(5271 S. K. m. 223, 280) (5237 S. K. m. 289) (16. CD. 26.03.2015 T. 2015/435 E. 2015/383 K.)
Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında istinaf incelenmesinin Dairemizde yapılan açık duruşması sonunda;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Samsun C. Başsavcılığının 03/12/2015 tarih ve 2015/11161 esas sayılı iddianamesiyle, sanığın üzerine atılı muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davası sonucunda, Samsun 10.Asliye Ceza Mahkemesinin 20/09/2016 tarih ve 2015/1510 esas, 2016/861 sayılı kararıyla sanığın üzerine atılı muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan neticeten 2 ay 15 gün hapis (tecilli) cezası ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, iş bu karara karşı katılan vekili tarafından istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Söz konusu istinaf başvurusu ve başvuruya konu kararın niteliği ile suç tarihine ve katılan vekilinin istinaf dilekçesi içeriğine göre, heyetçe yapılan müzakere sonucunda, istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiş,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; inceleme raporu doğrultusunda suçun sübutunun yeniden yargılama ve heyetçe duruşma yapılarak değerlendirilmesi kanısına ulaşıldığından, 5271 Sayılı CMK'nun 280/1-c maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verilmiştir.
SANIK H. I. DAİREMİZDEKİ SAVUNMASINDA: "Üzerime atılı suçu kabul etmiyorum, I. CAFE isimli işyerini çalıştırıyordum, normalde alkollü içki satmıyordum, alkollü içki satılması yönünde herhangi bir iznim de yoktu, olay günü Üniversiteli bir grup öğrenci cafeye gelmişti, onlar için alkollü içki almıştım, bu sırada görevliler geldiler, olayı tespit ettiler, söz konusu içkileri bana yediemin sıfatıyla teslim ettiler, ben bu içkileri iade şartıyla almıştım, içkilerin paralarını ödeyemeyince firma yetkilileri geldiler, içkileri almak istediler, ben kendilerine yediemin olarak bana teslim edildiğini söyledim ancak dinlemediler, bende vermek zorunda kaldım, bana söz konusu içkileri yediemin olarak teslim ederken yedieminliğin hukuki ve cezai sorumluluğunu ayrıntılı bir şekilde anlatmadılar, sonucun böyle olacağını bilmiyordum, beraatimi talep ediyorum, ayrıca bana içkileri teslim ederken "karakoldan gelip daha sonra bu içkileri alacaklar" dedi.
KATILAN ATAKUM KAYMAKAMLIĞI VEKİLİ DAİREMİZDEKİ BEYANLARINDA: "İstinaf dilekçemizi aynen tekrar ederiz, sanık tarafından yapılan istinaf talebinin reddi ile yapmış olduğumuz istinaf başvurusu doğrultusunda karar verilmesini talep ediyoruz" demiştir.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA: "Samsun 10.Asliye Ceza Mahkemesi'nin sanık Hava Işıklı hakkında Muhafaza Görevini Kötüye Kullanma suçundan dolayı vermiş olduğu hükmün CMK'nun 280/2. maddesi gereğince kaldırılarak; her ne kadar Samsun 10.Asliye Ceza Mahkemesi'nce sanık hakkında üzerine atılı Muhafaza Görevini Kötüye Kullanma suçundan mahkumiyet kararı verilmiş ise de,
Sanık savunması ve dosyada bulunan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda, soruşturma aşamasında atılı suçla ilgili tutanak düzenleyen polis memurları tarafından idari soruşturmaya konu alkollü içkiler tespit edilip sanığa teslim edilirken yedieminliğin hukuki ve cezai sorumluluğu sanığa hatırlatılmadığı anlaşılmakla, bu nedenle atılı suçun unsurları yönünden oluşmadığı anlaşıldığından, sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmesi talep ve mütalaa olunur" demiştir.
Kamu davasına konu olay mevzuatta;
5237 sayılı TCK'nun Madde 289/(1) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Kişinin bu malın sahibi olması halinde, verilecek ceza yarı oranında indirilir.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan suçun konusunu oluşturan eşyayı kovuşturma başlamadan önce geri veren veya bunun mümkün olmaması halinde bedelini ödeyen kişi hakkında verilecek cezaların beşte dördü indirilir.
(3) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan malın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle kaybolmasına veya bozulmasına neden olan kişi, adlî para cezası ile cezalandırılır.
(4) Bir suça ilişkin soruşturma veya kovuşturma kapsamında elkonulan eşyayı amacı dışında kullanan kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." hükümlerini içermektedir.
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçunda, failin güvenilir kişi sıfatıyla, muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş malı teslim amacına uygun olarak muhafaza ve istenildiğinde iade yükümlülüğünün bulunduğu ve failin, kendisine teslim edilmiş olan mahcuz ya da rehinli malı teslim amacı dışında tasarrufta bulunması halinde failin eylemi müeyyide altına alınmaktadır.
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçu esas itibariyle güveni kötüye kullanma suçunun özel bir şeklini oluşturmaktadır. Mahcuz ya da rehinli mal kişiye özel bir görev gereği teslim edilmekte olup kişi kendisine teslim edilen malları muhafaza görevi ile ödevlendirilmektedir.
Bu suç ile korunan hukuki yarar, kamu otoritesidir. Kamu görevinin yasaya uygun şekilde yürütülebilmesi için, kamu idaresinin iradesi ve otoritesi korunmakta ve kamu hizmetinin düzenli yürütülmesi amacıyla kamu idaresine karşı gelinmesi önlenmektedir.
TCK 289/1 maddesince suçun konusunu oluşturan mahcuz ya da rehinli mal üzerinde teslim amacı dışında, tasarrufta bulunulması suçu oluşturmaktadır. Muhafaza haczi sırasında, mahcuz malların bozulması, tahrip olması, satılması, kullanılması suretiyle tüketilmesi gibi hallerle, malın o sırada bulunmaması suç olarak tanımlanmaktadır. malı o sırada bulunmaması fail tarafından makul bir şekilde açıklandığı takdirde, savunmasının araştırılması ve malın aynen muhafaza edildiğinin anlaşılması durumunda suçun oluşmadığının kabul edilmesi gerekmektedir.
Söz konusu mahcuz, rehinli mal ya da herhangi bir nedenle el konulmuş olan malların malikinin, yediemin olarak muhafaza etme amacıyla verilen kişi olması durumunda verilecek ceza yarı oranında indirilir hükmü getirilmektedir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Samsun Emniyet Müdürlüğü ekiplerince bir ihbar üzerine sanığa ait I. Cafe de yapılan incelemede, sanığın alkollü içki satışı yaptığının tespit edildiği, hakkında idari işlem yapıldığı, muhafaza edilmek üzere sanığa yediemin sıfatıyla teslim olunan malları; sanığın, teslim amacı dışında tasarrufta bulunarak ve başkalarına teslim edip, götürülmelerini sağlayarak üzerine atılı suçu işlediği gerekçesiyle sanığın üzerine atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiş ise de;
Dosya içerisinde mevcut 08/11/2015 tarihli yediemin teslim tutanağından; yedieminlik görevinin hukuki ve cezai sorumluluğu hatırlatılmadan suça konu alkollü içkilerin sanığa teslim edildiğinin anlaşılması karşısında; ayrıntıları Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 26/03/2015 tarihli, 2015/435 E, 2015/383 K sayılı kararı ve yine Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 10/11/2015 tarihli, 2015/5662 E, 2015/3983 K sayılı kararında da belirtildiği üzere; sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurları itibariyle oluşmayacağı anlaşılmakla; İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün kaldırılarak, sanık hakkında unsurları oluşmayan suçtan beraatine karar verilerek tüm bu nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Sanık H. I. hakkında verilen Samsun 10.Asliye Ceza Mahkemesinin 20/09/2016 tarih, 2015/1510, 2016/861 E-K sayılı kararının CMK'nun 280/2. Maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Sanık H. I.'nın üzerine atılı muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun unsurları oluşmadığından, atılı suçtan CMK' nun 223/2-a maddesi gereğince BERAATİNE,
3-Yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,
Dair; sanığın ve katılan vekilinin yüzüne karşı ve Cumhuriyet Savcısı S. S.'in (34353) huzurunda, Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere, yüze karşı karar verilenler açısından tefhim tarihinden itibaren, yokluğunda verilenler açısından tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde Dairemize veya başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine veya herhangi bir Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemesine dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunulması, cezaevinde bulunanlar yönünden aynı süre içerisinde bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle hükmün temyiz edilebileceğine dair, temyiz etmediği taktirde hükmün kesinleşeceği hususu da belirtilerek, isteme uygun olarak oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/05/2017 (¤¤)