzenlenen veya değiştirilen ya da kullanılan belgenin, gerçek bir belge olduğu konusunda kişiyi yanıltıcı nitelikte olması gerekir. Aldatıcılık özelliği bu suçun temel unsuru olup, özel bir incelemeye tabi tutulmadıkça gerçek olmadığı anlaşılamayan belge, sahte belge olarak kabul edilmelidir. Sahteciliğin kişileri aldatacak nitelikte (nesnel) olup olmadığı ve beş duyuyla ilk bakışta anlaşılabilir olup olmadığı, şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir.
Kamu davasına konu Görevi Kötüye Kullanma somut olayına ilişkin mevzuatta;
5237 sayılı TCK'nun "Görevi kötüye kullanma" başlıklı 257. maddesinin uyuşmazlık konusuna ilişkin ilk iki fıkrası da;
"1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. ..." şeklindedir.
5237 sayılı TCK’nun 257. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen icrai davranışlarla görevi kötüye kullanma suçu değerlendirilmelidir. Bu suç, kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmesi ve bu aykırı davranış nedeniyle, kişilerin mağduriyeti veya kamunun zararına neden olunması ya da kişilere haksız kazanç sağlanması ile oluşur.
Bu suçun oluşması için gerekli olan ilk şart, kamu görevlisi olan failin yaptığı işle ilgili olarak kanun veya diğer idari düzenlemelerden doğan bir görevinin olması ve bu görevi dolayısıyla yetkili bulunmasıdır. Bir kimse kamu görevlisi olmasına karşın o işle ilgili görevi ve yetkisi yok ise, başka bir suçu oluşturmayan hukuka aykırı davranışı disiplin cezasını gerektirebilirse de, görevi kötüye kullanma suçunu oluşturmayacaktır. Çünkü, hukuken sahip olunmayan bir yetkinin kötüye kullanılmasından da söz edilemeyecektir. Diğer taraftan, suçun oluşabilmesi için, norma aykırı davranış yetmemekte; bu davranış nedeniyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması ya da kişilere haksız bir menfaat sağlanması gerekmektedir.
Maddenin ikinci fıkrasında ise hüküm altına alınan "ihmali davranışlarla görevi kötüye kullanma" suçu değerlendirilmelidir. Anılan fıkra, "Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır" şeklinde düzenlenmiş iken, 08.12.2010 gün ve 6086 sayılı Kanunla değişiklik yapılarak; "kazanç" ibaresi "menfaat," "altı aydan iki yıla kadar" ibaresi ise "üç aydan bir yıla kadar" biçiminde değiştirilerek yukarıda yer verildiği şekilde yürürlükteki halini almıştır. Böylece bir yandan yaptırım miktarı yönünden lehe düzenlemeler getirilirken, öte yandan suçun oluşumu açısından "kazanç" yerine, daha geniş bir kavram olan "menfaat" ibaresine yer verilmiştir.
Madde metninden de anlaşılacağı üzere, kamu görevlisinin yapmakla görevli olduğu işi yapmaması veya kanuna göre yapılması gereken şekilde yerine getirmemesi veya vaktinde yapmayıp geciktirmesi suç sayılmıştır. Görevi kötüye kullanma suçu kasten işlenen suçlardan olup, bu suçtan söz edilebilmesi için; "kamu görevlisinin görevini bilerek ve isteyerek ihmal etmesi veya geciktirmesi" gerekir.
Türk Dil Kurumunun Türkçe Sözlüğüne göre ihmal; "yapmama, savsama" anlamına gelmekte, gecikme ise; "bir işin yapılması gereken zaman geçtikten sonra yerine getirilmesi" olarak tanımlanmaktadır.
Görevi kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için, tek başına norma aykırı davranış yetmemekte, fiil sebebiyle "kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması ya da kişilere haksız bir kazanç veya 6086 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrası haksız menfaat sağlanması" gerekmektedir. Böylelikle görevi kötüye kullanma suçu "zarar suçu" olarak düzenlenmiş bulunmaktadır. Türk Ceza Kanununun 257. maddesinin gerekçesinde bu husus; "Kamu görevinin gereklerine aykırı olan her fiili cezai yaptırım altına almak, suç ve ceza siyasetinin esaslarıyla bağdaşmamaktadır. Bu nedenle, görevin gereklerine aykırı davranışın belli koşulları taşıması hâlinde, görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği kabul edilmiştir. Buna göre, kamu görevinin gereklerine aykırı davranışın, kişilerin mağduriyetiyle sonuçlanmış olması veya kamunun ekonomik bakımdan zararına neden olması ya da kişilere haksız bir kazanç sağlamış olması hâlinde, görevi kötüye kullanma suçu oluşabilecektir" şeklinde vurgulanmış, öğretide de; "Kanun koyucu, kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı olan her davranışını yaptırıma bağlamamıştır. Görevinin gereklerine aykırı davranış, ancak belli koşulları taşıması halinde suç teşkil edecek, aksi takdirde şartları varsa disiplin hukuku bakımından değerlendirmeye tâbi tutulacaktır. Nitekim maddede, görevin gereklerine aykırı davranışın suç teşkil etmesi, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması ya da kişilere haksız bir kazanç sağlanmasına bağlı tutulmuştur. Bu sonuçlara yol açmayan bir hareket, suç kapsamında mütalaa edilemeyecektir. Görevin gereklerine aykırı hareket kişilerin mağduriyetine yol açmışsa suç gerçekleşir. Söz konusu mağduriyet sadece ekonomik bakımdan ortaya çıkan zararı ifade etmez. Mağduriyet kavramı, ekonomik zarardan daha geniş bir anlama sahiptir. Bireyin sosyal, siyasi, medeni her türlü haklarının ihlali sonucunu doğuran hareketler bu kapsamda değerlendirilmelidir" biçiminde ifade edilmiştir. (M. Emin Artuk-Ahmet Gökçen-A. Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, 14. Baskı, Adalet Yayınevi Ankara 2014, s. 998-999) şeklinde açıklanmıştır.
Norma aykırı davranışın maddede belirtilen sonuçları doğurup doğurmadığının tespit edilebilmesi için, "mağduriyet, kamunun zarara uğraması ve haksız menfaat" kavramlarının açıklanması ve somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediklerinin belirlenmesi gerekmektedir.
Mağduriyet kavramı, sadece ekonomik bakımdan uğranılan zararlarla sınırlı olmayıp, şahsi hakların ihlali sonucunu doğuran her türlü davranışı ifade eder. (M. Emin Artuk-Ahmet Gökçen-Ahmet Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, 14. Baskı, Adalet Yayınevi Ankara 2014, s. 998)
Haksız kazanç temin edilmesini içine alan "haksız menfaat sağlanması" ise, kişilere hukuka aykırı olarak maddi ya da manevi yarar sağlanmasıdır.
Kamunun zarara uğraması hususuna gelince; madde gerekçesinde "ekonomik zarar" olduğu vurgulanan bu kavramla ilgili olarak kanuni düzenleme içeren 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71. maddesi uyarınca; "mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması" olarak tanımlanan kamu zararı, her somut olayda hakim tarafından; bir işin, mal ya da hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınıp alınmadığı veya aynı biçimde yaptırılıp yaptırılmadığı, somut olayın kendine has özellikleri dikkate alınarak belirlenmelidir. Bu belirleme uğranılan kamu zararının miktarının kesin bir biçimde tespiti anlamında olmayıp, miktarı tespit edilmese dahi, işin veya hizmetin niteliği nazara alınarak, rayiç bedelden daha yüksek bedelle alım veya yapımın gerçekleştirildiğinin anlaşılması durumunda da kamu zararının bulunduğu kabul edilmelidir. Ancak bu belirleme yapılırken, norma aykırı olan her davranışın, kamuya duyulan güveni sarstığı, dolayısıyla kamu zararına yol açtığı ya da zarara uğrama ihtimalini ortaya çıkardığı şeklindeki bir ön kabulle de hareket edilmemelidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
İddia, savunmalar, müşteki beyanı, tanık beyanları, Osmancık İcra Müdürlüğünün 2007/599. 2014/607 esas sayılı dosyaları ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; Her ne kadar Çorum 1. Ağır Ceza Mahkemesince sanıklar Osmancık icra müdürü S. T., Avukat A. T. ve O.. Anaokulu Müdürü A. D. K. hakkında fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek ve fiil üzerinde ortak hakimiyet kurmak suretiyle Osmancık İcra Müdürlüğü'nün 2014/607 esas sayılı icra takip dosyasından yazılan maaş haczinin mağdur M. G.'in takip ettiği icra dosyası olan 2007/599 esas sayılı takip dosyasından yapılan maaş haczinin önüne geçmesi için muvazalı şekilde 2014/607 icra takip dosyasının oluşturulmasını sağladıktan sonra icra müdürlüğünden maaş haczi için 2007/599 sayılı dosyaya istinaden yazılan müzekkereye yönelik işlemin ikinci sıraya atılmasını sağlayacak şekilde müzekkere yazılış tarihini bilerek bir gün sonra işlem yapılmış olmasına rağmen UYAP kaydına bir gün öncesi tarih yazılıp işlemin bir gün sonra gerçekleştirilmesini sağlamak suretiyle kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu birlikte işlediklerinden bahisle mahkumiyetlerine dair hüküm kurulmuş ise de, dosya kapsamında Osmancık İcra Müdürlüğü'nde 2014/607 esas sayılı icra takip dosyasının gerçek alacağa yönelik olmadığı halde, muvazalı şekilde oluşturulduğuna dair delillerin mevcut olmadığı, sanıkların resmi belgede sahtecilik suçuna yönelik fikir ve eylem birliğiyle hareket ettiklerini gösterir somut delillerin mevcut olmadığı, sanıkların meslekleri ve bulundukları görev dikkate alındığında adı geçen okulda aşçı olarak zaman zaman çalışan düşük gelirli S. B.'nın maaş haczinin geciktirilmesi halinde kendilerine yönelik fayda elde ettikleri iddiasında bulunmanın hayatın olağan akışına uygun düşmediği, sanıkların bulundukları görev itibariyle bu tarz ve kendilerine mesleki olarak zarar verecek bir harekete kalkışmalarının söz konusu olamayacağı, Yargıtay 12. HD.nin 06/06/2013 tarih 2013/14198 esas, 2013/21123 karar, Yargıtay 19. HD.nin 24/11/2010 tarih, 2010/10572 esas, 2010/13213 Karar ve Yargıtay 23. HD.nin 21/12/2015 tarih 2015/3239 esas, 2015/8329 karar sayılı içtihatlarında da belirttiği üzere maaş haczine ilişkin işlemlerin sıra cetveli yerine geçtiği, ayrıca sıra cetveli yapmaya gerek bulunmadığı, icra müdürlüğünce bu konuda müzekkere yazılmasına gerek bulunmadığı şeklindeki karar içerikleri ile Osmancık İcra Dairesinin 2007/599 esas sayılı dosyasındaki maaş haciz talep tarihleri ve yine Osmancık İcra Dairesinin 2014/607 esas sayılı dosyasındaki maaş haciz talep tarihleri dikkate alındığında iddia edildiği gibi 2014/607 esas sayılı dosyasında alacağın tahsili amacıyla alacaklı O. Ç. vekili Av. V. A. T.'nun 09/02/2015 tarihli ikinci maaş haciz talep içerikli dilekçesine istinaden icra müdürü olarak görev yapan sanık S. T.'nun Uyap işletim sistemi üzerinden maaş haciz müzekkeresi işlemini 10/02/2015 günü yapmasına rağmen müzekkere üzerine 09/02/2015 yazıp iş bu müzekkere ile icra dairesinde Osmancık Anaokulu Müdürü olarak görev yapan A. D. K.'a 10/02/2015 günü saat 13:24:58 sırasında tebligat bilgilerinin kaydedilip tebligat zarfının hazırlanarak akabinde 09/02/2015 günü tebliğ edildiğinin yazılması suretiyle sahtecilik yapıldığı kabul edilse dahi, 2007/599 esas sayılı dosyasının alacaklı vekilinin beyanı ve icra dosyası kapsamına göre 10/02/2015 tarihli maaş haciz müzekkeresini saat 16:00 sıralarında okul müdürlüğüne teslim etmesi birlikte değerlendirildiğinde icra müdürü olarak görev yapmakta olan S. T.'na isnat edilen resmi belgede sahtecilik eyleminin suçunun yasal unsurları itibarıyla oluşmayıp yapılan eylemin faydasız sahtecilik olarak Dairemizce kabul edildiği, ayrıca icra müdürü olarak görev yapmakta olan S. T.'nun Uyap işletim sistemi üzerinde 10/02/2015 günü maaş haciz müzekkeresini yazıp aynı gün diğer sanık A. D. K.'a tebliğine rağmen müzekkere ve tebligata 09/02/2015 günü olarak yazılması görevi kötüye kullanma suçun yönünden değerlendirilmesinde ise TCK'nın 257/1 maddesinde yer alan görevi kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için zarar unsurunun gerçekleşmesinin gerektiği, 2014/607 esas sayılı icra dosyasına herhangi bir kesintinin yapılmamış olması ve dosyanın mağduru olan M. G.'in sanıklardan şikayetçi olmayıp alacağının ödendiğini beyan etmesi karşısında bu suç yönünden de zarar unsurunun gerçekleşmediği, bu hali ile sanıklar S. T., V. A. T. ile A. D. K.'ın üzerlerine atılı kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ile görevi kötüye kullanma suçlarının yasal unsurları oluşmadığı anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A) Sanıklar S. T. ve A. D. K. ile V. A. T. hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan Çorum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/04/2017 tarihli, 2016/77 esas ve 2017/63 sayılı kararı ile verilen mahkumiyet hükümlerinin CMK'nun 280/2. Maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
B)1-Sanık S. T. ve A. D. K. 'ın üzerlerine atılı kamu görevlisinin resmi belgede sahtecilik suçunun unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla sanıkların atılı suçtan CMK 223/2-a maddesi gereğince ayrı ayrı BERAATLERİNE,
2-Sanık V. A. T.'nun üzerine atılı kamu görevlisinin resmi belgede sahtecilik ve görevi kötüye kullanmaya azmettirme suçlarının unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla CMK 223/2-a maddesi gereğince her iki suçtan ayrı ayrı BERAATİNE,
3-Sanıklar V. A. T. ve S. T.'nun kendilerini vekille temsil ettirdikleri anlaşılmakla hüküm tarihinde bulunan A.A.Ü.T göre belirlenen 990 TL maktu vekalet ücretinin hazineden alınarak sanıklara verilmesine,
4-Sanık A. D. K.'ın kendisini vekille temsil ettirdiği anlaşılmakla hüküm tarihinde bulunan A.A.Ü.T göre belirlenen 990 TL maktu vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine,
5-Yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,
Dair; sanıklar S. T. ile V. A. T. müdafileri Av. B. E. ve Ü. Ö. ve sanık A. D. K. ile müdafi Av. K. B. Ö.'ün yüzlerinde, C. Savcısı C. D.'ın (34278) huzurunda, Yargıtay nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere, yüze karşı verilenler açısından tefhim tarihinden itibaren, yokluğunda verilenler açısından tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Dairemize veya başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine veya herhangi bir Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemesine dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunulması, cezaevinde bulunanlar yönünden aynı süre içerisinde bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle hükmün temyiz edilebileceğine dair talebe uygun olarak oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29.11.2017 (¤¤)